Suyun Temel Özellikleri, Yapısı, Bulunduğu Yerler ve Kullanımı Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Suyun temel ve fiziksel özellikleri ve içme suyunun özellikleri nelerdir? Suyun yapısı nedir, nerede bulunur ve ne amaçla kullanılır?

Su, hava, toprak… Dünyamız bu üç şey üzerine kurulmuş olduğu gibi, bütün canlıların hayatı da bunlara bağlıdır.

Biliyorsunuz: Yeryüzünün dörtte üçü suyla (denizlerle) kaplıdır. Yeryüzündeki bütün sulara su küre (hidrosfer) denir, öte yandan, canlıların yapısında ağırlık bakımından yüzde 60 – 70 su vardır. Canlıları oluşturan hücrelerin plazmasındaki su oranı daha da yüksek, yüzde 80 – 95 arasındadır.

su damlası

Kaynak: pixabay.com

ZAYIFLARIN VÜCUDUNDA DAHA ÇOK SU VAR!

İnsanın vücudundaki su o kimsenin zayıf ya da şişman olmasına, kadın, ya da erkek olmasına göre de başka başkadır. Zayıf yapılı bir erkeğin vücudundaki su bütün ağırlığının üçte ikisi kadardır. Buna karşılık, aynı ağırlıktaki şişman yapılı bir erkeğin vücudundaki su bütün ağırlığının ancak yarısına yakındır. Zayıf bir kadında ise bu oran yüzde 60, şişman bir kadında yüzde 40 olur.

Su yaşamamız için vazgeçemeyeceğimiz bir maddedir. Çeşitli şekillerde kaybettiğimiz suyu su içerek, sulu yiyeceklerle, içeceklerle tamamlarız.

Advertisement

Su, sıvı bir madde olduğuna göre hem fiziğin, hem de kimyanın inceleme alanına girer. Kimya bakımından su bileşik bir cisimdir. Bir su molekülünde 2 hidrojen atomu ile 1 oksijen atomu vardır.

Normal şartlarda (0°C sıcaklık, 760 mm. atmosfer basıncı altında) gerek oksijen, gerekse hidrojen gaz halinde bulunan birer elemandır.

Daha önce gördüğümüz gibi havada büyük oranda oksijen vardır, canlıların solunumu oksijenle gerçekleşir. Hidrojen ise, havada çok az oranda vardır ama, birçok kimyasal olay sonunda hidrojen gazı açığa çıkar. Kimi olaylar ise tamamlandıktan sonra su verirler.

Su kimyasal bakımdan bir bileşik olduğuna göre oksijenle hidrojen elemanlarıyla yapay yolla su elde edilebilir. Laboratuvarlarda, elektroliz adı verilen bir yöntemle, hidrojen, oksijen gazları, elektrik akımından da yararlanılarak, su haline getirilir. Ancak, yukarıda da söylediğimiz gibi, yeryüzünde bol bol su bulunduğu için, biz günlük ihtiyaçlarımızı karşılamak üzere la-boratuvarda su yapmak zorunda kalmayız.

Advertisement

Doğada su çeşitli aşamalardan geçerek, kapalı bir çevrim yapar: Denizlerden, akarsulardan, göllerden buharlaşır, bulut olup gökyüzünde bir yerden bir yere gider, sonra uygun şartlara rastlayınca yağmur, kar, dolu, kırağı, çiy gibi değişik biçimlerde yeniden yeryüzüne döner. Bu arada insanlar, hayvanlar, bitkiler de, yaşamak için aldıkları suyu zamanla yeniden yeryüzüne verirler. Böylece, yeryüzündeki su miktarında büyük ölçüde değişme olmaz.

su

Kaynak: pixabay.com

HAVADA DA SU VAR

Soluduğumuz havada bir miktar su buharı vardır. Biz buna nem deriz. Havanın nemi de, zamana, iklim şartlarına göre değişir. Nem, canlıların yaşaması için büyük önem taşır. Kuru hava (nemsiz hava) sağlığımız için elverişli değildir. Havadaki nemi birtakım olaylara bakarak anlayabiliriz. İşte size birkaç örnek:

Deniz kıyısında dağlardakinden daha çok nem vardır. Onun için de tuzluktaki tuz deniz kıyısında daha çabuk nemlenir.

Kışın camların buğulanması havadaki nem yüzünden olur. Dışarısı soğuk, odanın içi sıcaktır. Cama yakın olan havanın içindeki su ısısını soğuk cama verir, yoğunlaşır, sıvı hale geçer. Onun için de buğu camın sokaktan yana olan yüzünde değil, odadan yana olan yüzündedir.

Advertisement

Hava gibi, toprakta da su vardır. Bazı toprak katmanları (tabakaları) gözeneklidir. Yüzeyden gelen suyu aşağılara geçirir. Böylece, toprağın derinliklerine inen su kil gibi su geçirmeyen katmanlara rastlayınca birikir. Böylece yeraltı suları oluşur. Bunlar zamanla kaynak, dere, ırmak gibi çeşitli şekiller altında yeniden yeryüzüne çıkarlar. Kimisi de, bir yol bulamadığı için, olduğu yerde kalır. O zaman, insanlar toprağı kazarak bu suları yeryüzüne çıkarır, kullanırlar. Kuyular, artezyen kuyuları bu anlattıklarımıza örnek olabilir.

Topraktan çıkan suyun içinde, erimiş halde, başka maddeler, madenler, tuzlar vardır. Bu bakımdan, suları birbirinden ayırırız. Temiz, mikropsuz, az kireçli, ya da hiç kireçsiz sular içme suyu olarak kullanılır. Bu nitelikleri taşımayan sular ise, tarımda tarlaları sulama’ da işe yarar. Bir şehrin yakınında su kaynağı yoksa en yakın su kaynağından, çoğunlukla, bir ırmaktan, gölden, barajdan borularla şehre su getirilir. Bu su bir merkezde temizlenir, içilmeyecek kadar kireçliyse kireci süzülür, içine belli oranlarda klor katılarak mikrop taşıması önlenir, ondan sonra geniş bir boru donanımıyla şehre dağıtılır.

bardak su

Kaynak: pixabay.com

İçme Suyu

Yapılan ortalama hesaplara göre bir insanın içme, yıkanma, yıkama, temizlik yapma için günlük su ihtiyacı 150 litredir. Ayrıca, endüstri merkezlerinde fabrikalar büyük miktarlarda su kullanırlar. Yalnız, fabrikalarda kullanılan suyun genellikle içme suyu gibi kireçten arıtılıp temizlenmesi zorunlu değildir. içme sularında aranacak özellikler şunlardır:

  • • İçme suyu mikropsuz olmalıdır.
  • • İçinde gözle görülebilecek hiçbir cisim bulunmamalıdır; görünüşü renksiz, saydam olmalıdır.
  • • Bekletilmiş suyu içmek doğru değildir. Dolayısıyla içme suyu taze, havalandırılmış, hoş içimli olmalıdır.
  • • Çok soğuk su içmek de zararlıdır. İçme suyunun sıcaklığı yaklaşık olarak 15 C° olmalıdır.

Sular, sabunu köpürtmelerine göre, çeşitli sertlik derecelerine ayrılmıştır. Suyu köpürtmek için gereken sabun damlası ile suyun sertliğini ölçeriz. Sert suların köpürmesi için yumuşak sular için gerekenden daha çok sayıda sabun damlası gerekir. Sertlik derecesi 10, ya da daha küçük olan sulara yumuşak su, 10 -15 arasında olanlara orta su, sertlikte daha yüksek olanlara sert su deriz. Genellikle, içme sularının yumuşak olması gereklidir.

Advertisement

Leave A Reply