Abdülhak Şinasi Hisar Hayatı ve Eserleri

0

Abdülhak Şinasi Hisar Kimdir? Abdülhak Şinasi Hisar hayatı, biyografisi, eserleri ve kısaca konuları hakkında bilgi.

Abdülhak Şinasi HisarAbdülhak Şinasi Hisar; yazardır (İstanbul 1883 – ay. y. 1963).

Galatasaray Lisesi’nden sonra (1905), Paris’te Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okudu (1905-1908), yabancı dil bilgisinin işlekliğiyle yabancı şirketlerde, Reji’de, Dışişleri Bakanlığı danışmanlığında (1931-1945), banka ve şirketlerin yönetim kurullarında çalıştı, yalnız yaşamının fırsat verdiği zaman dilimlerinde hepsi geçmişe dönük dikkatler ve kendisine özgü üslupta eserler hazırladı. Dergilerde kalan ilk eleştirileriyle şiirleri (1921) seçkin bir yer edinemediyse de yan özyaşamöyküsel anı ve izlenimleri romanlaştıran eseriyle ön plana çıktı: Fahim Bey ve Biz (1941, CHP Roman Mükafatı’nda üçüncülük, 1942).


Öteki romanları: Çamlıcadaki Eniştemiz (1944), Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği (1952). Anı dizisi: Boğaziçi Mehtapları (1943), Boğaziçi Yalıları (1954), Geçmiş Zaman Köşkleri (1956), Geçmiş Zaman Fıkraları (1958), Yahya Kemal’e Veda (1959), Ahmet Haşim Şiiri ve Hayatı (1963).

Başlıca eserlerinin özetleri:
Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği, öteki romanlarındaki kahramanları gibi (Fahim Bey, Çamlıcadaki Enişte), Ali Nizami Bey de mirasyedi savrukluğunda sorumsuz meraklarının gel geç değişiminde rahat ve hesapsızdır. Her yeni gün ona yeni bir merak getirebilir: Kumardan kadına, giyim kuşam modasındaki öncülükten at arabası düşkünlüğüne, sanat eğiliminden koleksiyon titizliğine kadar genişleyen bir istekler ve düşkünlükler zinciri, kardeşiyle paylaşmak zorunda kaldığı ana-baba mirasının kısa sürede tükenişiyle yön değiştirir. Bu kez Ali Nazmi Bey bütün alafrangalık gösterilerinden uzak Çamlıca’daki eski bir evin tekke şeyhliği düşündedir. Lalası Hüseyin Ağa da başka yandaşı olmayan bir yalnızlıkta gönül olgunluğuna erişeceği yerde bu hızlı ruhsal gidiş gelişlerin etkisiyle gerçekten çıldırır, ölümüyle noktalanacak hastane köşesine götürülür.

Boğaziçi Mehtapları, yazarın anılara dayalı düzyazı tasvirleridir (1942-1956). Romanlarında bile bol sıfatlı, zincirleme tamlamalarla yüklü, uzun ve süslü cümlelerle belirgenleşen özel bir biçim kullanan yazar, çocukluk ve gençlik yıllarının Boğaziçi ile ilgili anılarını dile getirirken bu yolda büsbütün aşırıya gider. Boğaziçi yaşamının, kendine özgü doğa, iklim, beğeni ve keyif nitelikleriyle ayrı bir uygarlık biçimi olduğuna dikkati çekerek en çok eski dönemin saz fasıllarını, sandal gezintilerini, yalılarını, duygusal yaklaşım fırsatlarını anlatır.

Çamlıca’daki Eniştemiz, yazarın birinci ve üçüncü romanlarında canlandırdığı Fahim Bey ile Ali Nizami Bey gibi bu kitapta da nitelikleri kendine özgü tipik bir kahramanı vardır (Hacı Vâmık Efendi: Deli Enişte) ve bütün kitap (27 bölüm), aynı kişinin yaşam ve yaşantı özelliklerini sergiler. Zaman içinde oluşan bu portre romanı, bir “eski zaman” kişisi yanı sıra o zamanın toplumunu da bir dereceye kadar yansıtmaya, payitaht İstanbul’unun seçkin kişilerince bilinip tadılan özel zevklerini anımsatmaya yarar.

Fahim Bey ve Biz, ilk romanıdır. Bursa eşrafından Fahim Bey, Galatasaray Sultanisi’ndeki öğreniminden sonra düşlerinin ufkunda çok önemsediği bir göreve, Londra Elçiliği kâtipliğine atanır. Bir hariciyecinin gereksinimlerini çok abartarak sandık sandık giysiler ısmarlar, bu yılları izleyen Meşrutiyet döneminde görevinden ayrılınca gerçek yaşam sorunlarıyla karşılaşır. Yaşamdan, ticaret kurallarından toplum çalışmalarından habersiz, düşler dünyasında günlerini geçirir. Geçim zorlukları olmadığı için yalnız kâğıt üstünde kalan düşsel bir şirketin yazımlarını sürdürür, dosyalarını doldurur, kendince dirlikli bir mutluluk yalnızlığında ölür.




Bir Yorum Yazmak İster misiniz?