Marcel Carné Kimdir?

0

Marcel Carné kimdir? Marcel Carné hayatı, biyografisi, filmleri, sinema kariyeri, eserleri hakkında bilgi.

Marcel CarnéMarcel Carné; (18.8.1909 – 31.10.1996)

Advertisement

Sanatçı bir marangozun oğlu olarak Paris’te dünyaya gelen Carne, önceleri babasının izinden giderek tatbiki sanat okuluna yazıldı. Sinemaya karşı çok büyük bir ilgi duyduğunu genç yaşında anlayan Carne, film teknisyeni olarak çalıştı. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, yeniden sinemaya dönmeden, birkaç yıl sigorta acenteliği yapmak zorunda kaldı.

1936: İlk Filmini Yönetmesi 20’li yılların sonunda yönetmen yardımcısı olarak iş bulan Carne, 1929’da ödünç olarak aldığı bir kamerayla ilk filmini çekti. M. Sanvoisin ile birlikte çevirdiği Nogent-Eldorado du dimanche adını verdikleri bu film, Marne nehri kıyısında bir pazar günü piknik yapan insanlara ilişkin belgesel bir çalışmaydı. Carne 1929’dan sonra “Cinemagazine” ve “Hebdo Film” adlı dergilere eleştirmen oldu ve bu dergiler tarafından ABD’ye de gönderildi. Bu işlerin yanı sıra, önce Rene Clair, sonra Jacques Feyder’in altında, birçok filmin yapımcılığında da etkin oldu. Feyder 1936 yılında Carnâ’ye Jenny adlı melodramın rejisini devredince, yönetmenliğe adım atmasını sağlamış oldu. Sevgilisinin kızına âşık olan bir adamın öyküsü olan film,

fahişeler âleminde geçer ve olumlu bir şekilde son bulduğu halde gelecek Carne filmlerinin bedbin havasını duyurur. Filmin senaristi lirik yazar Jacques Prevert, sonradan da Carne ile birlikte sık sık çalıştı. Örneğin 1937 yılında Drâle de drame adlı grotesk bürlesk filmde olduğu gibi.

1938/89: Karanlık Şiirler 1938 yılında Carne’nin başlıca yapıtlarından biri olan Quai des brumes (Sisler Rıhtımı) adlı film gerçekleştirildi. Bu filmde asker kaçağı bir genç (Jean Gabin) Le Havre’dan bir gemiye binip kaçmak üzereyken bir kıza âşık olur, bir cinayet olayına karışır ve ölür. Carne bu filmiyle insanların nasıl felakete sürüklendiklerine dair bir örnek sunar. Baş kahramanlarının çaresizliğini ortaya koyduğu karanlık/şiirsel anlatım nedeniyle bu film stiline “şiirsel realizm” adı verildi. Yine 1938’de çevrilen Hâtel du Nord (Kuzey Oteli) adlı film, Quai des brumes’den bir nebzecik daha duygusaldı. Burada genç sevgililer birlikte intihar etmeye kalkarlar. Genç erkek sevgilisine ateş ettikten sonra kendini öldürmeye cesaret edemez ve hapishaneye girer. Hapisten kurtulduktan sonra iki sevgili her şeye rağmen mutluluğu tadarlar.

Advertisement

Bir yıl sonra Carne Le jour se leve (Gün Doğuyor) adlı filminde çok daha kasvetli bir konuyu işledi. Başoyunculuğu yine Jean Gabin tarafından üstlenilen filmde, polis kuşatması altında bir otel odasında bulunan genç bir işçi, nasıl cinayet işlediğini anımsar. Film kahramanının sonunda kendisini silahla vurduğu bu yapıt, pesimist içeriği yüzünden “moral bozucu” bulunarak İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı sıralarında resmi makamlarca yasaklandı.

1943-45: Cennetin Çocukları Carne’nin 40’lı yıllarda çektiği filmlerin başlıca konusu da iki insan arasındaki umutsuz aşkla iyi ve kötü arasındaki mücadeleden oluşuyordu. Daha önce çoğu zaman Jean Gabin’le birlikte çalışırken, artık Arletty adlı aktör başoyuncularından biriydi. Ortaçağda geçen Les visiteurs du soir (Gece Ziyaretçileri, 1942) adlı filminde Carne, şeytanın aşkı engelleyebileceğini fakat asla yenemeyeceğini gösterdi. 19. yüzyılda Paris tiyatro dünyasında geçen Les enfanls du paradis (Cennetin Çocukları, 1943-45) adlı 190 dakikalık filme melankoli ve tevekkül hakimdir. Bu filmde, bir kadına duyduğu aşk yüzünden katil olan pantomim sanatçısı Dubureau’nun (Jean-Louis Barrault) yaşam öyküsü anlatılmaktadır. Yeni sanatsal fikirleriyle birçok kimse tarafından felsefi bir yapıt olarak tanımlanan bu film, henüz şiirsel realizmden kopmamakla beraber, Carne’nin eski filmlerindeki kasveti barındırmamaktadır.

1945’ten Sonra: Yeni Zamana Ayak Uydurmakta Çekilen Güçlükler Carne savaştan sonra eski başarılarına ulaşamadı. Savaş öncesi yılların yaşantısıyla öylesine doluydu ki, yeni zamanı inandırıcı bir biçimde beyazperdeye aktarması mümkün görünmüyordu. Senaryo yazarı Prevert’den ayrılması da onu çok sarstı. Buna rağmen sonraki yıllarda bir düzineyi aşkın film çevirdi. Aralarında başrolde Simone Signoret olmak üzere Emile Zola‘dan sinemaya uyarlanan Thirese Raquin (1953) ve tüm geleneklerden kopmuş olan gençlerin dünyasını irdeleyen Les tricheurs (1958) gibi yapıtları da bulunmaktadır. 1977’de Les assassins de l’ordre ve La Bible adlı son iki filmini çevirdikten sonra özel hayatına çekilen Carne, 1996’da öldü.


Leave A Reply