Cılız Nedir? Sözlük Anlamları, Cılız İle İlgili Cümleler, Örnekler

0

Cılız nedir, sözlük anlamları, Cılız hakkında bilgi. Cılız ile ilgili cümleler. İçinde Cılız kelimesi geçen cümle örnekleri.

Cılız İle İlgili Cümleler - Cılız Gerçek ve Mecaz Anlamı ile

Advertisement
Cılız Kelimesiyle Gerçek, Mecaz ve Yan Anlamların Kullanıldığı Cümleler
  1. Gelmek istediğini öyle cılız bir ses le söyledi ki annesinin duyduğunu pek sanmıyorum.
  2. Sokakta bulduğu cılız kediyi üç haftada kendine getirmiş, topaç gibi yapmıştı.
  3. Kollarım çok cılız olduğu için kısa kollu giymeyi hiç sevmiyorum.
  4. Korkudan sesi ile birlikte cılız bacakları da titriyordu.
  5. Sesiniz bu kadar cılız çıkarsa kimsenin duymasını bekleyemezsiniz.
  6. O kadar cılız olmasına rağmen hala rejim yapmaya çalışıyor.
  7. Bu cılız mankenlerin nesini beğeniyorlar anlamıyorum.
  8. Gecenin karanlığında taa uzaklardan cılız bir ışık dikkat çekiyordu.
  9. Bu cılız çalışmalarının ödül almasını beklemiyorsundur umarım.
  10. Çok cılız, kemikli bir yüzü, boya zamanı gelmiş beyaz saçları vardı.
  11. Alınan kararlara karşı çıkan cılız sesler yükseliyordu ama aşılamayacak bir engel değildi.
  12. Çocuğa bir türlü yemek yediremiyorum, gittikçe cılızlaşıyor.
  13. Bu gördüğün şişman adam var ya gençliğinde çelimsiz cılız bir oğlandı.
  14. Konuşmamı bitirdikten sonra soru sormaya çalışan cılız bir ses duydum.
  15. Cılız bir ışığın süzüldüğü pencere ormanın ortasında bize umut olmuştu.
  16. İçimde cılız bile olsa bir umut olsaydı, yine vaz geçmezdim ancak hiç umut kalmadı.
  17. Cılız bir çocuk kıza oğlanın verdiği aşk mektubunu getirdi.

Cılız Nedir? Sözlük Anlamı

  • cılız
    1. sıfat Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif:
    “Hanın sahibi cılız bir adamdı.” – Sait Faik Abasıyanık
    2. sıfat Güçsüz, sönük (ışık):
    “Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu.” – Burhan Günel
    3. sıfat İnce:
    “Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı.” – Ayşe Kulin
    4. sıfat Basit, değersiz, önemsiz:
    “Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu.” – Burhan Felek
    5. zarf Güçsüz bir biçimde:
    “Üçüncü kez aynı cümleyi söylüyordu ama şimdi çok daha cılız çıkmıştı sesi.” – Elif Şafak
  • cılızlaşma
    Cılızlaşmak işi.
  • cılızlaşmak
    1. nesnesiz Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak.
    2. nesnesiz Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek.
    3. nesnesiz, mecaz Gücünü, değerini yitirmek.
  • cılızlık, -ğı
    Cılız olma durumu:
    “İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afacan ve ele avuca sığmazdık.” – Sait Faik Abasıyanık


Leave A Reply