Çaldıran Savaşı Ne Zaman ve Neden Oldu? Önemi ve Sonuçları

0
Advertisement

Çaldıran Savaşı ne zaman ve hangi devletler arasında gerçekleşmiştir? Çaldıran savaşının önemi, nedenleri ve sonuçları hakkında bilgi.

Çaldıran Savaşı

Çaldıran Savaşı

Çaldıran Savaşı; Osmanlı Devleti ile Safeviler arasında yapılan meydan savaşıdır (23 Ağustos 1514). II. Bayezit’in saltanatının son yıllarında, İran’da Safevi Devleti’ni kurmuş olan Şah İsmail, devletini ve saltanatını güçlü kılmak amacıyla Şii mezhebini Anadolu’da yaymaya başladı ve “halife” adını verdiği ajanlarını özellikle Doğu Anadolu halkı arasına gönderdi. Bu arada II. Bayezit’in şehzadeleri arasında patlak veren taht kavgası da Şah İsmail‘e uygun bir ortam oluşturdu. Şehzadeler kavgasından galip ayrılan Yavuz Sultan Selim, padişah olunca, Anadolu’da Şiileri izletmeye başlattı. 40 bin kadar Şii öldürülerek ya da tutuklanarak ortadan kaldırıldı. İran ile ticaret ilişkileri kesildi. Şah İsmail de kendisine sığınmış olan I. Selim‘in kardeşi Şehzâde Ahmet’in oğlunu Osmanlı tahtının tek mirasçısı olarak duyurdu, Osmanlılara karşı açacağı savaşa katılması için Sünni Memlûk sultanına armağanlarla elçi gönderdi.

Savaşın Sebepleri ve Orduların Durumları

Bu durumda İran ile savaş kaçınılmaz duruma geldi. Hazırlıklarını tamamlayan I. Selim, din bilginlerinin de katıldığı bir divanda Şiilere karşı savaş açılmasına ilişkin fetva çıkarttırdı. Ordusuyla Edirne’den yola çıkıp (19 Mart 1514) 10 günde İstanbul’a vardı. Şahı savaşa çağıran ağır bir mektup yazılıp İran’a gönderildi (23 Nisan 1514). Rumeli’ den gemilerle Anadolu’dan develerle Trabzon’a savaş malzemesi gönderildi. I. Selim, ordusunun birleşme yeri olan Yenişehir’e, oradan Seyitgazi’ye geldi. 20 bin tımarlı sipahiden oluşan öncü kuvvetine Vezir Dukakinzade Ahmet Paşa’yı atadı. Mihaloğlu Mehmet Bey’i akına, Karaca Ahmet Paşa’yı keşfe gönderdi. Ordu Akşehir-Konya-Kayseri yoluyla Sivas’a geldi. Sivas’ta yoklama yapıldı.

Ordu varlığının 140 bin asker, 5 bin zahireci ve 60 bin deve olduğu anlaşıldı. Olası bir Şii ayaklanmasına karşı Kayseri ile Sivas arasında İskender Paşa komutasında 40 bin kişilik bir yedek güç bırakıldı. I. Selim, Şah İsmail‘i bir an önce savaşa çağıran üçüncü mektubunu gönderdi. Osmanlı Ordusu, 18 Temmuz’da, Erzincan’a bağlı Yassıçimen’deki Hasan Bey Çayırı’nda konakladı. Ordu, Fırat Irmağı kıyısına geldiğinde asker arasında baş kaldırma belirtileri görüldü. Çorak topraklarda büyük sıkıntıya uğrayan asker, daha ileri gitmek istemiyordu. Komutanlar da ilerlemenin sakıncalarını açıklamaktan çekmiyorlardı. Karaman Beylerbeyi Hemden Paşa, I. Selim‘in sevgisine güvenerek bu düşünceleri Selim’e sunmak yürekliliğini gösterdi. Fakat, Şah İsmail ile kesinlikle savaşmak isteyen I. Selim, askere kötü örnek olmaması için Hemden Paşa’yı öldürttü.

Ordu, yeniden yürüyüşe geçti; Kağızman yoluyla Çermük’e gelindiğinde, padişah, Şah İsmail‘e Türkçe yazılmış bir mektup daha gönderdi. Osmanlı Ordusu Göle’den geçip Eleşkirt’in Kara Sakallı konağına geldiğinde baş kaldırıya girişti; düşmanın ortada olmadığını, ileri yürümenin gereksiz olduğunu söyleyenler oldu. I. Selim, yeniçerilerin içine girdi, kısa ve sert bir konuşmayla onların gurur ve onurlarına seslendi, olayların büyümesini önledi. Bu sırada öncü ordusu komutanı Mihaloğlu Mehmet Bey’den Şah İsmail‘in yaklaşmakta olduğu haberi geldi, askerin coşkusu yatıştı. I. Selim ordusuyla ileri yürüyüşünü sürdürdü.

Advertisement
Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail

Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail

Savaş Başlıyor!

Ovacık’ta 2 gün kalıp savaş hazırlıklarını tamamladı, gece Makû ile Hoy arasında, Tebriz’e 20 fersah uzaklıkta Çaldıran tepelerine ulaştı. Osmanlı Ordusu, 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü Çaldıran Ovası’nda yer aldı. Ordunun sağ kanatta Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa komutasında Rumeli kuvvetleri, ortada padişah, Sadrazam Hersekzade Ahmet Paşa, Vezir Dukakinzade Ahmet Paşa, Vezir Mustafa Paşa, Ferhad Paşa, Karaca Paşa ile 12 bin tüfenkçi yeniçeri, sipahi, silahdar, ulufeci ve graba bölükleri bulunuyordu. Birbirlerine zincirlerle bağlanmış olan 500 topun önünde sağ kolda 10 bin, sol kolda 8 bin Anadolu ve Rumeli azapları yer aldılar. Çoğunluğunu Dulkadırlı Türkmenlerinin oluşturduğu öncülere Şehsuvaroğlu Ali Bey, ardcılara Şadi Paşa komuta ediyordu.

Şah İsmail Çaldıran’a Geliyor!

Şah İsmail; Ustacalu, Afşar, Varsak, Dulkadırlı, Rumlu (Anadolulu), Kaçar ve Karamanlı Türkmenlerinden oluşan 80 bin kişilik güçlü süvarileriyle Çaldıran’a gelince ordusunu ikiye ayırdı. Sol kanadı Mehmet Han Ustacalu buyruğuna verdi, kendisi 40 bin seçkin süvariyle sağ kanadın başına geçti. Amacı, bir çevirme eylemiyle azapları yarıp yeniçerileri arkadan vurmaktı. Bunun için Rumeli kuvvetlerinin üzerine var gücüyle saldırdı, başlangıçta başarılı oldu. Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa ve birçok bey şehit düştü. Sol koldan Mehmet Han Ustacalu’nun saldırısı ise Sinan Paşa’nın ustalıklı önlemleriyle püskürtüldü.

İran Ordusu topların önündeki azapların geri çekilmesi üzerine etkili top ateşi altında ağır kayıplara uğradı. Mehmet Han Ustacalu öldü. Savaş, Osmanlıların yararına döndü. Bununla birlikte Anadolu askeri de büyük kayıp verdi. I. Selim, ezilen Rumeli askerlerine yardım için yeni kuvvetler gönderdi. Topçu ve yeniçerilerin tüfek ateşi altında kalan İran kuvvetleri bu kanatta da yenildi. Şah İsmail yaralandı; bir aralık atından da yuvarlandı. Tutsak düşmek üzereyken kendisine çok benzeyen bir adamı öne geçti ve başka bir adamı da atını vererek kurtulmasını sağladı. Şah İsmail, akşama doğru, savaşı kazanmaktan umudunu kesip Tebriz’e kaçtı, kendisini burada da güven içinde görmeyip Dergüzin’e çekildi.

Osmanlının Zaferi İle Sonuçlanan Savaş

Onun kaçtığını öğrenen askerleri de karşı koymaktan vazgeçtiler, kimi tutsak oldu, kimi öldürüldü. Düşman ordugâhı, hazineleri, askerleri uğurlamak için orduda bulunan Şah İsmail‘in eşi Osmanlıların eline geçti. Çaldıran Seferi ve Zaferi, Osmanlı Devleti’ne Doğu Anadolu’yu kazandırdı ve Anadolu üzerindeki Safevi-Şii tehlikesini ortadan kaldırdı. Yavuz Sultan Selim, savaştan sonra Tebriz üzerine yürüdü ve 6 Eylül 1514’te kente girdi. 25 Eylülde Tebriz’den çıkıp Nahcivan yoluyla Karabağ’a geldi. Niyeti kışı burada geçirmekti. Onun bu isteğinden, kaygılanan veziriazam ve bazı devlet büyükleri yeniçerileri kışkırtıp ayaklandırarak padişahı dönüş kararı vermeye zorladılar. Yavuz Selim, Erzurum üzerinden Amasya’ya döndü.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?