Klasik Yunan Sanatı, Eski Yunan Heykel, Resim Sanatı ve Sanat Eserleri

0

Klasik Yunan sanatı nasıldı? Eski çağ ve Eski Yunan’da heykel, resim sanatı, vazoları önemli sanat eserleri ve sanatçılar hakkında bilgi.

Hephaisto Temple

Kaynak: wikimedia.org İtalya’nın Paestum kentindeki iki erken Arkaik Dor düzeni Yunan tapınağı

Klasik Yunan Sanatı (İÖ -500-320)

Yunanlar dikkatlerini insana, akla ve doğaya çevirmişlerdi, bu ilgileri sanatlarında da açıkça görülmektedir. İnsana ve çevrelerindeki doğaya duydukları hayranlık dolu merak kendini gerçekliğin detaylı incelenmesinde göstermektedir. Öte yandan güzelliğe de tutkuyla bağlıydılar. Bu yüzden gördüklerini idealize ettiler. Klasik Yunan sanatını şekillendiren, doğaIcılığın ve idealizmin bu karışımıdır.

Advertisement

İÖ 480’de Perslere karşı kazanılan zaferi takip eden ilk 30 yıl boyunca dağılan şehir-devletleri arasında yeni bir siyasi birlik oluştu. Barışçıl ortam, hissedilen güç ve özgüven canlanan yeni sanatsal akıma da yansıdı. Yaratıcı nesiller yetiştirmiş olan Yunanlar bu dönemde çok daha üretken oldular.

Teknik ustalık

Mısırlıların aksine Yunan sanatçılar öbür dünya yerine yaşadıkları dünyaya odaklandılar. Zihinsel gelişime duyulan hayranlığın bedensel hünerlerdeki yansıması kendini ilk kez İÖ 776’da kayıtlara geçen olimpiyat oyunlarında gösterdi. Zihnin ve bedenin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi yaygın bir amaç haline geldi ve bu popüler arzuların bir karşılığı olarak sanatçılar kusursuz figürler ve çevre tasvirleri üstünde çalıştılar. Tanrıların, ideal insanları andıran varlıklarına duydukları inanç, güzelliğin ve kusursuzluğun yüceltilmesinin sebeplerinden biriydi.

Dini ve kamusal yapıların süslenmesi için üretilen eserler sayesinde Atina’da yaratıcılıkta patlama yaşandı. Yapılar, mitolojik hikâyeleri, kahramanları, tanrı ve tanrıçaları içeren kabartmalar, duvar resimleri ve heykellerle kaplanıyordu. Figürler, gençlik ve enerji dolu, gövde orantılı ve düzgün, uzuvlar ince ve kaslıydı. Sanatsal fikirler çığır açıcıydı. Daha önce, bütün kültürlerin sanatında o ya da bu şekilde bir üsluplaştırma ya da basitleştirme göze çarpıyordu. Sanatçılar, ilk defa bu dönemde konularının öznelerini yakından incelediler ve gerçeğe benzer şekilde görünmeleri için uğraştılar. Rakursi (kısalmalar) ve doku özellikleri gibi gerçekçi unsurlar ilk defa inceleniyor, sanatçılar hayatı gördükleri gibi tasvir edebilmek için ayrıntıları hassaslıkla işliyorlardı.

Ne kadar zarar görmüş olurlarsa olsunlar, bu dönemin eserlerinde sanatçıların teknik ustalıkları ve ayrıntılı gözlem yetenekleri hâlâ görülebilmektedir. Bu özellikler daha sonra mükemmelliği yakalayabilmek için geliştirildi. Eski Roma reprodüksiyonlarının aksine bu resimlerin birçoğu, tahta üzerine yapılmış olmalarından dolayı ve iklim etkileri yüzünden günümüze ulaşamamıştır. Heykellerin üzerindeki canlı renkler genellikle aşınmış olsa da, o zamanlarda daha önce buna benzer hiçbir şey görmemiş olan sıradan vatandaşlar için bu gerçek gibi imgeler olağanüstü şaşırtıcılıkta olmalıydı.

Advertisement

Disk Atan Atlet

Disk Atan Atlet

Kaynak: wikimedia.org Disk Atan Atlet

Gerçeğe benzetilen unsurlarla ideal unsurların karışımı, fiziksel güzelliğe ve sanatçıların zihinsel hünerlerine hayranlık duyan Yunanların hoşuna gitti. Gerçek modellerin birebir yansıtılmasıyla oluşan yaklaşımda geçmişte ulaşılamayan başarılara ulaşıldı. Myron’un yaklaşık İÖ 450 yıllarında yaptığı Disk Atan Atlet heykeli (Discobol), hareket halindeki beden tasvirinin tatmin edici bir örneğidir.

Eserin aslı ortadan kaybolmuş olsa da bazı eski Roma röprodüksiyonları günümüze ulaşmıştır. Heykelin bu kopyası, ağır bir diski fırlatmak üzere harekete geçmekte olan genç bir atleti gösterir. Disk atıcılarının fiziksel görünüşleri hiçbir kas grubunun aşırı gelişmiş olmamasının ortaya çıkardığı orantısal uyum nedeniyle büyük hayranlık uyandırmaktaydı. Kasların gerilmemiş olmasına rağmen -ve disk atmak için en iyi pozisyonda olup olmamasından bağımsız olarak-gördüğümüz figürün ifadesi etkileyici, gerçekçi ve kusursuzdur.

Yenilikçi heykeltıraşlar

Tarihte ilk defa, bazı sanatçıların isimleri, imzasız eserler üreten zanaatkâr yığınının arasından sıyrılmaya başladı. Özellikle üç sanatçının klasik Yunan tarzını ve ölümlerinden sonra etkileri uzun zaman devam eden ekollerin sanatsal geleneklerini başlattığına inanılır. Eleutherai’da doğan Myron İÖ 480-440 yılları arasında eserler vermiştir. Tanrıların ve kahramanların gerçek gibi heykellerini yapmıştır ama asıl ününü güçlü, dinamik pozlardaki atlet heykelleriyle kazanmıştır. Phidias (İÖ 500-432), Pers zaferinden sonra Atina’yı süslemeye başlayan Klasik Grek heykeltıraşlarının en büyüklerinden biri olarak görülür. Kamusal alandaki eserlerin denetmeni olarak şehir için başlıca heykeller ona sipariş edilmiştir.

Birçok uğraşının yanında, Parthenon’un yapımını yönetip denetlemiş ve onun heykelsi nitelikteki tasarımını yapmıştır. Olimpos’taki Zeus Heykeli, antik dünyanın yedi harikasından biri olarak sınıflandırılmıştır. Tanrıça Athena’nın Akropol’deki iki heykeli de onun yapıtları arasındadır. Bunlardan biri o kadar büyüktür ki, denizden bile görülebilir. Gerçekçi detaylarda gösterdiği dikkat ve kumaş kıvrımlarını oluştururken gösterdiği ustalık, eserlerinin tipik özellikleridir. Eş zamanlı heykeltıraşlardan biri de milattan önce 5 ve 4. yüzyılın başlarında eser veren Polykleitos’dur. Daha sonra Rönesans sanatçıları, onun yarattığı doğal, rahat duruşlu figürlerin izinden gitmişlerdir. Kendine özgü en belirgin pozu contrapposto olarak bilinmektedir.

Mükemmel oranlar

Yunanlar tarafından isimlendirilen Altın Oran, dikdörtgenlerle ölçülen ve evrensel olarak göze hoş gelen orantıların dengesidir. İlk olarak eski Mısırlılar tarafından kullanılan Altın Oran yüzyıllar sonra Leonardo Da Vinci tarafından, dengeli orantıları bütün eserlerinde uygulayan Phidias’a atfen *phi’ olarak adlandırılmıştır. Parthenon’un dış cepheleri Altın Oran’la uyum içindedir ve tüm heykeller belirli oranlar ölçüsünde bölünmektedir. Örneğin, Athena’nın heykelinde, başının üstünden kulağa kadar olan uzunluk; alından çeneye ve burun deliğinden kulak memesine kadar olan uzunlukla karşılaştırıldığında, hepsinin bu belirli oranlar ölçüsünde ayrıldığı görülür.

Advertisement
yunan vazolari

Kaynak: commons.wikimedia.org
Herakles ve Athena, Andokides Ressamı tarafından göbek amforasının siyah figürlü tarafı, M.Ö. 520/510

Yunan vazoları

Çömlekçilik daha önceleri güzel sanatlara dahil edilmemiş olsa da, Yunanların mükemmellik arayışlarının bir parçası haline gelmişti. Vazolar pürüzsüzdü, hassasça işleniyor ve ayrıntılı bir şekilde süsleniyordu. Klasik Yunan çömlekçiliği, küçük kavisli yüzeyler üzerine harmonik bir biçimde işlenen detaylı figür gruplarını içerir. Nasıl seramik sanatçılarının eserleri ortadan kaybolan büyük ustaların geliştirdiği yenilikleri anında takip ediyorsa, çömlekçilerin eserleri de bize o zamanın resimlerinin içeriklerine dair ipuçları verir.

Eski Çağda (Eski Yunan) Resim Sanatı

Eski kültürlerden Girit kültüründe M.Ö. 2.000 sıralarında yapılmış sarayların duvarlarını, canlı renklerle verilmiş, kırlarda gezen, boğalarla spor gösterileri yapan insan figürleri, çok realist çizilmiş deniz hayvanları, manzaraları süsler.

Eski Çağda Resim

M.Ö. 3000 yılından beri Mısır’ın mezar odalarını, duvarlarını, Mısırlılar’da adet olduğu üzere ölünün gündelik hayatını realist bir üslupta anlatan resimler, temsili tasvirler kaplar. M.Ö. 1600 sıralarında ise papirüsler üzerine yapılan en eski minyatür sayılabilecek resimler meydana çıkar.

Eski Yunan dünyasının siyah ve kırmızı figürlü vazo resimleri bugün kaybolmuş duvar resimleri hakkında fikir verir. Klasik Yunan devrinde (M.Ö. 480-330) resim en önemli tasvir sanatı olarak kabul ediliyordu. Mykon, Polygnot, Panaenos, Onasias devirlerinde hayranlık uyandıran duvar resimleri yapmışlardı. Bu devirde tablo ressamlığının da başladığı biliniyor. Tahta parçaları tebeşirle astarlandıktan sonra fırça ile “tempera” tekniğinde resim yapılıyordu.

Atinalı Apollodoros, ilk “sehpa ressamı” dır. Aynı zamanda renklerin ışık ve gölgeye göre tonlarını derecelendirmiş, Eski Yunan resminde muazzam bir yenilik yaratmıştır. Resimlerde vücutlar hacim bulmuş oluyor, mekan derinliği de elde edilebiliyordu. Yunan tiyatrosu dekorları için yapılan resimlerle de manzara ressamlığı ilk adımlarını atmıştır.

Advertisement

Yunan resmine dayanan Roma sanatında resim Pompei duvar resimlerinde görülen 4 ayrı üslupla şahsi gelişmeler de göstermiştir. Mimarlık motiflerine çok önem veren bu üsluplarda, gerçeğe çok yaklaşarak resmedilmiş mimari şekiller göz aldatıcı durumlar yaratarak “illüzyonist” resme yol açmışlardır.


Leave A Reply