Canlılarda Üretici Tüketici Ayrıştırıcı İlişkilerine Örnekler

0

Canlılarda üretici tüketici ayrıştırıcı ilişkileri nasıl olur? Bu ilişkilere değişik örnekler, açıklamalar.

Canlılarda Üretici Tüketici Ayrıştırıcı İlişkilerine Örnekler

Advertisement

Tabiata dikkatlice baktığımızda, canlıların karşılıklı ilişkilerinin sadece, ototrof-heterotrof dayanışmasından ibaret olmadığını görürüz. Canlılar diğer canlılarla sıkı bir ilişki kurdukları gibi, çevrelerini kuşatan cansız varlıklarla da bir ilişki içindedirler. Canlı ve cansız varlıklarla kurulan bu tabii ilişkilere biyologlar “ekosistem” adını vermektedirler. Yeryüzünde çöller, çayırlar ve ormanlar gibi çok çeşitli ekosistemler vardır.

Ekosistemde yaşayan ototrof canlıların su, karbondioksit, inorganik tuz ve bir de enerji kaynağına ihtiyaçları vardır. Yeşil bitkiler ve bazı bakteriler fotosentez yapan ototrof canlılardır. Bunlar ihtiyaç duydukları enerjiyi güneşten alırlar. Diğer bazı bakteriler ise kemosentez yapan ototrof canlılardır. Bunlar da gerekli enerjiyi amonyak (NH3) ve hidrojensülfür (H2S) gibi belirli inorganik maddeleri oksitleyerek sağlarlar.Dikkat edilecek olursa, insan da dahil olmak üzere bütün heterotrof ve ototrof canlıların kullandığı organik maddeler, cansız tabiattan sağlanmaktadır.

Canlıların hayatlarını sürdürebilmeleri için birbirlerine ihtiyaçları oldukları yukarıda izah edilmişti. Burada heterotrof-ototrof ilişkisinden başka, belirli bazı yaşama ve beslenme birliklerinden söz edilecektir. Bu yaşama ve beslenme birliklerini aşağıda gösterilen şekilde şematize etmek mümkündür:

canlilar-iliskileri

Advertisement

Şemadan da kolayca anlaşılacağı gibi, beslçnme bakımından canlılar başlıca otorof ve heterotrof olarak iki grupta incelenirler. Üçüncü bir canlı grubu ise, hem ototrof hem de heterotrof özelliklere sahiptir.

Fotosentez yapan ototrof canlılar, yeşil bitkilerle mor bakterilerden ibarettir. Bunlar hücreleri için gerekli olan enerjiyi güneş ışığından sağlarlar.

Nitrit, nitrat ve demir bakterileri gibi canlılar ise kendileri için gerekli enerjiyi amonyak (NH3) ve hidrojensülfür (H2S) gibi inorganik maddelerin oksidasyonundan elde ederler.

sinekkapan

Sinek kapan (Dionea) ve ibrik otu (Nephentes) gibi böcek yiyen bitkiler; fotosentezle hazırladıkları besinlere ilaveten, büyümeleri için gerekli aminoasitleri, yakaladıkları böcekleri sindirerek sağlarlar. Bu tip bir beslenme, hem heterotrof hem de ototrof tipe bir örnektir.

Heterotrof canlıların başlıca beslenme ve yaşama şekilleri holozoik, birlikte yaşama ( = simbiyoz) ve saprofit tipte olmaktadır.

Advertisement

Holozoik Canlılar, besinlerini katı parçalar halinde alarak sindirirler. Bunların iyi gelişmiş bir sindirim sistemleri vardır. Vücutlarında avlarını yakalayabilecek şekilde çeşitli duyu organları, sinir sistemi ve kas yapıları gelişmiştir. Holozoik canlıların bazıları sadece bitkisel kaynaklarla, bazıları sadece hayvansal kaynaklarla, bir kısmı da hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarla beslenir. Buradan kolayca anlaşıldığı gibi, heterotrof canlılar, güneş enerjisini kullanarak zengin enerjili besin maddelerini yapan ototrof canlılar üzerinden geçinirler.

Canlılar âleminde “birlikte yaşama (= Simbiyoz)” çok rastlanan bir durumdur. Bu yaşama şeklinde iki veya daha fazla ortak vardır. Başlıca ortak yaşama şekilleri kommensalizm, mutualizm ve parazitlik şeklinde görülür. Bunlardan mutualizm ve kommensalizm yararlı birlikleri, parazitlik ise zararlı birlikleri oluşturur.

Kommensalizmde iki ortaktan biri, diğerine zarar vermeden bu ortaklıktan yararlanır. Köpek balığının karnına tutunarak onunla taşınan küçük bir balık (Echeneis), köpek balığına herhangi bir zarar vermez; fakat onun hareketiyle bir başka yere taşınarak ondan yararlanır. Köpek balığı bir yiyecek bulduğu zaman suya dağılan besin artıkları küçük balığın yemi olur. Bu ikili ilişki “kommensalizm” olarak bilinmektedir. Kommensalizm daha çok okyanuslarda görülür.

Mutualizm, karşılıklı fayda esasına dayalı bir yaşama şeklidir. Bu ortaklıktan her iki tür de faydalanır. Deniz anemonu denilen bir omurgasız hayvan, bir yumuşakça kabuğu üzerinde bir çeşit yengeçle beraber yaşar. Burada her iki canlı da bu beraberlikten yarar sağladığı için bir “mutualizm” söz konusudur.

Termitler, kendi bağırsaklarında çok kamçılı tek hücrelilerle birlikte yaşamaya alışmışlardır. Bilindiği gibi termitler odun yerler; fakat bünyelerinde bu odunu sindirecek enzimleri üretemezler. İşte odunun termit bağırsağındaki sindirimi, bu tek hücrelinin salgıladığı enzimlerle gerçekleştirilir.

Likenler de mutualizm için tipik bir örnektir. Likenlerin birliğini, bir alg ile basit bir mantar meydana getirir. Algler bu birlik içerisinde üretici olarak görev yaparlar. Hayatını heterotrof olarak sürdüren mantar ise, bu sisteme su sağlar ve sistemi korur. Besinini de algin hazırladığı maddelerden karşılar.

Parazitlik, ortaklardan sadece konukcuya zarar veren bir yaşama şeklidir. Parazitler vücudun üstünde ve içinde olmalarına göre, dış ve iç parazit şeklinde ikiye ayrılır. Pire, bit ve tahtakurusu dış parazit; bağırsak kurtları ve bazı bakteriler ise iç parazittir.

Mayalar, küfler ve bakterilerin büyük bir kısmı, besinlerini katı halde alamazlar. Bunlar, ihtiyaç duydukları organik besinleri, kokuşmaya yüz tutmuş bitki ve hayvan artıkları üzerinden emerek karşılarlar. Böyle beslenmeye “saprofit beslenme” denir.


Leave A Reply