Sinan Paşa Kimdir?

1

Sinan Paşa Kimdir? Sinan Paşa hayatı, eserleri, yazıları. Sinan Paşa hakkında bilgi.

SİNAN PAŞA, Divan edebiyatı düzyazı (nesir, inşâ) sanatçısı (Bursa, Edirne 1437 -İstanbul 1486). Asıl adı: Yusuf Sinaneddin. İstanbul’un ilk kadısı olan Hızır Bey’in oğludur. Babasının yolundan gitti, medrese öğrenimiyle müderrislik ve kadılık haklarını kazandı. Edirne’de çalışırken (1470) İstanbul’a çağrılarak Fatih Sultan Mehmet’e musahip ve hoca oldu, vezirlik rütbesi kazandığı için paşa diye anıldı, matematik ve astronomi gibi alanlarda da yetki sahibi olduğu için Hoca Paşa unvanı takıldı. Doğa olayları üzerindeki gözlemleriyle bazı sorunların nedenlerinin tanrısal olmayabileceğini ileri sürmesi dönemin bağnaz güçlerince suçlandı, etki altında kalan padişahın buyruğuyla bir süre hapsedildiği, çağdaşı olan aydın müderrislerin ağırlıklarını koymalarıyla bağışlanıp görevle Sivrihisar’a gönderildiği yazılıdır; II. Bayezit’in tahta çıkması üzerine (1841) Edirne’deki müderrislik görevine gönderildiği bilinir. Zamanın isteklerine uyarak şiirler de yazmışsa da bu ürünleriyle aranmaz. Bilimsel diye nitelenen ürünleri de Arapçadır. Tazarûnnâme (Yakarış Kitabı) adlı düzyazı (mensur) eseri ise divan inşâsına giden süslü, gösterişli seci denen uyaklarla uyumlu özel bir özenle yazılmıştır. Yine din-tasavvuf konusunda Risale-i-Ahlâk (Ahlâk Kitabı) Tezkeretü’l-Evliya (Erenler Derlemesi). Maarif nâme Tezarrûnâme ise günümüz diline aktarıldı.

Advertisement

1 Yorum

  1. SİNAN PAŞA
    Sinan Paşa On beşinci asır müderrislerinden ve edebiyatçı. İstanbul’un ilk kadısı büyük âlim Hızır Beyin oğludur. İsmi Yûsuf bin Hızır Bey bin Celâleddîn olup, lakabı Sinânüddîn’dir. Hoca Paşa şanı ile meşhur oldu. Doğum târihi ve yeri hakkında ihtilaf vardır. Birçok kaynak, 1440’ta İstanbul’da doğduğunu yazmaktadır.

    Sinân Paşa, ilk tahsilini babasından gördü. Genç yaştayken, geniş bilgiye sâhip oldu. Babasının 1459’da ölümü üzerine, Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından, önce Edirne’de bir medreseye sonra da Dârülhadîs’e müderris tâyin edildi. Bir süre sonra, sultanın teveccühünü kazanarak Sahn müderrisi ve Hâce-i Sultânî, yâni Sultan’a hoca oldu. İran’dan göç eden Ali Kuşçu’dan ders alan talebesi Molla Lütfi’nin, öğrendiği bilgileri kendisine tekrarlaması sûretiyle matematik ilmini öğrendi.

    Fâtih, devlet işlerinde de bilgisinden faydalanmak için, hocasını 1470’te vezir tâyin etti. 1473’te vezir-i âzam olmuş ise de, aynı yıl görevden alındı. Hakkındaki dedikodulardan dolayı hapsedildiyse de, âlimlerin araya girmesiyle hapisten çıkarılarak Sivrihisar kadılığına tâyin edildi. Beş sene kadar bu vazifede kalan Sinân Paşa, Sultan İkinci Bayezid’in tahta geçmesi üzerine, 100 akçe yevmiye ile Edirne Dârülhadîs müderrisliğine tâyin edildi. Sinân Paşa, Türkçe eserlerini bu vazifedeyken yazmıştır. Vefâtına kadar bu görevde kalan Sinân Paşa, 1486’da vefât etti. Eyüp Sultan türbesinin bahçesine defnedildi. Bâzı kaynaklarda ise Gelibolu’ya defnedildiği yazılıdır.

    Sinân Paşanın keskin bir zekâsı, üstün bir anlayış kâbiliyeti vardı. Bu kâbiliyetiyle, genç yaşta geniş bir bilgiye sâhip oldu. Son derece cömert ve derviş mizaçlıydı. Dünyâya değer vermezdi. Tasavvuf ehline büyük muhabbet gösterirdi.

    Sinân Paşa, babasından sonra, Hızır Bey Mektebinin Sinân Paşa kolunu tesis etti. Tokatlı Molla Lütfi, Balıkesirli Sarı Gürz Muhyiddîn, Aydınlı Karabâli, Tâceddîn İbrâhim, Kâdızâde-i Rûmî’nin oğlu Muhyiddîn Mehmed, Mevlânâ Abdurrahmân Müeyyedzâde, Şeyh Hacı Çelebi gibi kıymetli talebeler yetiştirdi.

    Sinân Paşa, edebiyatta da üstün olup, nazım ve nesir hâlinde eserler yazdı. Nesirleri secîli ve süslüydü. Buna, Sinân Paşa üslûbu dendi. Sinân Paşa; matematik, hey’et, fıkıh, kelâm ve ahlâk mevzularına dâir Türkçe ve Arapça eserler yazdı.

    Türkçe eserleri:
    1. Tazarrûnâme: Türk Edebiyatında süslü nesrin en başarılı örneklerindendir. İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey’in oğlu olan Sinan Paşa’nın soyu Nasreddin Hoca’ya dayanmaktadır. Zamanında ilim dağarcığı unvanını alan baba Hızır Bey oğlunun en iyi şekilde yetişmesi için ona gereken imkanları sunmuş bu anlamda devrin önemli alimleri Molla Güranî, Molla Hüsrev, Molla Kırımî, Hocazâde ve Kestelî’den ders aldırmıştır.

    Sinan Paşa 1459’da Fatih Sultan Mehmed tarafından Edirne’de bir medreseye müderris olarak atanmış daha sonra Dâru’l-Hadis’e müderris olmuştur. Bir süre sonra Hace-i Sultânî unvanına erişen Sinan Paşa, dünya malına asla kıymet vermeyen, ihsan ve cömertliği bir an elden bırakmayan bir kişidir. Tazarrunâme’deki “Mal mâr (yılan) olur, içi pür zehr hâ” 1 mısraı ile Maarifnâme’deki “Dünya ne fânidir ki sen onun nakdi için incinesin ve mal ne cîfedir ki eline irmediğine gücenesin” mısraı da aynı duyguyu içerir.

    Sinan Paşa’nın başarılı üslûbu taklit edilmiş ama geçilememiştir. Arapça olarak yazdığı on iki ilmî eseri bulunmaktadır. Türkçe eserleri Tazarrunâme, Maarifnâme ve Tezkiretü’l-Evliya’dır.

    Sinan Paşa, Tazarrunâme’nin yazılış gayesini, eseri okuyacak ağzı kutlu, dili tatlı, aşk erlerinin Fatiha ve dualarından istimdâd etmek olarak açıklar. Tazarrunâme çok okunan bir eser olarak dikkat çeker. Dış yapı bakımından eser iki bölümde incelenebilir. İlk bölüm asıl tazarruat kısmıdır ki 281. sayfaya kadar devam eder. İkinci bölüm bir giriş ile başlar. Eserde daha sonra Hz. Adem, Hz. İdris, Hz. Nûh, Hz. İbrahim Halil, Hz. Mûsa, Hz. Ãsâ ve Hz. Muhammed’in hayatı, vasıfları anlatılır. İlaveler bölümünde Peygamber ailesinin ve sahabelerin na’ti başlığı altında Aşere-i Mübeşşere, Dört Halife, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Hz. Hamza ve Hz. Abbas ile dört mezhep imamına ait na’tlar, Buhari ve Müslim hakkındaki na’tlar son olarak da İbni’l-Vefâ hakkındaki na’t ve arz-ı tazarruû niyaz yer alır.
    2. Nasîhatnâme: Ahlâka dâir, ikinci nesir tarzındaki eseridir. Güzel ahlâk, ilmin faydası, kanâat, tâat ve tevekküle teşvik, sünnet ve âdâb-ı Nebeviyyeye uymak, sükûtu övme, tövbe ve sadakaya teşvik, ehlullahın medhi gibi mevzûlar vardır. Yer yer hikmetler anlatılır. Nasîhatler verilir. Nasîhatnâme’ye Ahlâknâme veya Maârifnâme’de denmiştir.

    3. Tezkiret-ül-Evliyâ: Mensur bir eserdir. Alâeddîn Attar’ın Tezkiret-ül-Evliyâ’sı örnek alınarak hazırlanmış bir eserdir.

    Arapça eserleri:
    1) Hâşiye alâ Şerh-il-Mülahhas: Kâdızâde Rûmî’nin Çagmini Şerhi’ne yazılmış bir hâşiyedir. 2) Risâle min-el-Hendese: Ali Kuşçu’nun, Fâtih’in huzûrunda tartıştığı hendeseyle ilgili bir meselenin Sinân Paşa tarafından yazılmasıdır. 3) Hâşiye ale’l Mevâkıfi fil-Kelâm, Şerîf Cürcânî’nin Şerh-ül-Mevâkıf adlı kelâm ilmiyle ilgili eserine yapılan hâşiyedir. İkinci Bayezid zamânında yazılmıştır. 4) Beydâvî Tefsirine Hâşiye, 5) Feth-ül-Fethiyye, Ali Kuşçu’nun Fethiyye isimli eserinin şerhidir. 6) Risâle alâ Evveli Kitâb-it-Tehâreti min-el-Hidâye.

    UMARIM YARDIMCI OLUR HERKESE 😀

Reply To Besime Cancel Reply