Bebeklerin Yürüme Belirtileri ve Evreleri – Bebekler Ne Zaman Yürürler?

0

Bebekler ne zaman yürümeye başlar? Yürüme belirtileri, yürümeye geçiş evreleri nelerdir? Bebeğin yürümesini kolaylaştırmak için neler yapılabilir?

Advertisement

Bebeklerin Yürüme Belirtileri – Evreleri

Bebeğinizin ilk acemi adımlarını attığı an, anne-baba olarak yaşamınızdaki en coşku verici anlardan birini yaşayacaksınız; ama ayağa kalkarak yürümeye hazır olmak kararını verecek olan odur.

Bebekler yürümeye başladıkları anda, büyüklere, yürümeyi sanki bir gece içinde öğrenmişler gibi görünseler de, durum öyle değildir. Bu ilk sendelemeli adımlar, bebeğinizin bedeni üstünde denetim kazanmak uğrunda girişmiş olduğu, yeni doğduğu sırada ağır başını dik tutma çabasından başlayıp, koşmayı, sıçramayı, tırmanmayı öğreninceye kadar sürdüreceği uzun savaşımın, yalnızca yeni bir aşamasını oluştururlar.

Bebeğiniz bütün bedenini denetlemeyi, gerçekten de aşama aşama öğrenir. Bu yolda ilk öğrendiği şey, önce boynunu, sonra omuzlarını, göğsünü ve kalçalarını denetlemektir. Üçüncü ay dolayında, bebeklerin çoğu, yerde yüzükoyun bulundukları sırada kollarının üstüne basarak bedenlerini kaldırabilir, kolları ve ayaklarıyla emekleme hareketleri yapabilirler. Altıncı aya doğru bebeğiniz bir destek yardımıyla oturabilir; ama daha fazla bir ilerleme göstermesi olanaksızdır.

Bebekler çoğunlukla, ellerini ayaklarından daha iyi denetleyebildikleri için, ilk emekleme hareketleri, ters yönde olur!

Advertisement

YENİ UFUKLAR

Dokuzuncu aya doğru bebeklerin çoğu, kendiliklerinden oturup, dengelerini bulurlar. Oturdukları yerde dengeleri bozulmadan bedenlerini döndürebilir ve yüzükoyun düşmeden, bir oyuncağa uzanabilirler. Bu aşamaya vardığı zaman bebeğiniz, bir yandan hareketliliğini artırmaya çalışırken, bir yandan da, gözlerini yeni ufuklara doğru çevirir: Ayağa kalkmaya çalışır ve emeklemek ister.

DİZ ÜSTÜNDE “DANS”

Bazı bebekler, daha dört aylık oldukları sırada, annelerinin ya da babalarının dizleri üstünde, ağırlıklarının birazını ayaklarına verecek biçimde tutulmaktan hoşlanırlar. Altı aylık olduklarında, ağırlıklarına destek olmanız durumunda, “ayakta durmaktan” ve dizlerini bükmekten hoşlanırlar; hattâ ayak değiştirerek, bir tür “dans” etmeyi çok severler. Yaklaşık dokuzuncu ayda, bebeklerin çoğu, bütün ağırlıklarını ayakları üstünde taşıyabilecek durumdadırlar; ama henüz kendiliklerinden dengelerini sağlayamazlar.

Onuncu ya da onbirinci ayda bebeğiniz mobilyalara, bacaklarınıza, karyolasının parmaklıklarına ya da oyun parkının kenarına tutunarak kendini yukarı çekmeye başlayabilir. Bu hareket başlangıçta, bebeğiniz için oldukça sıkıntılı bir iştir; çünkü kendini yeniden nasıl aşağı bırakacağını bilemez. Çoğunlukla, önceleri düşüp, kafasını yere ya da bir mobilyanın kenarına çarpar. Ama çok geçmeden, kendini aşağı, alt bezleriyle beslenmiş poposunun üstüne bırakmayı ya da yere kaydırmayı öğrenir ve yardım etmeniz için sizi çağırmaya başlar.

Başlangıçta, ayağa kalkmak, başlı başına bir ödüldür. Bununla birlikte bebeğiniz, çok geçmeden, bununla yetinmeyip, hareket etmek ister. Hızla, bir mobilyanın, oyun parkının ve siz de yerde oturduğunuz sırada sizin bedeninizin çevresinde “gezinmeyi”, “sıralamayı” öğrenir. Önceleri, çok iyice tartarak, bir eliyle iyice tutunduğundan emin olduktan sonra öbür elini bırakarak hareket edecektir. Ama haftalarla sayılacak bir süre içinde, oldukça çabuk ve kendinden emin biçimde hareket edebilir; çoğunlukla, arada oldukça geniş bir uzaklık bulunmasına karşın, bir mobilyanın bir ucundan öbürüne gidebilir.

TAY DURMAK

Bu andan sonra bebeğiniz, ilk kez yardımsız ayakta duracaktır. Halk arasında “tay durmak” adı verilen bu durumda, destek aldığı şeyi bırakacak, sonra ne yapacağından tam emin olmayarak, kollarını uzatarak, sendeleyip öne arkaya sallanmaya başlayacak ve daha önce tutunduğu şeyi hemen yakalayacak, yakalayamazsa da yere düşecektir. Bu andan başlayarak, bir mobilya ile öbürü arasında, önce bir adım, sonra iki, üç adım atmayı deneyip, sonunda kendiliğinden yürümeye başlayacaktır.

Advertisement

Bebeğiniz ilk kez ayakta durmaya başladığında, size çok tuhaf gelecektir: Kolları ve bedeni, gözünüze kısacık bacaklarına oranla çok uzun görünür; karnı dışa kabarmış durumdadır; bacakları çoğunlukla yay gibi kıvrıktır; dengede kalmak için ellerini omuz hizasında tutmak zorundadır. Ama ikinci yılında, büyümesini sürdürürken, beden biçimi de, yürümeye daha uygun hale gelecektir.

Çoğunlukla, ilk yürüme girişimleri de gülünçtür: Hızını, yönünü denetleyemez ve çoğunlukla, yürüme denemesi, ansızın yere oturuvermekle son bulur.

Çocuklarının ilk adımlarını atması, anne-babalar için bir mutluluk, kıvanç kaynağıdır; ve yürümesini, bebeklerinin çok hızlı gelişme gösteren bir çocuk olmasının işareti sayarlar. Oysa, çocuğun yürüyüşü mutlaka öbür becerileriyle bağlantılı değildir. Bazen “oturan”, henüz yürümeyen bebekler, dolaşıp durmaya başlamış bir başka çocuğa oranla, kuşkusuz bu konuda daha çok “alıştırma” yapmış oldukları için, ellerini daha iyi kullanırlar. Bazılarıysa, erken emekleyip, dört ayak üstünde çevreyi “dolaşmakta” öylesine büyük bir hız ve beceri kazanırlar ki, daha yavaş ve daha güç -kendi bakış açılarından- olan bir dolaşma yöntemini denemeye, pek gerek duymazlar.

Erken yürümeye başlamanın, üstün yanları olduğu kadar, sakıncalı yanları da vardır. Çocuğunuz kendi başına ayakta durabildiği zaman, otobüs duraklarında pusetini çabucak katlamanız daha kolaylaşır; yürüyen bir çocuğu, bir mağazada, süpermarkette, henüz yürümeyen bir çocuğa oranla daha kolay dolaştırırsınız. Buna karşılık, erken yürümeye başlayan çocuklar, yürümeyi daha geç öğrenenlere oranla, dengelerini tam anlamıyla daha geç denetlerler ve çok daha fazla düşerler.

ER YA DA GEÇ

Gerçekten de, erken yürüyen bebeklerin, kendilerinden emin biçimde yürümeye, koşmaya ve merdivenlerden çıkmaya doğru ilerlemeleri, üç ay geç yürümeye başlayanlardan, genellikle daha geç olur. Geç yürüyenler, yürümeye başladıkları zaman, genellikle bu aşamalarda daha hızlı bir ilerleme gösterirler; ama çok geçmeden, hangi bebeğin 9. yürüdüğünü, hangi bebeğin de 18. ayda hâlâ mutlu mutlu emeklediğini söylemek, olanaksızlaşır.

Çocuğunuzu erken yürütmek için yapacağınız bir şey bulunup bulunmadığını merak edebilirsiniz. Aslında, bu konuda yapabileceğiniz çok az şey vardır; çünkü araştırmalar, bir çocuğun yürümesinin genetik açıdan belirlendiği yönünde ipuçları vermiştir. Geç ve erken yürüyen bebeklerin aile üyelerinin de geç ya da erken yürümüş olduklarını gösteren araştırmalar yapılmıştır. Hoppalaların, onu kollarından tutarak aşağı yukarı yürütmenizin ya da tekerlekli bir yürütece yerleştirmenizin, kendiliğinden adım atmaya başlayacağı zamanı kısaltan bir etkisi olduğu yolunda herhangi bir kanıt yoktur. Tersine, gerçek anlamda hazır olmadan çocuğunuzu yürümeye teşvik etmeniz, zararlı bile olabilir: Yeni kazanmış olduğu kendine güveni sarsılmasa da, düşerek bir yerine zarar verme olasılığı yükselir.

Bununla birlikte, pek çok çocuk, hoppalalardan (askılardan), yürüteçlerden hoşlanırlar ve bunlar, hareketlenemediği için huysuzlaşmış olan bebeğinizi yatıştırmanıza, kendisini mutlu hissetmesine yardımcı olabilirler. Hoppalalar, bebeğiniz sırtını, omuzlarını ve boynunu dik tutabiliyorsa, daha beş aylıkken kullanabilirsiniz: Mutfak kapısına çaktıracağınız bir halkanın ucuna takacağınız hoppalaya yerleştireceğiniz bebeğiniz, sizin yaptıklarınızı görebilir, zıplayabilir, kendi çevresinde dönebilir. Yürüteçlerse, emeklemede ustalaşmamış, altı aylık hareketli bir bebeğe, büyük keyif verebilir.

Yalnız, yürüteçlerin güvenliliği konusunda ve gerçekten bebeklerin yürümesine yardımcı olup olmadıkları konusunda birçok tartışma olduğunu unutmamanız gerekir. Uzmanların önemli bir bölümü, yürüteçlerin yürümeye yardımcı olmadığı görüşünde birleşmektedirler; hattâ bir bölümü, bebeği, yürüteç içinde uzun süre tutmanın, onu uzun süre yapay bir konumda tutacağı için kaslarını aşırı zorlayabileceği görüşünü ileri sürmektedirler.

Ayrıca, yürüteç satın aldınızsa, bebeği yürüteci içinde çok kısa bir süre için de olsa yalnız bırakmamanız konusunda bütün uzmanlar birleşmektedirler: Hareketli bebekler, yürüteçlerini devirerek altında kalabilirler; ayrıca, normalde ulaşamayacakları eşyalara, yürüteç aracılığıyla ulaşabilirler ve devirdikleri bir şeyin çarpması ya da merdivenden yuvarlanma gibi bir durumda, yürüteç içinde olmama durumuna oranla, çok daha ciddi biçimde yaralanabilirler. Yürütecin, merdivenin, mutfak fırınının, ütü masasının, sobanın, vb. tehlikeli ev araçlarının yakınlarında kullanılmaması son derece önemlidir.

SIRALAYAN ÇOCUĞUN KAMYONLARI VE OYUNCAKLARI

İtilerek yürütülen tekerlekli arabalar, otomobiller ya da hayvanlar, kendiliğinden ayakta durma ile yürümeyi öğrenme arasındaki aşamada bulunan bebeğiniz için, yararlı oyuncaklardır. Yalnız, ayağa kalkmak için sapına asıldığında dengesini kaybedip devrilmeyecek olanları seçmeniz önemlidir.

Ayrıca, ittiği zaman oyuncağın ondan kolayca uzaklaşmaması için, yeterli direnci gösterecek kadar ağır olması da gerekir. Özellikle ilk günlerde ve odanın sonuna geldiği zaman oyuncağını nasıl geri çevireceğini öğrenmesi çok uzun zaman aldığından, ona yardım etmek için, yakınında bulunmanız yerinde olur.

Advertisement

Bebeği, ellerinden ya da koltuk altlarından tutarak yürütmek, pek çok anne-babanın hoşlandıkları bir oyundur ve bazen, bebek durmadan bunu istediği için, onu bu oyuna alıştırdıklarına pişman da olurlar. Bu oyunu oynarken, tehlikeli bir durumda bebeğinizin kolunu apansız ve sert biçimde çekmenizin, özellikle de tek bir koluna asılırsanız, kolunun çıkmasına yol açabileceğini unutmayın. Ayrıca, bebeğinize bu oyunla yardım etmeniz, onun kendi başına yürümesine yardımcı olmayabilir; hattâ, size bel bağlamaya koyulacağı için, yürümesini geciktirebilir.

ADIM ADIM

Sizin için daha eğlenceli, üstelik çocuğunuzun kendine güvenini de artıracak bir oyun, yere oturmanız ve kollarınızı uzatarak, çocuğunuzun size doğru bir iki adım atmasını beklemenizdir. Düşecek gibi olursa, yakınında olduğunuz için onu yakalarsınız; başardığı zaman da kucaklayarak, öpücüklerle ödüllendirebilirsiniz. Geç yürüyen bebeklerin çoğu, destek görmeden ilk adımı atmaya, uzun süre karar veremezler; ama bir kez karar verip, Oraya gitmek başarınca da, bir daha durmak bilmezler.

Bebeğiniz yürümeye başlayınca, önünde koskoca bir dünya açılıverir. Aynı şey sizin için de geçerlidir. Artık parklardaki kum havuzlarında ya da evde, onu pusetine ya da iskemlesine “hapsetmek” yerine tıpış tıpış yürümeye, çevreyi keşfetmeye bırakabilirsiniz.

Yalnız, çocuğunuzun yürüyebilmesine, hattâ beceriksizce de olsa koşabilmesine karşın, uzun bir mesafeyi yorulmadan yürüyebilmesi, alışverişe çıktığınızda elinizden tutarak size yol boyunca eşlik edebilmesi için, daha oldukça uzun bir süre geçmesi gerektiğini unutmayın. Parkta sevinçle ters yönde koşabilir ve içi içine sığmayacak bir hareketlilik içinde olabilir; ama kaldırımda sizinle yanyana yürümekten çabucak bıkacaktır.

Puseti Unutmayın

Ayrıca o yaşta, durup her şeye bakmak, her kapıyı açmak, durup her su birikintisini iyice gözden geçirmek ister. Bu yüzden gerek onun güvenliği için, gerek kendi akıl sağlığınız (!) için, nereye giderseniz gidin, özellikle de kalabalık yollarda uzun süre yürümeniz gerekeceği zaman, yanınıza pusetini almayı unutmayın.

Ayrıca çocuğunuz, sizi izlemesi için ondan uzaklaşırsanız, hemen paniğe kapılacak, size yetişmeye gücü olmadığını hissedecek ve vazgeçme işareti anlamına gelen bir hareket yapacak, büyük bir olasılıkla da kaldırıma oturup, arkanızdan haykırarak ağlamaya başlayacaktır. Aynı biçimde süpermarkette, elini bıraktığınız anda bir bölmenin öbür yanına geçecek, ama bu kez de artık sizi göremediğini kavrar kavramaz, yaygarayı basacaktır. Onu, süpermarketin arabası içine oturtup, eline bir meyve suyu ya da sağlıklı bir yiyecek vermeniz, ayak altında dolaşmasına -ve bu arada kaybolmasına- izin vermekten çok daha akıllıca bir iştir.

Yeni yürümeye başlamış bebeğinizi kamu ulaşım araçlarına bindirmeniz de, korkulu bir düş halini alabilir. Yeni becerisini uygulamayı çok sevdiğinden, otobüsün yürüdüğü sırada kucağınızdan inmek isteyebilir; durakta beklediğiniz sırada, sağa sola koşuşturmak isteyebilir; trende sıraların altına girmeye kalkışabilir. Bunları yapmasını önlemenin en iyi yolu, elden gelen her şeyi deneyerek dikkatini başka şeye çekmek, başka zamanlarda da çevrede dolaşmasına bol bol fırsat vererek, enerjisini iyice harcamasına olanak sağlamaktır. Yolculuk sırasında uslu durmasını, yanınıza alacağınız resimli bir kitap da sağlayabilir.

GEZİNTİ GİYSİLERİ

Artık ayaklandığına göre, çocuğunuzu biraz daha değişik biçimde giydirmek isteyebilirsiniz. Eşofmanlar, blucin kumaşından pantolonlar, etekler, son derece kullanışlıdır. Soğuk havalarda, gerek küçük kızlar, gerek küçük oğlanlar için, montlar, rahat hareket etmelerini sağlayan son derece kullanışlı giysilerdir.

Ev içinde emeklemeyi, ayakta durmayı ve yürümeyi öğrendiği sırada, bebeğinizin ayaklarının çıplak olması en iyisidir. Çoraplar ayaklarını sıkabilirler ve ayaklarının gerektiği gibi büyümesini önleyebilirler; ayrıca, bebeğiniz emeklediği, ayağa kalktığı ve dolaştığı sırada, ayağının kayıp düşmesine neden olabilirler.

İyi Ayakkabılar

Çocuğunuzu elinden tutarak yürüyüşler yapmaya başladığınız zaman, ayağında “iyi” ayakkabılar bulunması gerekir. Biraz pahalı da olsa, ayakkabılarını ortopedik ayakkabı -bunlar – ayakları desteklerler- satan mağazalardan, iyice deneyerek satın almaya çalışın. Çocuğunuzun ayakkabıları ayağındayken ara sıra emeklemesi ve ikide bir düşmesi kaçınılmaz olduğu için, ilk ayakkabıların burunlarının kısa sürede sürtülüp “yeneceğini” unutmayın. Ayrıca, ayağı çok hızlı biçimde büyüyeceği ve yürümeye başlayınca da çoğunlukla biçim değiştireceği için, bebeğinizin ayak numarasını iki üç ayda bir kontrol ettirin.

Ev içinde bırakın, elden geldiğince yalınayak dolaşsın. Bebeklerin ayakları ve elleri dokunulduğunda ele soğuk gelirse de, eviniz sıcaksa ve yerler halıfleks, halı, vb. döşeliyse ayaklarının üşümesi, hastalanması olasılığı pek yoktur. Üstelik, yalınayak yürümek, büyüklerin ayakları için bile iyidir ve çocuğunuzun daha serbest dolaşmasına olanak verir.

Advertisement

ARTIK KENDİ AYAKLARI ÜSTÜNDE

Bebeğiniz yürümeye başlayınca, apansızın bebekliği geride bırakmış, “kendi ayakları üstünde duran bir kişi” haline gelmiş gibi görünür. Pek çok anne-baba, aynı dönemde, bebeklerinin, ağabey ve ablalarıyla ilişkilerinin de değiştiğini farkederler: “Oyunumuzu” bozuyor diye şikâyet ederek bebeğin yanlarından alınmasını isteyen “ağabeyler” ve “ablalar”, onu da oyunlarına katmaya başlar. Ona yeni bir “saygıyla” davranmaya koyulurlar. Bebeğiniz yürümeye başlayınca, “kişiliğini” de kanıtlamaya başlar.


Leave A Reply