Mesir Macununu Kim Buldu? Tarihçesi ve Merkez Efendi Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Mesir macununu kim buldu, tarihçesi, hikayesi, özellikleri hakkında bilgi. Merkez Efendi kimdir, tarihte mesir macunu.

Mesir Macunu

Günümüzde Mesir Macunu bu şekilde renkli ambalajlar ile satılmaktadır.

Mesir Macununun Hikayesi Tarihçesi;

Mesir’in sözlük anlamı, gezilecek yer, gezinti yeridir. Anadolu ve Ön Asya’nın çok eski bir geleneği olan Mesir’i, beş bin yıl öncesine kadar götürebiliriz. Tıp tarihinde mesire benzeyen bir macunun hastaları tedavi amacıyla kullanıldığı, oldukça etkili bir tedavi olduğu yazılmaktadır.

Saruhan Beyliğinin başkenti, Şehzadeler şehri Manisa; Spilos Mağnesia adı ile, Truva savaşına katılan Mağnet’ler tarafından, Mitolojik adı Spil olan Manisa dağı eteklerinde kurulmuştur. (MÖ: 1194— 1184). İlk çağlarda Lydia, Pers, Makedonya, Roma ve Bizans İmparatorluklarına yurt olan Manisa, 1313 yılında Bizanslılardan alınarak Selçuklu uç beylerinden Saruhan Bey tarafından Türk illerine dahil edilmiştir. 1410 yılında Osmanlı ülkesine katılan Manisa, bu tarihten sonra, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat ve III. Mehmet gibi şehzadelerin yetiştiği bir il merkezi olmuştur.

Tarihte MESİR ilk defa Sümerler, Mezopotamya’da çeşitli baharat karışımından elde ettikleri macunu, altın bir kap içerisinde saklayarak, ilkbaharın başlangıçta hastalara dağıtırlarmış. Aynı terkiple hazırlanmış çeşitli isimlerle anılan macunlar, Sümerlerden sonraki Ön Asya ve Anadolu halkına da şifa dağıtmıştır.

Bu kadar derin bir geçmişe sahip olan macunun, Manisa’da “Mesir Macunu” adı ile kullanılması ise Kanuni Süleyman zamanına rastlar. Ancak Manisa’daki Mesir Macunu’nun esas yapımcısı büyük mutasavvıf, âlim ve hekim “Merkez Efendi” dir.

Advertisement
Merkez Efendi'nin Manisa Hafsa Sultan Camii önündeki heykeli

Merkez Efendi’nin Manisa Hafsa Sultan Camii önündeki heykeli

MERKEZ EFENDİ KİMDİR?

Asıl adı Musa Muslihiddin olan Merkez Efendi, 1460 yılında Denizli’nin Buldan ilçesinin Sarı Mahmutlu köyünde doğmuştur. İlk öğrenimini memleketinde yaptıktan sonra, İstanbul’a gelerek büyük mutasavvıf Şeyh Sümbül Sinan Efendi’ye katılmış ve halvetiye şeyhi olmuştur.

1522 yılında, Kanuni’nin annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından tamamlattırılan, zamanın en modern, ilmi, dini, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunan Sultan Camii ve külliyesi (Medrese, hânkâh, hamam, bimarhâne, dâruş-şifa) nin idaresi için Manisa’ya gelmiş ve burada Manisa’nın çevresiyle, halkın sağlık ve sosyal yaşantısıyla ilgilenerek derin sevgisini kazanmıştır. Zamanla bir takım bitkilerden yaptığı macunlarla, birçok hastalıkları tedavi ettiği; hatta Kanuninin hasta annesi Hafsa Sultan’ı Mesir Macunu kürleriyle tamamen sıhhatine kavuşturduğu rivayet edilir.

Tıpta bir çeşit yenilik sayılan, macunla kür yapma metodu çok başarı sağlamış, 16. yüzyılda Manisa’da çağın, en modern ve tam teşekküllü ilk hastanesi olarak kullanılan dâr’üş-şifa’da akıl hastaları, tamamen hurafelerden arınmış bu macunlarla tedavi edilmişlerdir. Oysa aynı yüzyıl Avrupa’sında akıl hastaları, ruhlarının şeytan tarafından tutulduğu düşüncesiyle, zincire vurulur, kırbaçla dövülür ve tütsülenirlermiş. Böylece şeytanın korkup kaçtığı ve ruhun huzura kavuştuğu kabul edilirmiş.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?