Destan Dönemi Türk Edebiyatının Özellikleri Nelerdir? Hakkında Bilgi

0

Destan dönemi Türk edebiyatının özellikleri nelerdir? Destan dönemi Türk edebiyatı, Köktürk Yazıtları, Uygur Metinleri hakkında bilgi.

destan

Advertisement

Destan Dönemi Türk Edebiyatı

Edebiyat tarihlerinde zamana bağlı bir sınıflandırma olarak yer bulan “Destan Dönemi” sözüyle, destanların ortaya çıktığı zaman dilimi kastedilmektedir. Bu dönemde oluşturulan edebi ürünlerin sağlıklı değerlendirilebilmesi için o eserlerin oluştuğu dönemin zihniyeti hakkında bilgi sahibi olunması kaçınılmazdır.

Destanların şiirsel bir dille ifade edilişleri ve yazıya geçirilişleri, sonraki yüzyıllarda olmuşsa da destanlara konu olan ve gerçekleştiği farz edilen olayların gerçekleşme zamanları ve sözlü nakiller yoluyla yayılma dönemleri, ya tarih öncesi çağlar ya da tarihin ilk çağlarıdır. Bu çağlarda insan topluluklarının hayatlarına hakim olan en önemli unsurlar, mensup oldukları ırka özgü nitelikler etrafında şekillenmiştir. Birey olmanın, bireysel yaşamanın mümkün olmadığı, ancak bir arada bulunulduğunda kişilerin yaşamlarını sürdürmelerinin mümkün olduğu, yaşamı sürdürmenin fiziki güce bağlı olduğu bir zaman dilimidir “Destan Dönemi”.

Bütün destanların ama özellikle Türk destanlarının ortaya çıktığı zaman dilimiyle ilgili kesin bilgiler, bu tarihlerin çok eskilere dayanmasından ötürü son derece sınırlıdır. Yazıya aktarılamayan edebi ürünlerin korunmasının çok güç olduğu, göçebe bir yaşam süren Türklerin ilk yazılı metinlerinin Köktürk Abideleri olduğu, halbuki bu dönemden çok öncelere dayanan destanların da var olduğu düşünüldüğünde destanların ortaya çıktığı zaman dilimiyle ilgili bilgilerimizin niçin sınırlı olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Bu dönemle ilgili bilgilerimizin büyük bölümünün Köktürk dönemiyle ilgili olduğunu, bu bilgilerin günümüze ulaşmasında tarih kadar arkeolojinin ve tarihe yardımcı diğer bilimlerin, ayrıca Türklere komşu diğer milletlerin oluşturdukları belgelerin de yardımcı olduğunu belirterek “Destan Dönemi”nin bir kesiti olan Türklerin İslam öncesi zamanlarıyla ilgili olarak şunları söyleyebiliriz: Türkler, o zamanlarda Orta Asya’da göçebe şekilde yaşamış, yaşadıkları toprakların sınırlarını aşan büyük devletler kurmuş, hükümdarlarını “kağan” ya da “hakan” olarak adlandırmış, Köktengri inancını benimsemiş, şamanlara hayatın her alanında değer vererek onları bir çeşit bilge kişi kabul etmiş bir milletti. Türk toplumunda temel yaşam ihtiyaçları hayvancılık ve avcılıkla sağlanmıştı.

Advertisement
Orhun Yazıtları

Orhun Yazıtları

Köktürk Yazıtları:

Köktürk Yazıtları (Orhun Abideleri) Köktürk İmparatorluğu hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikili taştır. Köktürk Yazıtları, Köktürk alfabesiyle yazılmıştır. Bu alfabe 38 harflidir. Bu harflerden dördü sesli, dokuzu birleşik, yirmi beşi de sessizdir. Bu alfabe ile yazılan Köktürk yazısı sağdan sola, yukarıdan aşağıya doğru birleştirilmeden yazılır. Sözcükleri ayırmak için çoğunlukla iki nokta kullanılır.

  • Bilge Kağan Yazıtı: Köktürk hakanı Bilge Kağan’ın iyi dileklerinden, döneminde yaşananlardan, törelerden söz eder. 735 tarihini taşıyan bu anıt Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır.
  • Vezir Tonyukuk Yazıtı: Bu yazıt, Köktürk devleti veziri olan Tonyukuk adına dikilmiştir. Bu yazıtta, atasözlerine sıkça rastlanmaktadır.
  • Kül Tigin Yazıtı: Bilge Kağan, kardeşi Kül Tigin’in ölümü üzerine bu yazıtı dikmiştir. 732 yılında dikilen anıt Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır.

Uygurlar Dönemine Ait Metinler:

Köktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eşeler daha çok, Buda ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Uygur dönemine ait yazıtlar, çoğunlukla mezar taşı olarak dikilmiştir. Bu yazılı metinler dini konularda yazılmış tercüme metinlerdir. Uygurlara ait metinler, Soğd alfabesi ile yazılmıştır. Uygur Türklerine ait Altun Yaruk’ta Budizm inancının temel kurallarından söz edilmektedir. İki Kardeş Hikayesi ve Sekiz Yüknek de bu döneme ait eserlerdendir. Açık ifadelerin yer aldığı Sekiz Yüknek, zenginliği bakımdan dikkati çekmektedir. Altun Yaruk ve Sekiz Yüknek adlı eserler, Budizm’i anlatan dini metinlerdir. O dönemden kalma birçok hikayenin yanında “kökünç” denilen bir tür ilkel tiyatro eseri de vardır.

Uygurlar dönemine ait metinler, anlatım tarzı bakımından Köktürk Yazıtları’yla benzerlik gösterir. Ama Köktürk Yazıtları’ndaki milli heyecan ve şuur Uygurlara ait yazıtlarda yoktur. Ayrıca dikiliş tarihi belli olmayan yazıtlarda kullanılan dil, Köktürk Yazıtları’nda kullanılan dil kadar gelişmiş değildir.

Orhun Yazıtları, eski Türklerin yaşadığı coğrafyada yer almaktadır. Orhun Yazıtları, Moğolistan’da, Orhun Irmağı Vadisi’ndeki Koşo Saydam Gölü yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Bilge Tonyukuk Anıtları, Tola Irmağı’nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto bölgesinde, Kül Tigin ve Bilge Kağan Anıtları ise, Koçho Tsaydam Bölgesi’ndeki Orhun Irmağı civarındadır.

Köktürk Yazıtları’nın Yazılı Türk Edebiyatındaki Önemi: Türkçenin yazılı en eski kaynağı, Köktürk Yazıtları ( Orhun Anıtları )’dır. Bu yazıtlar, yazılı edebiyatın en önemli kaynaklarıdır. Türk tarihine, Türk kültürüne ve yaşam biçimine, felsefesine ışık tutan en önemli belgelerdir. Bu yazıtlar Türk adının geçtiği Türkçe ilk metinlerdir. Köktürk Yazıtları, Eski Türkçenin özelliklerini ortaya koymaktadır.

Köktürkçenin kuzey lehçesi ile yazılan Köktürk yazıtları, hem halk diliyle ( Tonyukuk ) hem de sanatlı bir söylev diliyle ( Bilge Kağan ve Kültigin) yazılmıştır. Coşkulu bir söylev dilinin hakim olduğu bu yazıtlarda ses tekrarına dayalı (aliterasyonlu ) bir anlatım vardır.

Advertisement


Leave A Reply