Türklerin Yaptığı Mimari Eserler (Türk Dünyası Şaheserleri) Nelerdir?

0

Türkler tarih boyunca hangi mimari eserleri vermişlerdir, bu eserlerin özellikleri nelerdir? Türklerin mimari eserleri hakkında bilgi.

Türklerin Yaptığı Mimari Eserler (Türk Dünyası Şaheserleri)

Bilgiler ve resimler Eskişehir Esminyatür Türk Dünyası Şaheserleri Parkı’ndan alınmıştır. Park kesinlikle gezilmeye değer, harika minyatürlerle doludur.

Advertisement

SELİMİYE CAMİİ
Edirne/TÜRKİYE

Kanuni’nin Hürrem Sultan’dan olma oğlu, II.Selim’in (Sarı Selim) (1566-1574) emri ile o sıralarda 79 yaşında olan Mimar Sinan tarafından Hicri 976 (Miladi 1569) yılında başlanmış, Hicri 982 (Miladi 1575) yılında bitirilmiştir. Kanuni tarafından Süleymaniye gibi bir şaheser yaptırılması üzerine, Kanuni’nin oğlu da babası gibi bir şaheser yaptırmayı arzu eder. Ancak bu eser İstanbul’da olursa, babası Kanuni ile yarışmış veya onun yaptırdığı eseri gölgede bırakma endişesiyle, İstanbul’un dışında bir şehir tercihi ile karşı karşıya kalmıştır: Bursa ya da Edirne. Edirne İslam’ın Batıya açılan kapısı, o zamanki nüfus yoğunluğu ve İstanbul’dan önceki başkenti olması hasebiyle tercih sebebi olmuştur. Cami, 130/190 metre boyutlarında dikdörtgen olarak planlanmış bir külliyedir.


DİVRİĞİ ULU CAMİİ
Sivas / TÜRKİYE

Külliyeler vardır ki banisini ölümsüzleştirir. Külliyeler vardır ki yapıldığı devri yüceltir. Külliyeler vardır ki geçmişten geleceğe ışık tutar. Bu ışık, kişinin kültürüne ve aldığı eğitime hitap edip onu düşünceden düşünceye, hayalden hayale ve hayretten hayrete sevk eder. İşte bu özellikleri ile Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası nevi şahsına münhasırdır. Hicri 626 yılında yapımına başlanan ve tarihte Ahmet Şah (Mengücek] Külliyesi olarak bilinen yapıttan geride kalan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası bitişik nizamda edilmiş olup, medrese ve türbe ile birlikte ziyaretçilerini ağırlamaktadır. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine alınmış, insan yapısı ilk İslam eseridir. Ulu Camii, Ahmet Şah tarafından, Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. Mimarı, Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’tır.

Advertisement

DİYARBAKIR ULU CAMİ
Diyarbakır / TÜRKİYE

Anadolu’nun en eski camilerindendir. Hz. Ömer Döneminde şehrin merkezindeki en büyük mabet olan Martoma Kilisesi’nin bulunduğu alana 639’da inşa edilmiştir. Cami farklı zamanlarda birçok onarım görmüştür. Büyük Selçuklu hükümdarı Melikşah, İnal ve Nisanoğulları, Anadolu Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev, Artuklular, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ve Osmanlı padişahlarından birçoğuna ait kitabeler caminin muhtelif yerlerinde görülmektedir. Diyarbakır Ulu Camii, İslam âleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilmektedir. Ünlü bilgin El-Cezeri’nin 800 yıl önce yaptığı güneş saati caminin avlusundadır.


AHLAT ULU KÜMBET
Bitlis / TÜRKİYE

Ahlat’a girişte, Meydanlık Kabristanı’nın güneyinde uzanan tarlaların ortasında, Van Gölü’ne oldukça yakın bir yerdedir. Türk sanat ve zevkinin göstergesi olan bu kümbet, Ahlat’takilerin en büyüğü olduğu için “Ulu Kümbet” olarak adlandırılmıştır. 13. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.


ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
Erzurum / TÜRKİYE

Anadolu Selçuklu dönemi medreselerindendir. Avlulu, 2 katlı, 4 eyvanlı medrese tipinin anıt örneklerinden biridir. I. Alaaddin Keykubat’ın kızı Huvand Hatun zamanında yaptırılmıştır. Bunun için yapının bir adı da Hatuniye Medresesi’dir.

Advertisement

ÂŞIK PAŞA TÜRBESİ
Kırşehir / TÜRKİYE

Kırşehir’de Âşık Paşa mahallesinde yer almaktadır. 13. yüzyılda eserlerini sade bir Türkçe ile kaleme alan ve Türkçe’nin zenginliğini savunan mutasavvuf halk şairi Âşık Paşa bu türbede yatmaktadır. Türbe 1333’de Aşıkpaşa’nın yeğeni ve Eratna veziri Alâeddin Ali Şah Ruhi tarafından yaptırılmıştır. Türbe planı bir koridor ve mezarın bulunduğu kare bölümden ibarettir. Taç kapısını bugünkü tıp rozetini andıran bordür çerçevelemekte olup, yanma alınmış taç kapısının kavsarası, istiridye nişi şeklindedir. Tamamen mermerden inşa edilen türbe, Selçuklu mimari sanatından sonra yeni bir mimari üslubun tek örneği olarak kalmıştır.


ETHEM BEY CAMİ ve SAAT KULESİ
Tiran / ARNAVUTLUK

Arnavutluk’un Balkan ve Akdeniz kültürünün harmanlandığı başkenti Tiran, aynı zamanda ülkenin en büyük şehridir. Ethem Bey Camii ve şehir merkezindeki saat kulesi, Osmanlı döneminin Tiran’a bıraktığı seçkin eserlerden sadece ikisidir. Asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalan Balkan yarım adasının güney ülkesi Arnavutluk’un başkentinin şehir merkezindeki Hacı Ethem Bey Camii, 18 ila 19.yüzyıllarda Tiran’da inşa edilen 8 büyük camiden günümüze sağlam olarak ulaşabilen tek Osmanlı camisidir. 18. yüzyılda Tiran Valisi Ethem Bey tarafından yapımına başlanan cami, Ethem Bey’in vefatından sonra oğulları tarafından tamamlanmıştır. Tek kubbeli eser olan bu caminin içi, Arnavutluk’un bazı kesimlerindeki zevke uygun olarak renkli ağır kalem işi nakışlarla süslenmiştir. Caminin içinde Ethem Bey ve hanımının mezarları bulunmaktadır.


MÜMİNE HANIM TÜRBESİ
Nahçivan / AZERBAYCAN

Nahçivan şehir merkezindedir. Nahçivan, bir yönetim merkezi olmasının dışında önemli bir kültür merkezidir. Büyük Selçuklu mimarisinin önemli merkezlerinden biri olan Nahçivan, Azerbaycan’ın diğer bölgelerine hâkim olan kesme taş mimarisine karşı tuğla mimarisinin daha çok geliştiği bir bölgedir. Özellikle anıt mezar mimarisi bakımından çok zengin olan Nahçivan’da en dikkate değer yapı Mümine Hatun Kümbeti’dir. Büyük Selçuklu atabeklerinden İldenizoğulları dönemine aittir. Kümbet, atabekliğin kurucusu Şemsettin İldeniz’in karısı Mümine Hatun için oğlu Kızıl Arslan tarafından 1186 tarihinde yaptırılmıştır. Türbenin mimarı 1162 tarihinde Nahçivan’da Yusuf Bin Kuseyir Kümbetini’de inşa eden Acemi bin Ebubekir’dir. Selçuklu çağının İslam mimarisine bir hediyesi olan bu yeni kümbet biçimi İran’a ve Anadolu’ya yayılan standart bir tip olup bu dönemde başka örnekleri de olmuştur.


MOSTAR KÖPRÜSÜ
Mostar / BOSNA-HERSEK

Mostar Köprüsü’nün hikâyesi aslında bu topraklardan çıkan bir çocuğun; Mimar Hayrettin’in hikâyesidir. Mimar Hayrettin, ilk önce Mimar Sinan’ın çırağı daha sonra kalfası olmuştur. Kanuni dönemi Osmanlı İmparatorluğunun en zirvede olduğu zamanda, Sultan Süleyman, Mimar Sinan’ı çağırarak “Mimarbaşım, şanımıza layık bir köprü yapılsın” der. Mimar Hayrettin doğup büyüdüğü bu topraklara faydası olsun ister ve tüm cesaretini toplayarak bu göreve talip olur. Köprü İslam medeniyetinin simgesi olarak hilal şeklinde ve Allah’ın 99 ismine istinaden 99 basamaklı olarak yapılır. Proje 9 yıl sürüyor ve 1566’da tamamlanıyor. 1992’de Sırp ve Hırvatlar tarafından top atışları ile yıkılan Mostar Köprüsü, 2004’te Türkiye Cumhuriyeti tarafından aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir.


ALACA CAMİ
Kalkandelen/MAKEDONYA

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan cami, Kalkandelen’in simge mimari yapılarındandır. Mimarı İshak Bey’dir. 1438 yılında yapılmış, 1833 yılında Abdürrahman Paşa tarafından onartılmıştır. 1991 yılında caminin etrafına Osmanlı tarzında duvar yaptırılmış, 2010 yılında ise Alaca Cami için yeni bir bakım çalışması yapılmıştır. Adını mimari yapısındaki alacalıktan, renkliliğinden almıştır. Alaca Cami’de genel seramik süslemelerin aksine çiçek desenleri görülür. Camideki boya düzenini kurmak için 30.000’den fazla yumurta kullanılmıştır. Dönem camilerinin çoğu bir sultan, bey, paşa veya bir makam sahibi kişinin mali desteğiyle yapılırken; Alaca Cami, Kalkandelenli iki kız kardeşin mali desteği ile yaptırılmıştır. Duvarlarla çevrelenmiş olan avlusunda, caminin yapımını sağlayan iki kız kardeşin; Hurşide ve Mensure Hanımlar’m türbeleri bulunmaktadır.


Advertisement

TAC MAHAL
Agra / HİNDİSTAN

Tac Mahal dünyanın en çok ziyaret edilen tarihi yapılarından biridir. Eser aynı zamanda Hindistan’ın en çok ziyaret edilen turistik mekanıdır. Yapımı 20 yılda tamamlanan Tac Mahal, Hindistan’ın Agra kentinde yer alır. İstanbul’dan getirilen Türk mimarların (Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi) yaptıkları bu eser, dünyanın en güzel, en muhteşem ve en meşhur türbesidir. O zamanki imparatorluğun dikilmiş en büyük ve en güzel anıtı olarak kabul edilen bu türbe, Hindistan Türk İmparatorluğunun 5.hükümdarı Şah Cihan (1593-1666) tarafından, büyük bir aşkla sevdiği eşi Ercüment Banu’nun (Mümtaz Banu) ölümü üzerine onun hatırasına yaptırılmıştır. Yapının mimarları, Mimar Sinan’ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul’dan davet edilmişlerdir. 163o’da inşasına başlanan eser, 22 yıl sonra 1652’de tamamlanmıştır.


HÜMAYUN TÜRBESİ
Agra / HİNDİSTAN

Babür Türk Devleti’nin 2. Hükümdarı olan Hümayun’un vefatının 9. yılında eşi Hacı Begüm Hatun’un talimatıyla 1565’te inşasına başlanmıştır. Yapının mimarı İranlı Mirek Mirza Giyas’tır. Hümayun türbesinin çevresi 55 metre uzunluğunda kırmızı kumtaşından yapılma duvarlar ile çevrilidir. Türbe içinde 1508- 1556 yılları arasında yaşamış olan Babür Türk Devleti’nin 2. Hükümdarı Hümayun’un mezarı yer alır. Kompleks içerisinde türbe haricinde daha birçok yapı yer almaktadır.


GÖK KÜMBET
Kerkük / IRAK

Müslümanların ölülerini gömdükleri binalara kümbet veya türbe denilmektedir. Kümbet kubbe ile çokgen tabanlı ve tepesi sivri külah biçimindeki örtülü olan mezar anıtlarıdır. Selçuk Türklerine ait kümbetler Türk mimarisinin en orijinal örnekleridir. Türkmen şehri Kerkük’te Irak Türklerinin simgesi olan Kerkük Kalesi ve bu kalenin içinde Türk tarihi eserlerden biri Gök Kümbet’tir. Gök Kümbet, 1361 yılında Cezayirliler döneminde yapılmıştır. Kale’nin içinde günümüze kadar ayakta kalabilen Türk mirasının bir şaheseridir. Selçuklu dönemine ait Gök Kümbet’in dış duvarları ile karşı karşıya geldiğimizde, üstündeki yazıttan da anlaşıldığı gibi Kümbet 14. yüzyılda Selçuklu Hanedanına mensup Buğday Hatun için yaptırılmıştır. Türk çadırından ilham alınarak yapılan yapı iki katlı, sekiz köşelidir, kemer ve pencere süslemeleri yeşil renk ağırlıklı pişmiş topraktandır, bu sebepten Türkmenler bu esere Gök Kümbet’in yanı sıra Yeşil Kümbet de derler.


33 GÖZLÜ KÖPRÜ
İsfahan / İRAN

İsfahan şehrinin ortasından geçen Zayende Nehri üzerinde yer almaktadır. 1602 yılında inşa edilmiştir. Kendisini ayakta tutan 33 sütun üzerine inşa edildiğinden bu ismi almıştır. Yapan mimarın adına ithafen Allahverdi Han t Köprüsü olarak da anılmaktadır. Köprünün uzunluğu 300 metre, genişliği ise 14 metredir.


HOCA AHMED-İ YESEVİ KÜLLİYESİ
Yesi-Türkistan / KAZAKİSTAN

Batı Türkistan’ın Sayram şehrinde doğmuş, tasavvufi marifetleri Buhara’da edinmiş bulunan, Hoca Ahmet Yesevi tarikat kurucusu, şair ve din büyüğü olarak Türk Dünyası’nın manevi hayatını etkilemiş nadir kişilerdendir. 1093-1166 yılları arasında yaşayan Pir-i Türkistan Hoca Ahmed-i Yesevi, İslam’ın Türk boyları arasında daha anlaşılır hale gelmesinde önemli rol oynamıştır. Türk tasavvuf ekollerinin kurucusudur. Özellikle Nakşilik, Bektaşilik ve Yesevilik üzerinde etkili olmuştur. Hoca Ahmed-i Yesevi Medresesi ve Türbesi’nin ilk hali 1394-1397 yıllarında Timur tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra Buhara Hükümdarı Abdullah Han ve 19. Yüzyılda Kokand Hanı tarafından külliyeye ilaveler yapılmıştır.


RABİA SULTAN TÜRBESİ
Yesi-Türkistan / KAZAKİSTAN

Hoca Ahmed-i Yesevi Külliyesi yakınına Timur’un oğlu Uluğ Bey’in kızı Rabia Begüm Sultan için 15. yüzyılda yaptırılmıştır. Sekizgen prizma biçiminde inşa edilen bina yüksek kasnaklı, sivri kesimli kubbe ile taçlanmıştır. , Kasnak ve kubbenin yüksekliği türbenin gövde yüksekliği ile aynıdır. Türbe en son Türkiye Cumhuriyeti tarafından tamir ettirilmiştir.

Advertisement

HANSARAY
Bahçesaray / KIRIM

Kırım Hanı’nın sarayı olan Han Saray Bahçesaray Şehrinde bulunmaktadır. Bahçesaray Kırım Hanlığına 1530-1783 yılları arasında başkentlik yapmıştır. Ayrıca Güney Avrupa’daki Türk-İslam Kültürünün bir abidesi olarak özel bir öneme sahiptir. Kırım Hanı I. Sahib Giray tarafından inşa edilmiştir. Sarayda Han Türbeleri’nin yanı sıra Harem, Han Cami ve Göz Yaşı Çeşmesi gibi yapılar bulunur. Tarihte birçok kez tahrip edilen ve yakılan Han Cami geçtiğimiz yıllarda Türkiye Cumhuriyeti tarafından tamir ettirilerek ibadete açılmıştır.


SULTAN MURAT TÜRBESİ
Priştine / KOSOVA

Sultan I. Murat ya da Meşhed-i Hüdavendigar Türbesi, Priştine-Mitroviça yolu üzerinde Priştine’ye 5 km mesafedeki Kosova’daki en eski Osmanlı mimari eseridir. 14. yüzyılda inşa edilmiştir. Kosova Savaşı’nda şehit edilen Sultan Murat Hüdavendigar Bursa’ya götürülerek oradaki türbesine defnedilmişse de Yıldırım yine de Kosova’da babası adına bu türbeyi yaptırmıştır. Sultan 1. Murat Han’ın şehit olması sonrasında iç organlarının gömüldüğü yerdir. Türbe Balkanlardaki Türk ve Müslümanlar açısından İstanbul’daki Eyüp Sultan Türbesi ile aynı önemi taşımakta, yoğun şekilde ziyaretçi çekmektedir.


FATİH CAMİ
Priştine / KOSOVA

Fatih Camii, Kosova’nın merkezi Priştine’de XV. Yüzyıla ait bir camidir. Kapısı üstündeki dört satırlık kitabesinden öğrenildiğine göre 1460-1461 yılında yapılmıştır. Fatih Camii, Osmanlı dönemi Türk klasik mimarisinin heybetli ve güzel eserlerindendir. Dört sütunlu ve üç bölümlü kubbelerle örtülü olan son cemaat yerindeki yayvan kemerli bir kapı içeriye geçit verir. Bu yekpare sade mekânın üstünü, pencereli yüksekçe kaynaklı 14 metre çapında bir kubbe örter. Kareden kubbe yuvarlağına geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Çevre düzenlemesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından TİKA marifeti ile yaptırılmıştır.


GÜL BABA TÜRBESİ
Budapeşte / MACARİSTAN

1531’de Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine Budin’e giderek burada bir tekke kuran Gül Baba, Bektaşi hoşgörüsü ile kısa zamanda halkın sevgisini kazandı. 1541’de Budin savaşında şehit düşen Gül Baba’nın cenaze namazını Şeyhülislam Ebussuud Efendi kıldırmış ve iki yüz bin kişinin iştirak ettiği cenaze namazına Kanuni Sultan Süleyman da katılmıştır. Gül Baba’nın defnedildiği tepeye de “Gültepe” adı verilmiştir. Türbe 1548’de Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.


MUSTAFA PAŞA CAMİ
Üsküp / MAKEDONYA

Üsküp Kalesi’nin alt kesiminde, kalenin önündeki yolun hemen karşısında yer alır. Caminin alt kısımlarında kalan bölge Üsküp’ün en meşhur yerlerinden olan Türk Çarşısı’dır. Kale, cami ve çarşının yer aldığı bu alan şehrin tarihi kesimidir. Üsküp’teki Türk Çarşısı’nın hemen üst kısmında konuşlanmış olan cami 1492 yılında Yavuz Sultan Selim’in veziri olan Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Paşanın adı, cami girişindeki kitabede bulunur. Mustafa Paşa, II. Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim’in veziri olmuştur. Döneminde görevlerinde oldukça faydalı olmuş bir devlet adamıdır. Tarih içinde camiye herhangi bir ekleme yapılmamış, mevcut yapısı günümüze kadar aynen korunmuştur. 2006 yılından itibaren restorasyon çalışmaları TİKA tarafından gerçekleştirilmiştir.


Advertisement

ORHUN ABİDELERİ
Orhun Vadisi / MOĞOLİSTAN

Göktürklerin dönemine ait yazılı abidelerdir. Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adma hazırlanmıştır. Orhun Abideleri Türk dil ve edebiyat tarihi için paha biçilmez şaheserlerdir. Tonyukuk 716, Kül Tigin 732, Bilge Kağan 735 yılında dikilmiştir. Kül Tigin yazıtı Bilge Kağan’ın ağzından yazılmıştır. Anıtlarda döneme ait tarihi bilgilerin yanı sıra gelecek nesiller ve devlet yöneticileri için öğütler yer almaktadır.


ULUĞ BEY MEDRESESİ
Semerkant / ÖZBEKİSTAN

Timurlular Devleti’nin IV. Sultam ve aynı zamanda devrin önemli bilim adamlarından biri olan Uluğ Bey tarafından 1420’de yaptırılmıştır. Medresenin inşasında tıpkı bir usta gibi Uluğ Bey de bizzat çalışmıştır. Medresede devrin önemli âlimlerinden Cemşit El Kâşî, Kadızâde Rumî ve Ali Kuşçu görev yapmışlardır. Her yönü ile Türk-İslam sanatının tüm unsurlarını üzerinde barındıran bu nadide eserin taç kapısındaki kitabesinde Peygamber Efendimizin “Âlimin diğer insanlara göre durumu, dolunayın diğer yıldızlar arasında parlayışı gibidir.” sözü yer almaktadır.


BÂLÂ HAVUZ CAMİ
Buhara / ÖZBEKİSTAN

Büyük bir havuzun kenarında olduğu için bu isimle anılmaktadır. İlk yapılış tarihine ilişkin kesin bilgi yoktur. 20. yüzyılda kapsamlı bir tadilat geçirerek bugünkü halini almıştır. Normalde bu camide yirmi ahşap sütun bulunmaktadır. Mevcut yirmi sütun, cami önündeki havuz suyuna kırk sütun olarak yansıdığı için bu yapı halk arasında “Kırk Sütunlu Cami” olarak da bilinmektedir. Bâlâ sözü “büyük, yüce” anlamındadır. Özellikle ahşap üzerine kalem işi süslemeleri ve mukarnas sütun başlıkları ile dikkat çeker.


MUHAMMED EMİN HAN KÜLLİYESİ
Hive / ÖZBEKİSTAN

Orta Asya’nın en büyük medreselerinden biridir. Devrin hükümdarı Muhammed Emin Han tarafından 1855’te yaptırılmıştır. Kalta Minare, 1855’te Muhammed Emin Han zamanında tüm Hive’yi görecek yükseklikte yapılmak üzere planlanmış ama Han vefat edince 85 metre yükseklikte planlanan minarenin 29 metresi bitirilebilmiştir. Kalta kelimesi “güdük, eksik” gibi anlamlara gelir. Minarenin 14 metre olan taban çapı yukarı doğru daralmaktadır.


ÇÂR MİNARE (Dört Minare)
Buhara / ÖZBEKİSTAN

Zengin bir Türkmen olan Halif Niyaz Kul tarafından 1807’de yaptırılan büyük bir medresenin anıt kapısıdır. Zamanla medrese yıkılmış ama kapısı ayakta kalmıştır. Minareye benzeyen dört kulesinden dolayı Farsça dört minare anlamına gelen Çâr Minare olarak anıla gelmiştir.


İSMAİL SAMANİ TÜRBESİ
Buhara / ÖZBEKİSTAN

875-999 yılları arasında hüküm süren Samaniler Devleti Hükümdarlarından İsmail Samani için 9. ve 10. yüzyıllarda yaptırılan türbede, İsmail Samani’nin babasının kabri de bulunmaktadır. İsmail Samani Türbesi, kubbeli karenin en dikkat çekici örneği olmasının yanı sıra, Kubbetü’s Süleybiye’den sonra bilinen en eski türbedir.

Advertisement

ŞAM OSMANLI TREN GARI
Şam / SURİYE

II. Abdülhamit Han tarafından 1900-1908 yıllarında Hac yolunu kolaylaştırmak için hazırlanan projede önemli duraklardan biri Şam Tren İstasyonudur. Asıl proje İstanbul-Mekke arasını demiryolu ile bir birine bağlamayı amaçlamaktadır. Ama o yıllarda çıkan uluslararası sorunlar nedeni ile demiryolu, tamamlanamamıştır. Hicaz Demiryolu inşaatında 2.666 kâgir köprü ve menfez, 7 demir köprü, 9 tünel, 96 istasyon, 7 gölet, 37 su deposu, 2 hastane ve 3 atölye yapılmıştır.


MEDİNE OSMANLI TREN GARI
Medine / SUUDİ ARABİSTAN

II. Abdülhamit Han tarafından 1900-1908 yıllarında Şam ile Medine arasında inşa ettirilen demir yollarının en önemli duraklarından biri Medine Tren garıdır. Hac yolunu kolaylaştırmak için inşa edilen Hicaz Demiryolu o yıllarda çıkan uluslararası sorunlar nedeni ile Medine’den öteye geçememiştir. Hicaz Demiryolu inşaatında 2.666 kâgir köprü ve menfez, 7 demir köprü, 9 tünel, 96 istasyon, 7 gölet, 37 su deposu, 2 hastane ve 3 atölye yapılmıştır.


SULTAN SENCER TÜRBESİ
Merv / TÜRKMENİSTAN

1086’dan 1157’ye kadar 39 sene hüküm süren Sultan Sencer, kendi sağlığında Sarahslı Mimar Muhammed bin Adsız’a “Dar’ul Ahireh” (Ahiret Evi) adıyla bu türbeyi yaptırmıştır. Türbe Moğol istilaları sırasında yağmalanmış ve yakılmıştır. Farklı zamanlarda birçok kez tamir gören « Sultan Sencer Türbesi, en son 2004’te Türkiye Cumhuriyeti tarafından restore edilmiştir.


SULTAN TEKEŞ KÜMBETİ
Köhne Ürgenç / TÜRKMENİSTAN

1172-1200 yıllarında hüküm süren Harzemşah Sultanı Alaeddin Tekeş tarafından yaptırılmıştır. Harzemşahların başkenti Ürgenç o yıllarda önemli bir bilim ve kültür merkezidir. Sultan Alaeddin ve oğlu Muhammed döneminde şehir gayet mamur hale getirilmiş ve birçok anıt yapı inşa edilmiştir. Ancak 1221’de Moğol istilası nedeniyle şehir tahrip edilmiş ve günümüze ancak birkaç bina ulaşabilmiştir. Bunlardan biri de Sultan Tekeş Kümbeti’dir. Türkmenistan’ın Daşoğuz vilayeti Köhne Ürgenç mevkiinde bulunmaktadır.


BEY HAMAMI
Selanik / YUNANİSTAN

II. Murad döneminde 1444’de yaptırılan Bey Hamamı Yunanistan’da ayakta kalabilmiş nadir Osmanlı eserlerinden biridir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu hamamın diğerlerinden çok üstün özelliklere sahip olduğunu yazmaktadır. Bugünkü Çelanik’in kalbi sayılan en büyük caddesi Egnatia üzerinde bulunan Bey Hamamı “Cennet Hamamı” adıyla da bilinmektedir.

Advertisement


Leave A Reply