Hulefa-i Raşidin (Dört Halife) Dönemi Tarihçesi Özellikleri Hakkında Bilgi

0

Hulefa-i Raşidin ne demektir? Hulefa-i Raşidin (Dört Halife) döneminin özellikleri, yaşananlar, tarihçesi, hakkında bilgi.

Advertisement

Hulefa-i Raşidin Dönemi

Hulefa-i Raşidin Dönemi (Arapça hulefa: “halifeler”; raşidin: “doğru yoldan gidenler”), dört halîfe dönemi olarak da bilinir, İslam cemaatine ilk dört halifenin başkanlık ettiği dönem (632-661). Bu kısa dönemde en büyük fetihler gerçekleştirilmiş, İslam dini evrensel bir boyut kazanmış, devletleşme ve kurumlaşma süreçleri önemli ölçüde tamamlanmıştır. Hulefa-yı Raşidin olarak adlandırılan ilk dört halife Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’ dir. Bazı tarihçiler Abdullah bin Zübeyr ile Emevi halifesi Ömer bin Abdülaziz’i de bu kapsamda sayarlar. Dört halifenin ortak özellikleri, Müslümanlığın ilkelerine kusursuz uymaları, yönetimde herkese örnek oluşturacak ölçüde adil ve dürüst davranışlarıydı. Bunlar peygamberlik dışında Hz. Muhammed’in bütün görevlerini yerine getirmiş, imam olarak cemaate namaz kıldırmış, hatip olarak cuma günleri hutbe okumuş, başkomutan (emirü’l-ümera) olarak orduya komuta etmişlerdir. Aynı zamanda Hz. Muhammed’in akrabalarıdır.

Hz. Muhammed’in ölümü İslam toplumunda ciddi bir bunalıma yol açtı. Çünkü, yaygın kabule göre Hz. Muhammed kendi yerini kimin alacağını belirlemediği gibi, toplumun yönetimini belirleyecek bir kurul da oluşturmamıştı. Bu bunalım sağlığında Hz. Muhammed’ in en büyük desteği olan ve hastalığı sırasında cemaate imamlık eden Hz. Ebubekir‘in halife seçilmesiyle giderildi. Hz. Ebubekir’e Hz. Ali ve sahabeden birçoğu tepki gösterdiyse de, bir süre sonra bütün Müslümanlar onun halifeliğini tanıdılar.

Hz. Ebubekir Dönemi

Hz. Ebubekir ticareti bırakarak beytülmaldan yılda 2.500 dirhem gümüş ödenek almak koşuluyla Haziran 632’de göreve başladı. Bu aynı zamanda İslam tarihinin en güçlü kurumu sayılan ve varlığını 20. yüzyıla değin sürdürecek olan halifeliğin de başlangıcıydı. Hz. Ebubekir yetkilerini, Arap kabile başkanlarının anlayışından farklı biçimde kullandı. Karşılaştığı sorunlar siyasal ve askeri kararlar almasını gerektirdiğinden, imamlık görevi ikinci planda kaldı. Hz. Muhammed’in öldüğü gerekçesiyle Müslümanlıktan dönenlerle (mürted) mücadele etti. Yemame Savaşı’nda çok sayıda hafızın ölmesi yüzünden Kuran’ın toplanıp yazıya geçirilmesi ertelenemez duruma gelince Hz. Ebubekir, Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurula bu görevi verdi. Mushaf adı verilen ve ilk Kuran derlemesi onun döneminde tamamlandı. Deneyimli komutanlarını Bizans’a ve Sasanilere karşı sefere yollayıp başarılar kazanan Hz. Ebubekir 634’te öldü.

Hz. Ömer Dönemi

İkinci halife Hz. Ömer, merkezi yönetime egemen olan muhacirlerin (hicrete katılmış Müslümanlar) desteğinde, Hz. Ebubekir’in vasiyetine uyularak seçildi. İlk bildirisinde İslamiyeti bütün dinlerin üstüne çıkaracağını, Irak’ı, İran’ı ve Suriye’yi alacağını duyurdu. Irak’a gönderdiği ordu Köprü Savaşı’nı kazanıp Dicle’ye kadar ilerleyerek birçok Sasani kentini ele geçirdi. Sa’d bin Ebi Vakkas Irak Cephesi başkomutanlığına atandı. Suriye başkomutanı Ebu Ubeyde bin Cerrah Şam’ın yanı sıra Taberiye, Tedmür, Havran, Beyrut, Sayda kalelerini aldı. Suriye ve Filistin’deki fetihler 637’ye değin sürdü. Urfa, Halep, Antakya, Maraş kentlerini Müslümanlara bırakan Bizans, savunma hatlarını Anadolu içlerinde kurmak zorunda kaldı. 635-637 arasında Hire yönetimi yıkılırken, 636’daki Kadisiye Savaşı ile de Sasani ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı.

Advertisement

Basra ve Küfe kentleri Müslüman göçmenlerin iskânına açılırken, Kuzey Irak’ ın fethi de tamamlandı. Bereketli Hilal fethinin tamamlanması için 639’da Amr bin As’ı Mısır’a gönderen Hz. Ömer, ardından Zübeyr bin Avvam’ı Mısır başkomutanlığına atadı ve 640’ta Mısır’ın fethi tamamlandı. 642’deki Nihavend zaferi ile Hemedan, Isfahan, Kazvin, Zencan, Rey, Cürcan (Gürgan) ve Taberistan’ı alan İslam ordusu Sasanileri yıktı. Mısır garnizonuna bağlı birlikler de Nübye ve Libya topraklarını fethetti. Hz. Ömer 10 yılda, Maveraünnehir’den Akdeniz’e kadar uzanan büyük bir İslam imparatorluğu kurmayı başardı. Alınan bölgelerde İslam hükümlerini uygulatmayı, kişi özgürlüğünü ve mülkiyet hakkını, kamu topraklarının kira karşılığı işletilmesini öngördü. Zenginleşen kamu hazinesini düzene koydu. 644’te suikasta uğrayarak yaralanınca bir danışma kurulunun oluşturulmasını ve bu kurulun, aşere-i mübeşşereden birini halife seçmesini önerdi. Adayın hiçbir özel isteğinin olmamasını, benliğini dine ve topluma vermesi koşulunu da koydu.

Hz. Osman Dönemi

Üç gün süren tartışmaların ardından Hz. Osman beklenmedik bir biçimde halife seçildi. Ensar (Medineli Müslümanlar) ve muhacirler bu seçimi benimsemedi. Yeni halife, merkezi örgüt görevlilerini yerlerinde bırakırken, Mugire bin Şube’ nin yerine Küfe valiliğine Sa’d bin Ebi Vakkas’ı gönderdi. Yeni halifeye yönelik hoşnutsuzluğu fırsat bilen Bizanslılar Mısır’ı geri almak, İranlılar da bağımsızlıklarını kazanmak amacıyla harekete geçtilerse de başarılı olamadılar. Irak’ta ortaya çıkan karışıklıklar nedeniyle Sa’d görevinden alınarak Irak valiliğine Velid bin Ukbe atandı. Velid, Azerbaycan ve Ermenistan’a akınlar düzenlerken, Muaviye bin Ebi Süfyan ve Selman bin Rabia da Anadolu içlerine yürüdüler.

Halifelik için Zevra’da ilk sarayı yaptırtan Hz. Osman, Mısır’ın mali yönetimini ayrı bir emirlik durumuna getirdi. Magrip ve Endülüs fetihleri için de merkezden yeni birlikler gönderdi. Birkaç bin kişilik bir Arap-Berberi ordusu ilk kez İspanya’ya geçti. Hz. Muhammed’in vakfı olan Fedek’in yönetimini amcasının oğlu Mervan bin Hakem’e bırakması, Muaviye’ ye de Filistin ve Şam yönetimlerini vermesi, Talha ve Zübeyr’in önderliğindeki karşıtlarını harekete geçirdi. Doğuda İran, kuzeyde Anadolu ve batıda da Akdeniz’e ulaşılmış olması nedeniyle fetihlerin yavaşlaması, Bedevilerin merkezi yönetime karşı çıkmasını hızlandırdı. 648’de Kıbrıs’ın, 649’da da Istahr’ın alınmasına karşın halifeye karşı etkinlikler önlenemedi.

Ekonomik gelişmenin yol açtığı yaşam tarzı değişikliği ilk kuşak Müslümanları kızdırırken, Abdullah bin Seb’a’nın kurduğu Sebeiyenin Hz. Ali’yi Hz. Muhammed’in biricik halefi olarak görmesi huzursuzluğu daha da artırdı. Kendisine ve iktidarı Emevilere karşı beliren sert muhalefeti yatıştırmak için 655’te bir kurul toplayan Hz. Osman, burada alınan kararları da uygulayamadı. Mısır’da ve Kûfe’de ayaklanmalar çıktı ve eylemler başka bölgelere de yayıldı. Medine dışında birleşen Basra, Küfe ve Mısır birlikleri Haziran 656’da kente girerek Hz. Osman’ı öldürdüler. Bu olay İslam toplumunda, Fitne denen ayaklanma ve iç çatışmaların başlangıcı oldu.

Hz. Ali Dönemi

Dördüncü halife Hz. Ali’nin dönemi Fitne olayları ile geçti. Hz. Ali, Medine’yi işgalden kurtarmayı amaçladı. Şam, Küfe, Basra, Yemen ve Mısır’a yeni valiler atadı. Muaviye’nin Şam’dan ayrılmaması, Kûfelilerin valiyi kente sokmamaları, Hz. Ali’ye karşı ilk tepkilerdi. Hz. Muhammed’in eşi Hz. Ayşe de ona karşı cephe aldı. 4 Aralık 656’daki kanlı Cemel Vakası, İslamın ciddi iç sorunları olduğunu gösteriyordu. Muaviye, Suriye halkının yeni halifeye biat etmesini önledi ve Hz. Ali’yi Hz. Osman’ın öldürülmesinden sorumlu tuttu. Sıffin Savaşı (657) bu koşullarda gerçekleşti. Bu savaş ve halifelik sorununu çözmeye yönelik Hakem Olayı gibi girişimler İslamda yeni bölünmelere yol açtı. Muaviye eylemlerini yaygınlaştırarak Mekke ve Medine’yi denetim altına aldı. Halifeliği Küfe dışında tanınmayan Hz. Ali, 24 Ocak 661’de bir Harici tarafından öldürüldü.

Advertisement


Leave A Reply