Bryce Kanyonu: Utah’ın Vahşi ve Gizemli Kaya Platosu Hakkında Bilgi

0

Amerika Utah’da bulunan Bryce Kanyonu’nun özellikleri, gezilmeye değer vahşi ve gizemli kayalardan oluşan plato hakkında bilgi.

Bryce Kanyonu

Kumtaşı ve kireçtaşından meydana gelen bir mimari düşü oluşturan Bryce Kanyonu tepeleri ve zirveleri, tarihi bir şehrin kalıntılarının kazılması gibi, gölgeli derinliklerden yükselmektedir. T. C. Bailey adındaki bir Amerikan araştırmacı, 1876 yılında bu güzel ve gizemli taş oymalarını ilk gördüğünde, büyülenmişti. ‘insan gözünün görebileceği en vahşi ve en mükemmel manzara’ olduğunu düşünmüştü.

Bryce Kanyonu

SÜREKLİ DEĞİŞEN RENKLER

Bununla birlikte yüzyıllar boyunca burada yaşayan Paiute halkı, bu konuda daha az romantikti ve bu bölgeyi ‘Kâse şeklindeki kanyonda insan gibi duran kırmızı kayalar’ olarak adlandırmaktaydı. Onlar, bu kayaların, tanrının gazabına uğradıkları için taşlaşan insanlar olduklarına inanmaktaydılar.

Bailey, ‘çeşitli büyüklükteki binlerce kırmızı, beyaz, mor ve parlak kırmızı renkli kayalar, kale duvarlarındaki nöbetçiler, sıralarındaki keşiş ve rahipler, hizmetkârlar, katedraller ve cemaat gibi’ olarak tanımlamaktaydı. Kayalara verilen ‘Pencere Duvarları’ (Wall of Windows), ‘Thor’un Çekici’ (Thor’s hammer), ‘Kule Köprüsü’ (Tower Bridge), ‘Şapka Dükkânı’ (Hat Shop) ve ‘Atomik Bulut’ (Atomic Cloud) gibi modern isimler, farklılık ve çeşitliliklerini göstermektedir. Bryce Kanyonu aslında tam bir kanyondan çok, 150 m derinliğinde bir doğal kaya amfi-tiyatrosu dizisi gibidir. Kırmızı-kahve renkli kayaları, paslı kırmızı, somon rengi, limon sansı ve beyaza yakın farklı mineral karışımlarının hava alması sonucu, kaya katmanlarında çoğunlukla demir oksit gölgelerden oluşmaktadır.

Değişen ışık, gerçek üstü ve sessiz taşlara, sürekli değişen renkler ve yeni perspektifler getirir. Şafak vakti ve güneşin batma onları izlemek için en iyi saatlerdir; çünkü bu saatlerde güneşin eğimli ışınları, daha zengin renkler yansıtır ve kaya şekillerini daha belirgin hale getiren daha koyu gölgeler oluşturur. Kış aylarında kayalar, kuytu köşeleri karla kaplanan ve ilkbaharın sonlarına kadar gölgeli kısımlarında kalan kar beyazı ile kaplanır.

Bryce Kanyonu

ÇORAK TOPRAKLARA MEYDAN OKUMAK

İlk gelenler, yoldaki enkazdan ve labirent şeklindeki dar vadilerden dolayı, Bryce Kanyonu’nda seyahat etmenin zor olduğunu düşünmüştür. Çıplak kayaların sıcaklığı ve göz kamaştırıcı yansımaları da buna eklenmektedir ve – yüksekliğin 2750 m’ye kadar çıkması nedeniyle – az oksijen, ilerledikçe güçlerini azaltmıştır.

Bu tip bölgelerin çorak veya ‘geçilmesi zor topraklar’ olarak tanımlanmasının nedeni budur.

19. yüzyılda kanyonun kuzeyindeki Paria Nehri yakınlarına yerleşen Ebenezer Bryce, bu çorak toprakları ‘inek kaybetmek için bir cehennem’ olarak tanımlamaktadır.

Kanyonun adını aldığı Bryce, Salt Lake City’deki Mormon halkına, bir marangoz ve kereste işletmecisi olarak katılan İskoç bir yerleşimciydi. Karısı ve on çocuğu ile daha ılıman iklimin eşinin sağlığına iyi gelmesi umuduyla, 1860 lı yıllarda güneye taşınmıştı. Bryce, 12 yıl sonra başarılı bir şekilde tamamlanan bir proje olan Sevier Nehri’nden su almak suretiyle vadinin sulanması için bulunduğu girişimde başarısız olmasının ardından, 1880 yılında tüm ailesini kaybetmiştir.

60 milyon yıl önce Bryce Kanyonu’nun Utah’ın büyük bir kısmını kaplayan bir gölün tabanında olması nedeniyle, kayalar yatay olarak oyulmuştur ve her bir oluk, kayayı oluşturan çökelti katmanlarının kenarlarından birini göstermektedir. Alüvyon ve kabuk kalıntıları katmanları, üst üste tabanda birikmiştir ve her bir katman, taşman malzeme ve su içerisindeki hayata göre değişiklik göstermektedir. Tanecikler, farklı sağlamlıktaki kireç taşı ve kumtaşı katmanlarını oluşturmak için kimyasal olarak yavaş yavaş birbiriyle birleşmiştir.

BÜYÜK MERDİVEN

Bundan 15 milyon yıl önce, 600 m kalınlığında bir kaya katmanının oluşması süresince yerkabuğu hareketleri, göl yatağım su yüzeyinin çok üstüne çıkarmış ve ünlü Büyük Arizona Kanyonu’nun kenarlarına doğru güneyden alçalan Grand Stairway (Büyük Merdiven) olarak bilinen bir dizi yüksek plato dizisinin en genci ve en yükseği olan Paunsaugunt Platosu oluşmuştur.

Paunsaugunt Platosu’nun en yüksek noktası, 2750 m yüksekliğindeki güney ucudur. Kuzey taraflarına doğru yükseklik 600 m düşer. Bryce Kanyonu’nun kaya amfitiyatroları, platonun sarp kayalıklarından oluşan doğu kenarı boyunca 34 km uzanır.

Bu vahşi, garip yer oluşumunun şekillenme-sindeki temel etken sudur ve bu hala devam etmektedir. Arazinin yaz aylarında kuru olmasına karşılık, kış aylarında kar yağışı oldukça fazladır. İlkbahar aylarında eriyen sular gün be gün kayalara nüfuz eder ve gece donar. Genleşen buz yüzey kayasını çatlatır ve eriyen kar sularının oluşturduğu seller ve yaz fırtınaları, çatlayan kısımları süpürür.

Bryce Kanyonu

Sel suları, katmanlaşan kireçtaşının yumuşak kısımlarını oyar oluk, kemer ve tünel oluşturur ve kanyonu daha da derinleştirecek şekilde oyar. Bu süreç devam ederken, kanyon kenarları, her 56-65 yılda yaklaşık 300 mm oranında azalır. Bu kenarlarda yetişen ağaçlar hikayeyi anlatır, kökleri açıkta kalan ağaçlar ‘uçta’ tek başlarına kalırlar.

Paunsaugunt Platosu

Paunsaugunt Platosu’nun, çayır ve kokulu fundaların serpiştirildiği geniş ağaçlıktan oluşan yeşil kısımları, aşınmış çıplak kenarındaki kırmızı kayalarla dramatik bir zıtlık gösterir. Plato adım Paiute dilinden almıştır. Paunsaugunt, ‘kunduz yuvası’ olarak bilinmektedir. Ancak kunduzlar 19. yüzyılda kürk avcılarının başlıca hedeflerinden birisiydi ve şimdi artık vahşi yaşamın bir parçası olmaktan çıkmışlardır.

Köknar ve alaçam yüksek seviyelerde gölgeli eğimlerde yetişir ve arazinin kuzeye doğru düşmesi ile ponderos çamına yer açmaktadır. Yaz aylarında, katır geyikleri burada şafakta ve güneş batımında otlamaktadır; ancak az görülmelerine karşılık, pumalar (ayrıca dağ aslanı olarak da bilinir) tarafından avlanmaktadırlar.

Bu bölge, bu büyük kedilerin en son sığınaklarından birisidir. Yetişkin bir puma, yılda 50 geyiği öldürür ve geyik sayılarının sürdürülebilir bir oranda kalmasını sağlar, başka bir deyişle bulundukları bitki örtüsüne zarar vermeyecek şekilde otlayan yeterli sayıda geyik kalır.

Buraya ilk gelenler alçak dallara sahip ardıç örtüsünü, platonun daha alçak ve doğu eğimlerindeki sedirlerle karıştırmıştır. Bu durum, Sedir Şehri, Sedir çatlakları ve Sedir Dağı gibi yerel adlandırmaları açıklamaktadır.

Ağaçlık, amfitiyatronun tabanım kaplar; ancak daha yüksek eğimlerde, çoğunlukla toz kuruluğundaki çok az sayıda ağaç ve çalılık yetişebilmektedir. Dünyanın en uzun yaşayan ağaçları olan sert kozalaklı çamları bazı ıssız yamaçda bulunur. Sarı çiçekli tavşan çalısı geniş ve parlak noktalı çiçeklerini açar ve kayaların arasında yaşayan dağ sıçanı gibi küçük canlılara yiyecek sağlar.

BİR ÖMÜRLÜK MANZARA

Bryce Amfitiyatrosuna – doğal amfitiyatroların en muhteşemi – yüksekten bakan güneşin doğduğu ve battığı uçlar, kanyon olukları boyunca uzanan manzara noktalarından sadece ikisidir. Bugün, kanyon ve Paunsaugunt Platosu’nun bir kısmı, 145 km olan Bryce Kanyonu Milli Parkı’nı oluşturmaktadır. Buraya her yıl yüz binlerce ziyaretçi gelmektedir.

Ziyaretçiler, çeşitli manzara noktalarından, renkli kaya tepeleri, çıkıntıları ve doruklarının inanılmaz görüntüsünü izleyebilirler. Birçok ziyaretçi için burası, eşsiz Batı Amerikan batısı manzaraları arasında en iyisidir. Biraz fazla enerjik hissedenler, patikaları izleyerek dar vadilere ve geçitlere inebilir. Aşağıdan bakıldığında tepeler daha farklı ve hatta daha olağanüstü görünür.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?