Altın Standardı Ne Demek? Ne Zaman ve Hangi Amaçla Uygulaması Başladı?

0

Altın standardı ne demek? Altın standardının kullanılma sebebi, tarihçesi , ilk uygulamaları, faydaları ve zararları nelerdir?

Altın Madeni

Altın Standardı Ne Demek?

Altın standardı, standart para biriminin, belirli bir ağırlıkta altın olarak kabul edildiği ya da para değerinin belli ağırlıkta altının değerine denk tutulduğu para sistemi. Ülke içinde altın standardının benimsenmesi, uluslararası düzeyde de altın standardının uygulanması sonucunu getirir. Altın standardında ya altın sikkeler yasal para olarak dolaşıma girer ya da kâğıt para, istendiğinde sabit bir fiyatla altına çevrilebilir.

Hiçbir ülkede altın standardı uygulanmasa da uluslararası düzeyde altın standardı sistemi yürürlükte kalabilir. Bu durumda, ya altının kendisi ya da sabit fiyat üzerinden altına çevrilebilen bir para birimi uluslararası ödeme aracı olarak kullanılır. Bu sistemde, ülkeler arasındaki döviz kurları sabittir. Döviz kurları, altının bir ülkeden ötekine taşınma maliyetini aşarak sabit altın paritesinin üzerine çıkar ya da altına düşerse, kurlar resmî düzeye dönünceye değin, ülkeden ülkeye büyük miktarlarda altın sikke ve külçe giriş ya da çıkışı gerçekleşir.

Altın

Altın standardı ilk kez İngiltere’de, 1821’de yürürlüğe kondu. 1871’de Almanya, 1878’de Fransa, İsviçre, Belçika ve İtalya, 1893’te de Rusya altın standardını kabul etti. ABD’nin de bu sistemi uygulamaya başladığı 19. yüzyılın sonunda Hindistan ve Japonya’nın da içinde olduğu birçok ülkede altın standardına geçilmişti. 1914’e değin, ülke içi ve uluslararası tam altın standardı sistemlerinde, altının eşit ağırlıktaki altın sikkelerle değişimi ve altın sikkelerin altın elde etmek amacıyla eritilmesi olanaklıydı. Altın külçe ve sikkeler, serbestçe ithal ya da ihraç edilebiliyordu.

Tam altın standardı sistemi, ancak 1870’lerden I. Dünya Savaşı’nın başlamasına değin uygulanabildi. Ama, pek çok ülkede altın sikkeler dolaşımdan çekilmiş olduğu halde, 1928’e gelindiğinde gerek ülke içi gerek uluslararası altın standardı sistemleri yeniden yürürlüğe girmişti. Altın kambiyo sistemi de, 1914 öncesine göre daha yaygın ölçüde uygulanıyordu. Altın” standardı sistemi, 1930’lardaki Büyük Bunalım sırasında yeniden çöktü. 1937’ye gelindiğinde, tam altın standardını sürdüren hiçbir ülke kalmamıştı.

Altın

II. Dünya Savaşı sonrasında, döviz kurlarının çoğunlukla dolara ya da altına göre ayarlandığı bir sisteme geçildi. 1958’de yeniden bir tür altın standardı sistemine dönüldü. Buna göre, önde gelen Avrupa ülkeleri uluslararası ödemelerde kendi paralarının altına ya da dolara serbestçe çevrilebilirliğini garanti ediyorlardı. Ulusal düzeyde altın standardına dönüş ise hiç görülmedi.

Altın standardının yararları şunlardır:
  1. Hükümetlerin ya da bankaların aşırı banknot çıkararak enflasyon yaratma olanaklarını kısıtlar. Bununla birlikte, I. Dünya Savaşı’ndan önceki dönemde bile, ülkeden altın çıkışı görüldüğü durumlarda yetkililerin para arzını daraltmadıklarına tanık olunmuştur.
  2. Sabit bir kur yapısı yaratarak uluslararası ticarette bir ölçüde belirlilik sağlar.
Sistemin sakıncaları da şöyle sıralanabilir:
  1. Altın madenlerinden gelen yeni altın arzıyla, dünya ekonomisinin artan para arzı gereksinimleri arasında sıkı bir ilişki olmadığından, bu sistem para arzında yeterli esnekliği sağlamayabilir.
  2. Ülkeler, kendi ekonomilerini dünya ekonomisindeki bunalım ya da enflasyondan soyutlamakta başarısız kalabilirler.
  3. İşsizliğin arttığı ya da iktisadi büyüme hızının düştüğü durumlarda, ödemeİer dengesi açığı veren ülkelerin sisteme uyum süreci uzun ve sancılı olabilir.

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?