Sanat Galericiliği Mesleği: Sanattan Para Kazanılır Mı?

0
Advertisement

Sanat galericiliği aslında hiç de göründüğü kadar kolay bir iş değil. Ekonomisi bu kadar inişli çıkışlı bir ülkede sanat galerilerinin işi çok zor. Bir hobi olarak güzel bir uğraş belki ama, ya bir meslek olarak?

Plastik sanatlar ülkemiz için en az gelişmenin kaydedildiği sanat dallarından biri. Osmanlı İslam sanatında yer bulamayan resim ve heykel, cumhuriyet döneminde de çok fazla bir gelişme kaydedememiş. Tabii, ardı arkası kesilmeyen ekonomik krizler ve eğitim sistemimizde sanata yeteri kadar yer verilmemesinin bunda payı büyük. Plastik sanatlar alanındaki gelişme için müzeler ve galeriler önemli bir rol oynuyor.

Sanat Galericiliği Mesleği: Sanattan Para Kazanılır Mı?

Ancak ülkemizde bu anlamda güçlü müzeler bulunmuyor. İlk Resim Heykel Müzesi 1937 yılında Atatürk’ün emriyle İstanbul’da kurulmuş; ama ne yazık ki bunun arkası gelmemiş. 1900’lü yılların ortalarında İstanbul’da sanat galerileri açılmaya başlanmış. İlk galeri İsmail Hakkı Ongan tarafından açılmış, daha sonra 1950 yılının sonunda Maya Sanat Galerisi açılıyor. Bunu, Adalet Cingöz’ün, Mefkure Şerbetçi’nin ve diğer bazı sanatçıların galerileri takip ediyor. Ancak asıl galericilik olgusunun oluşması 1970’li yıllara rastlıyor. Bu dönemde sergiler organize eden, resim alım satımı yapan, piyasa oluşturmaya çalışan bir galerici gurubu oluşuyor.

1970’li yıllar ve sonrası sanat galericiliğinin aşama kaydettiği dönemler. Ardı ardına özel sanat galerileri açılmaya başlıyor, bu arada bankalar da bu alana el atıyor, kurumsal birçok sanat galerisi kuruluyor. Bugün İstanbul’da yüzlerce sanat galerisi bulunuyor. Bu arada ülkemiz yeni ressamlar da yetiştiriyor. Yeni sanatçılar yetişmeye, yeni galeriler açılmaya devam ediyor. Fakat bu noktada da oldukça önemli bir sorun var, çünkü sanat eseri alıcısının sayısı artmıyor. Bu durumda sanat galerileri ve sanatçılar için pastadan alınan pay azalmaya başlıyor. Alım satımın artmasını sağlayacak en önemli etken tabii ki ekonominin düzelmesi. Ancak bu da tek başına yeterli değil. Öncelikle sanata olan ilginin arttırılması gerekiyor ki, bunda eğitimin payı çok büyük. Ayrıca devletin de sanat eseri alımını destekleyici bir politika izlemesi gerekiyor.

Advertisement

Türkiye’de sanat galerilerinin işi oldukça zor. Çünkü sanat eseri piyasası güçlü bir ekonomi gerektiriyor. Sanat eserlerinin alımı ve daha sonra bakımı oldukça masraflı bir iş. Ayrıca Türk insanı hâlâ sanata para vermeye alışık değil. Sergileri gezip, resimleri görüyor, beğeniyor ama satın alamıyorlar. Böyle olunca sanat galericiliği aslında birçok kişi tarafından bir tür hobi olarak yapılıyor. Çünkü bu işten çok fazla maddi kazançlar elde etmeyi ummak, sonucun hayal kırıklığı olmasına sebep olabilir.

Bugün sanat galerilerinde iki yüz binden on milyona kadar değişen geniş bir fiyat aralığında resimler bulmak mümkün.

Resmin tekniği, boyutu, ressamı, tüm bunlar fiyatın belirlenmesini etkileyen unsurlar. Sanat galerileri iki metodla çalışıyorlar. Bunlardan biri resmi ressamdan satın alıp daha sonra satmak. Diğeriyse, resim satışından komisyon almak. Resimlerden alınan komisyonlar yüzde on ile yüzde elli arasında değişiyor. Bu ressam ve galerici arasındaki anlaşmaya bağlı. Galerici sanatçıyla sergi için anlaşıp bunun sonucunda resim satışı yapıyorsa komisyon yükseliyor. Eğer müşteriyi bulup tek resim satışı için bir anlaşma yapılıyorsa komisyon biraz daha düşük oluyor. Bir galeri yılda ortalama yüz ile iki yüz arasında değişen sayıda resim satıyor. Bu sayıda, galerinin sanat dünyasındaki yerinin ve çalıştığı ressamların etkisi büyük.

Sanat galerileri için yaz ayları ölü bir dönem. Haziran, temmuz, ağustos ayları tüm dünyada oldukça durgun geçiyor. Özellikle ağustos ayında alım satım pek olmadığı için galeriler tatile girebiliyorlar. Ülkemizde de birçok galeri yaz aylarında kapatmayı ya da yaz boyunca süren karma sergilerle bu dönemi geçirmeyi tercih ediyor.

Sanat Galerisi

Advertisement

Günümüzde sanat galerileri ve sanatçılar arasındaki bağ pek kuvvetli değil. Avrupa’da sanatçılar sürekli bir sanat galerisiyle çalışıyor ve birbirlerine güveniyor ve destek oluyorlar. Ancak ülkemizde bu sistem henüz oturmuş değil. Bazı ressamlar çalıştıkları galeriye haber vermeden kendi evlerinden de resim satabiliyor. Ya da sürekli farklı galerilerle çalışan sanatçılar da oluyor. Aslında sanat galeri kendi aralarında da iyi bir organizasyon kuramamış. Yeni sanatçılar keşfetme, genç isimleri topluma mâl etme, böylece hem resmin gelişimine katkıda bulunurken hem de sanatçı ve kendilerinin çıkarlarını koruma da pek başarılı değiller. Galeriler genelde birbirlerinin sanatçılarıyla çalışarak istemeyerek de olsa gelişimin önüne geçmiş oluyorlar. Plastik sanatlar alanında ürün veren üç yüz, dört yüz kadar sanatçısı olan ülkemizde hangi sanatçılarla çalışacağını seçmek galericiler için çok kolay oluyor. Daha doğrusu galericiler kolaya kaçmayı tercih ediyor.

Plastik sanatların gelişimi için sanatçıların daha üretken ve daha yenilikçi olmaları, sanat galerilerinin daha iyi organize olmaları ve Türk sanatıyla dünya sanatı arasında köprü vazifesi görmeleri gerekiyor. Ancak sanatın gelişimi için en önemli iki etken ekonomi ve eğitim. Sanat alanında istenilen noktaya, ancak ekonomisi düzgün bir Türkiye ve daha eğitimli bireylerle ulaşılabilir.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?