Hz. Ömer Kimdir? Halifeliği, Hz. Ömer Dönemi Önemli Olayları Hakkında Bilgi

0

Hz. Ömer kimdir ve ne yapmıştır? Hz. Ömer hayatı, halifelik dönemi, ile ilgili bilgi. Aşere-i Mübeşşere kimlerdir, hayatları

Hz. Ömer

Advertisement

Hz. Ömer Kimdir?

Hz. Ebu Bekir‘den sonra ikinci büyük İslam halifesi olan Hz. Ömer bin Hattab (591 – 644) nadir yetişen büyük şahsiyet ve İslam nurunun uzak ülkelere yayılmasında unutulmaz payı bulunan bir devlet adamıdır.

Müslüman Oluşu

İslamı kabulü çok uğurlu bir olay sayılan ve Müslümanlığın gücünü göstermeye karar vermesinde etken olan Hz. Ömer’in hidayete erişmesi özetle şöyle hikaye edilir: Hz. Muhammed‘i öldürmeye azimli görünen Hz. Ömer, İslamiyeti seve seve kabul eden Said bin Zeyd ile onun eşi olan hemşiresi Fatima’nın evinde dinlediği “Ta-Ha Suresi”nin ayetleriyle heyecanlanmış ve katlini kafasına koyduğu Hz. Muhammed‘e koşarak “kelime-i şehadet getirip” sayı bakımından 40. mümin olmak şerefini kazanmıştır.

Hz. Ömer’in asıl büyük hizmetlerde yararı Medine’ye Hicretten sonra bilinmektedir. O, Hz. Peygamber‘in güvendiği bir müşaviri durumunda idi. Hemen bütün savaşlara katılmıştır (Bedir, Uhud vb.). O, Medine döneminde Hz. Ebu Bekir ile çok iyi anlaşmış, çok dost kalmış ve İslam dinine birlikte fedakarlıkla hizmeti şeref bilmiştir. Efendimizin vefatı üzerine Hz. Ebu Bekir‘i halifeliğe öneren Hz. Ömer’dir. Ama Hz. Ebu Bekir vefat eder etmez, halifelik ona geçmiştir. Bu da herhangi bir zorlama ile olmuş değildir.

Hz. Ömer’in Halifeliği

Hz. Ömer, halifelik görevine başladığında İslam fütuhatı gelişmekte olup devam ediyordu. Ancak 0, bunları hızlandırmış, komutanları kendine kesin olarak bağlamış, çelik iradesi ve sarsılmaz adalet duygusuyla Allah’ın adını (İ’la-yi Kelimetu ‘llah) yüceltme uğrunda her imkana ve kahramanlığa başvurmaktan çekinmemiştir.

Advertisement

Kendisinin her bakımdan hareket tarzı, tedbirleri, uzak görüşlülüğü daima takdir ve hayranlık uyandırmıştır. Onun dönemi, siyasi kuruluşların doğduğu bir yeni İslam uyanışı devridir. Tanınmış bir Avrupalı bilgin, bu konuda, şöyle yazmaktadır: “Müslüman olmayan tebaanın bağlı olduğu idare esasları, askeri maaşları tayin eden bir kayıt defterinin (divan) tesisi, İslamiyetin gelecekte büyük şehirlerini meydana getirecek olan ordugahların (emsar) meydana gelmesi, kadı dairesinin kurulması bütün onun şahsi eserleridir.” Ayrıca din, medeniyet ve ceza konularında da bazı tedbirler onun devrinin damgasını taşımıştır. Fakat bütün bunlara rağmen Hz. Ömer hiçbir zaman bir hükümdar gibi davranmamıştır. Hz. Ömer “halife” sıfatı yerine “Emirü’l-müminin” unvanını tercih eylemiştir. Bir hadis-i şerifte: “Eğer benden sonra Peygamber gelmesini Allah istemiş olsaydı, bu Ömer olurdu” buyurulmuştur.

Öldürülmesi

İslamın bu eşsiz dehası bir köle tarafından kama ile vurulup şehid edildi (26 Zilhicce 23 / 3 Kasım 644) Ebu Lü’lü adlı bu kölenin şikayet edip sonuç alamadığı bir vergi işinden duyduğu kızgınlık sebep diye kaydedilir. İslamın sosyal ve siyasi çerçevesinin iyice belirlenip yerine oturmasında hizmeti büyük olmuştur. Hz. Muhammed (S.A.S.) ‘in vahy ile yücelttiği İslam binasının görkemli ve şaşmaz adaletli temeli: Hz. Ömer’in, Allah’tan ve Resulünden feyz alan, Kitap ve Sünnetin rehberliğinde gelişen cesaretli, doğru, yorgunluk bilmez, sadece Hakk’ın rızasını amaç edinmiş gayretleriyle daima saygı ve hayranlık telkin edici kalmıştır.

Hz. Ömer Dönemi

Hz. Ömer. (? – 644)

Halifeler’in 2.’sidir, devlet adamı olarak en büyüğü, Arap imparatorluğunun kurucusudur. Mekke’de doğdu. Cesaretiyle tanınmıştı. Araplar’ın bütün geleneklerini yıkmak isteyen Hz. Peygamber’e düşman kesilmiş, onu öldürmeye and içmişti. Yalnız, bu niyetle Peygamber’in yanına gelince, onun mucizeli etkisinde kalmış, derhal İslam dinini kabul etmiştir.

618 yılında geçen bu olay, yeni dini çok kuvvetlendirdi. Hz. Ömer, Peygamber’e kızı Hafsa’yı vererek onunla daha yakın bir ilgi kurdu. Hz. Muhammed’in ölümünde, Hz. Ebubekir’in halifeliğini şiddetle destekledi. Hz. Ebubekir ölünce de Ömer halife seçildi. 634’ten 644’e kadar 10 yıl gittikçe genişleyen İslam imparatorluğunu büyük bir devlet adamı dirayetiyle idare etti.

Hz. Ömer Bizans’a Karşı

Büyük İslâm tehlikesini gören Doğu Roma İmparatoru Heraklius, Müslümanlar’ı ezmek, yok edemese bile tamamen çöllere sürmek, Suriye sınırlarından uzaklaştırmak istiyordu. Güney Suriye’de bazı başarılar gösteren Müslüman ordusunun başında Usâme ibni Zeyd bulunuyordu. Hz. Ömer, Güney Irak’taki ordunun başkomutanı olan Halid ibni Velid’i, Usâme’nin yerine Doğu Roma’ya karşı başkomutanlığa getirdi, Amr İbnu’l-As, Ebu Ubeyde gibi büyük komutanları da Halid’in yanına verdi.

Halid, Yermûk Meydan Savaşı’nda Bizans ordusunu müthiş bir bozguna uğrattı. O zamanki dünyanın birinci ordusu olan Bizans ordusu, Müslümanlar’ın önünde tutunamayarak, Suriye içlerine çekildi. Hz. Ömer bu sırada Halid’in yerine Ebu Ubeyde’yi başkomutanlığa getirdi. Ebu Ubeyde, Şam’ı aldıktan sonra, Kudüs’ü kuşattı. Kudüs Patriği, Kutsal Şehir’i ancak Halife’ye teslim edeceğini bildirdi, Bunun üzerine, yalnız bir kişilik maiyetle Kudüs’e gelen Hz. Ömer, şehri teslim aldı.

Advertisement
İran’a Karşı Savaşlar

Suriye ve Filistin fethedilirken, İran İmparatorluğu’nun can damarı olan Irak’ta da büyük fetihler oluyordu. Başkomutan Ebu Ubey de, Fırat’ı geçerek Mezopotamya’ya girdi. Fakat küçük İslam ordusu, İranlılar’ın önünde bozuldu; Ebu Ubeyde, İran fillerinin ayakları altında ezilerek şehit oldu. Bunun üzerine Hz Ömer, Saad ibni Ebi Vakkas’ı kuvvetli bir ordunun başında Irak’a yolladı. Kaadisiye Meydan Savaşı’nda Müslümanlar, 3 gün, 3 gece devam eden pek çetin bir vuruşmadan sonra, büyük İran ordusunu kesin şekilde bozguna uğrattılar. 636’da Müslümanlar, başkentlerini savunmaktan âciz kalan Sâsânî İran İmparatorluğunun, yani Bizans’tan sonra dünyanın ikinci devletinin merkezi Medâyin şehrine girdiler. Şehenşah III. Yezdcerd, İran içerilerine kaçtı Celûlâ Meydan Savaşı’nda İran ordusunu yeniden bozguna uğratan Müslümanlar, hemen bütün Irak’ı fethederek İran’a girdiler. İran İmparatorluğu, Köktürkler’den yardım dilemek zorunda kaldı. Irak’ta Basra, Küfe gibi şehirler kurarak Fırat ve Dicle vadilerinde yerleşen Araplar, 642’de Nihâvend Meydan Savaşı’nda III. Yezdcerd’i gene bozguna uğratarak binlerce yıllık İran devletini haritadan sildiler.

Büyük kuzey fetihleri devam ederken, Amr ibnu’l-As’ın komutasındaki bir İslâm ordusu da Bizans’ın en zengin eyaleti olan Mısır’a girdi. Bizans ordusunu dağıtan Amr, 641’de Mısır’ın başkenti İskenderiye’yi aldı. Nil çatal ağzının güney düğümünde, şimdiki Kahire’nin yerinde Fustât şehrini kurarak Mısır’ın merkezi yaptı. Az zamanda bütün Mısır, Nubya, Libya, Müslümanlar’ın eline geçti; Kuzey Afrika, Bizans’tan temizlenmek üzereydi.

Dünyanın en büyük, en zengin devletinin cismani ve ruhani başkanı olan Hz. Ömer, Medine’de fakir denecek bir hayat yaşıyordu.

Kendisine özel kini olan bir İranlı tarafından hançerlenerek şehit edildi.


Yorum yapılmamış

  1. süperrrrrrrrr 🙂 harikaaaaaaaaaaaa 🙂 çokkkkkkkkkk 🙂 teşekkürrrrrrrrrrrrrrrrr 🙂 ederimmmmmmmmmmmmm

Leave A Reply