Bebeklerde ve Çocuklarda Dil Gelişimi

0

Bebeklerde ve çocuklarda dil gelişimi nasıl olur, ne zaman ve nasıl başlar, kaç yaşına kadar devam eder? Dil gelişimi aşamaları hakkında bilgi.

Bebeklerde ve Çocuklarda Dil Gelişimi

Dil, insanların çevreleriyle ilişki kurabilmeleri için en etkin iletişim aracıdır.

Solunum yolu ile vücuda giren havanın ses bantlarında sağladığı titreşimler sonucu larinksten geçtikten sonra ağız ve burunda konuşma dilinin geleneksel sesleri haline gelmesi için şekillenmesine artikülasyon adı verilir. Artikülasyonda konuşma dili seslerinin doğru, o dilin kurallarına uygun ve belirgin şekilde çıkarılması esastır.

Çocuklarda artikülasyonun tamamlanması 7-8 yaşına kadar sürer. Çocuk bu yaşa kadar artikülasyonu tam kazanamamışsa konuşma terapistine gereksinim olabilir. Sesleri algılama ve çıkarma becerisini kazanma, ses çıkarmayı sağlayan organların motor kontrolü, işitme, dokunma, görme gibi duyulara ait sesle ilgili işaretleri hatırlatma yeteneği ve dilin kullanılması ile ilgili yaşantılar birleşerek artikülasyonu meydana getirirler. Fonemlerin yani ses birimlerinin tam olarak gelişmesi için bu etkenlerin hepsi aynı derecede önemlidir.

Fonemlerin bir kısmı dil öncesi, diğerleri dil döneminde ortaya çıkarlar. Dil öncesi döneminde bebekler çevrelerindeki konuşmalara çeşitli sesler ve farklı ahenkteki ses dizileri ile cevap verirler. Fakat bu sesleri gerçek özel iletişim için kullanmazlar. Dil döneminde ise bebekler anlamlı iletişim için çeşitli ses birimlerinin (Fonem) birleşmesinden oluşan sözcükler kullanırlar. Bununla beraber bu iki dil gelişimi dönemleri birbirinden kesin sınırlarla ayrılamazlar.


Dil Gelişimi

Dil gelişimi, dil öncesi döneminde ağlama, geğirme gibi organik seslerle başlar ve ilk altı ay boyunca fonemlere benzeyen sesler çıkar. Bunlar genellikle sesli fonemlerdir. Sonra bu seslerin arasında sessiz fonemlerde görülmeye başlar.

İkinci altı ayda gıgıldama dönemi başlar. Gıgıldama, konuşmaya benzeyen rastgele sözcükler çıkarmadır. Bazı araştırıcılar gıgıldama döneminin erken dil gelişiminde önemli rol oynadığım iddia ederler.

Çocuklar ikibuçuk yaşlarına doğru tüm sesli ve sessiz fonemleri çıkarabilirler. Bununla beraber tüm fonemler için uygun ve tam artikülasyonun kazanılması 7-8 yaşına kadar sürer.

Artikülasyon bozuklukları konuşma dili seslerinden biri veya birkaçının herhangi bir nedenle o dilin kurallarına uygun, eksiksiz ve doğru olarak çıkarılamaması durumudur. Bunların bir kısmı fonemlerin gelişimsel sırayla kazanılması sona erdiği zaman azalacaktır. Ancak fonemlerin kazanılması durumu yamsıra zekâda artikülasyon bozuklukları ile yakından ilgilidir. Zekâ bölümü azaldıkça çocuğun hata yaptığı fonem sayısı artar ve artikülasyon kusurları karmaşıklaşır. Böyle durumlarda çocuğu konuşma terapisti, pediatrisi ve ruh sağlığı uzmanı birlikte izlemelidirler.


Bireyin çevresi ile iletişimini, düşünce alışverişini sağlayan en önemli iletişim aracı olan dil; böylece çocuk doğar doğmaz ağlama ile başlar, geğirme, iç çekme ve diğer organik seslerle ilk vokalizasyon görülür, 7-8 yaşlarına gelince gramer ve kelime sayısı yönünden yetişkin diline oldukça yaklaşır.

Dil ve zekâ arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bireylerin zekâ bölümleri azaldıkça geç konuşma ve bunun yanısıra çeşitli konuşma bozuklukları görülür. Zekâca geri çocuklarda konuşma bozukluklarına sık rastlanır. Bazen de zekâ normal fakat doğuştan anatomik kusurlar olabilir. Bununla beraber konuşma bozukluğu olan çocuklarda anne ve babanın eğitim ve kültür düzeyleri, davranışları, ekonomik durum gibi etmenlerinin rolü hatırlanmalıdır. Ayrıca anne baba ya da büyük kardeşlerde konuşma bozuklukları da olup olmadığı öğrenilmelidir.

Kurumlarda yaşamını sürdüren normal zekâlı çocuklarda da artikülasyon bozuklukları olağandır. Dilin gelişimi çocuğun sosyal ilişkileriyle hızlanır. Okul öncesi yıllarında verilen dil eğitiminin çok etkili olduğu araştırmalarla saptanmıştır.

Kaynak – 2

DİL GELİŞİMİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

1. Fonem (ses)

Fonem, Bir dildeki temel seslerdir. Dildeki en küçük ses birimidir. Farklı dillerde farklı sesler vardır. Çocuk taklit yoluyla bu sesleri öğrenir. Taklitler, zamanla gelişerek dil kazanılmış olur.

Fonem, harfle karıştırılmamalıdır. Bir dildeki harf sayısı ile o dildeki fonem sayısı aynı olmayabilir. Örneğin; Türkçede her bir harfe karşılık bir adet fonem vardır. Bu yüzden Türkçede harfler okunduğu gibi yazılır ve yazıldığı gibi okunur. (“KPSS” sözcüğünde ilk harfe karşılık gelen ses “K” olarak sembolize edilir ve simgesel bir fonemdir.)


Öte yandan ingiliz alfabesinde 26 harf ve 44 fonem vardır. (İngilizcede “Ç” harfi yoktur ama Ç sesi vardır. “CHAİN” sözcüğünde olduğu gibi.)

2. Morfem (sıra)

Fonemlerin anlamlı bir diziliş haline dönüştürülmesine denir. Bebek ikinci ve üçüncü aylardan sonra taklit yoluyla kazandığı sesleri sıraya koyar ve çevresinde bulunanların anlayabileceği ilk anlamlı sözcüğü söyler. Bebeklerin ilk morfemleri genelde isimlerden oluşur. Anne-baba-mama gibi. (Bebek ilk başlarda ma ma ma, de de de gibi aynı hecelerin tekrarından oluşan sesler çıkarır.)

3. Sentaks (söz dizimi)

Kelimelerin diziliş sırasıdır. (Özne, yüklem ve tümleç-gramer yapısı-dikkate alınarak ) Dolayısıyla cümle, kelimelerin rastgele bir dizilişinden öte belli bir sisteme göre birleşmesinden oluşan bir bütündür. Kelimelerin sırası değiştiğinde (gramer yapısı dikkate alınmadan) verilmek istenen mesajın anlaşılması zorla-şabilir.

Genelde her dilin gramer yapısı farklı olduğundan cümle yapısındaki söz dizime farklıdır. Dildeki bu özelliğe sentaks adı verilir.

4. Semantik (anlam)

Kelime ve cümlelerin anlam bilgisidir. Kelimenin anlamını araştırmak demektir, Çocuğun kelime ve cümleden anlam çıkarabilmesidir. (Yunanca Semanti-kos=gerçek anlam) Bebekler, kullandıklarından çok daha fazla sözcüğün anlamını bilirler. Ancak bazı kelimelerin anlamını bilseler de kullanamazlar. Belli bir süreden sonra kelimeleri anlamına (semantik) uygun şekilde kullanırlar.

5. Kullanım bilgisi (Pragmatik)

Kullanım bilgisi, farklı sosyal çevrelerde iletişim kurabilmek için dilin günlük kullanımının nasıl olduğu-ola-cağı ile ilgili bilgidir. Çocukların kendilerinden yaşça büyük biriyle konuşurken kullanacakları kelimeler ve ses tonu ile kendilerinden yaşça küçük biriyle konuşurken kullanacakları kelimeler ve ses tonu arasındaki farkı öğrenmesi, kullanım bilgisiyle ilgilidir. Örneğin bir çocuğun kendinden yaşça büyük bir kadına ne zaman ‘abla’ veya ‘teyze’ diyeceğini bilmesi kullanım bilgisi içindedir, (kullanım bilgisi kırsal kesim İle şehirde farklılık arz edebilir. Genelde kırsal kesimlerde bir kişi kendisinden yaşça küçük bayanlara ‘bacım’ diye hitap ederken, bu kullanım bilgisinin aynısını şehrin sosyetik mahallelerinde uygulamak abes kaçabilir.)

Benmerkezci Dil(Konuşma):

Çocukların karşısındaki seçtikleri kişiyle herhangi bir iletişim amacı taşımadan, yalnızca kendi duygu ve düşüncelerini referans alarak, kendi eylemlerine dönük konuşmalarıdır. Benmerkezci konuşma, yalnızken değil biriyle etkileşim içindeyken meydana gelir. Bu konuşma tarzı seslidir. Piaget’e göre benmerkezci konuşmanın üç yönü vardır. Bunlar:


a. Yineleme: Çocukların çevresindeki kişilerden işittiklerini anlam yüklemeden tekrar tekrar söylemeleridir.

b. Monolog: Benmerkezciliğin etkisiyle ortaya çıkan, çocuğun daha çok oyun oynarken kendi kendine konuşmasıdır. Beş yaşındaki Jale’nin oyuncak bebekleri ile oynarken ve etrafında kimse yokken “şimdi altını temizleyelim”, “sonra karnını doyuralım”, “sonra da mışıl mışıl uyursun” gibi konuşmalar yapması monologtur.

c. Karşılıklı monolog: Çocuğun başkalarının önünde söz söylemek ve onların ilgisini kendi eylemlerine çekmek için kendi eylemlerine dönük konuşmasıdır.

Toplumsallaşmış Dil:

Çocuğun karşısındaki kişiler ile iletişim kurmaya yönelik konuşmalarıdır. Çocuk çevresindeki diğer kişilerle karşılıklı alışveriş içerisindedir. Piaget’e göre toplumsallaşmış dil, uygun bilgilendirme, eleştiri ve alay, emirler ve ricalar, sorular ve cevaplar olmak üzere dört başlıkta incelenir.

Yansıtıcı Konuşma:

Karşılıklı konuşma esnasında, karşımızdaki kişinin içini dökmesi, yani kendi durumunu aktarmasıdır. Bu konuşma tarzında kişi ihtiyaçlarını, yeterliklerini, yetersizliklerini, eksikliklerini ve duygularını karşısındaki kişiye aktarır.

İçsel Konuşma:

Çocukların problem çözerken veya bir eylemde bulunurken biısişlemi yaparken bunları sesli olarak sözcüklere dökmeden, zihinde tekrarlamalarıdır. Bu konuşma tarzı üst düzey zihinsel beceri gerektirir.

Sözel Senkretizm:

Dildeki eklerin, iki cümlenin veya farklı kelimelerin aynı algılanmasıdır. Bu durum sen-kretik algıların dile yansıması sonucu meydana gelir. Örneğin; “annemler bize geldi” ve “annemgil bize” geldi cümlelerindeki (ler) ve (gil) ekleri aynı anlamı verir.




Bir Yorum Yazmak İster misiniz?