Hz. Muhammed Hayat Hikayesi

0
Advertisement

Hz. Muhammed’in doğumu, Peygamberliğin gelişi, hayatındaki önemli olaylar, müslümanlığı yayması ve ölümü hakkında detaylı bilgi.

Hz. Muhammed; İslâm dininin peygamberi (Mekke 570-Medine 632). Mekke ve çevresinde yaşayan Kureyş kabilesinin Beni Haşim kolundandır. Dedesi Abdülmuttalip, kapatılmış olan kutsal Zemzem suyunu açtırdığı için saygın bir başkan durumundaydı. Hz. Muhammed’in babası Abdullah, annesi Apine-bin Vehb ile evlendikten sonra çıktığı bir gezi sırasında çok genç yaşta Medine’de öldü. Hz. Muhammed’in Rebiülevvel ayının 12. pazartesi günü 570’te Mekke’de dünyaya geldiği kabul edilir.Yayla ikliminde yaşayan Sad bin Bekr kabilesinden Halime adındaki bir sütanneye verildi, sütannesinin yanında dört yıl kaldı. Döndükten sonra Mekke’de annesi ve dedesinin sevecen, sıcak ilgileriyle büyüdü. Babasının mezarını ziyaretten sonra Medine’ den Mekke’ye dönerlerken annesini de yitirdi. Abdülmuttalip yetim ve öksüz torununa daha çok sevecen davranmaya başladı; bakımına özen gösterdi. Sekiz yaşına geldiğinde dedesi Abdülmuttalip’i de yitirince bu kez amcası Ebu Talip’in yanında sıcak ve içten bir yuva buldu. Mekke’de okul olmadığı için Hz. Muhammed okuma yazma öğrenemedi. Hz. Muhammed’den söz eden tüm kaynaklara göre rahip Bahira ile ilgili olay, Arabistan dışına yaptığı bir gezi sırasında oldu. Yemek sırasında rahip Hz. Muhammed ile ilgilendi, iki omuzu arasına bakarak okuduğu din kitaplarında geleceğinden söz edilen son peygamberin bu çocuk olduğunu anladı. Ebu Talip’e 12 yaşındaki bu çocuğa dikkat etmesini sıkı sıkıya öğütledi. Bu geziden sonraki 10 yıl içinde ticaretle uğraşan amcasına yardım ettiği genellikle kabul edilir. Hz. Muhammed yoksul olduğu için, ticaret ortaklarıyla geçiniyor, gençliğine karşın dürüstlüğü tüm Mekke halkınca biliniyor, herkes onunla iş yapmaya can atıyordu. Mekke’de O’na Muhammed’ ül Emin (güvenli, inanılır Muhammed) deniyordu. Varlıklı bir dul kadın olan Hatice bin Huveylit, Hz. Muhammed’e ortaklık önererek başkalarından daha fazla kazanç vereceğini ekledi. Hz. Muhammed bu öneriyi kabul etmekte kararsız davranmadı. Hatice kısa sürede ortağını iyi tanıdı ve ona ortak bir yaşam önerdi. Geleneklere göre evlendiler. O tarihlerde Hz. Muhammed 25, Hatice 40 yaşlarındaydı. Hatice yaşadığı sürece Hz. Muhammed, başka bir kadınla evlenmedi, yaşamının en sıkıntılı yıllarım onun sevecen yardımlarıyla atlattı.

Hz. Muhammed, Kâbe’nin onarımı sırasında anlaşmazlığı önlediği için herkesin takdirini kazandı. Kâbe, harap olmuştu, onarımına oybirliğiyle karar verildi. Hacer’ül Esved‘in yerine yerleştirilmesine sıra gelince anlaşmazlık çıktı; çünkü her aile bu onuru kendi kazanmak istiyordu. Ertesi sabah buradan geçen ilk kişi Hz. Muhammed oldu. O’nun hakemliği sonucunda her aileden bir kişi seçildi. Hacer’ül-Esved bir örtü üzerine konuldu ve her aile örtünün bir ucundan tutarak kutsal taşı Kâbe’nin yanma getirdiler, yerine de kendisi koydu. Böylece çıkabilecek bir tartışmayı da önlemiş oldu (Bu olayla ilgili lakabı: Muhammedü’l Emin; güvenilir). Amcası Ebu Talip’in dara düştüğünü öğrenince oğullarından Ali’yi evine aldı. Bu dönemde O’nun Haniflerle ilişki kurduğu anlaşılmaktadır.

Ramazan ayında Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’ndan inzivaya çekildi, ruhunu dinlendirme çareleri aradı. Hira Mağarası’nda kaldığı zamanlarda yiyip içeceği tükendikçe Mekke’ye iner, Kâbe’yi tavaf ettikten sonra eşi Hatice’ ye uğrar, Hira Mağarası’na dönerdi. Putlara tapmanın hiçliğini, ne zamana kadar bu inançsızlıkta kalmacağmı düşünür, kendine sayısız soru yöneltirdi: Ben kimim? Niçin varım? bu sınırsız evren nedir? Neye inanmalı? Bir gün Hira Mağarası’nda sessizlik ve karanlık içinde yatarken parlak bir ışık göründü. Hz. Muhammed kendinden geçti. Ayıldığı zaman bir melek. “Oku: Her şeyi yaratan, insanı kan pıhtısından yaratan Rabbinin adıyla oku. Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren, lütuf ve keremde erişilmez mertebede olan Rabbinin adıyla oku” (Kuran 96/1-5 sûre) dedi. Bu olay üzerine çok şaşıran Hz. Muhammed, koşarak evine geldi ve eşine “Beni örtün, beni örtün” dedi. Coşkusu geçtikten sonra başından geçenleri Hatice’ye anlattı. Her zaman onu destekleyen eşi, “Korkma, Rabbin seni bırakmaz” diyerek amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e götürdü. Varaka, “Bu, Hz. Musa’ ya gelen meleğin aynısıdır” dedi. Bu vahyin Fil Olayı’nın 41. yılının (610) Ramazan ayında gerçekleştiği kabul edilirse de 609’da olduğunu kabul eden tarihçiler de vardır. Müdessir Sûresi’ nin ilk ayetleri “Ey örtüye bürünüp sarınan (resulum) kalk artık insanları uyar, yalnızca Rabbini yücelt” indikten sonra Hz. Muhammed’in “resulluk” görevi başladı. Her zaman olduğu gibi durumu eşine anlatarak “Kimi İslâma çağırayım, bana kim inanır? deyince Hatice: “Dinine ben inanır, peygamberliğini onaylarım” karşılığını verdi. Hz. Muhammed buna çok sevindi ve Tann’nın birliğini, kendisinin de Tanrı’ nın elçisi olduğunu açıkladı. Böylece Hatice Müslüman olan ilk kadın olma onurunu kazaıidı. Müslümanlığı kabul eden ikinci kişi bu sıralarda dokuz yaşında olan ve yanında yaşayan amcası Ebu Talip’in oğlu Ali, üçüncü inanan da azatlı kölesi ve evlatlığı Zeyd bin Harise oldu. Bundan sonra Hz. Muhammed çok yakın dostu ve zengin bir tüccar olan ve aynı zamanda Kureyş üzerinde etkili olan Ebubekir’e durumu anlattı, İslâma girmesini önerdi. Ebu-bekir hiç duraksamadan bu öneriye kabul ederek dini kabul edenlerin dördüncüsü oldu. Ebubekir’in aracılığıyla Osman bin Affan, Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, Zübeyr bin Avvam ve Talha bin Ubeydullah gibi Mekke’nin ileri gelenleri Müslüman oldular. Hz. Muhammed İslâma çağırıyı önceleri gizli yapıyordu. Fakat 614′ te “Ey Muhammed! Artık sana buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme. Allah ile birlikte başka bir Tanrı’nın bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı kuşkusuz Biz sana yeteriz. Yalanda ne olduğunu öğrenecekler” (Hicr Sûresi 94-96 ayetler) ayetleri geldikten sonra açıkça İslâm dinini yaymaya başladı. Kureyşliler önceleri bu önerilere sert tepki göstermediler. Putları ve onlara tapmayı kötülemeye başlayınca kızmaya ve Müslümanlara baskı yapmaya başladılar. Hz. Muhammed islâmlığı yaymak için elinden geleni yaptı. Kureyşlileri Safa Tepesi’ ne toplayıp gittikleri yolun yanlış olduğunu anlattı. Bunun üzerine Kureyş ileri gelenleri amcası Ebu Talip’e giderek bu durumdan yakındılar. Hz. Muhammed Ebu Talip’in korumasında olduğu için O’na bir şey yapmaktan çekmiyorlardı. Ebu Talip bu yakınmalar üzerine yeğenini çağırarak ona durumu anlattı ve putları kötülememesini söyledi. Hz. Muhammed amcasının bu uyarısına karşılık “Beni Allah onlara doğru yolu göstermekle görevlendirdi. Bu görevimi yerine getirmek zorundayım. And içerim ki, güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler bu görevimden dönemem” yanıtını verdi ve ağlayarak amcasının yanından ayrıldı. Bunun üzerine Ebu Talip, yeğenine herhangi bir kötülüğün gelmemesi için elinden geleni yapacağım söyledi. Kureyşliler Hz. Muhammed’e ve Müslümanlara zorluklar çıkarmaya başladılar. Bunların başında Hz. Muhammed’ in amcası Ebu Leheb ile Ebu Cehil (Amr bin Hişam) ve Ebu Sufyan bin Harb geliyordu. Bir gün Ebu Cehil, Hz. Muhammed’e Safa Tepesi yakınlarında rastladı ve ona gönül kinci sözler söyledi. Hz. Muhammed hiç yanıt vermedi. Bu olayı gören bir cariye durumu Hz. Muhammed’in amcası Hamza’ya bildirdi. Hamza yeğenini çok sever O’nu korumaya çalışırdı. Ebu Cehil’e şiddetle çattı, yayı ile ona vurdu. Ebu Cehil’in özür dilemesi kavgayı önledi. Bu olay üzerine Hamza yeğeninin yaydığı dini benimsediğini açıkladı.

Onun İslâmlığı kabul etmesi Müslümanlara büyük bir güç sağladı. Bunun üzerine Kureyşliler, İslâmlığın yayılmasını önleyebilmek için Hz. Muhammed’in öldürülmesine karar verdiler. Ebu Cehil ortaya 100 deve ve para koyunca Ömer bin Hattab “Bunu benden başka yapacak yoktur” diyerek silahlandı ve yola koyuldu. Kız kardeşinin evindeki Kuran okunuşundan etkilenip Kuran sayfalarını getirecek okuttu ve Müslüman olmaya karar verdi. Hz. Muhammed ile görüştü ve kelime-i şahadet getirerek Müslüman oldu. Ömer ile birlikte Müslüman olanların sayısı kırka yükseldi. Hamza ve Ömer’in Müslüman olmaları, İslâmlığın yavaş yavaş yayılması Kureyşlileri çılgına çevirdi. Müslümanlara ellerinden gelen her işkenceyi yapıyorlardı. Hz. Muhammed isteyenlerin Habeşistan’a göç edebileceklerini bildirdi. Mekke’de kalan Müslümanlar Kureyşlilerin işkencelerinden kurtulmak için Ebu Talip’in oturduğu mahallede toplandılar. Kureyşliler Müslümanlarla tüm ilişkilerini kestiler. Müslümanlar üç yıl süreyle kuşatılmış gibi yaşadılar, yiyecek bulmakta güçlük çektiler, tüm bu sıkıntı ve baskılara karşın Müslümanlardan bir kişi bile direncini yitirmedi, dininden dönmedi. Kuşatmanın kaldırılmasından 7-8 ay kadar sonra iki büyük felaket Hz. Muhammed’i çok sarstı. Kendisini her zaman koruyan amcası Ebu Talip ile evlendiğinden beri kendine sonsuz bir aşk, hayranlık ve takdirle bağlı bulunan, en bunalımlı ve acı günlerinde teselli kaynağı olan eşi Hatice öldüler. Hz. Muhammed’in yaşamında en üzüntülü yıl sayıldığı için bu yıla “hüzünlü yıl” dendi (619). Hatice’nin ölümünden sonra yalnız kalan Hz. Muhammed’e dostları Ebubekir’in kızı Ayşe ile evlenmesini salık verdiler. Ebubekir, Hz.’ Muhammed’in bu isteğini kabul edince nikâh yapıldı. Evlenme iki yıl sonra Medine’de gerçekleşti.

Advertisement

Hz. Muhammed’in yaşamının en önemli olaylarından birisi İsra ve Mirac’dır. İsra sözlük anlamıyla gece yürüyüşü demektir. Hz. Muhammed’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gidişine bu ad verilmiştir, kesin zamanı bilinmez. Miraç ise Hz. Muhammed’in Mescid-i Aksa’dan ruhani varlığıyla Allah’ın huzuruna çıkmasıdır. Miracın en önemli yanı, beş vakit namazın farz olarak buyurulmasıdır. 620 yılının hac mevsiminde Hz. Muhammed, Mekke yakınında Akabe denen yerde hacıları beklerken Medineli altı kişiyle karşılaştı ve onlarla konuştu. Kuran’dan ayetler okudu ve onları Müslüman olmaya çağırdı. Bunun üzerine altı Medineli Müslümanlığı kabul ettiler. Hz. Muhammed Medine’ye göç etmek istediğini söyleyerek düşüncelerini sordu. Altı Medineli göçü daha sonraki bir tarihe ertelemesinin yararlı olacağını söylediler. Hz. Muhammed ile görüştükten sonra Medine’ye dönen altı Medineli İslâmlığı yaymaya başladılar. Hazreclilerin büyük bir bölümü Müslüman oldu. Evs kabilesinden Müslüman olanlar da vardı. 621 yılı hac mevsiminde Hz. Muhammed ile buluşmak için 10 Hazredi ve 2 Evsli Mekke’ye geldiler. Akabe’de Hz. Muhammed ile buluştular ve O’na her zaman bağlı kalacaklarına ve sözünü tutacaklarına ant içtiler. Buna “Birinci Akabe Biati” denir. Evs ve Hazrec kabileleri Hz. Muhammed’e haber göndererek İslâmlığı ve Kuran’ı kendi öğretecek bir kişinin gönderilmesini istediler. Hz. Muhammed, Masab bin Umeyr’i Medine’ye gönderdi. Onun çabalarıyla kısa sürede Yahudilerin dışında Medine’de Müslüman olmayan kimse kalmadı. 622 yılı hac mevsiminde Musab, Müslümanlığı kabul etmiş olan Evs ve Hazrec kabilelerinden 73 erkek ve 2 kadınla Mekke’ye geldi. Akabe’de Hz. Muhammed ile görüştüler. Bu toplantıda Müslüman olmadığı halde yeğenini korumak amacıyla amcası Abbas da bulundu. Bu toplantıya katılan Medineliler Hz. Muhammed’e biat ettiler. Buna da “İkinci Akabe Biati” denir. Bu anlaşmadan sonra Hz. Muhammed, Müslümanların Medine’ ye göç etmelerine (hicret) izin verdi. Bu göç 622 yılının nisan ayında başladı. Kısa zamanda hemen hemen tüm Müslümanlar Mekke’den ayrıldı. Kentte Hz. Muhammed, Ebubekir ve Ali birkaç kişi kaldı. Kureyşliler Hz. Muhammed’i bu kez öldürmeye karar verdiler. Hz. Muhammed ise, Ali’yi evinde bırakarak bir gece Ebubekir ile Mekke’den ayrıldı. Sevr Dağı’nda bir mağarada üç gün saklanarak Kureyşlilerden kurtulmayı başardılar. Bir cuma günü Küba’dan Medine’ye doğru yola çıkıldı, namaz zamanı gelince birlikte namaz kılındı. İslâm tarihinde ilk mescid Küba’da yapılan mescittir. İlk cuma namazı ve ilk cuma hutbesi de bunlardır. Hz. Muhammed Medine’ye yaklaşınca herkes O’nu konuk etmek için yanşa girişti. O, devesinin çöktüğü yere en yakın olan Ebu Eyyüp Halit bin Zeyd el-Ensari’nin evine konuk oldu ve bu evde yedi ay kadar kaldı. Devesinin çöktüğü yeri de satın alarak burada bir mescit yaptırdı. Bu mescit daha sonraki yıllarda bazı değişikliklere uğrayarak bugünkü Mescid-i Nebevi haline geldi. Hz. Muhammed bu mescite bitişik kendisine bir de ev yaptırdı. Hz. Muhammed, Medine’de hem İslâmlığın peygamberi hem de Hicret ile temelleri atılan İslâm Devleti’nin başkanı durumuna geldi. Müslümanlığı kabul etmiş olan Evs ve Hazrec kabilelerinden olanlar (Ensar = Yardımcılar), Medine’ye gelmiş olan Mekkeli Müslümanlar (Muhacirun = Göç edenler), dinleri dışında iyice Araplaşmış bulunan Benu Kaynuka, Benu Nadir ve Benu Kureyza adlı üç Yahudi kabilesini bir düzen içerisinde, birbirleriyle sürtüşmeden, karşılıklı anlayış ve hoşgörü havası içinde yaşamalarını sağlama görevi de Hz. Muhammed’e kaldı. Hz. Muhammed Medine’de İslâm dininin getirdiği ilkeleri yerleştirmek için çaba harcadı, ibadetin toplu olarak yapılması daha uygun görüldü. İlk ezanı yüksekçe bir yere çıkarak Bilal-i Habeşi okudu. Aynı sıralarda oruç ve zekat farz kılınarak İslâmın beş şartı tamamlandı. Namaz ilk zamanlarda Kudüs’e doğru kılınırdı. Hicret’in ikinci yılında inen bir ayetle (Bakara, 144) kıble Kâbe kabul edildi. Bir kervan çatışmasından sonra Müslümanlarla Kureyşliler arasındaki ilişkiler daha da gerginleşti. 9 Mart 624’te Suriye’den dönen büyük bir Mekke kervanını ele geçirmek amacıyla 300 kişilik bir kuvvetle Hz. Muhammet Bedir’e kadar ilerledi ve Mekkelileri yenilgiye uğrattı. (Bedir Savaşı)

Bu zaferin ardından Ebu Sufyan komutasındaki 3.000 kişilik bir kuvvet Medine’ye doğru yola çıktı. 21 Mart 625’te Medine yakınlarındaki Uhud Dağı’nın eteklerine ulaştılar. Savaş 23 Mart 625’te sabah başladı. Savaş sonunda Müslümanlar yenilgiye uğradılar.(Uhud Savaşı) Bu yenilgi, Medine yöresinde oturan bazı kabilelere cesaret verdi. Bu olaydan sonra Nisan 627’ye kadar bir barış dönemi sürdü. Aynı yıl içinde Benu’l-Mustalik kabilesi üzerine bir sefer düzenlendi. Savaş sonrasında 2.000 deve, 5.000 koyun ve 200 kadın ele geçirildi. Hz. Muhammed’in bu dönemdeki temel amacı, Mekke ile Medine arasındaki kabilelere boyun eğdirmek ve onları İslâmlığa kazandırmaktı. Nisan 627’de 4.000 kişilik bir Mekke ordusu Ebu Sufyan’ın komutasında Medine’ye doğru harekete geçti. Müslümanlardan İranlı Selman-ı Farisi’nin önerisi üzerine Medine’nin etrafına hendek kazılarak savunmaya geçildi. Hendeğin önüne gelen Kureyşliler, şimdiye kadar görmedikleri bu savaş tarzı karşısında şaşkına döndüler. Sonunda kente giremeyeceklerini anlayan Kureyşliler Medine’den uzaklaştılar, (Hendek Savaşı). Kureyşliler sefer yapmanın gereksizliğine inanarak mallarını koruma çabası içine girdiler. Hz. Muhammed bazı yardımlarla Medinelilerin düşmanlığını azaltırken, Mekke reisi Ebu Sufyan’ın Müslüman olan, Habeşistan’a göç eden ve orada eşi ölen kızı Ümmü Habibe ile evlenerek dostluğu pekiştirmek istedi. Bu dostluk girişimlerinden sonra Hz. Muhammed, Medinelilere hac amacıyla Mekke’ye gidecekleri için kurbanlarını yanlarına almalarını ve savaş yapılmayacağı için silahsız olmalarını buyurdu. Mekkeliler, Müslümanların Mekke’ye girmelerini engellemek için Cidde yolu üzerinde bulunan Hubeydiye’ye asker gönderdiler. Hz. Muhammed ve yanındakiler de aynı yere gidip konakladılar. Sürdürülen bir dizi görüşmeye karşın Mekkeliler Müslümanların kente girmelerine izin vermediler, bu kez uzlaşma yollarını aradılar ve Hz. Muhammed ile görüşmek üzere bir heyet gönderdiler. Görüşmeler sonunda Kâbe’nin gelecek yıl ziyaret edilmesine karar verildi. Hz. Muhammed ile Mekkeliler arasında 10 yıl sürecek bir barış antlaşması imzalandı. Mekke’ye girilemeyeceği kesinleşince Kâbe’de kesilmek üzere getirilen kurbanlar Hudeybiye’de kesildi. Hz. Muhammed saçlarını kestirdi. Müslüman erkeklerin de aynı şeyi yapmalarını buyurdu. Dönüşte Hayber Kenti ele geçirildi, vergiye bağlandı (628), bölgede bulunan Yahudi yerleşmeleri de yeni İslâm Devleti’nin topraklarına katıldı. Hz. Muhammed güçlenen İslâm Devleti’nin etkisini görmek için sınırlarının yakınlarında bulunan o dönemin güçlü devletleri olan Bizans İmparatoru Herakleios’a, Sasani Hükümdarı Kisra’ya, Mısır Valisi Mukavkıs’a, Habeşistan Kralı Necaşi’ye ve daha birçok hükümdara Müslümanlığı kabul etmeleri için elçiler gönderdi.

Hudeybiye Antlaşması ‘nın üzerinden bir yıl geçince, antlaşma gereğince Mart 629’da Hz. Muhammed beraberinde 2.000 kişi olduğu halde Kâbe’yi ziyaret etmek amacıyla Mekke’ye geldi. Mekkeliler kenti boşaltıp dağlara çekildiler. Müslümanlar önce Kâbe’yi tavaf ettiler, daha sonra Merve ile Safa tepeleri arasında koştular. Merve tepesinde kurbanlar kesildi, erkekler saçlarını kestiler. Böylece umre tamamlanmış oldu. Ertesi gün Hz. Muhammed Kâbe’ye girdi ve öğle namazına kadar burada kaldı. Öğle namazı okunduğunda topluca namaz kılındı. Mekkelilerin Müslümanlara tanıdığı üç günlük süre dolduktan sonra Mekkeliler kente girdiler ve boşaltılmasını istediler, Müslümanlar topluca Mekke’den ayrıldılar. Mekke ileri gelenleri yavaş yavaş Müslümanlığı benimsemeye başladılar. İki ünlü komutan Halit bin Velit ile Amr İbnül As da bunlar arasındaydı. İslâm Devleti hızla büyüdü. 629’da evlatlığı Zeyd bin Harise komutasındaki 3.000 kişilik İslâm Ordusu, Mute yakınlarında 100 bin kişilik Bizans Ordusu’nca ağır bir yenilgiye uğratıldı. Kureyşliler artık Müslümanlarla savaşmaktan vazgeçtiler. Ancak Hz. Muhammed Mekke’ye son darbeyi vurmak için fırsat kolluyordu. Müslüman bir Bedevi kabilesi ile Kureyşlilerin çatışması Hudeybiye Antlaşması‘nın bozulması için gerekçe oluşturdu. Hz. Muhammed Mekke’nin ele geçirilmesi için daha iyi bir fırsat bulunamayacağını düşünerek sefer hazırlığına girmelerini buyurdu. 630 Ramazanında yola çıkıldı. Müslüman kabilelerinde katılmasıyla Mekke’ye ulaşıldığında Müslümanların sayısı 10 bin kişiyi aştı. kentin karşısındaki Mer-er-Zahran’da karargâh kuruldu. Gece her asker bir ateş yaktı. Müslümanların çokluğu karşısında çarpışmaktan vazgeçildi. Ebu Süfyan, Hz. Muhammed ile görüşerek genel bir af dileğinde bulundu. Af dileği kabul edildi. Müslümanlar çarpışmadan Mekke’ye girdiler. Hz. Muhammed doğru Kâbe’ye gitti, yapının içinde bulunan yaklaşık 360 kadar putun kırılmasını buyurdu. Bu tutumu karşısında Mekke halkının hemen tümü Müslüman oldu. İslâm Ordusu 12 bin kişiyi buldu Hevazin kabilesiyle Huneyn’de karşılaştı. Müslümanların ani bir ok yağmuruna tutulması yenilgi getirecekken Hz. Muhammed’in soğukkanlı davranması bozgunu önledi. Orduyu toparladı, karşı saldırıya geçerek düşmanın dağılmasını sağladı. Pek çok ganimet bırakarak Taif yönünde kaçtılar. Müslümanlar ganimetleri paylaştıktan sonra Hz. Muhammed, Taif üzerine yürüneceğini söyledi. Kent 40 gün süreyle kuşatılmasına karşın ele geçirilemedi ve Mekke’ye dönüldü. Aynı yılın sonlarına doğru Taif Kenti de Müslümanlığı kabul etti. Bu arada Kuzey Arabistan’da yaşayan Hristiyan Araplar da kısa sürede Müslümanlığı benimsediler. Ancak tüm uğraşılara karşın Güney Arabistan’da yaşayan Araplar Hristiyanlığa bağlı kalmayı sürdürdüler, Hz. Muhammed’e vergi verdiler. Hicretin dokuzuncu (631) yılında genişleyen devletin yönetsel düzenlemesi yeniden ele alındı. Vergilerin toplanması bir düzene bağlandı, hac farz kılındı. Müslüman olmayanların Kâbe’ye yaklaşmaları yasaklandı. Yöredeki birçok kabile Müslümanlığa katıldı. Birkaç hafta sonra da Medine’ye dönüldü. Bu sefer sonunda İslâm Devleti’nin sınırları geniş bir alana yayılmış oldu. Hicretin onuncu (632) yılında Hac amacıyla binlerce Müslüman Arafat’ta toplandı. Tahminlere göre Hz. Muhammed’in verdiği hutbeyi 140 bin kişi dinledi. Hz. Muhammed’in son haccı olduğu için hacca”Veda Haccı” dendi.

Veda haccından sonra Hz. Muhammed bir ara hastalandı, sefer hazırlıkları sırasında hastalığı ilerledi, mescide gidemeyecek kadar güçsüzleşti. Yerine Ebubekir Müslümanlara namaz kıldırdı. Bir ara iyileşir gibi oldu ve mescide gelerek Ebubekir’in imamlığında namaz kıldı ve Müslümanlara öğütler verdi. Ancak ertesi gün durumu iyice ağırlaştı. Eşi Ayşe’nin kucağında öldü. Kaynakların belirttiğine göre ölüm tarihi 8 Haziran 632 pazartesi günüdür. Hz. Muhammed Medine’de, yaptırdığı mescite bitişik bir evde yaşıyordu. Bugün Arabistan ve Suriye’de rastlanan eski tip evlerde olduğu gibi bir avluya açılan ve girişi ancak bu avlu boşluğundan oluşan birkaç odalık kerpiç bir evde gösterişten uzak bir yaşam sürdü. Ölümünden sonra geride kalan mirası devlet malı işlemi gördü. Hz. Muhammed’in eşlerinden 7 çocuğu oldu. Mariye’den doğan ve küçük yaşta ölen İbrahim’in dışında öteki çocuklarının annesi Hatice’dir. İlk çocuğu Kasım da çok küçük yaşta öldü. Beşinci çocuğu, en ünlüsü olan Fatma’ dır. Hz. Muhammed’in amcası Ebu Talip’in oğlu Ali ile evlendi. Hz. Muhammed’in soyu onun çocuklarıyla yürüdü. (Hasan, Hüseyin). Fatma babasının ölümünden altı ay sonra öldü. Hz. Muhammed ölümünden bir gün sonra öldüğü yer olan eşlerinden Ayşe’nin odasında toprağa verildi. Zaman içinde bu türbe değişikliklere uğrayarak günümüzdeki biçimini aldı.

Advertisement

Leave A Reply