İnsanın Savunma Mekanizmaları Nelerdir?

0

İnsanlarda yer alan savunma mekanizmaları nelerdir? Psikolojik anlamda insanlardaki savunma mekanizmalarının çeşitleri, tepkileri ve özellikleri hakkında bilgi.

Savunma Mekanizmaları Hakkında Bilgi


İnsanlar; engellenme, çatışma ya da hayal kırıklığının neden olduğu psikolojik rahatsızlıkları gidermek için uyum bakımından zorunlu (kimi garip ve saçma olabilen) birtakım davranışlara başvururlar. Bunlara savunma mekanizmaları denir.

Kişi, birçok durumda gösterdiği davranışları öğrenme yoluyla kazanır. Kişilik özellikleri de çoğunlukla öğrenme ile kazanılır. Ne var ki yeni durumlar ortaya çıktığında her zaman eski davranış alışkanlıkları geçerli olmayabilir. Kişi sorunlarını her zaman gereği gibi çözemez. Çoğu zaman engellerle karşılaşır ve kaygıya kapılır, işte, savunma mekanizmaları kişinin kaygıyı azaltma ya da ondan kurtulma çabalarının ürünleridir.

1. Unutma (Bastırma ya da Baskı Altına Alma)

Freud‘a göre bastırma; kaygıya neden olan düşüncelerin, kişi tarafından bilinçaltına atıldığı aktif bir süreçtir, insanlar bu yolla çatışmaların yarattığı kaygıları azaltmaktadırlar. Unutma, hoşa gitmeyen yaşantı ya da düşünceleri akıldan çıkarmaya yarayan bir davranımdır. Dişçiye gitmekten korkan birisinin, dişçiyle olan randevusunu unutması ya da kişinin, mali gücünü zorlayan bir borcu unutması… bu tür davranmalardandır.

Engellenen ya da çatışma nedeniyle doyumsuz kalan bir güdü ya da gereksinimin oluşturduğu sıkıntılı durumdan kurtulmak için bireyin, bu gereksinimi görmezlikten gelmesi, düşünmemesi, inkâr etmesi, bilinçaltına itmesi, bastırma mekânizmasmın esasını oluşturur.


Bilinçaltına itilmiş olan güdü ve duygular -türlü biçimlerde davranışlara yansır ve bireyin, kişilerle ilişkilerinde güçlüklerle karşılaşmasına neden olabilirler. Aşırı durumlarda psikolojik danışma, psikoterapi, daha ileri vakalarda psikanalize gereksinim duyulur. Çünkü, bilinçaltına itilmiş, baskı altına alınmış güdüler kimi zaman kişiyi, anlaşılması güç garip davranışlara yöneltebilir.

2. Bahane Bulma (Mantığa Bürünme-Rasyonalizasyon)

Birey, özellikle kişisel yetersizliklerinden dolayı gerçekleştiremediği istek ve amaçları karşısında başarısızlıklarım haklı göstermek ister. Böylece kişi, yaptığı bir şey için gerçek nedenden başka neden gösterir. Mantığa bürünme, kabul görmeyecek güdülerin yarattığı kaygıyı önlemek ya da ondan kaçınmak için kullanılan en yaygın savunma mekanizmasıdır. Zayıf not alan bir öğrencinin, “Çalışmış olsaydım bile zayıf alacaktım, çünkü o öğretmen kolay kolay bana iyi not vermez.” demesi bahane bulmaya örnektir. Böylece kişi başarısızlığının nedenini kendi dışında aramaktadır. Kaygılarını, içki içmekle gidermeye alışmış birisinin “içki sağlığıma iyi geliyor ve damarlarımın açılmasına yardım ediyor.” demesi; bahane bulma örnekleridir.

Pollyanna (tatlı limon) davranışı diye adlandırılan davranım da rasyonalizmin değişik bir şekildir. Pollyanna davranışı, her başarısızlıkta iyi bir taraf bulmaya dayanır. Örneğin, çocuğu su çiçeği çıkaran bir annenin “Gene talihliyiz ki, boğmaca olmadı.” demesi gibi. iyimser olma, belli bir ölçüye kadar iyi olmakla birlikte, ama, aşırı iyimserlik insanı pasifleştirir. Böyle bir insan her şeyi olduğu gibi kabul eder hale gelebilir.

3. Yansıtma (Başkalarını Suçlama)

Yansıtmada kişi; kabul edilemeyecek bir davranışından dolayı duyacağı suçluluk duygusundan, bu davranışı bir başkasına atfederek ya da ona yansıtarak kurtulur. Kendi kişilik yapımızın öğelerini başkalarında görme eğilimi bir yansıtma sonucu meydana gelmektedir. Dürüst ve samimi olan birisi başkalarım da öyle görür. Birisine kötü davranmak isteyen birisi, bu duygusunu (yanlış olduğu için) bastırır. Buna karşılık, başkalarının kendisine kötü ve kaba davrandığını söyler. Cinsellik güdüsü kuvvetli olmakla beraber, toplumsal yasaklardan dolayı karşı cinse yaklaşamamış bir kadın, bütün öteki kadınları erkek düşkünü olarak nitelendirilebilir.


Bütünlemeye kalan bir öğrencinin kabahati öğretmeninde ya da sınav sisteminde görmesi de bir yansıtma davranışıdır.

Bu mekanizmanın en tipik şekline parano-idlerde rastlanır. Sürekli olarak gözetlendiklerini, canlarına kastedileceğini ve mallarına göz dikildiğini ileri süren bu hastalar gerçekte bilinçaltlarmı yansıtmaktadırlar.

4. Yüceltme

Freud’a göre yüceltme, cinsel dürtü ya da arzuların cinsel olmayan davranış ve yollarla doyuma oluşturulmasıdır. Örneğin erkeklerin ilgisini çekemeyen, çirkin bir kadının, yaratıcı bir artist ya da sanatçı olması. Böylece kadın, cinsel dürtülerini yüceltmiş olur. Yüceltme, sosyal bakımdan kabul edilmediği için tatmin edilemeyen arzuların yerine, kabul edilebilir olanları koymadır. Böylece organizma uğradığı hayal kırıklığının etkisini daha yüksek düzeyde ve kabul edilebilir bir etkinlikle gidermeye çalışmaktadır.

5. Ödünleme

Ödünlemede kişi, sosyal güdüsünü doyuma ulaştırmak için başka bir faaliyete yöne-‘ lir. Genellikle kişi belli bir faaliyette başarısız olmuştur ya da kendisine olan saygısı azalmıştır. Kişi, bu kaybını başka bir faaliyetle ödünlemeye çalışır.

Üstün olma ve beğenilme ihtiyacını gideremeyen birey, onurunu korumak için bir başka alanda aşırı çaba göstererek üstünlük arzusunu doyuma ulaştırır. Örneğin ufak tefek bir çocuğun, okulda başarılı olma yoluyla kendini göstermeye çalışması ya da tam tersi yola başvurarak dik kafalı, saldırgan ve saygısız bir tutum takınarak sivrilmeye çalışması.

6. Özdeşim Kurma

Özdeşim kurma; kişinin, kendisine örnek aldığı bir başkası gibi duyması, düşünmesi ve davranması yoluyla, ulaşmak istediği amaçlara ulaştığını sanmasıdır. Örneğin; atletik yeteneği olmayan bir öğrencinin, okul takımının başarılarını büyük bir coşkuyla karşılayarak benimsemesi, özdeşim kurmaya bir örnektir. Annesi gibi öğretmen olmak isteyen beş – altı yaşlarındaki bir çocuğun okulculuk oynarken annesinin bazı eşyalarını kullanması ve öğretmen rolü yapması da özdeşim kurmaya bir örnektir.


Hemen her kişi; en küçük yaşlardan itibaren benliği için bir model arar. Bu modelin türlü özelliklerini taklit eder, ona benzemeye çalışır.Bu model anne – baba olabileceği gibi, tanınmış bir sporcu ya da ünlü bir film yıldızı olabilir. Kişi; bu yolla, başka şekilde ulaşamadığı doyumlara ulaşmaya çalışır.

7. Gerileme (Çocuksu Davranma)

Gerileme; kişinin ulaşmış olduğu sosyal ve biyolojik düzeyin daha öncesinde kalmış olan ilkel davranış biçimlerine geri dönmesidir. Daha çok dört – beş yaşlarındaki çocuklarda görülür. Çünkü, bu dönemdeki çocuklar oldukça karmaşık engellemelerle karşılaşırlar. Örneğin, yeni bir kardeşi doğmuş olan beş yaşındaki bir çocuğun altını ıslatmaya başlaması ya da benzeri bebek davranışları göstermesi gerilemeye örnek teşkil eder.

Sıkıntılı bir durumda yetişkin bir insanın kekelemesi ve kızarması, bir gencin on yaşındaki bir çocuk gibi bağırıp ağlaması, isteği karşılanmamış bir yetişkinin somurtması., vb. davranışlar bu mekanizmanın yansımalarıdır.

8. Yön Değiştirme

Yön (ya da yer) değiştirme; kişinin güdüsünün asıl hedefi yerine başka bir hedefi koymasıdır. Kimi zaman kişi öfke, korku, kaygı ve sevgisini doğrudan doğruya bu duygulara neden olan kişi ya da durumlara yö-neltemez.

Örneğin, işyerinde patronuna kızan ve bunu açığa vuramayan biri, eve geldiğinde karısına ya da çocuğuna kızıp bağırabilir. Arkadaşına çok kızan bir genç, onun fotoğrafını yırtarak öfkesini giderme yoluna başvurabilir.

9. Karşıt Tepki Geliştirme

Çatışmayı önleme ve uyum sağlama amacıyla bu mekanizma sık sık kullanılır. Bu mekanizmada kişi, güdüyü gerçekte olduğunun tam karşıtı gibi algılar. Gerçek güdü ya kabul edilemeyecek ya da kaygı doğuracak niteliktedir. Bu nedenle güdü tam karşıtına dönüştürülerek algılanır, kabul edilebilir hale getirilir. Böylece çatışma, yüzeysel de olsa çözülmüş olur. Örneğin bir kişi, büyüklere karşı güçlü bir saldırganlık ve kırıcılık duygusu içinde olabilir. Ancak bu zararlı tepkilere yol açar.Bu nedenle kişi bu duygularını sevgi kılığına büründürerek büyüklere karşı aşırı bir saygı ve sevgi davranışı içine girebilir. Kardeşini kıskanan bir çocuğun aşırı derecede iyi bir abla olmaya çalışması gibi.

10. Kaçma

Kişiler; çözülmesi ya da uyulması zor olan durumlarla karşılaştıklarında kimi zaman durum ya da probleme sırt çevirerek, onu görmezlikten gelme yolunu seçerler. Bu davranış türlü biçimlerde kendini ortaya koyabilir, içinde bulunduğu koşulların yetersizliğine ya da rahatsız ediciliğine rağmen kişi, zamanın çoğunu fantastik etkinliklere harcayabilir; kendisini başarılı, imrenilen, varlıklı biri gibi görebilir ve öyle görünmeye çalışabilir. Sürekli ve aşırı bir iyimserlik ile ütopyacılık da bir nevi kaçmadır. Kimi kez de kişi düpedüz “kaçma” yoluna gider. Çözemediği geçim zorluğu ve aile anlaşmazlıkları karşısında evini, eşini ve çocuklarını bırakarak bilinmeyen yerlere gider.


Savunma Mekanizmalarının Kullanımı

Yukarıda anlatılan savunma mekanizmalarının pek çoğunu biz de kullanmışızdır. Hemen herkes yaşamında çeşitli yollarla kaygılarını giderme yolları dener. Mekanizmalar önemli boyutlarda olmayan çatışmalarda kullanıldıkları ve başkalarına zarar vermedikleri sürece kullanılabilirler. Bu suretle duyulan kaygıyı azaltır, bireyi çatışmalardan uzak tutar, benliği tehditlerden korur ve engellenmenin etkisini azaltırlar.

Ancak, savunma mekanizmaları aşırı kullanıldıklarında zararlı hale gelirler. Sorunların gerçek nedenleri objektif olarak saptanıp, bu nedenler ortadan kaldırılmadıkça savunma mekanizmasıyla bir çözüm getirilemez. Sorunlar ağırlaşır ve artar. Bir gün kişi, baş edemeyeceği bir kaygılar yığını içinde kalarak, ruhsal dengesini tamamen kaybedebilir. Savunma mekanizmaları, hiçbir zaman, kişiyi tam bir doyuma ve mutluluğa kavuşturmaz.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?