Enderun Nedir? Enderun Teşkilatı Hakkında Bilgi

3

Enderun nedir? Enderun mektebi ve ya Enderun teşkilatı hakkında detaylı bilgiler. Enderun ile ilgili herşeye yer vermeye çalışılmıştır

Enderun Teşkilatının Merkezi Olan Topkapı SarayıEnderun Osmanlı imparatorluk sarayının iç teşkilatına ve buradaki üniversite derecesindeki yüksek okula verilen isimdir.

Enderun, “oda” adı verilen 7 adet daireye ayrılır:

1 — Küçük Oda
2 — Büyük Oda
3 — Doğancı Odası
4 — Seferli Odası
5 — Kiler Odası
6 — Hazine Odası
7 — Has Oda

Büyük ve Küçük Odalar denilen sınıflara Galata Sarayı, Edirne Sarayı, İbrahimpaşa Sarayı, İskender Çelebi Sarayı, Eski saray gibi imparatorluğun resmi okullarından zeka ve kabiliyetleriyle tanınmış öğrenciler alınırdı. Buradaki amaç bu yetenekli öğrencilere yüksek öğrenim verip devlet memuru olarak yetiştirmekti. Bazen büyük devlet adamlarının çocuklarından, ünlü sanatkarlardan da padişahın emriyle yukarıda sayılan orta öğrenim kurullarından geçmeden Enderun’a öğrenci alınırdı.

Enderunda Türk, Arap ve İran dil ve edebiyatının incelikleri, dini ve askeri ilimler, sporlar öğretilir, kabiliyet gösterenler, güzel sanatlar öğrenimine ayrılırdı. Büyük ve Küçük Odalar denilen Enderun sınıflarında XVI. yüzyıl sonlarında 160 genç bulunurken, sonradan bunların sayısı 400’e yükselmiştir. Bunlar fiili saray hizmetlerinde de bulundukları için kendilerine belirli tutarlarda gündelik para verilirdi. Doğancı Koğuşu denilen sınıf 1675’te kaldırıldı. Onun üzerindeki ve daha yüksek öğrencilere mahsus Seferli Koğuşu ise 1635’te kurulmuştur. 1831’de kaldırılan bu sınıfta XVII. yüzyıl sonlarında 100’den fazla genç vardı. Bu sayılan odalardaki gençlerin en kıdemsizi bile subay derecesindeydi. Başlarında Saray Kethüdası denilen albayla 12 subay daha bulunurdu.


Daha üst derecede olan Kiler Odası Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulmuştur. İnzibat komutanı Kilercibaşı denilen albaydı. Bu sınıftaki gençlerin sayısı 1772’de 144’e yükselmişti. 7 yüksek rütbeli subayın nezaretinde gençler padişahın yiyeceğiyle ilgili hizmetlerde bulunurlarken öğrenimlerine de devam ederlerdi.

Daha üst derecedeki Hazine Dairesi’ni de Fatih Sultan Mehmet kurmuştur. Bu dairedeki gençlerin sayısı 1772’de 157’yi bulmuştu. Komutanları hazinedarbaşı denilen rütbece sancakbeyine (bugünkü tümgenerale denktir) eşit olan generaldi. Bu zat 2.000 kadar işçi çalıştıran saray atölyelerine de bakardı. Yanında 5 yüksek rütbeli subay bulunurdu. Bu dairenin en önemli görevi 2 daire halinde 4 büyük salonu kaplayan Enderun hazinelerini korumaktı. Bu 2 hazinede milyonlarca parça mücevher, sandıklar dolusu altın ve gümüş para ile değerli kürkler, halılar, kumaşlar, şallar, akla gelebilecek mücevherli her türlü eşya bulunurdu. Bu eşyanın bütün vasıfları ile yazılı bulunduğu 2 büyük defterde yapılacak en küçük bir kalem oynatmasında başdefterdarın (maliye bakanının) imzası şarttı.

Her padişahın en az bir takım elbisesinin burada hatıra olarak saklanması gelenekti. Hazinedarbaşının oldukça yükske bir maaşı olurdu. Saray hizmetinden ayrılırsa beylerbeyi (orgeneral) atanırdı. Yeryüzünde hiç kimse Hazine Dairesi’ne yalnız sokulmazdı. Bunun tek istisnası devrin padişahı idi. O isterse yalnız girebilirdi. Padişah bulunmadığı zamanlar bu daireye 20-30 kişinin birden girmesi kanun gereğindendi. Hazine-i Hümayun (imparatorluk hazinesi) yeni padişaha zabıt tanzim edilerek teslim olunurdu. Milli müze mahiyetinde olduğu için hükümdarın şahsi malı değildi. Devlet hazinesinde para kıtlığı olduğu olağanüstü zamanlarda hükümdarın emriyle bu hazinede saklanan nakit paradan devlete yardım yapılırdı. 1593’te uzun savaş masraflarını karşılamak için III. Murat’ın iradesiyle devlet hazinesine bu Hazine-i Hümayun’dan bugünkü paramızla 1 milyar lirayı karşılıyan bir yardımda bulunulmuştur ki galiba bir tek defada yapılan en yüksek yardım miktarı budur.

Has Oda Teşkilatı


Enderun’un en yüksek teşkilatı ise Has Oda denilen sınıftı. Fatih devrinde 32 subayla kurulmuş, Yavuz’un emriyle subay sayısı 40’a yükselmiş, artık daima bu sayıda kalmıştır. Dairenin en yüksek subayları sırası ile Hasodabaşı, Silahtar, Çuhadar, Rikaptar’dı. Bu generallere arz ağaları denirdi. çünkü kimseden izin almadan hükümdarla görüşebildikleri gibi, mabeyincilik görevinde de bulunurlardı.

XVIII. yüzyıl başından itibaren Silahtar, Hasodabaşı’nı geride bırakarak Enderun’un başı oldu. Hasoda’ya giren her subay hükümdara şahsen takdim edilirdi. Enderun’un diğer dairelerindekiler için bu adet yoktu. Mukaddes Emanetler denilen ve hala Topkapı Sarayı’nda saklanan eşyanın muhafazası ise bu daire subaylarına aitti.

Has Oda’nın diğer yüksek rütbelileri şunlardı :

Hünkar Müezzini : Hükümdar namaz kılarken ezan okurdu. İçlerinden pek değerli bestekarlar yetişmiştir.

Sır katibi : Hem hükümdarın şahsi muhaberesini idare eder hem de Saray kütüphanelerine bakardı.

Sarıkçıbaşı : Hükümdarın sarık ve kavuklarını saklardı.


Başçuhadar (Çuhadar Ağa ile karıştırılmamalıdır) : Hükümdarın ayakkabılarına bakardı.

Kahvecibaşı : Hükümdarın tütün ve kahvesinden sorulmuydu.

Berberbaşı : Hükümdarın saç ve sakal tıraşını yapardı. Bir şehzadenin ilk saç ve sakal traşını yapmak görevi de onundu.

Tüfekçibaşı : Av ve savaşlarda hükümdarın tüfeğini taşır ve doldururdu.

Tırnakçıbaşı : Her perşembe günü hükümdarın tırnaklarını keserdi.

Bu görevlilerin padişah ile şahsi ve daimi temasları olduğundan nüfuzları fazlaydı.

Has Oda subayları gündelik hesabı ile üç ayda bir maaş ve ayrıca bahşiş denen tayinat alırlardı. Pek çok vesileyle de caize alırlardı. Hasodabaşı ile silahtarın mevkileri en yüksek devlet adamları derecesindeydi. Hasodabaşı, vezir = mareşal ile silahtar ise beylerbeyi = orgeneral ile eşitti. Hasodabaşı Saray hizmetinden çıkarsa vezir, hatta vezir-i azam (başbakan) olurdu. Diğer arz ağaları da Saray’dan beylerbeyi olarak çıkarlardı. En kıdemsiz Has Oda subayının Saray dışında memuriyete verilmesi gerekirse alaybeyi (albay) rütbesi verilirdi.


Enderun kanunları pek sıkıydı. Tanzim ve tesbit edilmemiş tesadüfe bırakılmış hiçbir şey yoktu. Yatılacak, kalkılacak, dinlenilecek zamanlar dahi dakika şaşmazdı. Enderun’un subay derecesindeki öğrencileri iki türlü öğrenim görürlerdi: İlmi öğrenimleri medreselerden getirilen müderrisler (profesörler) tarafından, askeri öğrenimleri ise aynı zamanda inzibatlarına bakan dairelerinin yüksek subayları tarafından sağlanırdı. Bütün dairelerdeki öğrencilerin derslerden ne dereceye kadar faydalandıklarını, haber vermeden teftişe Silahtar Ağa yetkiliydi. General derecesindekilerin haftada bir geceyi Saray dışında geçirmek müsaadeleri vardı. Yüksek rütbeli subaylar geceyi dışarıda geçirmeksizin haftada bir gün şehre inerlerdi. Kıdemsiz subayların şehre inmeleriyse ancak ağalarının nezaretinde olurdu.

General rütbesinde olmıyanlar evlenemezler, evlenmek isteyenler derhal rütbelerine uygun bir görevle dış hizmete atanırlardı. Bütün bunlardan amaç her çeşit insanla temas edip disiplin ve terbiyelerinin bozulmamasıydı. Diğer iki sebep de hükümdarın şahsına ait hizmetleri aksatmamak Saray’a ait haberleri dışarıya yaymamaktı.

Enderun halkı içinde müderrisler ve ünlü sanatkarlar hariç, ihtiyar, hatta orta yaşlılar olmazdı. Hasodabaşı bile pek genç olurdu. Damat Makbul İbrahim Paşa hasodabaşılıktan vezir-i azam (başbakan) olduğu zaman ancak 28 yaşındaydı. Genel olarak Enderun subayları yaşları 30’u bulmadan Saray’daki rütbelerinin bir üst derecesiyle dış görevlere atanırlardı. Enderun’a girebilmek gerçek bir şeref, mutluluk ve imtiyazdı. Fakat girenlerden pek çok şey ve yüksek kabiliyet beklenirdi. En başarılıları derhal yükseltilirdi.

Enderun’un bu anlattığımız teşkilatı 1833’te II. Mahmut tarafından kaldırılıp yeni bir saray teşkilatı kuruldu. 1908’e kadar süren bu modern teşkilat, daha basit olmakla beraber Avrupa’nın en ileri bir iki sarayı derecesinde geniş, iyi ve detaylıydı. 1908’den sonra ise bu teşkilat da ortadan kalktı. Oldukça basit bir saray teşkilatı ile yetinildi. Bu da 1924’te hilafetin kaldırılması ile son bulmuştur.

Enderun’da öğrenimin oldukça düzenli olnması sebebi ile Enderun’dan gerek siyasi ilimler, gerekse güzel sanatlar şubelerinden pek çok ünlü devlet adamı, sanatkarlar, yazarlar yetişmiştir.

Pek kalabalık olan diğer saray halkı örneğin kapıcıbaşılar (mabeyinciler), çavuşlar (padişah yaverleri), sarayda çeşitli görevlerle bulunan askeri sınıflar, Saray teşkilatına dahil olmakla beraber Enderun’dan sayılmazlardı. Kızlarağası‘nın idare ettiği ve kadınların bulunduğu Harem teşkilatının da Enderun’la hiçbir ilgisi yoktur.




3 yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?