Zekat Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Zekat nedir, neden önemlidir? Zekat vermenin kuralları nelerdir, kimler, kimlere verebilir, zekatın amacı hakkında bilgi.

ZEKÂT

İslâmlığın beş şartından biridir. Zekât, hicretin ikinci yılında ve oruçtan daha önce farz kılınmıştır. Farz oluşu konusunda Kur’an-ı Kerim’de birçok âyetler bulunduğu gibi, gene aynı konuda pek çok hadisler de bulunmaktadır. Bu hadislerde zekâtın, «Erkân-ı İslâmiye’nin Üçüncüsü» olduğu belirtilmiştir. Genel olarak zekât; zengin, ya da hali vakti yerinde olan Müslümanlar’ın, seneden seneye, mallarının kırkta birini fakirlere ve ihtiyacı bulunan Müslümanlar’a vermelerinden ibarettir.

İki kısım maldan zekât verilmesi lâzımdır:

1 — Altın ve gümüş gibi değerli madenlerle, bunlardan yapılmış her çeşit süs ve kullanma eşyası. (Yüzük, küpe, bilezik, gerdanlık,, yemek kabları, çatal, kaşık, bıçak, leğen, ibrik ve benzerleri…)

Advertisement

2 — Hayvanlar; (Deve, koyun, keçi, inek, manda…) ile alımı ve satımı mümkün olan bütün ticaret ve ev eşyası.

Zekâtta, her mal için ne kadar bir kısım veya buna karşılık ne kadar para verileceğine dair bir ölçü vardır; bu ölçüye «Zekât Nisabı» denir. Meselâ, zekâtın konduğu çağın ölçüsü ile, altının zekâtı yirmi miskalden başlar. Yani bir kimsenin yirmi miskal altını varsa, bunun kırkta biri olan yarım mis-kalini muhtaçlara vermesi farzdır. Bu duruma göre altının nisabı yirmi miskal olmaktadır. Gümüşün nisabı da, gene eski ölçülerle, ikiyüz dirhemdir. Hayvanlarla, alımı satımı mümkü-n olan malların nisabı da altın ve gümüş kıymetine göre değerlendirilir. Zamanımızda zekât miktarları, müftülükler tarafından, günün fiyat endekslerine göre hesaplanıp düzenlenmekte ve bunlar, Müslümanlar’a bildirilmektedir.

Kimler Zekât Verir

Zekât, her Müslüman için farz olmakla beraber, bu ibadetin dışında tutulmuş olanlar da vardır. Meselâ buluğ çağına ermemiş kimseler zekât veremez. Bundan başka bir kimsenin zekât vermesi için, borçlu olmaması, malının ve kazancının önce kendisiyle ailesinin ihtiyaçlarını karşılaması lâzımdır. Zekâtın kimlere dağıtılacağı hususu da Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde kesin olarak belirtilmiştir. Buna göre zekât, ancak şu tipteki insanlara verildiği zaman kabul edilmiş sayılır: Fakirlere; çalışamayacak durumda hastalanmış kimselere; kölelere; borcundan fazla nisaba sahip olmayan borçlulara; her çeşitten yardıma muhtaç olanlara; yerinde zengin bile olsa, her hangi sebepten, parasız ve yolda kalmış bulunanlara… Zekâtın mutlaka fertlere verilmesi şart değildir; zekât, her türlü hayır kurumlarına, okul, hastane, askeri birliklere de verilebilir ve bu, din yönünden, tamamen makbuldür.

Advertisement

Namaz ve oruç birer bedeni ibadettir. Bunlar Allah katında ne kadar makbulse, mali bir ibadet olan zekât da o kadar makbuldür. Müslümanlıkta zekât yolu ile yapılan ibadet; Allah’a imân edişin, onun verdiği türlü lütuf ve nimetlere karşı kulun duyduğu şükran duygusunun bir ifadesi şeklinde kabul edilir. Kur’an-ı Kerim’deki zekâtla ilgili âyetlerden birinin anlamı şudur: «Eğer benim hakkımdaki tasdik ve ikrarınızda samimi iseniz, pek çok sevdiğiniz malınızdan bir kısmını, benim için, benim emrimi yerine getirmek için başkalarına — yardıma muhtaç olan başka Müslümanlara— veriniz.»

Zekât, İslâm dininin en büyük ve önemli özelliklerinden biridir. Başka hiçbir dinde, sosyal yardım ve dayanışma sistemi böyle ölçüde ve böyle değerde sistemleştirilmiş değildir. Müslümanlık; zekât yolu ile, insanlar arasında sefaletin önlenmesini, fertlerdeki insanlık duygularının daima canlı kalmasını garanti altına alır. Sosyal adalet kavramının en iyi uygulanma alanlarından biri olan zekât vasıtasıyla insanlar; böylece bencillikten, hasislikten nefislerini kurtarabilmektedir. Kısaca söylemek gerekirse zekât, insan topluluklarının ahenkli ve mesut yaşaması yolunda atılmış adımların en verimlilerinden biridir. Mademki fertler; zekâ, güç ve imkânlar yönünden aynı seviyede değildirler; o halde üstün seviyede bulunanlar, bu seviyeye ulaşamamış kimselere yardım ellerini uzatmakla, kendilerine bu imkânları bağışlayan Allah’a da şükürlerini belirtmiş olmaktadırlar. İşte zekâtın gerçek anlamı ve değeri bu noktadadır.


Leave A Reply