Türkçede İmla Kuralları Özet

0

Türkçedeki imla kuralları nelerdir? Türkçede büyük harflerin kullanılışı, ses değişmeleri, ayrı yada bitişik yazılan kelimeler, imla kuralları hakkında bilgi.

İmlâ Kuralları

Advertisement

İMLA, kelimelerin yazılışında kullanılması kabul edilen şekildir. Türk dilinin doğru yazılması için başlıca şu kurallar konulmuştur:

Türk Harfleri

Sekizi sesli (a, e, ı, i, o, ö, u, ü) ve yirmi biri sessiz (b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, 1, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z) olan Türk harfleri büyük ve küçük olmak üzere iki şekilde yazılır.

Advertisement

Büyük Harflerin Kullanılışı

Tamamlanıp bir durakla (nokta, soru veya ünlemle) bitirilen cümlelerden sonra gelen kelimelerin ilk harfi büyük yazılır. Soru işaretiyle ünlem işaretinin bir durak değerinde olduğu yerler varsa her zaman öyle değildir.

Özel adların, soy adlarının; özel ad meydana getiren kelimeler birden fazla olursa her birinin; dil, ulus, din ve bunlara benzer toplulukların adları ile bunlardan olan kimseleri gösteren adların ilk harfi büyük olarak yazılır.

Kısaltma olarak kullanılan ve bir makamı veya bir unvanı gösteren tek harfler veyahut birden çok harfli kısaltmaların ilk harfi büyük yazılır: T. C.; B. M. M.; Prof. gibi.

Kitap, dergi, gazete, yazı başlıklarıyla imzalarda-, ilânlarda, kurum ve mağaza adı unvanlarında süs için kelimelerin hepsini veya bacılarını hep büyük harfle yazmak veya edat niteliğinde olmayan kelimelere büyük harfle başlamak olabilir.

Advertisement

Bunlardan başka, saygı göstermek için söz arasında geçen bir kelime büyük harfle başlayabilir: «Buyrun, Doktor Bey» gibi.

Sayılan bu durumlar dışında hep küçük harf kullanılır.

Ses Değişmeleri

Her sesi kendi harfleriyle göstermek ilkesi kelimelerin her türlü çekiminde meydana gelen ses değişmelerinde (benzeşmelerde) de yürür. Fakat yan yana gelen kelimelerin son veya ön seslemdeki değişmeler imlâda gösterilmez.

Benzeşmeler

Kelime ile ek arasındaki ses benzeşmesi, kelimenin son seslisiyle ekin seslisi arasında sesli benzeşmesi şeklinde olduğu gibi, kelime sonundaki sert sessizin yumuşaması veya ek başındaki yumuşak sessizin sertleşmesi şeklinde sessiz benzeşmesi de olur.

Sesli açık (a, e) olan ekler, son seslisi kalın olan kelimelere geldiği vakit a ile, ince olan kelimelere geldiği vakit e ile seslilenir: açık-ça, süslü-ce gibi.

Seslisi kapalı (ı, i» u, ü) olan ekler a ve ı’dan sonra ı; e ve i’den sonra i; o ve u’dan sonra u; ö ve ü’den sonra ü ile ‘seslilenir: boya-lı; renk-li, mavi-li; mor-lu, boncuk-lu; söz-lü, süs-lü gibi.

-yor, -ken ve -ımtırak’ın -tırak kısmı ses benzeşmesine uğramaz: geli-yor, arar-ken, yeşil-im-tırak, mor-um-tırak gibi.

Advertisement

İçin edatı ek gibi kelimeye katıldığı vşkit, kelime seslisinin açık veya kapalı olduğuna göre -çin ve -çün şekillerini alır, fakat kalınlaşmaz.

Ek zamir olan -ki eki ancak dünkü, bugünkü gibi birkaç kelimede -kü halini alır, başkaca değişmeye uğramaz.

Fiil çekimlerinde a veya e ile biten fiil gövdelerinden sonra -yor eki veya kaynaştırma sesi (y) almış -e, -en, -ecek gibi bir ek gelirse, fiil gövdesinin sonundaki geniş a ve e darlaşarşk ı ve i olur; anlıyor, anlaya, anlayan, anlayacak, anlayarak; bekliyor, bekliye, bekiiyen, bekliyecek, bekliyerek; anlamıyor, anlamaya… beklemiyor, beklemiye…

Bu seslilerden önce ve sonra gelen seslilerin ikisi de yuvarlak olursa ı ve i yerine u ve ü gelir: buluyor; soruyor; süzüyor, söküyor; bulmuyor, sormuyor, süzmüyor, sökmüyor.

Emir kiplerinde ve isim çekimlerinde bu değişme yazıda gösterilmez: bekliyin değil, bekleyin; beklemiye değil, beklemeye; beklemiyin ve beklemeniye değil, beklemeyin ve beklememeye yazılır.

Kelimelerin sonunda bulunan sert sessiz (p, ç, t, k) harflerinden sonra sesli ile başlayan bir ek gelirse, bunlar çok kelimede yumuşayarak b, c, d, ğ’ye çevrilir: dolap, çlcrla-bı; dalgıç, dalgıcı; geçit, geçidi; kapak, kapağı.

Bu değişmeye uğramlyan veya her iki şekilde de kullanılabilen kelimeler Sözlükte gösterilmiştir. c, d, g, harflerinden biriyle baş-lıyan bir ek, sonunda sert (p, f, t, s, ş, ç, h, k) sessizlerinden biri bulunan bir kelimeye geldiği vakit ekin ilk harfi sertleşerek ç, t, k olur: sabah-çı, sâf-ça, balık-çıl; kafes-te, gü-peş-ten, at-tı; küs-kün, çap-kın v.b.

Ayrı da, Bitişik de Yazılabilen Kelimeler

İdi, i)niş, ise, iken, için, ile kelimeleri kendilerinden önce gelen kelimeden ayrı yazıla-bildikleri gibi bitişik de yazılabilirler. Bitiştikleri zaman şu benzeşmelere uğrarlar:

Advertisement

1. Kendilerinden önce gelen kelime sessiz Bir harf ile bitiyorsa başlarındaki -i düşer ve kalan kısım (iken ve için’den başkası) sesli ve sessiz bakımından öndeki ile benzeşir: gelmiş-ti, aslan-mış, yapar-sa, tatlılık-la gibi.

-2. Kendilerinden önce gelen kelime sesli bir harf ile bitiyorsa başlarındaki i’ler y’ye çevrilir. Böylece kurulan -ydi, -ymiş ekleri eklendikleri kelimelerin sesli karakterine uyarlar. Fakat -yken eki hiç değişmez; -yçin ise yuvarlaşarak -yçün şeklîne girerse de hiç bir vakit kalınlaşmaz: fena-ydı, fena-ymış, fena-ysa; kötü-ydü, kötü-ymüş, kötü-yse; kötü-yken; dana-yçin, kuzu-yçün.

-yle ekine gelince: sesli ile biten yalın kelimelere katıldığı vakit benzeşir (araba-yla, burgu-yla), fakat sonunda üçüncü şahıs iyelik eki bulunan bir kelimeye geldiği vakit iyelik ekinin seslisini i haline sokar; ati-yle, arabasi-yle, kuzusi-yle, sürüsi-yle gibi.

Edatlar

gibi, beri, dolayı, dek, kadar gibi edatlar tamamıyla bağımsız birer kelime olduklarından ne katıldıkları kelimeyle bitişik yazılır, ne de benzeşmeye uğrarlar.

İlgi zamiri olan ki de öyledir; ancak halbuki, mademki, oysaki gibi tek kelime halini almış birkaç sözde bitişik yazılır; yalnız çünkü sözünde benzeşmeye uğramıştır.

Dahi anlamında olan de edatı ile soru edatı olan mi sözü sesli benzeşmesine uğrarsa da imlâda ayrı gösterilir: çocuk da, bebek de; çocuk mu? büyük mü? delikanlı mı? Gelir misiniz? Siz de mi?

Bitişik Yazıların Kelime Grupları

Aslanağzı, hanımeli; akbaba, karakalem, önsöz, birtakım, hiçbir, kırkayak, beşbıyık; gelişigüzel; alışveriş, dedikodu; çalçene, karyağdı gibi bileşik kelimeler, yani her hangi bir gramer şekli içinde yan yana gelip asıl kendi anlamından ayrı ve özel bir kavram anlatan kelime grupları bitiştirilerek yazılır.

Advertisement

İşbaşı, yüzbaşı, binbaşı, kolbaşı gibi başkan anlamına baş kelimesiyle yapılmış olanlar; asbaşkan, üsteğmen, cumartesi, pazartesi gibi içinde düşmüş leşler bulunanlar ve büsbütün, kapkara, besbedava gibi pekiştirmeli sıfatlar bitişik yazılır.

Görünüşte isim değerinde olduğu halde sıfat olarak kullanılan sıfat takımları da bitişik yazılır. Örneğin, ayrı yazılan ak sakal normal bir sıfat takımı olup rengi ak olan sakal anlamını verir; fakat aynı tamlama ile bir köyün ihtiyar heyetinden biri anlatılmak istenirse aksakal şeklinde bitiştirilir.

Eksiz olarak yan yana iki isim getirilerek yapılan yer adları, kurum adları ve terimler de bitiştirilerek yazılır: Çanakkale, Kumkapı; Sümerbank, dilbilim, izdüşüm gibi.

Sürerlik, tezlik, yaklaşma ve yeterlik fiillerini meydana getiren unsurlar da bitiştirilir: bakadurmak, şaşakalmak; olagelmek; gelivermek; düşeyazmak; yapabilmek.

Bunlardan başka, yardımcı fiillerin başına gelerek bileşik fiil kuran kelimelerin son sessizi ikileştiği vakit bitişik yazılır: addetmek, zannetmek.

Bir cinsin türlerini anlatan sözlerin bitişik yazılması gerekli değildir: ateş baliği, baba tatlısı, mine çiçeği.

Özel Adlar

İnsanların adlarıyla soyadları, nüfus kütüğüne geçtikleri şekilde yazılır.

Yer adları, birden çok kelimeden yapılmış olsa da bitişik yazılır. Ancak bu kelimelerden biri o yeri başka benzerlerinden ayırmaya yarıyorsa ayrı yazılır: Afyon Karahisar, Şibin Karahisar gibi.

Advertisement

Tarih ve coğrafyada geçen özel adlardan Türkçede yerleşmiş şekilleri olanlar öylece yazılır: Felemenk, İsviçre, Londra; Napolyon, İskender gibi.

Bunların dışında kalanları kendi imlâlarıyla yazıp okunuşlarını ayraç, içinde göstermek doğru olur.

Özel İmlâ Kuralları

Türkçe’de kullanılan yabancı kelimelerde Türk ses düzenine uymayan birtakım özellikler vardır. Her hangi bir karışıklığa meydan vermemek üzere bunların bazısını göstermek için iki imlâ işareti kabul edilmiştir:

1. Sesli harf üzerine konulan ve düzeltme adı verilen işaret «^» ki iki kelime, aynı harflerle yazıldığı halde bir veya çok sesli harfin üzerine konulur: alem-âlem, millî -millî, hala – halâ – hâlâ gibi.

Bu işaret a veya u’dan önce gelen k, g ve l’nin ince okunacağını göstermek üzere de bu a veya u’nun özerine konulur: Kâtip, meşkûk, güya, lâkin, melûl gibi.

Aynı harflerde yazılan^ iki kelimeden birinin bir seslisi uzun okunmakla ayrı bir anlam çıkıyorsa bu uzun sesliden önce gelen sessiz k veya g olması yüzünden düzeltme işaretinin konulması başka bir. sonuç vereceği için uzatma, uzun okurîân seşliyi çift yazmak suretiyle gösterilir: kaatil, gaasıp gibi.

2. İkinci işaret (‘) kesme işaretidir. Bu işaret beş çeşit iş görür:

a) Kelime içinde bir sessizden sonra gelirse bu sessizin kendinden sonraki sesliye bağlanmayarak kesik okunacağını gösterir: tav’an, kat’an gibi

Advertisement

b) Bir kelimeden bir harf düşürülürse onun yerini tutar: ne olur? yerine n’olur? gibi.

c) Ek alınca başka bir kelime ile karışabilen kelimeler bu işaretle ekten ayrılabilirler: pala’nın, palan’ın gibi.

d) Bir rakamdan veya simge durumunda olan bir harften sonra bir ek yazıldığı vakit bunun ek olduğunu belirtmeye yarar: 5’inci, a’dan z’ye kadar, a’yı büyük harfle yazın gibi.

e) Özel adlar, eklerinden bir kesme ile ayrılabilir. O halde özel adda kendini gösteren sessiz yumuşaması yazıda gösterilmez: Turgut’un, Galip’in gibi.


Leave A Reply