N Harfiyle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

1

N Harfiyle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları, en güzel bebek isimleri ve isimlerin anlamları sözlüğü

bebekN Harfiyle Başlayan Kız Bebek İsimleri
ABCÇDEFG HIİJ KLMNOÖPRSŞTUÜV YZ

Nabia: Yerden kaynayıp fışkıran, akan.
Nabiye: Haberci, haber veren.
Naciye: Kurtulan, esenliğe kavuşan. 2. Cehenneme girmekten kurtulmuş, cennetlik.
Naçari: Çaresiz, olanaksız, zor durumda kalma.
Nadide: Az bulunur, görülmemiş, 2. Çok değerli eşsiz.
Nadime: Yaptığı bir davranıştan pişmanlık duyan, pişman olan.
Nadire: Az bulunan.
Nafia: Yol, köprü, baraj yapımı gibi toplum yararına olan çalışmaları düzenleyip yöneten daire.
Nafile: Yararsız, boşa giden, boş, işe yaramayan. 2. Fazladan kılınan namaz veya tutulan oruç.
Nafiye: Yok edici, giderici. 2. Olumsuzlaştırıcı.
Nafize: Delip geçen. 2. içe işleyen 3. Sözü geçen, etkili olan.
Nagehan: Ansızın, birden bire. 2. Zamansız, vakitsiz.
Nağme: Güzel uyumlu ses, ezgi. 2. Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz.
Nağmehan: Şarkı söyleyen.
Nahide: Venüs Gezegeni. 2. Ergenlik çağında genç kız.
Naime: Nazlı büyütülmüş, güzel ve zarif.
Naibe: Birinin yerine geçici bir süre için oturan vekil.
Naile: istediğini elde etmiş, muradına kavuşmuş.
Naime: Bollukta yaşayan. 2. Cennetin tabakası.
Nalan: inleyen.
Nalie: Muradına eren, kazanmış, ele geçirmiş.
Name: Mektup. 2. sevgi mektubu.
Namiye: Namlı, ünlü, şöhretli.
Nargül: Ateş renginde kırmızı gül.
Nariye: Cehennemle ilgili. 2. Cin peri.
Nasibe: Birinin payına düşen şey. 2. Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. 3. Tanrının kısmet ettiği. 4. Günlük kazanç
Nasiye: Alın.
Naşide: Şair, şiir okuyan ve yazan.
Naşire: Dağıtan, yayan.
Naz: Kendini beğendirmek için yapılan davranış, cilve, işve. 2. İsteksiz gibi görünerek yalvartmak amacıyla yapılan
davranış. 3. şımarıklık
Nazan: cilve yapan, nazlanan, nazenin.
Nazbahar: Nazlı olması güzelliğinden gelen.
Nazcan: Nazlı dost
Nazende: Nazlı, alımlı.
Nazenin: Oynak, cilveli. 2. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık.
Nazer: Nazar.
Nazgül: Gül kadar güzel olan, nazlı, nazenin kız.
Nazgüzar: Becerilerini göstermekte nazlanan
Nazife: Temiz, pak.
Nazikane: İncelikle, saygıyla, nezaketle.
Nazire: Karşılık olarak benzetilerek yapılan davranış, söz. 2. Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.
Nazlı: Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, işveli, edalı. 2. Üstüne titrenilen, değer verilen sevgili.
Nazlıay: Ay kadar güzelliğinden ötürü nazlı olan.
Nazlıcan: Nazlı dost
Nazlıcık: Sevimli, işveli.
Nazlıdil: Kendini ağırdan satan.
Nazlıela: Ela gözlü, nazlı bakışlı.
Nazlıfer: Ruhunu yansıtmakta nazlanan.
Nazlıgöz: Süzgün bakışlı.
Nazlıgül: Nazlı güzel.
Nazlıgülen: Gülmekte bile nazlanan
Nazlıgüz: Ruhundaki hüznü yansıtmakta nazlanan.
Nazlıhan: Nazlanması gücünden kudretinden gelen.
Nazlım: Sevdiğim, değer verdiğim.
Nazlınur: Nazlı ışıltı.
Nazlısel: Nazlı, coşkulu.
Nazlıses: Ağzından zorla laf alınan. 2. Pek konuşmayan.
Nazlısoy: Nazlı bir soydan gelen.
Nazlısu: Nazlı ama yüreği temiz olan.
Nazılşah: Nazlanması gücünden kudretinden gelen.
Nazlışan: şöhretinden yanına yaklaşılmayan.
Nazlışen: Gülmekte bile nazlanan
Nazlıtan: Nazlı güzel, nazenin.
Nazlıyar: Nazlı sevgili.
Nazılyel: Usul usul esen yel.
Nazmiye: Yetişen, büyüyen, güç kazanan. 2. Manzum yazılar, şiirler, nazımlar
Nebahat: Şeref, onur. 2. Ün, şöhret.
Nebihe: Şan, şöhret sahibi.
Nebile: Fazilet sahibi.
Necibe: Soylu, soyu temiz.
Necla: Evlat, çocuk. 2. Soylu
Necmiye: Yıldız. 2. Kurtan.
Necve: Çocuk, evlat.
Neçar: Çaresiz.
Nedime: Kadın arkadaş, dost. 2. Zengin ya da saygın bir kişinin kadın arkadaşı 3. Güzel konuşan kadın arkadaş.
Nefaset: Güzel ve enfes olma durumu. 2. Tat güzelliği.
Nefis: Öz varlık kişilik. 2. İnsanın yeme içme gibi ihtiyaçlarının bütünü. 3. Pek hoş, istek uyandıran, çok güzel.
Nefise: Çok güzel, değerli.
Nefsi: Nefisten doğan şeylerle ilgili. 2. Kişinin kendine ait, onla ilgili.
Nehir: Akarsu, ırmak.
Nehire: Gereğinden fazla.
Nejla: “Necla” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Nemika: Mehtap.
Nemir: Ölümsüz.
Nergis: Çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan ve bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte, soğanlı bir süs bitkisi. 2. Güzelin gözü.
Nergise: Nergisle ilgili.
Nergisi: İnsanın aklını başından alan göz. 2. Nergis biçiminde kesilerek yapılan bir tür hamur işi.
Neriman: Pehlivan, yiğit, cesur.
Nermık: Yumuşacık.
Nermin: Yumuşak, nazik, ince.
Nerwan: Silopi ovasında tarihi bir şehir.
Nesevi: Kadınla ilgili, kadınlık.
Nesibe: Soylu, soyu temiz.
Nesime: Yel, hafif esinti. 2. İyi huy.
Nesli: Soylu.
Nesliad: Asil isim.
Nesliay: Asil ay.
Neslican: Sevgi dolu soyu olan.
Neslicik: Sevimli, soylu.
Neslidil: Güzel sözler söyleyen.
Nesligül: Gül soylu, gül gibi güzel soydan gelen.
Nesligün: Özel gün.
Nesligülen: Gülen bir soydan gelen.
Nesligüz: Güzel bir sonbahar.
Neslihan: Sevgi ile hükmeden.
Neslinaz: Nazlılığı kanından gelen.
Neslinur: Soyu ışık saçan.
Neslisal: Soyuyla övünen.
Neslisel: Coşkusu soyundan gelen. .
Neslisen: Soylusun.
Nesliser: Asilliğiyle gözler önünde olan.
Neslises: İyi hatip.
Neslisev: Kendin gibi olanı sev.
Nesliseven: Adı gibi olanı seven.
Neslisever: Kendi gibi olanı sever.
Neslisay: Saygınlığı ve soyluluğu karakterinde barındıran.
Neslisoy: Çok asil bir soydan gelen.
Neslişah: Egemen bir soydan gelen.
Neslişan: Geçmişinden gelen bir şöhrete sahip kişi.
Neslişen: şen şakrak bir soydan gelen.
Neslitan: Soylu güzel, asil.
Nesliten: Yüreğindeki soyluluğu dışına yansımış.
Nesliyar: Doğuştan sevecen.
Nesliyel: Bağra esen.
Nesrin: Bir tür yaban gülü.
Nesteren: Yaban gülü,
Neşe: Üzüntüsü olmamaktan doğan, dışa vuran sevinç. 2. Hafif sarhoşluk, çakırkeyfi olma. 3. Yeniden ortaya çıkma.
Neşead: Adı gibi neşeli, şen şakrak olan.
Neşeay: şen şakrak, güzel.
Neşecan: Sevimli, candan.
Neşecik: Sevimli, şen şakrak.
Neşegül: Sevimli güzel.
Neşeli: şen şakrak.
Neşem: Yaşamın sevimli yanlarını bulan.
Neşenaz: Sevimli, nazlı.
Neşenur: İçindeki coşkuyu dışarı saçan.
Neşesal: Ruh sevincini herkese yansıtan.
Neşesel: İçtenliğini, neşesini, coşkuyla yansıtan.
Neşide: şiir. 2. Bir toplulukta okunmaya değer şiir. 3. Ata sözü gibi kullanılan beyit veya dize.
Neşire: Yayma, dağıtma, çıkartma. 2. Bir yere yazma, yazdırma. 3. Kitap, gazete bastırıp çıkartma 4. Kıyamet günü tüm insanların dirilmesi
Neşure: Durmaksızın yayın yapan.
Neşve: Keyif, neşe.
Neşvünema: Büyüme, gelişme, yetişme.
Netice: Son, sonuç, bitim. 2. Öz, özet.
Neva: Ses; ahenk. 2. Güç zenginlik, servet 3. Azık. 4. Geçinecek şey. 5. Nasip. 6. Türk müziğinde bir makam.
Nevai: Makam, ses ve ahenkle ilgili. 2. Nasiple ilgili.
Nevair: Ateşler, alevler.
Neval: Talih, kader, kısmet 2. Bağış, bahşiş
Nevaziş: Okşama gönül alma, iltifat etme.
Nevbahar: İlkbahar.
Nevber: Turfanda çıkan meyve. 2. Göğüsleri yeni çıkan kız.
Nevcan: Yeni doğmuş.
Neveser: Klasik Türk müziğinde Dede Efendi’nin buluşu olan bir makam.
Nevgül; Yeni açmış gül goncası.
Nevhager: Ağıtçı.
Nevheves: Bir işe yeni başlayan. 2. Sık sık iş değiştiren.
Nevide: Müjde, sevinçli haber.
Nevin: Yeni, yepyeni.
Nevir: Parlaklık, ışıldama. 2. Ağaç çiçeği.
Nevmide: Umutsuzluk.
Nevnihal: Genç, güzel kız. 2. Taze fidan.
Nevra: ışıklı olma, parlaklık.
Nevrazin: Bahar çiçeği.
Nevres: Yeni yetişen.
Nevreste: Yeni yetişen, yeni oluşmuş.
Nevriye: ışıkla ilgili.
Nevrozin: Bahar çiçeği.
Nevsale: Genç, taze. 2. Küçük.
Nevsefer: Yeni yolculuğa çıkan.
Nevşüküfte:· Yeni açılmış çiçek.
Newal: Vadi.
Newşe: Şiir.
Neyir: “Neyyire” isminin bir başka söyleniş biçimi.
Neyyire: Nurlu, parlak. 2. Işık veren cisim, cisim haline gelmiş nur.
Nezafet: Temiz olma.
Nezahat: Temiz, ahlaken temiz.
Nezaket: Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma, incelik, naziklik. 2. Önemli olma, dikkatli davranmayı gerektirme. 3. Terbiye, edep.
Nezihe: Temiz, pak, saf ruhlu.
Nezire: Adanan şey, adak.
Nigah: Bakış. bakma, göz.
Nigar: Resim gibi güzel sevgili. 2. Resim
Nihade: Koymuş, koyulmuş.
Nihai: Fidan, taze sürgün.
Nihan: Gizli, saklı. 2. Sır.
Nihavent: Türk müziğinin en eski makamlarından biri.
Nil: Mısır’dan geçip Akdeniz’e dökülen nehir.
Nilay: ışıklı mavi, ışıklı lacivert.
Nilgün: Koyu mavi renk, çivit rengi.
Nilüfer: Yaprakları yuvarlak ve geniş, çiçekleri beyaz, sarı, mavi, pembe renkte, durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi.
Niran: Nurlar, aydınlıklar. ışıklar. 2. Ateşler. 3. Cehennem.
Nirwana: Zerdüşt dininde Arafat. 2. Meydan.
Nisa: Kadın, kadınlar.
Nisan: Gelin çiçeği.
Nisvan: Kadınlar.
Nisyan: Unutma, hatırdan çıkartma. 2. Unutulma.
Nişan: Nisan ayı.
Nuran: Nurlu, ışıklı.
Nurani: Nur yüzlü. 2. Görünüşü saygı uyandıran.
Nuray: Işık saçan.
Nurbanu: Aydınlık yüzlü kadın.
Nurcan: Aydınlık insan.
Nurcihan: Dünyaya ışık saçan.
Nurdal: Gençliğiyle ışık saçan.
Nurdanay: Işık saçan güzel.
Nurdane: Nur tanesi. 2. Işık saçan.
Nurdil: Nurlu olduğu gibi aynı zamanda da tatlı dilli.
Nureda: Işık saçan işveli güzel.
Nurefşan: Işık saçan, çevresini aydınlatan.
Nurfer: Işık veren, aydınlatan, ferahlatan.
Nurfidan: Gençliğiyle ışık saçan.
Nurgöz: Gözleriyle ışık saçan, göz kamaştıran.
Nurgül: Güzelliğiyle ışık saçan, göz kamaştıran.
Nurgün: Nurlu, uğurlu gün.
Nurgüz: Sonbahar ışığı.
Nurhayal: Hayallerdeki ışık.
Nurhayat: Işıklı, güzel yaşam.
Nurhilal: Işık saçan hilal.
Nurışık: Çok ışıklı.
Nurinisa: Nurlu kadın.
Nuriş: “Nuriye” isminin kısaltılarak söylenen bir biçimi.
Nuriye: Nurla ilgili, ışıkla ilgili, aydınlık.
Nurlu: Aydınlı, ışıklı, parlak. 2. Saygı uyandıran, temiz.
Nurmelek: içi dışı bir olan, temiz.
Nurnigar: Güzelliğiyle göz kamaştıran sevgili.
Nurper: Işıklı kanat
Nurperi: Bir peri kadar göz kamaştırıcı güzelliğe sahip olan.
Nursay: Saygın, nurlu kişi.
Nurseda: Aydınlık ses.
Nursel: Işık seli. 2. Aydınlatma coşkusu.
Nurselen: Aydınlık müjde.
Nurseli: Işık seli.
Nursema: Aydınlık gökyüzü.
Nursen: Nur gibi aydınlık.
Nursenin: Işık. 2. Aydınlıklar senin.
Nurseren: ışığıyla göz kamaştıran.
Nursev: Aydınlığı seven.
Nurseven: Aydınlığı seven.
Nursever: Aydınlığı sever.
Nursevil: Sevilen, ışık saçan.
Nursevim: Sevimli, göz kamaştırıcı güzellik.
Nursima: Aydınlık yüz.
Nursine: Yüreğide kendi gibi nurlu olan.
Nursoy: Işık saçan bir soydan gelen.
Nursur Aydınlık su.
Nurşan: Göz kamaştırıcı bir şöhrete sahip olan.
Nurşen: Şen şakraklığıyla ışık saçan.
Nurtaç: Mücevher gibi parıldayan, ışık saçan.
Nurtan: Alacakaranlık ışığı.
Nurten: Yüreğinin ışığı tenine vurmuş olan.
Nurtop: Işık küresi.
Nurver: Işık saçan, ferahlatan.
Nurzer: Altın gibi parlak ışık.
Nuşabe: İçene ölmezlik sağlayan su, ab-ı hayat.
Nuşanuş: Sürekli içme, içtikçe, içerek.
Nuşin: Tatlı, lezzetli. 2. içki.
Nüceba: Asiller, soylular.
Nüdema: Arkadaşlar.
Nüjen: Modern.
Nüket: Nükteler.
Nüshet: Sevinç, eğlence, neşe.
Nüvide: Müjde.
Nüvişte: Yazılmış şey, mektup.
Nükhet: Güzel ve hoş koku. 2. Ağız kokusu.
Nükte: İnce anlamlı, düşündürücü söz, espiri.
Nümune: örnek.




1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?