Kan Nedir? – Sözlük Anlamı

0
Advertisement

Kan ne anlama gelir? Kan kelimesinin terimler sözlüklerindeki anlamı, deyimler ve birleşik kelimelerin anlamları nedir?

KAN İLE İLGİLİ ATASÖZLERİ VE ANLAMLARI

KAN İLE İLGİLİ DEYİMLER VE ANLAMLARI

1. Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı
“Cebinden çıkardığı mendille ellerine bulaşan kanları silerek haykırdı.” – Ö. Seyfettin
2. Soy
“O da benim kanımdan.”
Birini yaralayandan alınıp yaralanana veya öldürenden alınıp ölenin mirasçılarına verilen para
Gerektiğinde hastalara aktarmak için sağlıklı kimselerden alınan kanların saklandığı yer
Asya ve Avrupa’da ılıman bölgelerde yetişen kırmızı veya sarı çiçekli otsu bir bitki (Adonis)
Genellikle solunum sıkıntısı çeken kimselerin kanında oksijen yerine bulunan karbondioksit
Yaman
“İhtiyarlığına tesadüf eden bu son nesil kankırmızı çıkmış, ötekilere rahmet okutmuştu.” – R. N. Güntekin
Kan aktarımı
Kanın hücreler arası sıvı maddesi
Kanda bulunan şeker
Kanda hastalık yapan bakteri, virüs vb.lerin bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık, septisemi
Sevimli, kendini çabuk sevdiren (kimse)
“Kara yağız, az tombul, fıldır göz, son derece kanı sıcak biridir.” – S. Birsel
Bir kuruluşu canlandırabilecek yeni kişi veya kişiler
Hasta veya yaralıya, kendi veya uygun bir kan grubundan damar yoluyla kan verme, kan nakli
Kan hacmine ve yoğunluğuna bağlı olan atardamar içi gerilimi, tansiyon
Geçmişte iki aile arasında cinayetten, kan akmış olmaktan veya başka bir nedenden oluşmuş düşmanlık
“Hemen her gün toprak yüzünden, kan davası yüzünden ocaklar sönmektedir.” – F. Otyam
Bireyde serum ve alyuvarların taşıdığı antijen veya antikorların türüne göre ayırıcı özellikler taşıyan grup
Çok kırmızı
Gelincikgiller familyasından kan kırmızı renkte çok yıllık zehirli bir bitki
Bir tür içi kırmızı portakal
Kırmızı veya esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan, yaralardan akan kanı durdurmak için kullanılan bir mineral, hematit
Kısasa kısas
Atardamarlarda dolaşan, akciğerlerden aldığı oksijeni taşıyarak vücudun her yanına giden kan
1.Çaresiz, zavallı
2. Yoksul
3. Kanı ayaklı
Kan ve kan hücrelerini oluşturan yapılarla bu yapıların hastalıklarını ve tedavilerini konu alan bilim dalı, hematoloji
Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görünen kan
Kemik iliğinde kan hücrelerinin farklılaşması ve olgunlaşmasının bozulmasına bağlı olarak kanda akyuvarların olağanüstü çoğalmasıyla beliren bir hastalık, lösemi
Becerikli
“O yırtık ve yapışkan gazetecilerin en kankızılı bile kelime alamıyordu kadının ağzından.” – M. Mungan
Kanda bulunan, eksikliğinde pıhtılaşmanın geciktiği veya kanamaların olduğu çekirdeksiz hücre, trombosit
Kıl, mide enzimleri, idrar vb. maddeden, temiz, taze hayvan kanından normal işlemle elde edilmiş, genellikle koyu, siyaha benzer bir renkte, suda çözünmeyen, kurutulmuş bir ürün
1. Genç kız, kan ayaklı
“Beşikteki çocukların, kanı ayaklı kızcağızların korkmamaları lazımdı, korkmaya hakları yoktu.” – T. Buğra
2. Yeni evlenmiş kadın, kan ayaklı
“Aynı anda nice analar kan ağlıyor, nice kanı ayaklılar dul, nice saçı bitmedikler yetim kalıyordu.” – H. R. Gürpınar
Toplardamarların kalbe götürdüğü kan
Kardeşkanı ağacından alınan, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, koyu renkte bir sakız
Aynı soydan gelme durumu
“Benim için hiçbir önemi yoktu, aramızda kan bağı bile bulunmuyordu.” – A. Ümit
Kıl kökünden başlayarak deri altı dokusunu saran ve deride şişkinlikle beliren irinli kabartı
Kalbin sürekli olarak kasılıp gevşemesiyle kanın damarlar içinde yer değiştirmesi, dolaşım, deveran, deveranıdem
Birbirlerinin kanını emerek veya yalayarak ant içmek yoluyla kardeş olanlardan her biri, ant kardeşi
“Göderce muhtarının kızıyla kan kardeşi olduk, dedi.” – N. Cumalı
Kanın çökmesinden sonra üstünde kalan sıvı kısmı
1. Anneyle yeni doğmuş bebeğin kan grupları arasındaki uyumsuzluk nedeniyle kansızlık, sarılık gibi belirtileri olan bir hastalık
2. Kan naklinde alıcıyla vericinin kan grupları arasındaki uyumsuzluk
3. Düşünce ayrılığı içinde olma
Soysuz (kimse)
Irkının katışıksız özelliklerini taşıyan (at)
1. Parlak ve koyu kırmızı renk
2. Bu renkte olan
3. Tam kıvamında demlenmiş (çay)
“Tavşankanı çayı ince belli çay bardağına boşalttı.” – H. Taner

Leave A Reply