Yaşlanmayla Ortaya Çıkan Biyolojik Değişimler – Yaşlandıkça Vücudumuz

0
Advertisement

İnsan vücudunda yaşlanmayla beraber ortaya çıkan biyolojik değişimler nelerdir? Yaşlanınca vücudumuz nasıl değişir, hakkında bilgi.

gülen yaşlı

Kaynak : pixabay.com

Yaşlanmayla Ortaya Çıkan Biyolojik Değişimler

İnsan vücudunda, yaşlanma nedeniyle çeşitli değişiklikler ortaya çıkar. Beklenen yaşama süresi giderek uzadığı için toplumun giderek daha büyük bir bölümü orta yaşın üstündeki bireylerden oluşmaktadır. Zamanın insan vücudunda bıraktığı izler her bireyde farklı yaşlarda kendini gösterir. 75 yaşına gelip de 55 yaşındakiler gibi dinç insanlar vardır. Deri, vücutta yaşlanmanın en belirgin biçimde fark edildiği bölümlerden biridir. Bebekte kadifemsi, yumuşak ve pürüzsüz olan deri, giderek sert, kırışık ve yıpranmış bir parşömene dönüşür. Saçlar ağarır ve dökülür; buna karşılık vücuttaki öbür kıllar güçlenir ve sayıca artar.

Doku Yenilenmeleri

Yara iyileşmesi daha uzun zaman alır; 60 yaşındaki bireyde dokular 10 yaşındakine göre beş kez daha uzun sürede yenilenir. Omurilikten çıkan sinirlerdeki duyu lifleri giderek azalır; gangliyon hücrelerinde pigment birikimi görülür, bazıları yıkıma uğrar. İşitme organındaki sinir hücreleri ve liflerinden bazıları yozlaşır; yüksek frekanslı sesleri işitme yeteneği azalır. Göz merceği esnekliğini yitirir. Beynin küçülmesi 40 yaşından sonra bir ölçüde başlarsa da, bu süreç 75 yaşından sonra, özellikle alın ve artkafa loblarında çok belirgin bir hal alır. Bu küçülme, zihinsel yetilerdeki düşüşle bağıntılı değildir. Yaşlılardaki zihinsel düşüş, genellikle Alzheimer hastalığı ya da beyin damarları hastalığı gibi bozuklukların sonucunda ortaya çıkar.

Kemik doku

Kemikler Hafifler

Yaşlılarda kemikler hafifler, çok kolay kırılabilir, ezilip berelenebilir; kemik yıkımı yapımına göre çok daha fazladır. Kemikteki kalsiyumun bir bölümü kana geçtiği için atardamarlarda ve kıkırdak dokusunda, bağlarda ve kasların kirişsi yapışma yerlerinde kalsiyum birikintileri olur. Eklemlerde kemik uçlarını örten kıkırdak dokusu incelerek yer yer kaybolur. Böylece kemikler birbiriyle doğrudan temas haline geçer. Kas gücünün azalması kişiden kişiye önemli farklılaşmalar gösterir. Esnek doku, çok kullanılmış lastik bir bant gibi, esnekliğini yitirir. Deride oluşan kesiklerin iki kenarının açık kalmasını, atardamarların kan basıncına direnç göstermesini ve her hareketten sonra bağdokuların yeniden dinlenme durumuna geçmesini sağlayan esnek dokular çok erken, bazı bireylerde 45 yaşında yıpranabilir. Akciğerlerdeki hava keseciklerinin (alveol) duvarlarındaki esnek doku yıpranırsa, kesecikler genişledikten sonra tekrar eski boyutlarına dönemez; bu nedenle akciğerler genişler. İleri yaşlarda sık görülen bu durum amfizem adını alır.

Advertisement

Damarlar Sertleşir

Yaşla birlikte atardamarlar sertleşir, yapılarındaki lifsi doku artar. Esnekliğin azalması, damarın bükülmeye dirençli bir boru haline gelmesine neden olur. Atardamarların içini döşeyen endotel adlı zarda yağ katmanları yerleşir. Orta yaştan sonra lenf dokusunda azalma görülür. Salgıbezlerinde de salgı işlevi olmayan ve özekdoku (parenkima) adı verilen bölüm küçülür; hücrelerin protoplazması adeta koyulaşmıştır. Yaşlılıkta ortaya çıkan bozukluklar onarılamaz ya da onarılsa bile bazen asıl dokudan farklı yapıdaki dokuların ortaya çıkmasıyla sonuçlanır (metaplazi). Deri, kalp kası, karaciğer, böbrek ve sinir gangliyonları ile merkez sinir sistemi hücrelerinde giderek artan miktarda pigmentleşme görülür. Hücrelerin bölünme için harcayacak daha az enerjileri vardır. Farklılaşmasını tamamlamış ve değişim yeteneğini yitirmiş yaşlı dokuların değişerek koşullara uyum göstermesi, genç dokulara oranla çok güçtür.

Laboratuvar koşullarında yapılan deneyler, vücuttaki hücrelerin sınırlı sayıda bölünme geçirebilecek biçimde programlandıklarını ve bu sayıdan sonra çoğalma kapasitelerini yitirdiklerini göstermektedir. Böylece insan vücudunun yaklaşık yüz yıl olan potansiyel yaşam süresinin, vücudun kendi hücrelerinde şifrelendirildiği söylenebilir.


Leave A Reply