Afife Jale Kimdir? Tiyatronun Başarılı İsminin Hayatı Eserleri Kariyeri

0

Afife Jale kimdir ve ne yapmıştır? Tiyatronun başarılı kadın sanatçısı Afife Jale’nin hayatı, tiyatro kariyeri ve eserleri hakkında bilgi.

Afife Jale (1902-1941)

Afife Jale, 1902 yılında, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde dünyaya geldi. Kadıköy de kültürlü bir anne babanın çocuğu olarak yetişti. İstanbul henüz işgalle karşılaşmamış, Birinci Dünya Savaşı başlamamıştı. İsyanlar ve bağımsızlıklarla uğraşan köklü Osmanlı’nın tiyatroları ve oyuncuları ise yepyeniydi. Yetişen bu yeni nesil her türlü zorluğa rağmen, tiyatro aşkı ile yanmaktaydı. Gencecik bir kız olan Afife de bu zorlu yolu seçenler arasına katıldı. Az ücret, çok çalışma, toplumdan dışlanma yıllarca karşılaşacağı sorunların en önemlisi olacaktı.

Advertisement

Afife Jale

Afife Jale bir yol seçmişti. Tiyatro sahnesinde olmak, üstelik bir Türk ve Müslüman kızı olarak bu yola baş koymak akıl kârı da değildi. Türk kızlarının tiyatrolarda boy göstermesi mümkün bile değilken ve hatta yasakken bu işi nasıl başaracak, nasıl oyuncu olacaktı? O dönemde, tiyatro sanatçıları genellikle Ermeni kökenliydiler. Tiyatroda gösteriler yapılmaya başladıkça ve giderek tiyatro izleyicisinin ilgisi arttıkça, özellikle Ermeni oyuncuların aksanı göze batmaya başlamıştı. Aydınlar Türk oyuncuların eksikliğini gazetelerde, dergilerde dile getirir oldular. Muhsin Ertuğrul, Temaşa Dergisi’nden şöyle sesleniyordu: “Epeyce uzun müddetten beri oyun oynamıyorum, bunun için yegâne mani Türk aktrisi yok. Türk hanımlarından biri ibraz-ı cesaret edip de benimle oynayacağına kadar da oynamayacağım… Kadınsızlıktan tiyatromuz yok ve yine kadınsızlıktan tiyatro eserimiz yok…”

Tiyatro Mücadelesi

Muhsin Ertuğrul, Türk kadınları arasından büyük bir ruhun çıkmasını, tiyatro için ön ayak olmasını istiyordu. Bu esaretle savaşmak gerektiğini söylüyor, bir kahramanı bekliyordu. Bu kahraman ise, tarihteki yerini çoktan almış 1918 yılında Darûlbedâyi’ye Afife, Behire, Memduha, Beyza, Refika isimli kızlar başvurmuşlar ve kabul edilmişlerdi. Bugünkü Şehir Tiyatroları na kabulleri, o sene büyük yankı da uyandırmıştı. Öğrenci olarak eğitim hayatına başlasalar da bir tiyatro eserinde oynamak ve sahneye çıkmak için beklemeleri gerekecekti. Maalesef bu küçük kızların pek çoğu bu zorlu yoldan pes etmek zorunda kaldılar.

Afife ise, ailesinin tüm baskılarına rağmen, okula devam etti. 3 Nisan 1919da ise, Hüseyin Suat Yalçının “Yamalar” adlı oyunu için “Jale” takma adıyla Afife sahneye çıkacaktı. Günümüzde Rex Sineması adıyla bilinen Apollon Tiyatrosunda “Emel” rolüyle sahneye adımını attı. Bu çıkış onun hayatının dönüm noktası olacaktı. Artık tarihe adını yazdırmış, tarihte ilk Türk kadın tiyatro oyuncusu olmuştu. Bundan sonra ailesini terk edecek, düşük ücretlerle çalışacak, polis baskınlarına uğrayacak, tek başına ayakta kalmanın mücadelesini verecekti. Onun izinden Seniyeler, Şaziyeler, Bedialar, Ruhatlar yol alacak, bu günkü tiyatroda kadının izleri oluşacaktı.

Advertisement

Tatlı Sır

Afife Jale bu oyunun ardından “Tatlı Sır” adlı oyunda yer aldı. Ancak bu kez tutuklanmak istendi. Türk tiyatro tarihinin ilk oyuncularından Kınar Hanım, onu arka bahçeden kaçırdı. Ancak bir süre sonra Kadıköyde zaptiyeler tarafında yakalandı, sorgulandı. Ne yazık ki, Afife’nin tutuklanmaları bir süre daha devam edecekti. Bu arada baş ağrılarını dindirmek için ilaç almaya da başlamış, günden güne de dozu artırır olmuştu.

1921 yılında Türk kadınının sahneye çıkışı kesinlikle yasaklandı. Başvurduğu sahneler yasaklar nedeniyle onunla çalışmak istemiyordu. Üstelik babası evlatlıktan reddetmiş ve parasızdı. Tüm baskılar bir yana tiyatrodan da uzaklaştırılması Afifede bir daha kapanmayacak yaralara neden oldu. 1923 yılına gelindiğinde Türk kadınlarının sahne yasağı Atatürk’ün emriyle kaldırıldı. Bunun üzerine Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile birlikte Anadolu turnelerine çıktı, yeni tiyatro topluluğu ile Kadıköy’de oynadı, daha sonra da Fikret Şadi’nin Milli Sahnesi ile çeşitli kentlerde temsiller verdi. Ancak bir süre sonra, artarak devam eden uyuşturucu alışkanlığı ona tiyatro kapılarını kapattıracaktı.

Afife Jale

Selahattin Pınar İle Evliliği

Türk kadınlarının tiyatro yasağının kaldırılmasının ardından beş yıl geçmişti. Afife Jale, Hafız Burhanın konserini dinlemeye gittiğinde, sanatçıya tamburuyla eşlik eden, Selahattin Pınar’la tanıştı. Selahattin Pınar, Afife’ye ilk görüşte âşık oldu. Onları kendi kaderleri ve kederleri bir araya getirmişti belki de. İki hayat öyküsü tarihin belli noktalarında birbiriyle birleşiyor ve iki hüzünlü insanı buluşturuyordu. Çünkü tıpkı Afife Jale’nin kendi yolunu seçmek istediğinde karşılaştığı aile manzarası gibi, ünlü bestecinin geçmişinde de bir fotoğraf gizliydi. Selahattin Pınar, müzik hayatını seçtiği zaman ailesiyle büyük bir çatışma yaşamış, o da ailesinden, özellikle babasından kopmak zorunda kalmıştı. Ancak Selahattin Pınar, Afife Jale’nin düşüşe geçtiği dönemde zirveye doğru tırmanan, başarılı bir bestekârdı. Bu kader birliği iki aşığı birbirine daha çok bağladı ve bir yıl süren ilişkilerinin ardından ikili, kimseye haber vermeden nikâh masasına oturdu.

Afife çoğu zaman uyuşturucunun etkisi altında idi. İlk zamanlar mutlu giden evlilik, Pınarın tüm anlayışı ve sabrına rağmen, sıkıntılı günlere yelken açmıştı. Bir yandan Afıfe’nin işteki başarısızlığı, bir yandan bağımlılığı onu dünyadan giderek koparıyordu. Ancak Selahattin Pınarın kolay kolay pes etmeye niyeti yoktu.

Advertisement

Afıfe’nin mutsuzluk senaryolarına rağmen evlilikleri sürüyor, Selahattin Pınar mümkün olduğunca karısı ile ilgilenmeye çalışıyordu. Ancak Afife Jale’nin tanıştığı Suriye’li bir eczacıdan aldığı morfinler, ilişkilerini giderek büyük bir çıkmazın içerisine itmişti. Afife bu evlilikte kendisinden çok Selahattin’i üzdüğünü biliyor, terk et beni diyordu ona. Öyle derin bir sevgi vardı ki aralarında morfinlerini bile Pınar yapar olmuştu, başkalarına muhtaç olmasın diye. Ama bu evliliğin sonu 1935 yılında geldi.

Ayrılığın Ardından

Altı yıl süren evlilikleri boyunca Selahattin Pınar ve Afife Jale ikilisi aslında hayatlarının en acı ve en mutlu günlerini de birlikte geçirmiş oldular. Özellikle Pınar’ın Afife’ye olan bağlılığı sonsuzdu. Belki de bu yüzden yitip giden aşkını içkilerde arayacaktı.

Afife Jale, Selahattin Pınardan ayrıldıktan sonra parklarda yatar, aşevlerinde karnını doyurur hale gelmişti. Tutkusuz bir hayatı yaşamak yerine, kayıp bir hayatı tercih etmişti belki de. Pınar ise, geceler boyu aşkı için sızlandı, eline tamburunu alamadı, gözyaşı döktü. Ama hayat tüm acımasızlığına rağmen devam edecekti.

Afife Jale bir tiyatro aşığıydı. Bu aşk onu mutsuzluğa sürüklemiş ve bir hastanede hayatının sonunu hazırlamıştı. Arkadaşları tarafından yatırddığı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde anılarıyla, kimsesiz bir şekilde hayata gözlerini kapadı. Tarih: 24 Temmuz 1941’di. Afife Jale kendi tarihini kendisi yazmıştı.

Advertisement


Leave A Reply