Krizler Sonrası En Önemli Toplumsal Sorunumuz, İşsizlik Psikolojisi

0

Günümüzde, işsizlik sorunu ülkelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak farklılık gösterse de, tüm ülkelerin bir numaralı sorunu olmaya devam ediyor.

Bu durum; Türkiye’de dönem dönem yaşanan krizler ve hızlı nüfus artışına bağlı olarak temelde yapısal bir işsizlik boyutunda kendini gösteriyor.

Sorunun çok daha önemli bir boyutunu ise, işsizliğin, kişilerde yarattığı korku, fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulması, toplumun değer yargılarının yitirilerek ortaya çıkardığı ümitsizlik oluşturuyor.

işsizlik

Kaynak: pixabay.com

İşsizliğin İşçide Anlamı

İşsizliğin çalışanlar üzerinde yarattığı psikolojik ve ekonomik problemler, sadece bireyin kendisini değil çevresini de etkiliyor. Bu sorunların değişik boyutlarda ortaya çıkması ve işsizliğin işçide anlamı önemli sonuçlar yaratıyor.

Hayat Standartlarının Düşmesi

Şubat krizinin ardından bir çok işletme kapılarına kilit vurdu. Dolayısıyla işten çıkarılan kesimin hayat standartları düştü. Krizin ardından ücretlerin düşürülmesi ise çalışanların harcamalarını kısıtlamasına neden oldu.

Çalışmadan Vazgeçme

İşten çıkarılan kişilerin uzun süre hiç bir yerde çalışmaması da bir takım sorunları beraberinde getiriyor. Öncelikle işçilerin çalışma alışkanlıkları kayboluyor, iş zor gelmeye başlıyor ve tembellik alışkanlık haline geliyor. İşten çıkarılanlar, iş hayatının sıkıcılığına ve iş şartlarındaki disipline geri dönmekte zorlanıyorlar.

Psikolojik Danışma

Kaynak: pixabay.com

Psikolojik Durum

İşçilerin hayat standardının düşmesi bütün aile fertlerinin etkilenmesine sebep olarak, diğer fertlerini yasal olmayan yollarla para kazanmaya sürükleyebiliyor.
İşsizlerde meydana gelen korku ve kin psikolojik durumlarını da etkiliyor. Bu durum düzensiz bir hayat tarzı ve tehlikeli bir gelecek hazırlayabiliyor.

Yaş Gruplarına Göre İşsizlik

Işi kaybetmeyle kötüleşen şartlar sonucu kişilerin zihin sağlığı da bozuluyor. Gençlerin zihinsel sağlığı orta yaşa göre daha kuvvetli olmasına rağmen; genç işgücünde daha çok çevreye karşı itaatsizlik ve davranış bozuklukları görülüyor.

Stres

işsizlikle beraber stres hormonlarının faaliyetlerinde artma, gerilim, uykusuzluk ve sinirlilik durumları görülüyor ve psikolojik rahatsızlıklarda artış oluyor. Önceden işsiz kalma tecrübesi olanlar, içinde bulunduğu durumun ciddiyetini kabul etmeyenler, (savunma mekanizması) sosyal çevresinden destek görmeyenler ve olaylar karşısında esnek davranabilenler strese daha az maruz kalıyor.

umutsuz

Kaynak: pixabay.com

Depresyon ve Umutsuzluk

İşsizlik; büyük bir umutsuzluğa, çaresizliğe, yalnızlık duygusuna ve depresyon eğilimlerine yol açıyor. İşsizlerin duygu ve düşünceleri genellikle hayatın boş ve karanlık olduğu, yaşamanın anlamı olmadığı yönünde oluyor. Mesleki kariyer ne kadar yüksek ise, işsiz kalmanın psişik yükü de o oranda artıyor.

Özsaygının Zedelenmesi

İşsiz kalan birey, kendi kimliğini, sosyal konumunun ve kişiliğin gelişmesinde çok önemli rol oynayan bir faktörden yoksun kalmanın boşluğunu yaşayarak kendisine olan saygısını yitirebiliyor.

Toplumsal ve Ailevi Rolü Kaybetmenin Etkileri

İşsizlik, ailedeki dengeleri bozan en önemli unsur olarak baş gösteriyor. İşsiz kalma, hem işyerindeki arkadaşlardan ayrılma, hem de ailede sahip olunan belirleyici rolün dayanaklarından yoksun olma anlamına geliyor.

Belirsizliğin Neden Olduğu Baskı

İşsizlerin bir kısmı belirsizlik duygusu içinde yaşamaktan rahatsızlık duyuyor. Yeni bir iş bulunup bulunamayacağı konusundaki belirsizliğin ve üzerlerinde hissettikleri toplumsal baskının da etkisiyle, işsizler kendi yaşamları üzerindeki denetimlerini kaybediyor ve geleceği planlama güçlüğü çeken bir karaktere bürünebiliyor.


Leave A Reply