Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi Nedir? Nasıl İşler? Örneklerle Anlatımı

0

Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi nedir, özellikleri nelerdir? Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi nasıl işler, örneklerle anlatımı, hakkında bilgi.

Advertisement

Karşılaştırmalı Üstünlükler

Piyasa ekonomisinin dayandığı iki amentü şöyle özetlenebilir: İlki, görünmez el, bireysel çıkar arayışlarının toplamının toplum yararına olacağını ifade eder; ikincisi, ekonomik büyüme sıfır toplamlı oyun değildir yani bir tarafın kaybı diğerinin kazancı olarak görülemez. Bu iki amentü, özellikle de ikincisi, mantık dışı görülür. İnsan doğası gereği, biri zenginleşirken, şişmanlarken veya daha sağlıklı hale gelirken, diğe­rinin fakirleştiğini, zayıfladığını veya hastalandığını düşünürüz.

Portekiz ve İngiltere gibi iki ülkeyi ele alalım. Birbirleriyle şarap ve kumaş ticareti içinde olsunlar. Portekiz her ikisinin üretiminde de İngiltere’ den daha başarılı olsun. Kumaşı İngiltere’nin yarısına, şarabı da beşte birine mal ediyor.

Ekonomik tabirle, Portekiz her iki malın üretiminde mutlak üstünlüğe sahip. Görünürde işbölümü kuralı-yani iyi olduğun konuda uzmanlaşmak-burada bir çözüm sunmuyor. İngiltere’nin rekabeti kaybedeceği, yavaş yavaş serve­tini yitireceği varsayılabilir. Fakat durum böyle değildir.

Bu örnekte, İngiltere tüm kaynaklarını kumaş üretmek, Portekiz de şarap üretmek için kullanırsa, beraber daha fazla kumaş ve şarap üretmeyi başarır­lar. O zaman Portekiz fazla şarabını İngiliz kumaşıyla takas edebilir. Çünkü bu örnekte, İngiltere’nin şarap üretimine (Portekiz’ in şarap üretimi çok daha etkindir) kıyasla kumaş üretiminde karşılaştırmalı üstünlüğü vardır. Karşılaş­tırmalı üstünlüğün babası David Ricardo, 1817’de yayımlanan çığır açan eseri Ekonomi Politiğin ve Vergilendirmenin İlkeleri’nde bu örneği kullanır. İlk başta bu fikir mantıksız görünür, çünkü insanlar rekabete girince, kazanan ve kaybeden taraflar olur. Fakat karşılaştırmalı üstünlük kanununa göre, ülkelerin birbirleriyle ticareti iki taraf için de kazançlı olabilir.

Advertisement

Karşılaştırmalı Üstünlük Nasıl İşler?

İki eş büyüklükte ülke ele alalım: A ve B. Ayakkabı ve mısır ticareti yapıyorlar ve A ülkesi her ikisinde de daha verimli. A ülkesi saatte adam başı 80 kile mısır üretirken, B ülkesi 30 kile üretiyor; A ülkesi saatte adam başı 25 ayak­kabı üretirken, B ülkesi 20 üretiyor. O halde B ülkesinin ayakkabı üretiminde karşılaştırmalı üstünlüğü var. İki ülke iki ürünü de üretirse aşağıdaki tablo elde edilir:

İki ülke de fazladan çalışmadan, sadece karşılaştırmalı üstünlüğü olan ürüne yoğunlaşarak toplamda daha fazla üretmiş olur ve ikisi de kazançlı çıkar.

Karşılaştırmalı üstünlüğün işlemeyeceği tek durum, bir ülkenin hem iki ürünü daha verimli olarak ürettiği hem de ikisinin üretiminde de aynı oranda daha verimli olduğu zaman gerçekleşir. Pratikte ise bu olasılık dışıdır.

Bunun sebebi, her ülkenin sınırlı sayıda vatandaşı olmasıdır. Ülkenin vatandaşları belli bir göreve ancak sınırlı bir zaman ayırabilir. Teoride, Portekiz bir şeyi İngiltere’den daha ucuza üretiyor olsa bile, her şeyi daha ucuza üretemez. Kumaşı üretmeye harcayacağı zaman, şarap veya başka bir şey üretmekte kullanacağı zamana mal olur.

Karşılaştırmalı üstünlük genelde uluslararası ekonomide kullanılsa da, küçük ölçekte de önemli bir kavramdır. İşbölümü ile ilgili olan kısımda yönetimden binayı temizlemeye kadar her işte, elemanla­rından daha becerikli bir işadamı örneğinden bahsetmiştik. Karşılaştırmalı üstünlük kanunu sayesinde zamanını neden kendisine daha çok para getire­cek (yönetim) göreve harcayıp, daha az karlı işleri elemanlarına bıraktığını açıklayabiliriz.

Advertisement

Her zaman serbest ticaret mi?

Ricardo’nun karşılaştırmalı üs­tünlük kuramı, serbest ticaret savlarını -yani ithal mallara uygulanan vergi ve kısıtlamaların kaldırılmasını-desteklemek için kullanılır. Sınırları kapa­mak yerine diğer ülkelerle, hatta mal ve hizmet üretiminde çok daha etkin olanlarla bile, serbest ticaret yaparak daha fazla kar edileceği düşünülür. Hillary Clinton ve ünlü iktisatçı Paul Samuelson’un da aralarında olduğu bir grup insan, Ricardo’nun fikirlerinin bugünün sofistike ekonomik dünya­sına kolayca uygulanamayacağını savunur. Özellikle, Ricardo’nun kuramını geliştirdiği 19. yüzyılda, insanların sermayelerini (varlık ve nakitlerini) bir yerden başka bir yere taşımasını kısıtlayan mekanizmalar olduğunun altını çizerler. Bugün durum farklıdır; bir işadamı klavyesindeki tek bir tuşla mil­yarlık varlığını dünyanın bir tarafından diğerine taşıyabilir.

General Electric şirketinin eski başkanı Jack Welch, “her fabrikanın bir duba üstünde” olması gerektiğinden bahsederdi. Yani fabrikalar insan, mal­zeme ve vergi masrafının en düşük olduğu yerlere kolayca taşınabilmeliydi. Bugün, bu senaryo gerçek oldu. Şirketler, Ricardo’nun zamanının aksine, belli bir millete bağlı değil; insanları ve nakitleri istedikleri yere naklede­bilir. Bazı iktisatçılar, bunun ücretlerde hızlı bir düşüşe yol açtığını ve bu yüzden bazı ülkelerin vatandaşlarının diğerlerinden daha kötü durumda ya­şadığını savunur. Buna karşı sav ise, işleri başka ülkelere yollayan ülkenin, şirketlerin elde ettiği karın yatırımcılar arasında paylaşımı ve dükkanlardaki fiyatların düşmesi sayesinde yine kazanç sağladığını savunur.

Diğerleri karşılaştırmalı üstünlüğün basit bir teori olduğuna, her şeyden öte piyasanın gerçekten kusursuz biçimde rekabetçi olduğunu (gerçekte yerel ekonomi politikaları ve tekeller rekabeti engeller), tam istihdam olduğunu, işlerini kaybeden işçilerin kolayca üretken olabilecekleri başka işler bula­bileceklerini varsaydığına dikkat çeker. Bazıları, ülkelerin, karşılaştırmalı üstünlük kuramının önerdiği gibi, belli bir endüstriye yoğunlaşmasının ekonomik çeşitliliği azaltacağından yakınır. Çeşitlilik azalınca, ülkeler herhangi bir değişime karşı hassas hale gelir. Mesela ürettikleri mala olan talebin azalması durumunda zor duruma girerler. İhracatın yüzde 60’ını kah­venin oluşturduğu Etiyopya’nın ekonomisi, azalan talep veya kötü bir hasat durumunda zayıflayabilir.

Yine de pek çok iktisatçı, karşılaştırmalı üstünlüğün en temel ve en önemli ekonomik fikirler arasında yer aldığını savunur. Dünya ticareti ve küre­selleşmenin altında bu fikir yatar. Milletlerin içe kapanmak yerine dışa açılarak daha zenginleşeceğini kanıtlar.


Leave A Reply