Şükür Kavramının Anlamı – Hakkında Bilgi

0

Kur’an kavramlarından Şükür kavramı ne anlama gelir? Şükür kavramının özellikleri, Kur’an’daki yeri ve önemi hakkında bilgi.

Advertisement

Şükür Kavramı

Sözlük anlamı olarak “şükür”, yapılan iyiliğe güzel bir karşılık vermek, bu iyiliği ve sahibini övmek ve teşekkür etmektir. Zıttı nankörlüktür. Şükreden kimseye şakir, nankörlük edene nankör denmektedir.

Bize sayısız nimet veren Yüce Rabbimize karşı, bu nimetlerin kıymetini bildiğimizi belirtmek, teşekkür etmek ve verilen nimetleri israf etmeden gereğini yapmak şükürdür. Yerinde kullanılmayan nimete, nankörlük edilmiş demektir.

Yeri göğü ve bütün kâinatı yaratan Yüce Allah (c.c), yarattıkları arasında insana sayılamayacak kadar çok ve büyük nimetler vermiştir. Başta bütün kâinatı insanın emrine ve hizmetine vermekle, şükrüne yetişemeyecek kadar büyük bir lütufta bulunmuştur. “Şu bir gerçektir ki ey insanlar, Biz sizi dünyaya yerleştirip orada size hâkimiyet verdik! Orada sizin için birçok geçim vasıtaları yarattık. Ne kadarda az şükrediyorsunuz!” ayetiyle bizlere bu hakikati anlatmaktadır.

Bahçesinden veya tarlasından çeşitli meyve ve sebzeyi toplayarak bizlere taşıyıp, pazarlayanlar vardır. Biz bu kimselere bir ücret verip de yiyecekleri alırız. Acaba asıl bu nimetleri yoktan yaratıp bitkiler eliyle bizlere sunan, bize de, bunları yiyebilecek ağız ve diş, lezzetini alacak dil, görecek göz, koklayacak burun veren, tutacak el, taşıyacak ayak lütfeden zat, acaba bizden ne fiyat istemektedir diye düşünmek, akıllı olmanın gereğidir. Bunu düşünmeden yaşamak, insana verilen akıl nimetini kullanmamak, bu nimetleri yaratan zata nankörlük olur.

Advertisement

Yüce Yaratıcı’nın bizden istediği üç şey

Bütün bu lütuflarına karşılık Yüce Yaratıcı’nın bizden istediği üç şey, zikir ve fikirle beraber bunca nimetlerine karşı O’na şükretmektir. Bir meyveyi yemeden önce besmele çekmek zikirdir. Yerken o meyvenin ne kadar harika yaratıldığı, bizim ona olan ihtiyacımızı, bu meyveyi yaratmak için basit bir odun olan ağaca, güneşe, havaya, suya ve toprağa sözünü dinleten yaratıcının ne kadar güçlü, ne kadar şefkatli olduğu gibi güzel şeyleri düşünmek fikirdir. Sonunda da bize nasip ettiği bu meyveden dolayı hamd etmek şükürdür. Bize sayılamayacak kadar çok nimet veren Yüce Allah bizden sadece bunları istemektedir. Bu kolay karşılığı dahi çok görüp tembellik eden insana acaba akıllı insan denilebilir mi? Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, “Öyleyse siz Beni zikredin ki Ben de sizi anayım. Ve Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” buyurmakla bize bu önemli hakikati hatırlatmaktadır.

Her nimetin en güzel şükrü kendi cinsinden olanıdır. El, ayak, göz, kulak gibi nimetlerin şükrü; bu organları yaratan Yüce Rabbimizin istediği yönde kullanmakla beraber onları günaha bulaştırmamaktır. Kazancın şükrü vermek, sağlığın şükrü ibadetler, akıl ve öğrenmenin şükrü de öğretmektir. Kur’an’ı okuyabilmenin şükrü de tavsiyelerini yaşamakla birlikte, Kur’an’ı öğretmek, sevmek ve sevdirmektir.

Bazen Yüce Allah insana çok farklı bir nimet verebilir.

Bazen Yüce Allah insana çok farklı bir nimet verebilir. Başkalarında olmayan bu nimete karşı insan asla şükrünü ihmal etmemelidir. Örneğin Hz. Süleyman (a.s), başka peygamberlerde olmayan, hayvanlarla konuşmak, rüzgâra ve havaya emretmek ve çok kısa zamanda eşyayı bir yerden başka yere taşımak gibi mucizeleri karşısında Allah’a şükretmiştir. “Ama nezdinde, kitaptan ilim olan bir zat da: ‘Ben, sen gözünü açıp kapamadan onu (Sabâ Melikesi Belkıs’ın tahtını) getirebilirim der demez, Süleyman, kraliçenin tahtının yanıbaşında durduğunu görünce: ‘Bu, Rabbi-min lütuflarındandır. Bu, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlerden mi olacağım diye beni sınamak içindir. Şükreden sadece kendi lehine olarak şükreder. Nankörlük eden ise bilmelidir ki Rabbim onun şükründen müstağnidir, şükrüne ihtiyacı yoktur, ihsan ve keremi boldur.'” demek suretiyle Rabbine şükretmiştir.

Aynı ayet, şükretmekle birlikte herkesin şükretmesinin kendi faydasına olduğu, yoksa Yüce Allah’ın kimsenin şükrüne ihtiyacı olmadığı gerçeğini de ders vermektedir. Bu gerçeğin öneminden dolayı Yüce Allah aynı dersi bir de Hz. Lokman’ın (a.s) dilinden vermektedir:

“Biz Lokman’a ‘Allah’a şükret’diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim nankörlük ederse bilsin ki Allah müstağnidir, hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü övgüye layıktır.”

Şükür, eldeki nimetlerin kesinlikle artmasına sebeptir.

Şükür, eldeki nimetlerin kesinlikle artmasına sebeptir. Şükürsüzlük, bu nimetlerin kaybedilmesiyle birlikte yapılan nankörlükten dolayı büyük bir cezaya yol açar. “Ve düşünün ki: Rabbiniz şöyle ilan etti ki:”Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimi daha da arttırırım, ama nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azabım pek şiddetlidir!” ayeti ve “Siz şükredip iman ettikten sonra Allah ne diye sizi cezalandırsın ki? Allah şükredenlerin mükafatlarını bol bol verir ve her şeyi hakkıyla bilir.” ayetleriyle Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bize bu önemli gerçeği hatırlatmaktadır.

Advertisement

Ayrıca şükretme bilincini taşımak ve içimizde bunu hissetmek de bir nevi şükürdür. Ama yine de dilimizle ve gür sesle şükretmeliyiz. İnsanın, Yüce Rabbinin emrettiği farz olan ibadet, hayır ve hasenatı yapmayı nasip ettiğinden dolayı açıktan ve gür sesle şükretmesi bu güzelliği teşvik olduğundan, kibir ve gösteriş değildir. Çünkü toplumda bu bilinci taşıyan çok az insan vardır. Bu insanların sayısının artırılması da Müslümanın farklı bir görevi olduğundan çok önemsenmelidir.

Bütün bu bilgiler ışığında bize düşen, Hz. Peygamberimizin “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez” sözünden hareketle, en küçük iyilik karşısında dahi insanlara teşekkür etmeliyiz. Verdiği nimetler karşısında Yüce Rabbimize her an minnet ve şükür duygusuyla yaşamalı, dilimizle de bunu söyleyip şükretmeye özen göstermeliyiz. Ancak bu kolay bir sorumluluk değildir. Çünkü insan hem nankör hem de ihmalkârdır, tembeldir. Bu yüzden biz de Hz. Süleyman’ın (a.s) dediği gibi: “Ya Rabbî, ‘beni nefsime öyle hâkim kıl ki gerek bana, gerek ebeveynime ihsan ettiğin nimetlere şükredeyim, Seni razı edecek güzel ve makbul işler yapabileyim. Bir de lütfedip beni hayırlı kulların arasına dahil eyle.” şeklinde dua edip yalvarmalıyız.


Leave A Reply