Başkomutanlık Meydan Muharebesi Önemi

0

Başkomutanlık Meydan Savaşı ne zaman, kimlere karşı, nasıl yapılmıştır? Başkomutanlık Meydan Muharebesinin önemi ve özeti hakkında bilgi.

Başkomutanlık Meydan MuharebesiBaşkomutanlık Meydan Savaşı; Kurtuluş Savaşı’nın son safhasını teşkil eden ve düşmanın Anadolu’dan atılmasıyla sonuçlanan meydan savaşıdır. Dumlupınar Savaşı olarak da anılır.

Advertisement

Sakarya Meydan Savaşı’nın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmişti. Yunanlılar’da Türkler’e karşı yeniden saldıracak güç kalmamıştı. Barışı sağlamak için, düşmanı cebren Anadolu’dan atmaktan başka çare yoktu. Büyük Millet Meclisi’nde muhalifler taarruzun geciktirilmesini tenkid ediyorlardı. Bunları susturmanın en kesin çaresi, taarruzu daha fazla geriye atmamaktı. Esasen sonbahar yağmurları başlamadan taarruza geçmek lâzımdı. Akşehir’deki cephe genel karargâhına giden Mustafa Kemal ve Fevzi Paşalar, taarruz için durumu uygun görmüşlerdi.

İki Tarafın Durumları

Yunan ordusunun manevi durumu kötüydü. Sonunun getirilemeyeceği anlaşılan bir macera için bitmek tükenmek bilmez siperler karşısında yıllarca beklemekten usanç gelmişti. Subaylar, hatta erler arasında Kralcı-Venizelos’çu anlaşmazlığı düşmanlık derecesinde şiddetliydi. Yunan yüksek komuta heyeti liyakatsizdi. İzmir’deki Genel Karargâh olsun, Atina’daki Harbiye Nezareti olsun, Eskişehir-Afyon hattındaki Yunan kuvvetlerinin manevi güçsüzlüğünden habersiz görünüyorlardı.

Türk ordusunda ise manevi durum çok iyiydi. Memleketin bütün imkanları kullanılarak orduya ihtimam edilmişti. Asker tecrübeliydi. İzmir’e doğru akmak için, subaylar arasında da, erler arasında da sonsuz bir istek vardı. Anadolu’nun işgal edilen yerlerinde yapılan zulümler dolayısıyla Türk askerinde, düşmana karşı sönmez bir öc alma duygusu uyanmıştı. Birlikler Sakarya’dan beri iyi hazırlanmış, iyi yetiştirilmişti. Nihayet, Türk Ordusu, maksatlarını çoktan kaybetmiş olan Yunanlılar’ın aksine, dünyanın en haklı, en meşru davasının sahibi olduğunu biliyordu.

Advertisement

Taarruz son derece gizli tutulmuştu. Bütün dünyada bir bomba tesiri yarattı. Hazırlıklar pek dikkatli yapılmıştı. Yunanlılar’ın bundan haberi olmadı. Son günlerde Yunan ordusuna birkaç ihbar olmuşsa da, İzmir’deki Genel Karargâh Türk taarruzuna ihtimal vermeyip umursamamıştı. Savaşı İzmir’den idareye kalkışmakla da Yunan Genel Kurmayı büyük bir hata işlemişti.

İki tarafın kuvveti ancak taarruzdan az önceki aylarda denkleşmişti. Yunan piyadesinin üstünlüğüne karşılık, Türk süvarisi sayıca daha çoktu. Fakat top, makineli tüfek, uçak, cephane ve her türlü fennî malzeme bakımından Yunanlılar’ın üstünlüğü açıkça görülüyordu. Ayrıca, tümen mevcutları da bizimkinden çok fazlaydı.

İki taraf ordularının başında şu komutanlar bulunuyordu:

Türk ordusu

Başkomutan: Mareşal Mustafa Kemal Paşa (Atatürk);
Genel Kurmay Başkanı: Orgeneral Fevzi Paşa (Fevzi Çakmak);
Batı Cephesi Komutanı: Tümgeneral İsmet Paşa (İnönü);
Cephe Kurmay Başkanı: Kur. Albay Asım Bey;

Advertisement

Türk kuvvetleri iki orduya bölünmüştü; büyük kuvvetlerin bulunduğu I. Ordu’ya Tümgeneral Nurettin Paşa, II. Ordu’ya ise Tümgeneral Yakup Şevki Paşa komuta ediyorlardı.

Yunan ordusu

Başkomutan: Orgeneral Haci Anesti (savaşın sonlarına doğru, Atina’dan gelen bir emirle, azledilip yerine Tümgeneral Trikopis atanmıştır.)
Genel Kurmay Başkanı: Tümgeneral Valetas.

Savaş Nasıl Oldu

Türk ordusunun hazırlık ateşinden birkaç saat sonra piyade tümenleri taarruza geçti, düşmanın ilk hatlarını yardı. Daha 26 ağustos 1922 sabahının erken saatlerinde düşman büyük bir şaşkınlığa uğramıştı.

Advertisement

27 ağustosta, Yunanlılar’ın uzun zamandan beri tahkim ettikleri bütün hatlar yarıldı. Aslıhanlar civarında mühim düşman kuvvetleri imha edildi. Geri kalanlar, kuzeye doğru kaçtılar.

30 ağustosta, bizzat Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından idare edildiği için tarihimizde “Başkomutanlık Meydan Savaşı” diye anılacak olan çarpışmada düşmanın asli kuvvetleri yok edildi, artıkları esir alındı.

1 eylülde Yunan ordusunun yeni başkomutanı General Trikopis, maiyetiyle beraber kuzeye doğru kaçarken, esir edildi.

Böylece, 5 gün içinde bütün dünyayı hayrette bırakan büyük bir imha savaşı yapılmış oldu. Tam manasıyla kesin bir sonuç alınmıştı. Hiçbir kuvvet Türk ordusunun denize kavuşmasını durduramazdı.

Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda imhadan kurtulabilen Yunan birliklerinin çoğu, arkalarından yetişen Türk birlikleri tarafından, İzmir’e ulaşamadan ele geçirildiler. Yalnız bunlar geçtikleri bütün şehir, kasaba ve köyleri feci surette yakıp yıkıyorlardı. Bu tüyler ürpertici zulüm ve cinayetlere yıllardan beri ortak olmuş bulunan Rum ahalinin çoğu da, Yunan ordusu döküntüleriyle birlikte denize can atmaya uğraşıyorlardı.

Advertisement

9 eylül sabahı İzmir’e, 12 eylül akşamı da Bursa’ya giren Türk ordusu, görülmemiş bir yürüyüş, adeta bir koşuşla denize erişti.

Büyük taarruzda Türk zayiatı 10.000, düşmanınki 100.000’in bir hayli üstündedir.

Atatürk, Büyük Nutuk’unda bu savaştan: “Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl fikrinin lâyemut (ölmez) abidesidir” şeklinde bahseder.

1 EYLÜL 1922’DE ATATÜRK’ÜN BUYUK ZAFER MÜJDESİNİ MİLLETE BİLDİREN TEBLİĞİ :

«Büyük asil Türk milleti,

Advertisement

«Garp cephesinde 26 ağustos 1338’den beri başlıyan harekât-ı taarruziyemiz, Afyonkarahisar – Altıntaş – Dumlupınar arasında büyük bir meydan muharebesi halinde beş gün, beş gece devam etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının şecaati, şiddeti, sür ati, tevkifat-ı süphaniyeye’ vesile-i tecelli oldu. Zalim ve mağrur düşman ordusunun anasır-ı asliyesi, akıllara dehşet verecek katiyetle imha edildi. Teşkilât ve teçhizat gibi an’anat ve muzafferiyatı ve ismi münhasıran milletimizin şuurundan ve ezeli ve ebedi olan imanından vücut bulan ordularımızı, fedakârlıklara lâyık olarak size takdim ediyorum; en büyük kumandanından en genç neferine kadar ordularımızda hâkim olan fikir, milletin gösterdiği vazife uğrunda şehit olmaktır. Bunu muharebe meydanında yakından müşahede ederek büyük milletime haber veriyorum. Milletimizin bünyesindeki kudret ve mefkureyi üç buçuk sene evvel rüfekay-i mesaim ile ifade etmekten baş-uyarak tahammülsüz müşkilât içinde devam eden mücahedatımızın netayici tezahür ediyor. Milletin rey ve iradesine istinat eden her işin neticesi millet için hayır ve saadet olduğu sabittir, Milletimizin istikbali emindir ve nusret-i mev’udeyi ordularımızın istihsal etmesi muhakkaktır.

«Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal»


Leave A Reply