Mezopotamya Mitolojisinde Utu / Şamaş: Işığın Kaynağı Güneş Tanrısı

0

Mezopotamya mitolojisinde Güneş Tanrısı olarak bilinen Utu / Şamaş’ın özellikleri, hikayesi nedir? Işığı getiren Utu Şamaş’ın efsanesi.

Utu Şamaş

Advertisement

Utu/Şamaş

Güneş tanrısı Utu ışığı getirmiştir ve ışığın aydınlığı sayesinde her şeyi açık seçik görür. Bu durum onu eşitliğin ve adaletin ideal kollayıcısı ve koruyucusu kılar. Güneş ışığı ile adalet arasındaki köklü ilişki Kitab-ı Mukaddes’teki “adaletin güneşi” (Malaki 3:20) ibaresinde de görülebilir.

    • Utu, Sümer dilinde “ışık” ya da “gün” anlamına gelebilir
    • Akad dilindeki Şamaş adı şamşu’yla (“güneş”) ilintili olabilir
    • Utu, Nanna‘nın oğlu ve İnana‘nın kardeşidir
    • Güneş tanrısı olarak ışığı getirdiğine ve adaletten sorumlu olduğuna inanılır.
    • Ölüler diyarına gidişte canlılara yol gösterir
    • Ona tapınılan asıl kentler Larsa ve Sippar’dı
    • Çoğu kez elinde bir asa ve halkayla tahta oturmuş halde tasvir edilirdi

Utu her sabah Mezopotamya’nın doğusundaki dağlarda, bekçi tanrıların ona kapıları açmasıyla yola çıkar. Gün boyunca canlılar için ışık saçtıktan sonra, batıdan doğuya doğru aksi istikameti izler ve böylece ölüler diyarına ait bölgelerden geçer. Utu hem canlıların, hem de ölülerin yargıcıdır.

Babil’in ünlü hükümdarı Hammurabi, kanunnamesinin yer aldığı bir sütunda Utu’ya hukuk ve düzenin bekçisi tasviriyle yer vermişti. Sürekli savaşın olağan durum sayıldığı bir bölgede barış ve istikrar arzusu, göründüğü kadarıyla tehdit edici karanlıkta ışığa duyulan özlem kadar güçlüydü.

Utu Şamaş

Advertisement

Utu’nun Ölüler Diyarından geçişi

Gök tanrıları, insan hükümdarlara benzer birer varlık gibi görünürdü. Utu’nun göksel rotası boyunca günlük işlerini tamamladıktan sonra, karısı Ningal’ın yanında dinlenmek üzere sarayına döndüğü söylenirdi. Bazı efsaneler, Utu’nun, yolculuğunu tüm evren boyunca sürdürerek geceleyin de dolaştığını ileri sürer. Buna göre, batıdan tekrar doğuya doğru giderek büyük bir dehlizi aşarken, güç ve tehlikeli bir yolculukla ölüler diyarına ait bölgelerden geçer. Yeraltı dünyasındaki ölülere ışık götürür ve hukuk davalarına bakar. Yolculuğu sırasında yeni ölenleri ölüler diyarına götürür ve ruhlarını yanına alarak dünyaya geri getirir. Utu dehlizin ucuna vardığında, dağlardan tekrar geçmek için testeresini kullanır ve onun görünmesiyle birlikte güneş yeniden doğar.

Hukuk Metinleri

MÖ 18. yüzyıldan kalan Hammurabi kanunnamesi uzun bir geleneğin bir parçasıdır. Sümer hükümdarı Urnamma’nın kanun derlemesi MÖ 21. yüzyılda hazırlanmıştır. Günümüzde bilinen toplam iki Sümer ve dört Akad kanunnamesi vardır. MÖ 25. yüzyılda yaşamış Urukagina’nın tapınak yararına hükümdar ayrıcalıklarını kaldırmaya yönelik reform metinleri bunlardan daha da eskidir.

Utu Şamaş

Şamaş ve Hammurabi Sütunu

Tarihteki ilk örneklerden biri olan Hammurabi kanunnamesinin yer aldığı sütunda, Şamaş “göğün ve yerin büyük yargıcı” olarak nitelendirilir ve krala güçsüz insanları koruyarak onlara hizmet etme “hakkını ve görevini” verdiği belirtilir. Hammurabi görevini hakkıyla yerine getirdiğini kanıtlamak için, kendisini insanlara yeşil çayırında konaklama iznini veren bir sığırtmaç olarak gösterir. Bu görüntüde Şamaş saygılı bir duruşla önünde bekleyen Hammurabi’ye otoritenin simgeleri olan bir ölçüm değneği ve halatını teslim eder. Sütunda görülen tapınak, tanrı için bir taht işlevi görür ve tanrının ayakları dağların üstünde durur.

Gılgamış’ın Yardımcısı

Utu, Kral Gılgamış ile ilgili hikayelerde, Utu onun koruyucusu olarak gösterilir. Gılgamış sedir ağaçlarını kesmek üzere dağlara gitmek istediğinde bu Tanrı yöreyi çok iyi bilen yedi yerel savaşçıyı onunla birlikte gönderir. Gılgamış destanında kahramanın annesi olan Tanrıça Ninsun oğlunun tezcanlılığına yol açan Güneş Tanrı’sının onu tehlikeli maceraya sürüklemesinden yakınır.

Advertisement


Leave A Reply