Camille Pissarro Kimdir

2

Camille Pissarro hayatı hakkında bilgi. Fransız Empresyonist ressam Camille Pissarro sanatsal yaşamı hakkında kısa bilgi.

Tanınmış bir Fransız ressamıdır. 1830 ile 1903 yılları arasında yaşamıştır. Empresyonistlerdendir. Bütün ömrünü doğadaki değişiklikleri resimle nasıl ifade etmek mümkündür diye araştırmalar yaparak geçirdi. Aynı yerleri incelemekten tekrar tekrar resimlerini yapmaktan bıkmazdı.

Advertisement

Camille Pissarro

Pissarro, Antil Adalarındaki Saint-Thomas şehrinde doğdu. Babası Fransız, annesi de Antiller’de doğmuş olmakla beraber bir Beyaz ailenin kızıydı. Pissarro Paris’e gidip resim çalışmak için ailesini uzun tartışmalardan sonra zorla kandırabildi. Fransa’ya geldiğinde 25 yaşındaydı. Corot ile birlikte çalışmaya başladı. Daha sonra empresyonist ressamlar arasına karıştı.

1870 Prusya istilası sırasında Londra’ya gitti. Londra’da Turner, Condtable gibi İngiliz ressamlarının eserlerini inceledi. Fransa’ya dönünce evini yağma edilmiş bine yakın tablosunu yırtılmış buldu. Cesaretini kaybetmedi. 1874’te Cézanne ile birlikte bir sergi açtı. İki ressam bu sergi dolayısı ile alay etmek için söylenen “empresyonist” kelimesini benimsediler.

Pissarro’nun sanatı birkaç gelişme devresi geçirmiştir.Önceleri Corot‘nun, Courbet’nin etkisi altındaydı. Gitgide açık renklere yöneldi. İngiliz peyzajcılarını gördükten sonra açık havada yaptığı resimler daha canlı renklere büründü. Resimlerinin asıl konusu ışık oldu. Eserleri, başta Louvre olmak üzere çeşitli müze ve koleksiyonlardadır.

Advertisement

Kaynak – 2

Camille Pissarro, (d. 10 Temmuz 1830, St. Thomas, Danimarka Batı Hint Adaları -ö. 13 Kasım 1903, Paris, Fransa), izlenimci Fransız ressam.

Ticaretle uğraşan varlıklı bir Yahudi ailesinin çocuğuydu. Sanata yatkınlığı 12 yaşında, eğitim amacıyla yollandığı Paris’te ortaya çıktı. Beş yıl öğrenim gördükten sonra babasının yanında çalışmak üzere Batı Hint Adalarına geri döndü, asıl amacı ressam olmaktı. Çevreyi ve insanları betimlediği ilk çalışmalarını bu yıllarda yaptı. Babası ressam olmasına izin vermeyince Caracas‘a kaçtı ve iki yıl Danimarkalı ressam Fritz Melbye’nin yanında kaldı. Sonuçta babasının iznini alarak 1855’te Fransa’ya gitti.

Bu dönemde yaptığı ilk resimler tropik manzaralar, Fransa’dan kır görünümleri ve figür çalışmalarıydı. Girdiği Güzel Sanatlar Yüksekokulu’ndaki akademik eğitim sistemine yakınlık duyamayınca, Corot‘nun izinden gitmeye başladı. Aynı dönemde Barbizon okulu ressamlarından Jean-Fronçois Millet ile Gustave Courbet’nin yapıtlarına da ilgi duydu. 1860’larda girdiği sanat çevrelerinde Auguste Renoir ve Claude Monet gibi genç ressamlarla dostluk kurdu. 1870’te Fransız-Alman Savaşı çıkınca İngiltere’ye gitti. Orada kendisi gibi savaştan kaçan Monet ile birlikte müzeleri gezdi ve İngiliz manzara resmim tanıdı. İngiltere’de evlendiği Julie Vellay ile birlikte gene Paris yakınlarındaki Pontoise’a yerleşti.

Resimlerinin konusunu hep yaşadığı çevreden alıyordu.

Pissarro hiçbir zaman çarpıcı resimler yapmamıştı. Genellikle çevredeki evleri, fabrikaları, tarlaları ve çalışan köylüleri işliyordu. Biçimleri öbür izlenimcilerde olduğu gibi ışıltılı renkler içinde eritmiyor, güçlü renkler kullanarak onların belirginliğini koruyordu. 1870’lerin sonuna doğru virgüle benzeyen fırça vuruşlarıyla ışıltılı etkiler elde etmeye başladı. Koleksiyoncu Paul Durand-Ruel aracılığıyla yapıtlarını satmasına karşın bir türlü mali sıkıntıdan kurtulamadı. Sürekli üslup ve teknik sorunlarını irdeleyen kişiliğiyle 1885’te Georges Seurat’nın yeni-izlenimci kavramlarına yakınlık duydu. Beş yıl kadar divizyonizm tekniğini uyguladı; ama duygularını ve izlenimlerini yansıtmada bu tekniği yetersiz buluyordu. Ayrıca yeni-izlenimci türdeki yapıtları sanat çevrelerinde de tepkiyle karşılanmış, bu da onu mali açıdan daha zor bir duruma sokmuştu.

1892’de Durand-Ruel’in açtığı toplu sergi Pissarro’nun mali durumunu biraz düzeltti, ama bu kez de kronik göz iltihabından açık havada çalışamaz oldu. 1893 ve 1897’de Paris’te bir otel odası tuttu ve penceresinden gördüklerini resimlemeye başladı. Aynı görünümleri günün değişik saatlerinde betimlediği 24 resim bu döneme aittir. 1890’larda da bir süre Rouen’da ırmak manzaraları yaptı. En verimli dönemi son yılları oldu. Sanat yaşamında toplam 1.600 resim ve 200 baskı gerçekleştirmişti.

ÖNEMLİ YAPITLARI.

“Ölüdoğa” (1867, Toledo Sanat Müzesi, Ohio), “Louveciennes, Versailles’a Giden Yol” (1870, Emil G. Bührle Koleksiyonu, Zürich), “Kristal Saray, Londra” (1871, Henry J. Fisher Koleksiyonu, Greenvvich, ABD), “Pontoise Yakınlarında Taşocağı” (1874, Sanat Müzesi, Basel), “Kırmızı Çatılar, Kışın Bir Köy Manzarası” (1877, Louvre Müzesi, Paris), “Pontoise’da Yan Yol” (1882, Durand-Ruel Koleksiyonu, Paris), “Paris, Monmartre Bulvarında Gece” (1897, Ulusal Galeri, Londra), “Sabah, Günışığmda İtalyanlar Bulvarı” (1897, Ulusal Sanat Galerisi, Washington, D.C.), “Brugge’da Köprü” (1903, Kent Sanat Galerisi, Manchester).

Advertisement


2 yorum

Leave A Reply