Avusturya Tarihi (Babenberg Hanedanı, Habsburglar, Reform Dönemi ve Fazlası)

0

Avusturya tarihi hakkında dönemler ayrılmış bir şekilde ilk kurulumundan birinci dünya savaşı sonuna kadar ki tarihi.

avusturya tarihi

Kaynak: commons.wikimedia.org

Avusturya Tarihi

Bugünkü Avusturya topraklarının büyük bir bölümünde ilkçağda Keltler yaşardı. Roma kuşatması sırasında Tuna Irmağı’nın kuzeyindeki topraklarda Germen boyları bugünkü İsviçre sınırlarındaki bölgede ise Raetialılar yaşıyorlardı. Bu bölgelerde Raetia, Noricum ve Pannonia eyaletlerini kuran Romalıların, bu dönemdeki önemli yerleşim merkezleri ve garnizonlarından bazıları Vindobona (Viyana), Juvvavum (Salzburg), Valdidena (Innsbruck), Dvilava (Wels) ve Brigantium (Bregenz) idi. 5. yüzyılda Hunların ele geçirdiği bölgenin güneydoğusuna günümüzde de varlığını sürdüren Slavlar yerleşti. Toprakların bazı bölümleri zaman zaman Alman boylarınca ele geçirildi. 5. yüzyılın ortalarından başlayarak bölgede gittikçe yayılan Bavyeralılar (Bavarians) döneminde Misyonerler Hıristiyan kilisesini yeniden kurdular. Frank kralları ile yüzeysel ilişkiler kuran Bavyera dükleri 787-788’de Charlemagne’a boyun eğdiler. 9. yüzyılda Charlemagne İmparatorluğu çökünce Frankların bölgedeki üstünlüğü sona erdi. Sınırları ilk olarak geçen Moravyalılar ve Macarlar Tuna Vadisi’nde kendilerine sağlam bir yer edindiler.

Advertisement

955’te daha sonra Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun başına geçen I. Otto’nun Augsburg yakınlarında Macarları yenilgiye uğratmasıyla Avusturya tarihinde yeni bir dönem başladı. Macarları denetiminde tutmak amacıyla Tuna boyunca Enns’in doğusuna doğru güçlü bir marklık kuran Otto Avusturya’nın gerçek kurucusu kabul edilir.

Babenberg Hanedanı:

976’da İmparator II. Otto doğu marklığını, 1246’ya kadar elinde tutacak olan Babenberg Hanedanı’na verdi. 1140’ta Viyana yönetim merkezi oldu. Hanedanlık 1156’da batıda İnn ve Enns arasındaki toprakları elde etti. Yine aynı yıl İmparator I. Friedrich (Barbarossa) Avusturya’nın babadan oğula geçen bir dükalık olmasını kabul etti. Badenbergler 1192’de miras yoluyla Steiemark’ı elde ettiler. Badenberg Hanedanı’nın son üyesi olan Kavgacı Friedrich 1246’da Macarlara karşı çarpışırken öldüğünde topraklar Tuna boyunca Passau’dan Bratislava’ya kadar genişlemişti. Bu dönemde Hıristiyanlık sağlam temellere oturtuldu ve giderek yaygınlaştı. Son Babenberg üyesinin ölümünden sonra Bohemya kralının oğlu Otokar, dük seçildi. 1273’te Habsburg Hanedanı’ndan Rudolf’un imparator seçilmesi Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun savaş ve çalkantılarla dolu döneminin sonu oldu. 1363’te Habsburglar (sınırları bugünkünden değişik olan) Tirol ve Vorariberg’i aldılar. Ayrıca Brenner Geçidi’ni de topraklarına katan Habsburglar Almanya ile İtalya arasındaki en kısa yolu da aldılar. Bundan sonra hanedan topraklarını Tuna’dan Adriya Denizi’ne kadar genişleterek Almanları, Slavları ve İtalyanları egemenlikleri altına aldılar. Bu dönemde topraklar oğullar arasında bölündü. Bu bölünmeler Habsburgların Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu içindeki gücünü azalttı. 150 yıl boyunca yalnızca bir Habsburg imparatorluk tahtına oturdu.

15. Yüzyıl:

Habsburg soyundan gelen V. Albrecht’in (Kral II. Albrecht) iki yıllık hükümdarlığından sonra imparator olan III. Friedrich (1440-1493), Macarlara yenilerek Viyana’dan çıkmak zorunda kaldıysa da güttüğü politika ile gelecekteki güçlü imparatorluğun temellerini atmış oldu. Friedrich’in oğlu Maximilian babasının Burgonya toprakları ile Hollanda’yı miras olarak bıraktığı Burgonyalı Marie ile evlendi. Maximilian, 1486’da Alman kralı seçilince daha da güçlendi. 1493’te Habsburg Hanedanı’nın başına geçtiğinde topraklar Hollanda’dan Leitha’ya kadar uzanıyordu. Ayrıca merkezi bir yönetim kurma çabaları sonucu Yukarı ve Aşağı Avusturya, Tirol ve batıdaki Avusturya’yı içine alan topraklar üzerinde bir yönetim birliği sağladı. Maximilian’ın Avusturya ile İtalya arasında çizdiği sınır 18. yüzyıl başlarında İspanyol hanedanı ile yapılan savaşın sonuna kadar durumunu korudu.


Avusturyalı ve İspanyol Habsburglar:

Maximilian’ın evlilik anlaşmalarının en önemlisi oğlu Philipp ile İspanyol Femando ve İsabel’in kızları Juana arasındaki evliliktir. Bu evlilikten doğan V. Karl, İspanya’ya da egemen olacaktı. Habsburglarla Macaristan ve Bohemya krallarının çocukları arasındaki evlilikleri de düzenleyen Maximilian, 12 Ocak 1519’da öldüğünde yerine tüm Habsburg topraklarının ve imparatorluğun tek egemeni olacak torunu V. Karl geçti. Aynı zamanda İspanya ve Hollanda kralı da olan Karl, topraklarını kardeşi Ferdinand ile bölüştü. 1521’de varılan bir antlaşma ile Ferdinand; Yukarı Avusturya, Aşağı Avusturya, Steiermark, Kamten ve Camiola dükalıklarının başına geçti. Bir yıl sonra Tirol ve batısı ile bazı Kuzey İtalya topraklarını da yönetimine kattı. Bu toprak bölünmesi Habsburg ailesinin, İspanyol ve Avusturyalı olmak üzere ikiye ayrılmasına yol açtı. Ferdinand Osmanlılarla yeniden alevlenen sorunlar yüzünden topraklarını korumakta güçlük çekti. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman 1521’de Belgrad’ı kuşattı ve Tuna’yı geçerek ilerledi. 1526 Mohaç Savaşı’nda Bohemya ve Macaristan Kralı Louis’in bozguna uğraması üzerine Bohemyalılar, Ferdinand’ı kral seçtiler. Macaristan’da ise bölünmeler oldu; bir grup, Ferdinand’ı kral olarak seçerken; Ulusal Parti, Transilvanya Prensi Zapolya’yı kral olarak benimsedi. Zapolya Osmanlıları tanıyarak Kanuni’den destek sağladı. Böylece Ferdinand ve onu izleyenler yalnızca Osmanlılarla değil, Macaristan Ulusal Partisi ile de sürekli bir çatışmanın içine girdiler.

Advertisement

Ferdinand’ın 1526’da Avusturya, Bohemya ve Macaristan krallıkları arasında kurduğu birlik, gelecekteki Avusturya İmapatorluğu’nun temeli oluşturduğu gibi Zapolya’yı Polonya’ya kaçmak zorunda bıraktı ve Ferdinand 1527’de Macaristan kralı oldu. Kanuni Sultan Süleyman 1529’da Viyana’yı kuşattıysa da başarıya ulaşamadı. Bir süre sonra yeniden bozulacak ateşkes yürürlüğe girdi. Ferdinand, Zapolya ile uzlaşarak 1538 Grosswardein Antlaşması’nı imzaladı. Buna göre Macaristan topraklarının büyük bir bölümü ile krallık unvanı Zapolya’ya verildi. Buna karşılık Ferdinand onun mirasçısı oldu. İki yıl sonra Zapolya öldüğünde Ulusal Parti antlaşmayı bozarak Zapolya’nın oğlu John Sigismund’u kral seçti.Sigismund Kanuni tarafından tanınırken Almanya’dan yeterli destek sağlayamayan Ferdinand, bir dizi yeni anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı. Bundan sonraki 150 yıl boyunca Macaristan üç ayrı parçaya bölündü: Habsburgların yönetimindeki topraklar, Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı orta kesim ve yerel yönetimlerin elinde bulunan doğu kesimi.

Reform Dönemi:

Protestan din devriminden kaynaklanan sorunlar V. Karl ve I. Ferdinand dönemlerinde önem kazandı. Karl, Hollanda, İspanya ve İtalya ile olan ilişkiler ve Fransa ile yapılan savaşlar; Ferdinand ise Avusturya, Bohemya, Macaristan ile olan ilişkiler ve Osmanlılarla yapılan savaşlar nedeniyle Katoliklerden gerekli desteği sağlayamadılar. İki hükümdar da Almanya’daki Protestan prenslerden yardım sağlayabilmek için, imparatorlukta Lutherciliğin yasal tanındığı Augsburg Barışı’na (1555) temel olan anlaşmalar yaptılar. Yukarı ve Aşağı Avusturya % 90’ı bulan Protestan nüfuslarıyla başlıca Protestan eyaletler olurken, yeni öğretiler Slavların çoğunlukta olduğu güneydoğu eyaletlerinde yandaş bulamadı. Protestanlık Hussite hareketinin varolduğu Bohemya’da tüm ülkeyi sararken Calvinciliğin yaygın olduğu Macaristan’a da sıçradı. İmparator II. Maximilian yönetimde kaldığı süre (1564-1576) içinde Protestanlığa karşı liberal bir politika izledi. Koyu bir Katolik olan oğlu II. Rudolf döneminde (1576-1612) ise karışıklıklar oldu. Yukarı Avusturya’da ortaya çıkan bir köylü ayaklanması bastırıldıktan sonra Protestan kiliseleri kapatılarak Katolik düzen yerleştirildi. Ancak Transilvanya ve Macaristan’daki ayaklanmalar Rudolfu; Macaristan Protestanlarına Katoliklerle eşit haklar tanımak zorunda bıraktı.Rudolf’un kardeşi Matthias onun ölümüyle imparator (1612-1619) seçildi. O da ağabeyi gibi soylularla başa çıkamayınca karışıklık sürdü. Çocuğu olmayan Matthias yeğeni Steiermarklı Ferdinand’ı kendisine ardıl seçti. Cizvitler tarafından yetiştirilen ve bir karşı reform öncüsü olan Ferdinand (Ferdinand von Steiermatle) sürgün tehdidiyle Protestanları, Katolikliği benimsemeye zorladı. 1617’de Bohemya kralı olan Ferdinand, Bohemya’yı yönetmek üzere yedisi Roma Katoliği olan on valiyi görevlendirince Bohemya Protestanları tarafından şiddetli bir ayaklanma başlatıldı ve valilerden ikisi 23 Mayıs 1618’de Prag’da öldürüldü.

Ferdinand imparator olduğu zaman (1619-1637) Bohemya Ayaklanması’nın bastırılması “30 Yıl Savaşları”nın (1618-1648) başlangıcı oldu. 1648’de yapılan Westfalya Barışı ile Luthercilik, Calvincilik ve Katoliklik imparatorluğun resmi dinleri olarak tanındı. Bu süreç içinde Habsburglar tüm Avusturya eyaletleri ve Bohemya’nın Katolikliğe dönmesini sağladılar. 1623’te Protestan memurlar, 1627’de tüm Protestanlar sürgüne gönderildi. Westfalya Antlaşması ile Alsace Bölgesi’ndeki Habsburg topraklan Fransa’ya verildi. Bu kayıp Avusturya’nın gücünü azalttı.

İmparator I. Leopold’un (1657-1705) anti-Protestan tutumu sonucu İmre Tokoly önderliğinde bir grup Macar, Osmanlılardan yardım istedi. Osmanlılar 1683’te Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında büyük bir sefer düzenleyerek Macaristan’ı geçtiler ve Viyana önlerine geldiler. Alman kuvvetleri ile birleşen Leopold’un orduları Polonya Kralı III. John Sobieski’nin de yardımıyla Osmanlıları durdurdu ve karşı saldırıya geçti. 1686’da Budapeşte alındı ve 1687’de Mohaç’ta kazanılan savaşla Osmanlı Orduları Hırvatistan ve Slovenya’dan çıkarıldı. 1699’a kadar süren savaşlar Osmanlıların yenilgisi ile sonuçlanınca Karlofça Antlaşması (1699) ile Tamaşvar (Timişoara) dışındaki tüm Macaristan toprakları Avusturya’ya geçti.

İspanyol hanedanı ile yapılan savaşın sonucunu belirleyen Utrecht, Rastatt ve Baden (1713-1714) antlaşmaları ile Avusturya, İspanya Hollandası, Milan, Mantua, Napoli ve Sardinya’yı aldı. Polonya savaşları sonucunda 1738’de yapılan Viyana Barışı ile de bu kez Napoli ve Sicilya’yı verip Parma ve Piacenza’yı aldı. Doğuda Avusturya iki yıl süren savaşlar sonunda 1718’de Tamaşvar ve Sırbistan’ın kuzey bölümünü Osmanlılardan aldı. Ancak 1736-1739 arasındaki Avusturya-Osmanlı Savaşları ile Sırbistan yeniden Osmanlıların eline geçti.

avusturya tarihi

Kaynak: commons.wikimedia.org

Habsburg Hanedanı:

Habsburg Hanedanı’ nın varlığını sürdürmesine önem veren VI. Karl, 1713’te Pragmatik Sanksiyon’u (Pragmatik Ceza) yayımladı. Habsburg topraklarının bölünmezliğini duyuran bu belgeye göre, imparatorluk tacı babadan oğula; oğul olmadığı zaman ise yaş sırasına göre kız çoçuklarına geçti. 1740’ta öldüğünde miras hakkı konusunda karışıklık çıktı. VI.Karlın büyük kızı Maria Theresia, Habsburg topraklarının denetimini eline alınca Prusya Kralı II. Friedrich (Büyük) Silezya üzerinde hak iddia etti. Bavyeralı Karl Albrecht ise tüm Habsburg topraklan üzerinde pay istedikten sonra imparatorluk tacına aday oldu ve 1742’de kral seçildi. 1745’te ölümünden sonra Maria Theresia’nın çabaları sonucu kocası Lorraineli III. François imparator seçildi (1. Franz adıyla 1745-1765). Böylece imparatorluk Habsburg Hanedam’nın yönetimi altına girdi.

Advertisement

Avusturya Veraset Savaşları (1740-1748) zaman zaman Prusya, Bavyera, Saksonya, Sardinya, İspanya ve Fransa’yı Avusturya ve Britanya’nın karşısına çıkaran uluslararası bir anlaşmazlığa dönüştü. 1748’deki Aix-la-Chapelle Barışı ile H.Friedrich’in (Büyük) Silezya üzerindeki konumu sağlamlaştı ve Avusturya, İtalya’daki bazı topraklarını Sardinya ve İspanya’ya bırakmak zorunda kaldı. Avusturya Veraset Savaşları’nı Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) izledi. Bu kez Fransa ve Rusya, Avusturya’ya yardım ederken Britanya Prusya ile birleşti. 1762’de Çariçe Elizabeth’in ölümü üzerine Rusya’nın çekilmek zorunda kalması Prusya’yı son anda yıkılmaktan kurtardı. Böylece Silezya Hubertusburg Antlaşması (1763) ile yine Friedrich’in elinde kaldı. 1780’de annesinin ölümünden sonra kral olan II. Joseph, ilk iş olarak toprakları merkezleştirme yoluna gitti. Ülkeyi 13 yönetim bölgesine ayırarak her birinin başına bir yönetici atadı. Bu dönemde kölelere topraklarından ayrılma ve özgürce evlenme hakkı, din konusunda Protestanlara politik eşitlik tanındı. İlerici düşüncelerin savunucusu bir aydın olarak tanınan Joseph’in Bavyera’yı ele geçirme girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Joseph’den sonra kral olan II. Leopold (1790-1792) Osmanlılarla barış yaptı. Onun döneminde de merkezleştirme sürdürüldü. Dinsel yasalar geçerliliğini korumasına karşın Katolik Kilisesi eski gücüne kavuşmayı başardı.

Fransız Devrimi ve onun Belçika ve Almanya’daki etkileri II. Leopold’u harekete geçirdi. Leopold savaş çıkmadan önce ölünce Fransız Devrimi sırasındaki savaşların sorumluluğu ve yenilgi oğlu II. Franz’ın oldu. Napolyon 1804’te Fransa’da krallığını ilan edince, II. Franz 11 Ağustos 1804’te kendisini Avusturya imparatoru ilan etti ve 6 Ağustos 1806’da imparatorluk çöktüğünde de I.Franz olarak yönetimini sürdürdü.

Fransa’ya karşı daha önce girişilen üç birleşme Avusturya’nın bazı topraklarını yitirmesine yol açtı. 1809’da Metternich Johann von Stadion’u Dışişleri Bakanlığı’na getirince Avusturya bir süre için Fransa ile ilişkilerini düzeltti. I. Franz’ın kızı Marie Louise 1810’da Napolyon ile evlendi. Avusturya, Fransa’nın bağlaşığı olarak 1812’de Rusya’ya saldıran Napolyon ordularına destek sağlamaya zorlandı. Viyana Kongresi’nde (1814-1815) Avrupa’da dengenin sağlanması amacıyla Mettemich yaptığı çalışmalarla Avusturya’nın da yerini sağlamlaştırdı. Napolyon savaşlarının alt üst ettiği eski politik düzenin yeniden kurulması gerektiğini Kongre’ye kabul ettirdiği gibi ayrılma taraflısı ulusal hareketlere karşı Kutsal İttifak’ı da (Dörtlü Yönetim) kullanarak sert bir politika güttü. Böylece Avusturya Inn ve Salzburg dışında eski topraklarına kavuştu. Lombard, Venedik Krallığı’nı da topraklarına katıp İtalya’daki durumunu güçlendirdi. Metemich 1806’da dağılan Kutsal imparatorluğun yerine 1815’te bu kez Germen Konfederasyonu’nu oluşturdu.

Merkeziyetçilik katı bir biçimde korundu. Buna 1818 Aachen, 1820 Troppau, 1821 Laibach, 1822 Verona kongrelerinde Beşli Yönetim’in de desteği eklenince Mettemich Konfederasyonu içinde liberal akımları ezdi. 1830 İhtilali ile Mukaddes İttifak’ın dağılmasının Avrupa ülkelerinde yarattığı liberal akımlar, Konfederasyon içindeki Almanya’da mutlakiyetçiliğin güçlenmesi sonucunu doğurdu.

Macaristan’da 1825’te başlayan milliyetçilik akımı, 1840’ta Macarcanın resmi dil olarak imparatorlukça da kabul edilmesi sonucunu doğurdu. Macaristan’da soyluların temsil edildiği Yüksek Meclis ile halkın seçtiği Alt Meclis arasındaki mücadele de Avusturya için tehlikeli olmaya başlamıştı. Milliyetçilik bilinci Galiçya’da Polonyalılar içinde de güçlüydü. 1843’te Polonya soylularıyla köle durumunda olan köylüler arasındaki mücadele sonucu kurulan Galiçya Diyeti, imparatorluktan serflerin kaldırılmasını istedi. İmparatorluğun bu isteği göz ardı etmesiyle Galiçya’da ayaklanmaya başladı. 1848′ de İtalya’da başlayıp Fransa’ya sıçrayan ihtilal Viyana’da da etkisini gösterdi ve halk ayaklandı. Aşağı Avusturya Meclisi Devlet Meclisi’nden basın özgürlüğü ve Burjuva Muhafız Örgütü kurma haklarını aldı. Tehlikeli kişi durumuna düşen Mettemich’i İmparator I. Ferdinand görevinden ayrılmaya zorladı ve bir kurucu meclis toplayacağına ve yeni bir anayasa kabul edileceğine söz verdi. Metternich’in ayrılışı mutlakiyetçi düşüncenin sonu oldu. Aynı sırada Macaristan, bir ulusal hükümet kurulması hakkını elde etti. Galiçya’da özellikle Prag’da halkın ayaklanmasıyla 8 Nisan 1848’de Bohemya valisi başkanlığı altında bir ulusal komite kuruldu.

Viyana’nın Macar ve Çek ulusal hareketlerine sessiz kalmasına yol açan gelişme İtalya’nın Avusturya’dan ayrılmak için çıkardığı geniş boyutlu ayaklanmaydı. Gerçekten Milano’da başlayan ayaklanmadan sonra Venedik ayaklandı. Piemonte, Sardunya Kralı Charles Albert’i başa geçirerek Avusturya’ya karşı bağımsızlık savaşına girdiler.

Macar Anayasası’na göre ise Macaristan’da bağımsız bir hükümet kurulacak Diyet genel seçimle göreve gelecek, Macarca resim dil olacak, basın özgürlüğü ve jüri benimsenecek, feodal haklar kaldırılacak, vergide eşitlik sağlanacak, Macaristan’ın Transilvanya ile birleşmesi kabul edilecek, Peşte başkent olacaktı (10 Nisan 1848). 25 Nisanda Viyana’da Belçika Anayasası örnek alınarak bir anayasa kabul edildi. Bohemya, Galiçya ve Macaristan bu anayasayı kabul etmediler. Viyana’da ki Ulusal Muhafız Birliği de anayasayı fazla demokrat buldu. İmparator anayasanın yeniden görüşülmesi için parlamentoya gönderirken hükümete haber vermeden Viyana’dan kaçtı.

Mayıs sonunda İtalya bağımsızlığını ilan ederek birliğini kurdu. Bu arada Frankfurt’ta bir Alman Parlamentosu anayasa hazırlama çalışmalarını başlattı. Avusturya’yı doğrudan doğruya çözülme tehlikesiyle karşı karşıya getiren Slav Kongresi Prag’da açıldı (2 Haziran 1848). Bakunin’in de etkisiyle bu kongre Avrupa’da büyük yankı uyandırırken halk Prag’da ayaklandıysa da İtalya’dan kaydırılan Avusturya Ordusu kan dökerek eylemi bastırdı.

22 Temmuz 1848’de Viyana’da Parlamento açıldı ve ilk iş olarak feodal rejime son verildi. Kaynağını Transilvanya’dan alan Slav hareketinin Macaristan’a güç anlar yaşatması Avusturya’nın işine yaradı ve yeniden toparlanan ordu İtalya’da birliğe son vererek Charles Albert’i yendi ve yeniden İtalya’da baskı kurdu (6 Eylül 1848). Bu sırada Peşte’de baş gösteren olaylar (11 Eylül 1878) karşısında Viyana halkı Avusturya Ordusu’nun Peşte’ye girmesini önlemek için ayaklandı. İmparator kaçtı ve Avusturya Orduları Komutanı Windischgraetz Viyana’yı kuşattı. Ayaklanmayı kanlı bir biçimde bastırdı. Ordu yavaş yavaş tüm Avusturya’da otoriteyi yeniden sağladı. 2 Aralık 1848’de I. Ferdinand tahttan çekildi. Kardeşi de tahttan feragat edince yeğenleri Franz Joseph tahta çıktı. Askeri diktatörlük, Bohemya, Galiçya, Lombardiya’da yerleşti. Macar Parlamentosu yeni imparatoru tanımayınca Windischagraetz, Buda ve Peşte’yi işgal etti ve Macaristan da asker diktatörlüğünün etkisi altına girdi.

Viyana ve Peşte’de aynı anda kabul edilen yeni anayasa vergi temeline dayanan bir oylamayla seçilmiş Alt Meclis ile dörtte üçü soylulardan oluşan bir Yüksek Meclis öngörüyordu. Kişisel haklar, din özgürlüğü hukuk eşitliği getiriyordu. Ancak Prusya’nın desteğiyle Frankfurt meclisi Alman Birliği yönünde önemli adımlar attı. Avusturya’nın karışma eğilimi karşısında Prusya Avusturya ile birlikte 1 Mayıs 1850 ‘den başlayarak Almanya’yı ortak yönetecek bir rejim kurdu. Bu sırada Viyana’da toplanan piskoposluk konferansı, ulusal eğilimleri mahkum etti. Kutsal iradeyi de arkasına alan imparatorluk, birliği korumak için çabasını daha da artırdı. Habsburgların ulusal hareketlere karşı kazandığı bu başarıda Rusya’nın askeri yardımının da büyük rolü vardı. Schwarzenberg’in mutlakiyetçiliği güçlü kılma çabası o ölünce sona erdi (1852).

Yerine geçen İçişleri Bakanı Bach da mutlakiyetçiliği güçlendirme işine girişti. Metternich’ten daha katı bir merkeziyetçilik getiren Bach, 1859’a kadar imparatorluk içinde dayağı da ön plana çıkaran bir sistem yerleştirdi. 1854’te Avusturya, Kırım Savaşı’nda Prusya ile bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya dayanarak Avusturya, Rusya’dan Eflak’ı boşaltmasını istedi. Avusturya’nın Osmanlıları gizlice desteklemesi üzerine Rusya Eflak’ı boşalttı. Bu arada Fransa İtalya’daki ulusal birlik girişimine destek sağlıyordu (1858). Fransa, Büyük Britanya ve Prusya’yı da yanına alarak İtalyan Birliği’nin diplomasi yolundan gerçekleşmesi için Avusturya’ya çağrı yaptı. Avusturya İtalya’ya girince Fransa savaş ilan etti. Avusturya’nın İtalya ve Fransa önünde yenilgisi Bach’ı gözden düşürdü. Bu yenilgi aynı zamanda Avusturya’nın merkeziyetçiliği bırakarak ulusal yaşama dönmesini sağladı. Macaristan’da anayasa yeniden yürürlüğe kondu. Yerel diyetler çalışmaya başladı. İmparatorluk Konseyi (Reichstath) yeniden yasama görevine başladı. Ancak başta Macaristan olmak üzere Çekler de artık bağımsız ulusal kurumlara sahip olduklarını ileri sürerek Reichstath’a katılmayı kabul etmediler.

Advertisement

Bu arada Prusya Şansölyesi Bismarck, Alman Birliği’ni sağlamanın Avusturya üstünlüğüne son vermeyle sağlanacağı düşüncesiyle Prusya’nın girişimlerine göz yumması halinde Fransa’nın, Belçika’yı topraklarına katmasına göz yumacağını sezdirdi. Avusturya seferberlik ilan edince Prusya, Holstein’i işgal etti artık savaş kaçınılmazdı.

Avusturya Diyet’ten federal birliklerin seferber edilmesi isteğinde bulundu. Ancak 7’ye karşı 9 oyla karar alındı. Bismarck bunu Federal Pakt’ın bozulmasına neden sayarak Avusturya ve onunla birleşmiş ülkelere savaş ilan etti (1866) ve hemen üstünlüğünü gösterdi. Meksika’da başarısız olan Fransa bunu Avrupa’da bir başarıyla kapatmak isteği için arabuluculuk önerdi. Viyana Barışı ile (3 Ekim 1866) Avusturya Germen Konfederasyonu’ndan çıkarıldı. Main kuzeyindeki topraklar Prusya’ya kaldı. Tuna kıyısına sıkışıp kalan Avusturya, Prusya ve Rusya imparatorlukları arasında ve güçlü Almancılık hareketi karşısında birliğini güçlendirmek için Macaristan’a sıkı sıkıya bağlandı ve 1867 Haziranında Avusturya İmparatoru Franz Joseph, Macar kralı olarak da taç giydi. Birliği ortak dışişleri, maliye ve savunma bakanları temsil ediyordu. Macar Andrassyk’nin şansölye olması monarşinin eksenini Budapeşte’ye geçirdi. Milliyetçilik eylemlerinin yarattığı çözülmeyi önlemek için Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Rusya’ya karşı Prusya ile bir ittifak imzaladı (1879).

1881’de Bismarck, Rusya’yı da yanına alarak bir üçlü ittifak oluşturdu. Bu ittifakın verdiği rahatlıkla Avusturya-Macaristan içte Slavlarla Çeklere bazı ayrıcalıklar tanıdı. 1889’da Slav üyeler bir sosyal demokrat parti kurup özerk bir federasyondan yana olduklarını ilan ettiler. Bu durumun yarattığı hoşnutsuzluk 1893’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Sırbistan’ın nüfuzu altına almasına yol açtı. 1908’de bu kez Bosna-Hersek’i topraklarına kattı. Rusya ve Sırplar bunu protesto ettiyse de Osmanlı İmparatorluğu baskılar karşısında durumunu kabul etti. 1911’de çıkan Balkan Savaşları’nda Sırplar, Yunanlılar ve Bulgarlar; Rus-ya’nın desteği ile Osmanlı Devleti karşısında başarı kazanınca Avusturya-Macaristan İmparatorluğu durumu olup bittiye getirmek istedi. İngiltere’ nin de devreye girmesiyle bunalım büyümeden önlendi. 1913’te Osmanlı Devleti’nden elde edilen toprakların paylaşılması konusunda Bulgar-Sırp-Yunan Savaşı patlak verdi. Avusturya ve Almanya, Bulgaristan’ın yanında yer aldı. Fransa’nın desteklediği Rusya ise Sırbistan’ın yanındaydı. Bu arada Osmanlı İmparatorluğu da Edirne’yi almak için savaşa girdi. Bulgaristan’ın yenilgisi, Sırbistan’ın zaferi Avusturya’yı telaşlandırdıysa da 1913 Bükrek Barışı ikinci bir bunalımı önledi.

Ancak imparatorluk içi yine karışıktı. Çekler bağımsızlık isteklerini artırdılar. Macaristan’ın ayrılma eylemleri, BeDeck’ in başa geçmesiyle yeniden birliğe dönüştü. 1914’te Arşidük Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırp öğrencisinin kurşunlarına kurban gitmesi Avusturya-Macaristan’a Sırbistan sorununu çözme olanağı verdi. Sırbistan’a sert bir nota verildi. Almanya Avusturya’nın yanında yer aldı. Rusya ise eğer Avusturya, Sırbistan’a savaş ilan ederse kendisinin de savaşa gireceğini duyurdu. Fransa da Rusya’nın yanında yer aldı. Çeşitli diplomasi görüşmeleri soruna çözüm getirmeyince 28 Temmuz 1914’te Avusturya, Sırbistan’a savaş açtı. 29 Temmuzda Rusya, Avusturya’ya karşı seferberlik kararı aldı. 1 Ağustosta Almanya savaşa girdi, 8 Ağustosta Fransa’ya savaş ilan etti. 4 Ağustosta Büyük Britanya, Almanya’ ya savaş açtı. Böylece başlayan Birinci Dünya Savaşı, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun oluşturduğu yapıyı çökertti. Aslında Habsburgların imparatorluğu daha müttefiklerin karışmasından önce Çeklerin bağımsızlığını istemesi, Polonyalılarla, Romenlerin ayrılması; Güney Slavlarının Sırbistan’a katılması, Macaristan’da sosyal çalkantılar sonucu Kont Karoly başkanlığında cumhuriyet kurulmasıyla son bulmuştu.

1916’da ülkeyi 68 yıldır yöneten Franz Joseph öldü. Yerine yeğeni I. Karl geçti. Karl ise 3 Kasım 1918’de İtalya ile yapılan Villa Giusti Antlaşması ile tahttan çekildi. 1919 Eylülünde Avusturya ile imzalanan Saint Germain’in ve 4 Haziran 1920’de Macaristan ile imzalanan Trianon Barışı ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarihe karıştı.


Leave A Reply