Roma İmparatorluğu’nun İmparatorluk Dönemi Hakkında Bilgi

0

Roma imparatorluğunun krallık ve cumhuriyet dönemlerinden sonra gelen İmparatorluk dönemi ve yıkılışına kadarki tarihi.

Roma İmparatorluğu’nun İmparatorluk Dönemi

Augustus Dönemi

M.Ö 27’de Augustus kendine varis atadığı kardeşinin oğlu M. Claudius Marcellus ile Galya‘ya gitti. M.Ö. 26’da İspanya’daki bir ayaklanmayı bastırdı. M.Ö 25’te Arabistan fethedildi. Aynı yıl Galatya eyalet konumuna getirildi. İÖ 14’te Kırım’daki Bosphorus Krallığı’nın vasal olarak Roma’ya bağlanmasıyla Augustus, Roma İmparatorluğu’na gerek kendinden önceki, gerekse kendinden sonraki yöneticilerin gerçekleştiremediği kadar geniş bir alana yaydı. Augustus’un bundan sonraki saltanat dönemi, küçük çarpışmaların dışında barış içinde geçti.

Augustus

Augustus

Augustus’un son yılları taht sorunu yüzünden bir hayli sıkıntılı geçti. Üç kez evlenmesine karşın oğlu olmamıştı. İkinci eşinden Julia adında bir kızı olmuştu. İÖ 3 8’de Livia’dan çocuğu olmadığı halde iki üvey oğul sahibi oldu. İÖ 25’te yerine halef gösterdiği Marcellus kızı Julia ile evlendirdi. İÖ 23’te Marcellus hastalanıp ölünce, İÖ 21’de Augustus en yakın arkadaşı olan Agrippa ile dul kalan kızı Julia’yı evlendirdi. Bu çiftin üç erkek, iki kız çocukları oldu. Bu erkek çocuklardan ilk ikisini evlat edindi. İÖ 12’de Agrippa da öldü.

Bunun üzerine Augustus, en büyük üvey oğlu olan Tiberius’u kendine en uygun halef olarak buldu. Kızı Julia’nın iki oğlu da arka arkaya ölünce Augustus, Tiberius’a daha bir bağlandı. Tiberius’u kendi yerine tam anlamıyla istememekle birlikte, ondan daha yeteneklisini de bulamamıştı. İS 14’te ölümünden az önce vasiyetnamesini yazdı; Tiberius ile Beneventum’a giderken yolda hastalandı ve Nola’da 76 yaşındayken öldü. Yerine geçen Tiberius (İS 14-17), tahta çıktığında 55 yaşındaydı.

Tiberius Dönemi

Saltanatının ilk yıllarında Augustuos’un kurduğu sisteme bağlı kaldı ve başarılı işler yaptı. Augustus’un öldüğünü duyan İllirya ve Ren orduları ayaklandıysa da kısa sürede sindirildiler. İS 14-46 arasındaki kardeşinin oğlu Germanicus, Germenlerle savaştı ve onları boyunduruk altına aldı.

Germanicus İS 19’da Mısır’a geldi. Bir ara gittiği Antakya’ da hastalanarak öldü. İS 20’de Tiberius’un Afrika’da ayaklanan kabileler üzerine gönderdiği ordu, İS 24’te bu ayaklanma bastırıldı. İS 23’te oğlu Drusus’un ölümü Tiberus’u çok üzdü ve kuşkucu bir yapıya bürünmesine neden oldu. Roma’da kendini huzursuz hissediyordu. İS 26’da Capri Adası’na çekildi ve devlet yönetimini buradan sürdürdü. İS 35’te Tiberius, Gemellus ile Gaius’u ortak ardılı olarak duyurdu. İS 37’de Misenum’da 78 yaşındayken öldü.


Roma İmparatorluğu Haritası

Roma İmparatorluğu Haritası

Gaius Dönemi

Yerine geçen Gaius (İS 37-41) babası Germanicus ile birlikte orduda tam bir asker gibi yetiştirildiği ve çizme giydiği için, askerlerce “çizmecik” anlamına gelen Caligula lakabıyla anıldı. İlk uygulamaları arasında siyasal suçluları bağışlaması ve halka ağır gelen vergileri indirmek oldu. İS 37 yılı konsüllüğüne amcası Claudius ile birlikte seçildi. Tahta çıkışından yedi ay sonra Caligula’da ciddi bir hastalık ortaya çıktı. İyileşmesine karşın ruhsal yapısı değişti. İmparatorluğun iki numaralı ardılı olan Tiberius Gamellus’u öldürttü. Senatörlere kötü davranmaya başladı. Günlerini devlet işlerinden çok kanlı gladyatör güreşlerinde geçirmeye başladı. Ruhsal dengesi giderek bozuldu.

İS 39’da Caligula, Germania’da baş-gösteren karışıklıkları bastırmak için harekete geçti. Bir yıl kadar süren Germania Seferi’nden, buradaki kabileleri boyunduruk altına aldıktan sonra Roma’ya döndü. İS 39’da Mısır’da Yahudilerin başlattıkları ayaklanma bastırıldı. Caligula nın dengesiz davranışları nefret uyandırdı. İS 41 başlarında düzenlenen bir suikastte öldürüldü.

Claudius Dönemi

Caligula’nın amcası, Germanicus’un kardeşi olan Claudius imparator ilan edildi. Senato da bu kararı onayladı. Claudius (İS 41-54) imparator olduğunda 51 yaşındaydı. Caligula’nın koyduğu ağır vergiler yavaş yavaş kaldırıldı. Dış politikada Augustus’un yolunu izledi. Senato’ya değer verdi. Büyük savaşlara girişmemekle birlikte devletin topraklarını genişletmeyi bildi.

Döneminde Britanya, Mauretanya, Judaea, Likya ve Trakya olmak üzere beş eyalet daha kuruldu. İS 43’te Britanya’nın fethi için harekete geçti. Thames Irmağı’na kadar olan yerleri ele geçirdi. Kendisi Roma’ya döndükten sonra komutanları fetihleri sürdürdüler. İS 44’te Judaea Kralı Herodes ölünce burası da bir Roma eyaleti olarak düzenlendi. İS 46’da Trakya kralı ölünce, bu bölge de bir eylet olarak doğrudan Roma’ya bağlandı. Claudius saltanatının öteki yıllarında yönetsel düzenlemeler getirdi, yeni yollar ve yapılar yaptırdı. Claudius imparator olmadan önce Messalina ile evliydi. Evlendiklerinde 15 yaşında olan Messalina, doymak bilmez bir cinsellik açıydı. Nitekim bu yanıyla tarihte ünlenmiştir. İmparatorla evli olduğu halde sayısız sevgili değiştirmekten çekinmedi. Sevgilisi Silius ile bir olup Claudius’a suikast düzenlemeyi planladıkları bir anda yakalandılar ve öldürüldüler (İS 48).


Dördüncü evliliğini Caligula’nın kız kardeşi olan Agrippina ile yaptı. Agrippina daha önceki evliliklerinden olan oğlunu Claudius’a evlat edindirdi. Böylece tahtta hak sahibi oldu. Agrippina, İS 54’te Claudius zehirledi ve tahta oğlu Neron‘un çıkmasını sağladı.

Neron Dönemi

Neron

İmparator Neron Büstü

Neron (İS 54-68) tahta çıktığında henüz 17 yaşındaydı. Bu nedenle devletin yönetimi annesi Agrippina ile filozof Seneca‘nın elindeydi. Devlet yönetiminden hoşnut olmayan Neron, daha çok müzik, şiir ve at yarışlarıyla ilgilenmeye başladı. Neron kendinden sonra imparator olacak olan M. Salvius Otto’nun karısı Poppaeca Sabina’ya aşık oldu. Neron’un tahta çıktığı ilk yıl içinde Armenia’nın Parthlar tarafından ele geçirildiği öğrenildi.

Bunun üzerine bu bölgeye İS 58’de bir ordu gönderildi. Corbulo’nun komuta ettiği ordu yörede başarılı harekatta bulundu. İS 60-61 arasında Britanya’daki bir ayaklanma bastırıldı. Judaea’daki ayaklanma kanlı bir biçimde tüm Filistin’i sardı. Yöreye gönderilen komutanlar, ayaklanmayı bastırmak için Neron’un ölümüne kadar uğraşmak zorunda kaldılar.

İS 64’te Circus Maximus’ta çıkan yangın, Roma’nın yarıdan fazlasını yok etti. Bir ara yangını Hıristiyanların çıkardığını yayarak, yakalanan tüm Hıristiyanlara ağır işkenceler yapıldı, vahşi hayvanlara yem olarak atıldılar. Tüm bu olumsuzluklar bir araya gelince Neron’un öldürülmesine karar verildiyse de girişim gerçekleşemeden Neron durumu öğrendi. Birçok kişiyi öldürttü, bir süre sonra karısı Poppaea ile aralarında çıkan bir tartışma sonucunda onu da öldürttü. Neron İS 66’da gezmek amacıyla Yunanistan’a gitti. Bu gezisi İS 68’in başına kadar sürdü. Kendini Roma’da güven içinde hissetmediği için Napoli’ye gitti. Burada çeşitli bölgelerin valiliklerini kendisine karşı ayaklandıklarını öğrendi. Senato’nun da kendisini vatan haini ilan etmesi üzerine çıkmaza girdiğini anlayınca intihar etti. Neron’un ölümüyle Julius-Cladius hanedanı da son buldu.

Neron sonrası İmparatorluk Sorunu

Servius Sulpius Galba (ÎS 68-69) Senato tarafından imparator edildi. 73 yaşında bulunan yaşlı imparator 7 aylık bir saltanattan sonra öldürüldü, yerine Lusitanya Valisi M. Salvius Otho (İS 69), askerleri tarafından imparator ilan edilen Aşağı Germanya Valisi Aulus Vitellius, Otho’nun en büyük düşmanı olarak ortaya çıktı. Vitellius Roma’ya yürümeye başladı, iki ordu Kuzey İtalya’da karşılaştılar.

Vitellius savaştan galip çıktı. Otho da intihar etti (İS 17 Nisan 69). Doksan beş günlük bir saltanattan sonra öldü. Orduları tarafından zaten imparator ilan edilmiş olan Vitelius’un imparatorluğunu Senato da onayladı. Bu arada İskenderiye’de bulunan birlikler Vespasianus’u imparator ilan ettiler. Roma üzerine yürüyüşe geçtiler. İS 69’un sonlarına doğru Roma’ya girdiler ve Vitellius’u öldürdüler. Böylece Vitellius da dokuz aylık bir saltanattan sonra öldü. İS 68/69 arasında çok kısa aralıklarla Roma tahtına oturan dört imparatordan sonra Flaviuslar Hanedanı’nı kuran Titus Flavius Vespasianus (İS 69-79), tahta çıktığında 60 yaşındaydı. Titus ve Domitianus adlarında iki oğlu vardı. Vespasianus imparator ilan edildikten sonra Yahudilere karşı sürdürmekte olduğu savaş oğlu Titus’a bırakarak yola çıktı.


Titus da İS 70’te Kudüs’ü ele geçirdi. Vespasianus İS Ekim 70’te Roma’ya varabildi. İS 22 Aralık 69’da imparatorluğu Senato tarafından tanındığına göre 11 ay sonra Roma’ya dönmüş oluyordu. Tuna boylarındaki ayaklanmaları bastırdıktan sonra orduda yaptığı bir düzenlemeyle hiç kimse doğduğu ve büyüdüğü bölgede değil, tam aksine bir yerde askerliğini yapacaktı. Bayındırlık etkinliklerine girişerek yıkılan yapıları onarttı ve günümüze kadar ulaşan ünlü Colosseum’un yapımını başlattı. Bu yapı ancak oğlu Titus’un saltanatında tamamlanabildi. Senato’ya karşı ılımlı davrandı. Devlet yönetiminde atlılara ve eyaletlere de yer verdi.

Titus Dönemi

Yerine geçen büyük oğlu Titus (İS 79-81). Tahta çıktığında kardeşi Domita-nus’u saltanata ortak yapmadı. İmparator olduğu yıl Vezüv Yanardağı patladı ve Herculaneum ile Pompeii kentleri lavlar altında kalarak haritadan silindiler. İS 80’de iki felaket arka arkaya yaşandı. Roma büyük bir yangın geçirirken, ardından veba salgını baş gösterdi. Aynı yıl Colosseum’un yapımını tamamlattı.

Domitianus Dönemi

Yerine geçen kardeşi Domitianus (İS 81-96), ağabeyinin öldüğü gün Roma’ ya geldi ve hemen tahta çıktı. İmparator oluncaya kadar arka planda kalması, saltanatı boyunca anlamsız ve ters kararlar almasına yol açtı. Hiçbir savaşa katılmadığı için saltanatının ilk yıllarında patlak veren Germanya ayaklanmasına ordunun başında katılarak kendini kanıtlanma fırsatı buldu. İS 84 sonunda zafer kazanmış bir imparator olarak Roma’ya döndü. Domitianus en çok Tuna boylarında yaşayan Daklar uğraştırdı. İS 85’te ayaklanan Daklar, burada bulunan Roma valisini öldürerek Roma kuvvetlerini bozguna uğrattılar.

Roma İmparatorluğu

Domitianus harekete geçerek bir istilacı güçleri sınırların dışına attı. İS 8 8’de bir sefer daha düzenlendi ve barış yapıldı. Domitianus bazı başarılar kazanmasına karşın, yapısındaki dengesizlikler yüzünden kendisine dominus (efendi) ve deus (Tanrı) diye hitap edilmesini istemesi, nefretin oluşmasına yol açtı. Nitekim düzenlenen bir suikasti engellediyse de bundan sonraki yaşamını kuşku içinde geçirmeye başladı.

İS 89 başlarında Yukarı Germanya Valisi Saturnius ordusu tarafından imparator ilan edildiyse de yenilgiye uğratıldı ve öldürüldü. Domitianus İS 92’de Seubler ve Sarmatlara karşı sefere çıktı. Bu boyları boyunduruk altına aldıktan sonra İS 93 başında Roma’ya döndü. Bu tarihten sonra Domitianus’ un acımasız ve korku salan tutumu daha da şiddetlendi. Hıristiyanlar ve Yahudiler izlenerek yakalandıkları yerde öldürüldüler. Artık Domitianus’un ortadan kaldırılmasına inananlar karısı Domitia’nın etrafında birleştiler. Düzenlenen suikast sonunda sarayında öldürüldü.

İmparator Nerva ve Traianus Dönemi

Senato, Marcus Cocceius Nerva’nın (İS 96-98) imparator seçilmesine karar verdi. Tahta çıktığında 66 yaşındaydı. Nerva isabetli bir kararla, imparatorluğun geleceğini güvence altına alabilmek için Yukarı Germanya Valisi M. Ulpius Traianus’a ortak imparatorluk önerdi ve Traianus’u kendine evlat edindi.


Yaşlı ve hasta olan Nerva İS 98 başında öldü. Nerva öldüğünde Traianus (İS 98-117) Köln’de bulunuyordu. Hemen Roma’ya dönmedi. İS 99’un baharına kadar Tuna boylarında kaldıktan sonra Roma’ya büyük bir coşku içinde girdi. İS 101’de kadar Roma’da kaldı. Bu tarihte Dakların üzerine yürüdü. Tapae’de kanlı bir savaş yapılmasına karşın kesin bir sonuç alınamadı. Ertesi yıl yapılan savaşta Daklar yenilgiye uğratıldı ve boyunduruk altına alındı. Traianus İS 102 kışında Roma’ya döndü. Traianus bir Dak seferine daha karar verdi. İS 106’da Dakya’ nın başkenti kuşatıldı. Sonucun kötüye gittiğani gören Dakların reisi Decebalus intihar etti. Böylece Dak sorunu son buldu.

Traianus dönemine kadar Roma’ya bağlı bir prenslik olarak yönetilen Arabistan, İS 106’da doğrudan Roma’ya bağlandı. Traianus İS 106-113 arasını Roma’da geçirdi. Daha çok iç sorunlarla uğraştı ve Roma’nın bayındırlığı için çalıştı. İS 113’te doğudaki karışıklıkları düzene koymak için Roma’dan ayrıldı.

İS 114’ün başlarında Antakya’ya geldi. Aynı yıl baharında Armenia’ya hareket etti ve dirençle karşılaşmadan bu krallığın topraklarım ele geçirdi. Buradan Mezopotamya’ya yöneldi. Bu toprakları da dirençle karşılamadan elde etti. Kışı geçirmek için yeniden Antakya’ya döndü. İS 115 kışında Suriye ve Güneydoğu Anadolu’ yu sarsan şiddetli bir deprem oldu. Aynı yılın baharında bu kez Parthlar üzerine yürüdü, başkentleri Ctesiphon’a yine direnç görmeden girdi. Böylece Parthia Roma’nın egemenliği altına girdi. İS 115’in sonbaharında imparator Babil’e geldi, kenti ve çevresini ele geçirerek Babil Eyaleti’ni kurdu. Parthia’da ayaklanmaların yeniden patlak vermesi üzerine buraya yöneldi.

Traianus’un doğuda bulunmasından yararlanan Yahudiler, bir ayaklanma başlattılar. İS 115’teki bu hareket Kıbrıs ve Mezopotamya’ya da yayıldı ve büyük katliamlar yapıldı. Kıbrıs’taki yerli halk yok edildi. Ayaklanmanın Mısır’a da sıçraması üzerine Traianus, komutanlarından Lusius Quiteus’u Mezopotamya’ya gönderdi ve ayaklanmayı bastırdı. Traianus, Roma’ya dönmek üzere” Antakya’yı terk etti. Selinus’a geldiği sırada felç geçirdi ve kısa süre sonra da öldü (9 Ağustos 117), oğlu olmadığı için kuzeni P. Aelius Hadrianus’u evlat edindi ve kendisinden sonra imparator olmasını sağladı.

Hadrianus Dönemi

Publius Aelius Hadrianus (İS 117, 138), Traianus Roma’ya hareket ettiğinde, Suriye’ deki ordunun başındaydı. Hadrianus hemen Roma’ya dönmedi. Traianus’un genişleme politikasına karşıydı. 117′ nin ikinci yarısında Kuzey İtalya’da ayaklanma girişimleri olduğu haberini alınca Roma’ya dönmek üzere harekete geçti. İS 118 yazında Roma’ya geldi. İS 118-120 arasında Roma’da kaldı. İmparatorluğu süresince biri İS 121-125, ötekisi İS 128-133 arasında olmak üzere imparatorluk topraklarında iki büyük gezi yaptı. İlk gezisinde Galya’ya gitti. İS 122/123 kışını İspanya’ da geçirdi. Burada bulunduğu sırada Mauretania’da ayaklanma çıktığını haber aldı. Buraya gidip ayaklanmayı bastırdıktan sonra Akdeniz kıyı şeridini izleyerek Kuzey Afrika’dan Antakya’ya geldi. Anadolu’da birçok kenti gezdikten sonra uzunca bir süre Atina’ da kaldı.

İS 125’in sonlarına doğru Sicilya’ya geçti ve Roma’ya döndü. Hadrianus gittiği tüm yerlerde yeni yapılar yaptırdı, eski yapıları onarttı. IS 126 yılını Roma’da geçirdi. İS 127’de İtalya içinde geziler yaptıktan sonra İS 128’de ikinci büyük gezisi için doğuya gitti. Önce Atina’da kaldı. İS 129’da Efes’e geçti, kentin limanını onarttı.

Ege Denizi kıyılarında yer alan birçok Yunan kentini ziyaret ettikten sonra Pamfilya Bölgesi’nin ünlü kentlerine konuk oldu. Buradan Antakya’ya, oradan da Kapadokya Bölgesi’ne geçti. Daha sonra Suriye’ye gitti. Palmyra’da kaldı. İS 130’da Kudüs’e geldi. Buradan İskenderiye’ye geçti. Nil Irmağı’n-da geziler yaptı. İskenderiye’den yeniden Suriye’ye döndü. Karadeniz kıyısındaki kentleri gezdi. İs 132’de Atina’ ya geldi. Burada bulunduğu sırada Yahudilerin ayaklandığını öğrendi. Ayaklanmayı kanlı bir biçimde bastırdı. İS 134 başlarında Roma’ya döndü. İS 135 yılını Roma’nın bayındırlığı ile uğraşarak geçirdi. İS 136’da ağır bir hastalığa yakalandı. İyileşme umutlarını yitirince erkek çocuğu olmadığından Antoninus Pius adlı bir senatörü evlat edindi. İS 138 Temmuz’unda Hadrianus, Baiae’de öldü.

Antonius Pius Dönemi

Antonius Pius (138-161) iyi eğitim görmüş bir imparatordu. İmparatorluğun çeşitli yerlerine yollar yaptırdı, eskilerini onarttı. Hiçbir sefere çıkmadığı gibi dönemi oldukça huzurlu geçti. 23 yıla yaklaşan saltanat boyunca daha çok kültürel olaylar ve bayındırlık etkinlikleriyle uğraştı. İmparatorluğu daha sağlığında saltanata ortak yaptığı Marcus Aurelius’a bıraktı.

Marcus Aurelius Dönemi

Antoninus’lar Hanedanı’nın kurucusudur. Marcus Aurelius (İS 161-180) tahta çıktıktan sonra manevi kardeşini Lacius Aurelius Verus Commodus adıyla yönetime ortak etti. Marcus Aurelius, savaştan çok bilim, felsefe ve edebiyatla uğraşmak isterken, Parthlar Roma’ya karşı savaş açtılar. Askeri yetenekleri daha üstün olan Lucius Verus İS 162’de doğuya hareket etti. Parthlar yenilgiye uğratıldılar. İS 166’da Lucius Verus Roma’ya döndü. İS 165’te Suriye’de başlayan veba salgını Roma’ya kadar gelerek büyük sayıda ölümlere yol açtı. Bunu kıtlık ve sel felaketi izledi. Bu arada Germen kabileleri de ayaklandılar. M. Aurelius vebanın kırıp geçirdiği orduda, asker sayısı azalınca Anadolu ve Mısır’dan asker getirterek Germenler üzerine yöneldi. İS 166’da Germen kabileleri, savaşmak yerine barış önerisinde bulundular. İmparator İS 169 başlarında Roma’ya dönmeye karar verdiler. Yolculuk sırasında Lucius Verus öldü.

M. Aurelius İS 17l’de Germenleri Carnuntum’da ağır bir yenilgiye uğrattı. İS 172’de de Marcomanları yendi. İS 175’te Sarmat-lara karşı bir zafer kazandı. Aynı yıl doğudaki bir ayaklanmayı bastırdı, ardından Suriye’ye, sonra da Mısır’a gitti. Dönüş yolunda sevgili eşi Faustina Toroslar üzerinde öldü. Anadolu’da birçok kenti gezdikten sonra İS 176 Kasım’ında Roma’ya döndü.


İS 177’de oğlu Commadus’u ortak imparator ilan etti. İS 179’da Germen kabilelerine karşı bir zafer kazanıldı. Germenler üzerine yeni bir sefer hazırlığı yapılırken İS 7 Mart 180’de öldü.

Commodus Dönemi

Yerine geçen oğlu Commodus (İS 180-193) henüz 19 yaşındaydı. Yapı olarak kötü ve acımasızdı. İS 181de Daklara karşı bir zafer kazandı. İS 182 sonlarında düzenlenen bir suikasti anında engelledi ve suikastçileri öldürttü. Suikast girişiminin ardından vesveseli ve korkak bir adam oldu. Devlet yönetimini Perennis’e bırakarak sarayına çekildi ve kendisini zevk ve sefahat alemine bıraktı. İS 184 ve 185′ te Britanya’da ayaklanan kavimlere karşı savaşlar verildi. Aynı yıl Perennis’i tüm ailesiyle birlikte öldürttü.

Bu kez Perennis’in yerini bir oda hizmetlisi olan Oleandros aldı. O da istediği gibi devleti yönetmeye başladı. 186’da Galya‘da ayaklanma çıktı. Üzerlerine gönderilen Pescennius Niger, ayaklanmayı bastırdı. İS 187-188’de Germanya’da ayaklanmalar çıktıysa da Commodus bunların üzerinde halkın isteği üzerine gitmedi. İS 189’da beliren tahıl kıtlığından Cleandros sorumlu tutuldu ve öldürüldü. Bu kez onun yerini Aemilius Laetus aldı. İS 19l’de patlak veren bir veba salgınında yalnız Roma’da günde 2.000 kişi ölüyordu. Commodus akli dengesini giderek yitiriyordu. Herakles gibi aslan postu giyiyor ve elinde sopayla dolaşıyordu. Bu dengesiz davranışlarının çoğalması üzerine İS 31 Aralık 192’de zehirlenerek öldürüldü. Ölümüyle Antoninuslar Hanedanı da son buldu.

Taht Sorunları

Commodus ardıl bırakmadığı için İS 193’te arka arkaya Pertinax, M. Didius Julianus imparator oldularsa da kısa sürede öldürüldüler. Bu arada doğuda Suriye Valisi Pescennius Niger, batıda da Yukarı Pannonia Valisi Septimius Severus orduları tarafından imparator ilan edildiler. Septimius Severus, Roma üzerine yürüyüşe geçti. Julianus da 1 Haziran’da sarayında öldürüldü. Severus 9 Haziran’da Roma’ya girdi. Halk ve senatörler tarafından coşkuyla karşılandı. Severus 9 Temmuz’da doğuya hareket etti. Nicaea’da (İznik) yapılan savaşta Niger yenileceğini anlayınca savaş alanından kaçtı. Fırat Irmağı’nı geçerken Severus’un askerleri tarafından yakalandı ve öldürüldü.

İS 194/195 kışını Suriye’de geçiren imparator, İS 195/196 kışında Mezopotamya’yı terk etti. Severus, sezar olmakla birlikte yakın bir gelecekte iktadar için Clodius Albinus ile karşı karşıya kalacağım bildiği için bir hanedan kurmak amacıyla oğlu Caracalla’yı sekiz yaşında olmasına karşın tahtına ortak yaptı. Bunun üzerine Albinus ayaklandı ve ordusu tarafından İS 196 yazında imparator ilan edildi.

Albinus’un üzerine yürüyen Severus, savaşta galip geldi, Albinus yakalanacağını anlayınca intihar etti. Haziran 197’de Roma’ya döndü. Severus ayaklanan Parthlarla savaşmak üzere İS 197 yazında harekete geçti. İS Mart 198’de fazla bir dirençle karşılaşmadan Parthların başkenti Ctesphon’a girdi, kenti yağmaladı, halkı kılıçtan geçirdi ve 100 bin kişiyi tutsak aldı. İS 199 yazında Parth Seferi sona erdi.

Mezopotamya yeniden bir Roma Eyaleti haline getirildi. Severus Suriye ve Filistin’de kaldı. Yukarı Mısır’a gitti, burada bulunduğu sırada çiçek hastalığına yakalandıysa da iyileşti ve İskenderiye’ye döndü. İS 201’de Mısır’dan ayrıldı. Antakya’ya geldi. İS 202’de Roma’ya döndü. İS 203’de Afrika’da Tripolis’te patlak veren bir ayaklanmayı bastırdıktan sonra İS 208’e kadar Roma’dan ayrılmadı. 208’de Britanya’ya savaş açtı. Uzun süren bu savaşta Roma 50 bin kadar da kayıp verdi. Yaşlı ve hasta olan Septimius Severus, İS Şubat 21 l’de York’ta öldü.

Caracalla Dönemi

Yerine geçen oğlu Caracalla (İS 211-217), yönetimi tek başına ele geçirebilmek amacıyla küçük kardeşi Geta’yı İS Şubat 212’de öldürttü. Kuşkulu karakteri, kardeşinin yakınlarından 20 bin kişinin öldürülmesine yol açtı. Acımasız olduğu kadar kindar ve korkaktı. Kuzeydeki barbar akınlarını başarıyla durdurdu. İS 214’te Dakya’ya geçti. Kışı Nicomedia’da (bugün İzmit) geçirdi. İS 215’te Antakya’ya geldi. İS 216’da Parthia’ya girdiyse de düşmanla karşılaşamadı. İS Nisan 217’de Carhae’ye giderken yolculuk sırasında askerleri tarafından öldürüldü.

M. Opellius Macrinus Dönemi

Suikasti düzenleyen M. Opellius Macrinus (İS 217-218) imparatorluk tarihindeki Senato sınıfından olmayan ilk kişidir. İS 217 yazında Parthlarla yapılan savaşta Roma Ordusu felakete uğradı. Bu askeri başarısızlıkları askerler üzerinde iyi bir etki bırakmıyordu. Bu kötü etkiden yararlanmak isteyen Septimius Severus’un karısı Julia Domna’ nın kız kardeşi Julia Maesa, iki torunundan birini tahta çıkarma girişiminde bulundu. Bunlardan 14 yaşındaki Varius Avitus, İS 16 Mayıs 218’de Marcus Aurelius Antonius adıyla Emesa’da imparator ilan edildi. Macrinus öldürüldü.

Marcus Aurelius Antonius Dönemi

M. Aurelius Antonius ya da Elagabalus (İS 218-222) Roma’ya gitmek üzere anneannesi Maesa ile birlikte yola çıktı. İS 218/219 kışını Nicomedia’da geçirirken Roma dinine uymayan törenler düzenledi. Üzerinde Suriyeli rakiplerin doğu dinine özgü giysilerini giyiyordu. Kendi tanrısına tapınmanın Roma halkı için de zorunlu olduğunu bildirdi. İS 219 yazında Roma’ya girdi. Güneş Tanrısı her yanda en büyük tanrı olarak ibadet gördü. Bu tanrı için iki görkemli tapınak yaptırdı. Dinsel inanışı ve garip tavırları Roma halkı arasında hoşnutsuzluk yaratmaya başladı.

Julia Maesa, bir başka torunu olan Alexianus’u İS 22l’de Marcus Aurelius Severus Alexander adıyla Elagabalus’un ardılı yapmayı başardı, ardından Elagabalus’u öldürttü.

Sevenus Alexander Dönemi

Yerine geçen Sevenus Alexander (İS 222-235) henüz 14 yaşında olduğu için yönetim annesiyle anneannesinin elindeydi. Julia Maesa’nın ölümünden sonra da augusta sıfatıyla imparatorun annesi Julia Mammaea yönetimi üstlendi ve praetor prefektliğine Ulpianus getirildi. Severus Alexander’in ilk yılları ulpianus’un iyi yönetimi sayesinde barış içinde geçti. İS 231’de Alexander annesiyle birlikte ordunun başında doğuya gitti. İS 232’de yapılan savaşlarda Parth Kralı Artaxerses üzerinde başarı elde edilince İS Eylül 233’te Alexander Roma’ya döndü. İS 234 başlarında Germenlerin üzerine yürüdü. Ancak savaşmak yerine Germenleri parayla satın almak istemesi, askerler arasında hoşnutsuzluk yarattı. Bunun üzerine ordu, Trakyalı bir köylü olan C. Julius Verus Maximianus’u imparator seçti.

Alexander ve annesi öldürüldüler. Böylece Septimius Severus’un kurmuş olduğu Severuslar hanedanı da son buldu.

Askeri İmparatorlar Dönemi

Maximinus Trax (235-238) ile birlikte Diocletianus’un tahta çıktığı İS 284 arasındaki yaklaşık elli yıllık süre Roma tarihinde “askeri imparatorlar dönemi” olarak adlandırılır. Germenlere karşı yapılan savaş Trax’in askeri yetenekleri sayesinde kazanıldı. İS 237 ve 238’de Sarmatlara ve Dakla-ra karşı düzenlenen seferler de başarıyla sonuçlandı. Kuzey Afrika’da ayaklanan köylüler M. Antonius Gordianus adlı proconsul’u İS 19 Mart 238’de imparator ilan ettiler. Maximinus Trax’in acımasız yönetiminden nefret eden Senato, bu ilanı onayladı. 80 yaşındaki Gordianus aynı adı taşıyan oğlunu da ortak imparator ilan ettiyse de Trax’in yandaşları iki Gordia-nus’u da öldürdü. Roma’da bulunan Gordianus yandaşları Gordianus I’in çocuk yaştaki torunu Gordianus III’ü Sezar ilan ettiler. Bunun üzerine Trax, Roma üzerine yürümeye başladıysa da ordusunda disiplinin bozulması üzerine, askerleri tarafından öldürüldü ve Gordianus III imparator ilan edildi. M. Antonius Gordianus III (İS 238-244) imparator seçildiğinde henüz 13 yaşındaydı.

İS 241’den sonra yönetimde Praetor Prefekti Timesitheus etkili olmaya başladı. Aynı yıl Susanilere karşı imparatorla birlikte Timesitheus ordunun başında doğuya hareket ettiler. İS 243’te Susanilere karşı bir zafer kazanıldı. Timesitheus’un beklenmedik ölümü, küçük imparatoru bir anda korumasız bıraktı. İS 244 başlarında Gordianus III askerlerince öldürüldü.

Yerine geçen Philippus Arabs (İS 244-249) Arap kökenliydi. Susanilerle barışı sağladıktan sonra İS Temmuz 244’te roma’ya girdi. İS 246’da Germenlere karış bir sefer düzenlendi. Ertesi yıl Karpları da yenilgiye uğrattı. İS 21 Nisan 247’de Roma Kenti’nin kuruluşunun birinci yılı büyük törenlerle kutlandı. Philippus Arabas’ın doğu kökenli oluşunu roma soyluları kabul edemiyorlardı. İS Haziran 249’da Tuna Ordusu komutanlarından Decius’a imparatorluğu bir bakıma zorla kabul ettirdiler. Arabs ile Decius’un yaptığı savaşı yitiren Arabs öldürüldü. Yerine geçen Decius Gallus Aemilanus (İS 249-251) imparator olduktan sonra aynı yılın Ekim ayında Roma’ya geldi. İmparatorluğunu Senato onayladı. İk yılı barış içinde geçti. İkinci yılında Tuna boyunca süren askeri yolu yaptırdı. İS 251’de Gotlara karşı Do-ruca’da yapılan savaşta Decius ölünce yerine Moesialı komutan Visis Afinius Trebonianus Gallus imparator ilan edildi.

Gallus Dönemi

Gallus’un (İS 251-253) saltanat dönemi talihsizliklerle doludur. 15 yıl süren veba salgını ortalığı kasıp kavurdu. Doğuda Gotlar Trakya kentlerini yıkıma uğrattılar. Susaniler Mezopotamya’yı istila ederek Antakya’ya kadar ilerlediler. İS 253 yazında M. Aemilius Aemilianus, Gotlara karşı büyük bir zafer kazanınca bir anda ordusunca imparator ilan edildi. Interamna’da Gallus ile karşılaşan Aemilianus onu yenilgiye uğrattı ve oğluyla birlikte öldürdü. aemilianus (İS 253) ancak üç-dört ay kadar saltanat sürebildi.

P. Licinius Valerianus Dönemi

Gallus’un komutanlarından P. Licinius Valerianus imparatorun öldüğünü duyduğu an, askerlerince imparator ilan edildi. Kısa sürede İtalya üzerine yürüdü, Aemilianus’u Spoletium yakınlarında yakaladı ve öldürdü. Valerianus (İS 253-260) İS 253 sonbaharında Roma’ya geldi. Aynı anda oğlu Gullienus’u da ortak imparator yaptı. 256’da doğuda ayaklanmaların patlak vermesi üzerine harekete geçti. Ancak veba salgını ordusunun sayısını hızla eksiltiyordu. Bu nedenle Susani Kralı Sapor’un saldırılarını durdurmakta güçlük çekiyordu. Barış için Sapor’a elçiler gönderdi. Sapor imparatorla yüz yüze konuşmak istediğini bildirince Valerianus bunu kabul ettiyse de tutsak edildi.

Başsız kalan Roma Ordusu, Susanilerce yok edildi. Valerianus’un tutsak edildikten sonraki yaşamına ilişkin bilgi yoktur.

Gallienus Dönemi

Gallienus (İS 260-268) babası tutsak edilince tahta oturdu. İS 267/268’de Tuna’nın ağzında bir Germen kabilesi olan Herulileri bozguna uğrattı. Bu arada Palmyra Kraliçesi Zenobia Roma ile ilişkilerini keserek bağımsız bir devlet gibi hareket etmeye başladı. İS 257’de Gallienus Duklara karşı bir zafer kazandı. İmparatorluk içinde sürüp giden anarşiyi ancak güçlü bir imparatorun durdurabileceğine inanan bazı komutanlar, Gallienus’u öldürdüler.

M. Aurelius Claudius Gothicus Dönemi

Yerine geçen M. Aurelius Claudius Gothicus (İS 268-270) imparator olur olmaz doğuda Gotlar, Roma’ya saldırmak için 300.000 kişilik büyük bir ordu hazırladılar. Yeni imparator bu haber üzerine doğuya hareket etti. Bugünkü Niş Kenti yakınlarında yapılan savaşta Roma beklenmeyen bir galibiyet aldı ve Got Ordusu’ndan 50.000 kişi öldürüldü. Zenobia topraklarını genişletmek amacıyla aşağı Mısır’a saldırdı ve bu toprakları ele geçirdi. İkinci bir savaşla Mısır’ın tümü Roma’nın elinden çıktı. Zenobia Anadolu topraklarında da ilerleyerek İS 270 başlarında Galatya’ya kadar olan toprakları ele geçirdi.

Claudius bu sıralarda Gotlarla uğraşırken vebaya yakalandı ve öldü. Ordu Claudius’un kardeşi M. Aurelius Claudius Quintillus’u imparator ilan etti. Quintillus (İS 270) kısa sürede ordusunca terk edilince intihar etti.

L. Domitius Aurelianus Dönemi

Yerine geçen L. Domitius Aurelianus (İS 270-275) disiplinli bir askerdi. İmparator olduktan sonra Roma’ya kısa bir süre uğradı ve Vandalların ayaklanması üzerine Pannonia’ya gitti. Vandalları ağır bir yenilgiye uğrattı.

Kuzey İtalya’ya kadar sokulan Germenleri de yenilgiye uğrattı. Barbar kavimlerin sürekli saldırıları dikkate alarak Roma’nın etrafını kaim ve yüksek bir surla çevirdi, Mısır’ı ele geçirmiş olan Palmyra Kraliçesi Zenobia’ya savaş açıldı (IS 271), Mısır yeniden ele geçirildi. Aynı yılın sonuna doğru Aurelianus da doğuya gitti. Asi Irma-ğı’nın kenarında Palmyra Ordusu ile yapılan savaşı Romalılar kazandılar, ikinci bir savaşta da Palmyra Ordusu yenilgiye uğradı. Zenobia kaçtıysa da Fırat Irmağı yakınlarında yakalandı. Palmyra Kenti de ele geçirildi.

Ordu Marmara Denizi’ne ulaştığı sırada, Palmyra’nın Antiochus adlı birinin önderliğinde yeniden ayaklandığı haberi geldi. Aurelianus hızlı bir yürüyüşle Palmyra’ya geldi, ayaklanmayı bastırdı ama bu kez kenti yerle bir etti. İmparator, İtalya’yadöndü. Galya’da ayaklanma olduğu haberini alınca bu kez kuzeye yöneldi ve Galyalıları yenilgiye uğratarak yeniden Roma’ya bağladı. Dinsel inanışta doğulu olan Aurelianus, Roma’da bir Güneş Tanrısı Tapınağı yaptırdı. İS 275’te Mezopotamya’ya uzanan bir geziye çıktı. İstanbul’a 50 km kala, askerleri arasında çıkan bir söylentiye göre bazı komutanları öldüreceği duyuldu. Aurelianus’un hiddetinden çekinen subaylar daha önce davranarak imparatoru öldürdüler (Ekim 275). Senato 75 yaşındaki Senatör M. Claudius Tacitus’u imparator seçti.Tacitus (İS 275-276) kısa süren imparatorluğunun sonunda askerlerince öldürüldü.

O sırada Anadolu’da bulunan Tacitus’un üvey kardeşi, M. Annius Florianus kendini imparator ettiyse de doğu eyaletleri de Aurelianus’un güçlü komutanı Probus’u imparator ilan ettiler. Florianus, Probus’un üzerine yürüyüşe geçti. Ancak askerleri İS Ağustos 276’da Florianus’u öldürdüler İmparatorluğu üç ay kadar sürmüştü. Yerine geçen M. Aurelius Probus (İS 276,282) Roma’ya geldikten sonra önce Aurelianus’un sonra da Tacitus’un katillerini cezalandırdı. Daha sonra ayaklanan Galyalılarla uğraştı ve Galya’daki kabileleri değişik yerlere yerleştirdi.

İS 281’e kadar çeşitli ayaklanmaları bastırıp imparatorluğun eski gücünü elde etmesi için çalıştı. İS 282’de Sirmium’da bulunduğu bir sırada aleyhine dönen askerlerince öldürüldü.

Carus Dönemi

M. Aurelius Carus’a ordu bir bakıma zorla imparatorluğu kabul ettirdi. Carus (İS 282-283) Probus’un planladığı Pers savaşı için İS 283 başlarında doğuya hareket etti. Sasanileri yenilgiye uğrattı, tüm Mezopotamya’yı ele geçirdi, başkentleri Ctesiphon’u ele geçirdi. Savaşın sona erdiği bir sırada Carus, bilinmeyen bir nedenle öldü. İki oğlundan biri doğuda, ötekisi de batıda tahta çıktılar. Carus doğuya giderken büyük oğlu Carinus’u (İS 283-285) batıda bıraktı, küçük oğlu M. Aurelius Numerius Numerianus’u da beraberinde götürdü. Numerianus (İS 283-284) Pers savaşlarından dönüş yolculuğu sırasında ölünce kayınpederi olan Aper, ordunun isteğiyle imparator seçileceği umudunu taşıyordu. Ancak güçlü komutanlardan Diocletianus, Ordu Meclisince imparator ilan edildi (İS 17 Kasım 284).

Carinus batıdaki saltanatını sürdürüyordu. İki imparator Morava Vadisi’nde karşılaştılar. Savaş Carinus’un telinde sürerken, subaylarından biri Carinus’u öldürdü, başsız kalan ordu, Diocletianus’un imparatorluğunu tanıdı ve onun yanına geçti.

Dörtlü Yönetim Dönemi

Diocletianus (İS 284-305) İS 275 yazında Roma’ya geldi. Yakın arkadaşı M. Aurelius Valerius Maximianus’a Galya’daki karışıklıkları yatıştırma görevini verdi. Maximianus bu görevi en iyi biçimde yerine getirdi. Diocletianus, bu başarısı üzerine Maximianus’a önce Sezar, İS Nisan 286’da da Augustus unvanını verdi. Bu yeni uygulamayla imparatorluk ikiye bölünmemekle birlikte Diocletianus Nicomedia’da (İzmit), Maximianus da Milano’da oturuyordu.

Tetrarkhi

Maximianus, İS 288’de sonuçlanacak bir dizi savaş yaptı ve kuzeydeki kabileleri boyunduruk altına alarak Roma ve Germanya arasında bir Frank Krallığı kurdu. Diocletianus, planladığı yönetim biçimini uygulamaya konması zamanının geldiğine inanarak daha İS 293’te C. Flavius Valerius Constantius’u batının imparatoru olan Maximianus’a Sezar atadı. Kendisine de Sezar olarak Galerius Valerius Maximianus’u seçti. Tarihe tetrarkhi adıyla geçen dörtlü yönetim uygulamaya konuldu.

İS 293’te Constantius yönetimini üstlendiği Britanya’da kendince saltanat süren Carausius’un üzerine yürüdü ve öldürüldü. Constantius, Britanya Adası’nda yönetsel düzenlemeler yaptıktan sonra İS 298’de Galya’ya döndü. Diocletianus ise İS 289 ve 293’te Sarmatlara karşı iki sefer düzenledi ve zaferle sonuçlandırdı. İS 290 ve 291’de doğuda bazı ayaklanmaları bastırdı. Maximianus, Constantius Britanya Seferi’ni sürdürürken Galya’yı güvence altında tuttu, daha sonra İS 298 başında Afrika’da patlak veren bir ayaklanmayı bastırdı. IS 299’da da imparatorluğu boyunca ilk kez roma’yı ziyaret etti.

Galerius ise Tuna boylarındaki istilacı kavimlere karşı savaşlar yapıyordu. Diocletianus arka planda görünmekle birlikte, aslında tüm imparatorları yönlendiriyordu. İS 294/295 kışım Nicomedia’da geçirdi. İS 296/297’de mısır’daki bir ayaklanmayı bastırdı. Galerius Persle-re karşı bir zafer kazandı. Diocletianus’un saltanatının orta dönemi sayılan İS 293/299 arasında Roma, Septimius Severus (İS 193-211) döneminden beri ulaşamadığı görkemine ve gücünün doruğuna erişti. İS 303’te Diocletianus çıkardığı bir fermanla Hıristiyanları sert birbiçimde izlemeye başladı. Kiliseler ve kutsal kitaplar yakıldı. Hıristiyanlar öldürüldü.

 

Diocletianus ile Maximianus Tahttan Çekiliyor

Aynı yılın sonbaharında Diocletianus ile Maximianus saltanattaki yirminci yıllarını kutlamak için Roma’ya geldiler. Bir ay süreyle eğlenceler düzenlendi. Diocletianus artık çok yaşlandığını ve hasta olduğunu ileriye sürerek tahttan çekilmeyi kararlaştırdı. Maximianus’a birlikte tahttan çekilmeleri önerisini getirdi ve bunu ona kabul ettirdi.

M.S 1 Mayıs 305’te iki imparator tahttan çekildiklerini yazılı bir belgeyle duyurdular. Constantius batıda büyük augustus olarak, Galerius doğuda küçük augustus olarak görev yerlerini değiştirirlerken Sezarlıklara da Flavius Valerius Severus ile Maximinus Daia getirildiler. Severus batının, Daia doğunun Sezar’ıydı. Constanius Augustus olarak bir yıllık bir saltanattan sonra Britanya’nın York kenti’nde öldü.

Oğlu Constantinus (Büyük) babasının ölümünden az önce York’a geldi. Constantinus’un ölümünden sonra gerçek gücü elinde toplayan Galerius, Severus’u batının Augustusluğuna getirirken, genç Constantinus’u da onun Se-zar’lığına getirdi. Bu arada Maximianus’u oğlu Maxentius da saltanatta hakkı olduğunu ileriye sürerek ayaklandı. Ancak Galerius Severus’a gönderdiği bir buyrukla Maxentius’un üzerine yürümesini buyurdu. İS 307’de meydana gelen bu olayda ordu, eski imparatorları Maximianus’un oğlu olan Maxentius’un üzerine gitmekten çekiniyordu. Severus’un ordusunda eski askerleri bulunan Maximianus, yeniden Augustuluğu üstlendi ve Severus’un üzerine yürüdü. Severus yaşamının bağışlanması isteğiyle teslim oldu. Maxentius da ordusunca Augustus ilan edildi.

Maximianus, Constantinus’un düşüncelerini öğrenmek üzere Galya’ya gitti. Onu kızıyla evlendirdi ve damadını da Augustusluğa yükseltti. İÖ 307 yazında Galerius İtalya üzerine yürüyüşe geçti. Fakat Severus ordusunun ihanetine uğradı ve öldürüldü. İS 307 sonlarında Maximianu Roma’ya geldi. Oğlu Maxentius’un imparatorluk haklarından vazgeçirmeye çalıştıysa da bunda başarılı olmadı. Aksine babasını Constantinus’un yanına gitmesi için zorladı. Kendisi de Roma’da tek başına egemen kaldı.

Galerius bu zor durumda Spalato’da (bugün Split) bulunan Diocletianus’un ordu üzerindeki büyük etkisinden yararlanma yoluna gitti. İS 308 yılı konsüllüklerine ikisi seçildi. Maximianus görevden uzaklaştırılırken Licinianus Licinus, ikinci Augustus olarak Galerius’un yanında görevlendirildi. Ancak bu duruma Constantinius ve Maximianus Daia itiraz edip kendilerini de Augustus olarak duyurdular. Böylece bir anda altı Augustus yönetiminde söz sahibi oldu.

Maximinus büyük Augustus unvanını taşımakla birlikte yönetimdeki hiçbir yetkisi yoktu. İS 310’da ölü bulundu. Galerius İS 1 Mayıs 311’de saltanattaki yirminci yılını kutlamaya hazırlandığı bir sırada hastalanarak öldü. Onun ölümü bir anda büyük Augustusluk makamını açıkta bıraktı.

Yine Taht Kavgaları

İS 311’de Daia, Licinus’tan önce davranarak Küçük Asya’yı ele geçirdi. Bunun üzerine Licinus Constantinus’un yanına geçti, Maxentius da Daia ile anlaştı. Constantinus, Maxentius üzerine yürümeye karar verdi. Constantinus Roma önlerine geldi. İlk çarpışmaları Maxentius kazandıysa da ikinci savaşta Constantinus’un küçük fakat disiplinli ordusu Maxentius’un ordusunu dağıttığı gibi Maxentius da öldürüldü. Ertesi gün Constantinus Roma’ya girdi. İS 313’te Daia, Constantinus’un Germanya’ya bulunmasını fırsat bilerek Licinus ile kozlarını paylaşmaya karar verdi. Ancak morali bozuk olan Daia ordusu, sayıca üstün olmakla birlikte Licinus’un ordusuna yenildi. Daia da kaçtı ve bir süre sonra hastalanarak öldü. Böylece Roma tahtında iki augustus kaldı.

İki Augustus Sezarlarını seçmek için bir araya geldiler. Ancak Licinus, Constantinus’u ortadan kaldırmaya niyetlenince iki Augustus karşı karşıya geldiler. Birinci savaşta (İS 314) Licinus yenilgiye uğradıysa da yeni kuvvetler toplamak için doğuya kaçtı, ikinci savaşta da Licinus yenilince yalnız Trakya’nın egemeni olarak kaldı. İS 315 yılı konsüllüklerini de birlikte paylaştılar. Constantinus ile Licinus arasındaki barış sekiz yıl sürdü. Bu süre içinde Constantinus Hıristiyanlığı benimsemeye başladı. Licinus ise pagan inanışlarını sürdürdü.

İS 322’de iki imparator da aralarındaki rekabeti savaşta çözümlemeye karar verdiler. İS Eylül 323’te Üsküdar’da yapılan savaşta Licinius ağır bir yenilgiye uğradı ve Nicomedia’ya kaçtıysa da yakalandı ve öldürüldü (İS 325). Bu tarihten Constantinus’un ölümüne kadar geçen süre içinde Roma uzun bir barış dönemi yaşadı.

Constantinopolis Yeni Başkent

İS 326’da Constantinus, oğulları ve aynı zamanda Sezarları olan oğulları Crispus ve Constantinus ile birlikte saltanatının yirminci yılını kutlamak üzere Roma’ya geldi. Ancak aile içindeki karısıyla ilgili birtakım çirkin çalkantılar yüzünden bu kutlamaları istediği gibi yapamadı. Bu süre sonra karısı Fuasta’yı da öldürttü. İS 326’da Constantinus, Roma’yı bir daha uğramamak üzere terk etti. Roma artık başkent olma özelliğini yitirmişti. Byzantium üzerinde karar kıldı. İS 324’te yeni başkentin yapımına başlandı ve İS 11 Mayıs 330’da Byzantium, Constantinopolis adı ile Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti oldu.

Roma’daki senatörler Constantinopolis’e yerleştirildi. İS 332’de oğlu II. Constantinus gotlara karşı bir zafer kazandı. Büyük Constantinus, Roma İmparatorluğu’nun gördüğü son büyük hükümdarlardan biridir. Eşsiz bir asker ve büyük bir yöneticiydi. Ölümünden sonra, oğulları arasında kendi kudretini sürdürecek birini bulamadığı için, imparatorluğu oğulları arasında paylaştırmaya karar verdi.

Büyük oğlu Et. Constantinus Galya’yı, ortanca oğlu Constantius doğuyu, küçük oğlu Constans İtalya ve İlirya’yı aldılar. İS 337’de Mezopotamya’ya saldıran Susani hükümdarı II. Sapor’a karşı savaşmak için Constantinus yaşlı olmasına karşın harekete geçti. Ancak Nicomedia yakınlarına gelindiğinde hastalığı arttı, vaftiz edilmesini istedi ve İS 22 Mayıs 337’de öldü.

Constantinus’un ölümünden sonra İS 9 Eylül 337’de üç oğlu Augustusluğa yükseldiler.

Susanilerin üzerine Constantius’un gitmesini kararlaştırdı. İS 344’teki bu savaşı Constantius kazandı. Bu savaştan önce II. Constantinus ile Constans birbirlerine düştüler: İki kardeşin yaptığı savaşta II. Constantinus öldürüldü. Böylece küçük kardeş ağabeyinin topraklarına da sahip oldu. Ancak Constans da, Magnentius adındaki Iliryalı bir komutanın etrafında toplanan askerler tarafından İS Ocak 350’de İspanya’da öldürüldü, Magnentius da imparator ilan edildi. İki kardeşinin öldürülmesi üzerine Magnentius üzerine yürüyüşe geçen Constantius, Alp geçitlerinde onunla karşılaştı.

Ancak bir tuzağa düşerek büyük kayıplar verdiyse de ikinci savaşta büyük kayıplar veren Magnentius Lyon’a kaçtı. İS 353’te Constantius kenti kuşattı, umudu kalmayan Magnentius intihar etti. Bu arada doğuda Sezarlığa atanan Constantius’un yeğeni Gallus, bir despot gibi saltanat sürüyordu. Artan yakınmalar üzerine başı kesilerek öldürüldü. İki kardeşi ve yeğeninin ölümünden sonra Constantius, tek başına saltanat sürmeye başladı. İS 355’te ordunun diretmesiyle Gallus’un kardeşi Julianus Sezarlığa getirildi. Aynı yıl Julianus ayaklanan Galyalıların üzerine gönderildi.

İS 356 ve 357’de yapılan savaşlarda Julianus üstünlüğü elde etti.

İS 357’de Constantius saltanatının yirminci yılını kutlamak üzere ilk kez Roma’yı ziyaret etti. Aynı yıl ayaklanan Galyalılan Julianus, Roma egemenliği altına aldı. Julianus’un arka arkaya kazandığı başarılar, Constantius’u kuşkulandırmaya, bir bakıma korkutmaya başladı. Susanilerin doğuda Mezopotamya’yı yakıp yıktıkları bir sırada, Julianus askerlerince Augustus ilan edildi, ancak Constantius bu durumu kabul etmeyince iki imparator arasında savaş kaçınılmaz oldu. Doğudaki Susani tehlikesinin ortadan kalkması üzerine Constantius, Julianus üzerine harekete geçti. Julianus da Constantina-polis üzerine yürüyüşe geçti.

Constantius Kilikya’ya geldiği sırada hastalanarak öldü (İS 3 Kasım 361). Julianus İS 11 Aralık 361’de Constantinopolis’e geldi ve burada Constantius’un öldüğünü öğrendi. Artık Roma tahtında tek başmaydı. İS 363’te Fırat’ı geçerek Babil‘e doğru hareket etti. Susanilerle yapılan savaşta Julianus öldürücü bir yara aldı, bir süre sonra da öldü. Savaşı sürdüren Roma Ordusu, zaferi kazan-dıysa da bu kez başsız kaldı, Julianus’un ölümüyle Büyük Constantinus’un soyu da sona erdi. Julianus’un öldürülmesinin hemen ardından komutanlar yeni imparator olarak muhafız kuvvetleri komutam Jovianus’u (İS 363-364) seçtiler. Ancak yeteneksiz bir asker olan Jovianus, yeniden Susanilerle savaşmaktan çok büyük ödünlerle barış yapmayı yeğledi. Dönüş yolunda yatağında ölü bulundu (İS 16 Şubat 364).

Ordu İmparatorluğa bu kez Flavius Valentinianus adlı bir komutanı seçti.

Ordunun isteğine uyarak kardeşi Valens’i de ortak imparatorluğa getirdi. Kendisi Milano’da, kardeşi de Cons-tantinopolis’te hüküm sürmeye başladılar. Valentinianus batıda Galyalıların çıkardıkları ayaklanmalarla uğraştı ve başarılar kazandı. İS 367’de dokuz yaşındaki oğlu Gratianus’u üçüncü ortak imparator ilan ederek taht üzerindeki hak iddialarını önlemek istedi. Batıda barış Valentinianus’un öldüğü İS 375’e kadar sürdü. Aym yıl içinde imparator, barbarların Pannoia’da çıkan ayaklanmayı bastırmaya çalıştığı sırada felç geçirerek öldü.

Valens İS 369’da Got-ları yenilgiye uğrattı. Sasanilerin Mezopotamya’ya yaptıkları bir saldırıyı püskürttü. İS 373’te Hunların Doğu Avrupa’da yaşayan Gotlara baskı yaparak batıya göç etmelerine yol açınca Roma İmparatorluğu’nun batı sınırları bir anda istila altında kaldı. Valens bunlarla başa çıkamayacağım anlayınca Roma topraklarında yerleşmelerine ve orduda hizmet etmelerine izin verdi. Ancak Romalıların Got önderlerini öldürmeleri savaşa neden oldu (İS 377).

Hadrianopolis (bugün Edirne) yakınlarında yapılan savaşta Roma Ordusu ağır bir yenilgi aldı, Valens de savaş alanında öldürüldü. İki imparatorun ard arda ölmeleri üzerine tahta 17 yaşında olan Gratianus geçti. 4 yaşındaki kardeşi Valentinia-nus’u (II?) ordunun zoruyla Augustusluğa yükseltti. İspanya’da bulunan büyük asker Theodosius’u Trakya’daki süvari kuvvetleri komutanlığına atadı. Sarmatlara karşı başarılar kazanınca da İS 379’da Augustluğa yükseltildi. Gratianus, Theodosius’a doğunun yönetimiyle Got sorununun çözümünü verdi. Theodosius üstün yetenekleriyle Got sorununu kısa sürede çözümledi ve İS 382’de Gotlarla barış yapılarak onların Tuna ile Balkanlar arasındaki boş topraklara yerleşmesine izin verdi.

Gratianus’un yönetiminden hoşnut olmayan askerler, Britanya Orduları komutanı Magnus Maximus’u imparator ilan ettiler.

Maximus Galya’ya geçti. Gratianus’un kararsızlığı ölümünü getirdi. Maximus Britanya, Galya ve İspanya’yı yönetecekti. II. Valentinianus da büyüdüğü için İtalya’mn denetimini elinde tutuyordu. İS 387’de Maximus, Pannoia’ya giren barbarları durdurmak için II. Valentinianus’a yardım etmek amacıyla İtalya’ya girdi ve yarımadanın denetimini ele geçirdi. Theodosius ordularını bir araya getirdikten sonra Maximus’u ortadan kaldırmaya karar verdi. Ostia’da İtalya topraklarına ayak bastı ve hızla ilerlemeye başladı. Theodosius, Maximus’u yenilgiye uğratınca Maximus komutanlarınca Theodo-sius’a teslim edildi ve öldürüldü (İS 388). Theodosius’un orduları Galya’yı yeniden ele geçirdiler. Theodosius düzeni sağladıktan sonra, büyük oğlu Ar-cadius’u Augustusluğa yükseltti (İS 383). II. Valentinianus’uda Galya’ya gönderdi.

İS 39l’de Theodosius Constantinopolis’e geldi. II. Valentinianus ile onun koruyucusu durumunda bulunan Theodosius’un komutanlarında Arbogast arasında anlaşmazlıklar başgös-terdi. II. Valentinianus Arbogast’ı görevinden alınca kuşkulu birbiçimde ölü bulundu. Bu durum karşısında Arbogast kendini imparator ilan etmeye çekindi ve Eugenius adlı bir hatibi imparator ilan etti. Theodosius bu durumu şiddetle reddetti. İS 393’te Theodosius küçük oğlu Honorius’u Augustusluğa yükseltti. İS 394’te İtalya’nın Fri-gidus Kenti yakınlarında Arbogast ve Eugenius ile karşılaştı ve ağır bir yenilgiye uğratarak ikisini de öldürdü. Böylece imparatorluğun tümünde huzur geriye geldi.

Ancak Theodosius fazla yaşamadı ve İS 395’te Milano’da öldü. Theodosius Roma’nın son büyük imparatorudur. Büyüyen imparatorluk topraklarım yönetmenin zorluğunu görerek ölümünden önce imparatorluğu doğu ve batı olmak üzere ikiye ayırdı. Doğu Roma İmparatorluğu’nu büyük oğlu Arcadius, Batı Roma İmparatorluğu’nu da küçük oğlu Honorius yönetecekti. Nitekim İS 395’te ölümü üzerine bu ayrılma gerçekleşti. İS 395’ten sonraki Doğu Roma İmparatorluğu’nun tarihi Bizans tarihinin konusunu oluşturur.

Theodosius öldüğünde henüz 10 yaşındaydı.

Bu nedenle Vandal komutanı Stilicho, küçük imparator adına ülkeyi yönetiyordu. Vizigot Kralı Alaric Balkanlara saldırdı. Stilicho bu akınları durdurmaya çalıştıysa da başarılı olamadı (İS 40l’de Alaric İtalya’ya girdi ve Milano’yu kuşattı. Bu kez Stilicho başarılı oldu ve Milano Vizigotların eline geçemedi, ancak İS 408’de büyümüş olan Honorius’un gölgesinde yaşadığı Stilicho’yu öldürmesi, durumunu daha da zorlaştırdı.

Alaric bu kez Honorius’un üzerine yürüdü. Honorius ise karşı koyacak gücü bulamadığı için Ravenna’daki ormanlık alana kaçtı. Vizgotlar Roma’ya girdiler ve kenti üç gün boyunca yağmaladılar. Kısa süre sonra Alaric öldü, yerine geçen Ataulf, Vizigotları İtalya’dan çıkardı. Honorius da Roma’ya döndü. Honorius İS 423’teki ölümüne kadar her yandan Roma topraklarına saldıran barbar kavimlerle uğraşmak zorunda kaldıysa da artık Batı Roma İmparatorluğu’nun sonu yaklaşıyordu.

İS 42l’de Constantius ortak imparator oldu. Honorius’un ölümünden sonra, oğlu olmadığı için kız kardeşi Placidia’nın Constantius’tan olan oğlu III. Valentinianus (İS 423-455) çocuk yaşta tahta çıktı. Annesiyle babası da vasisi oldular. Vandallar 5. yüzyıl başlarında Roma topraklarında ilerleyerek birçok yeri ele geçirdiler. İS 409’da İspanya’da bir devlet kurdular. İS 429’da kralları Gaiseric komutasında Kuzey Afrika’ya geçtiler. İS 439’da da Kartaca’yı ele geçirdiler, güçlü bir krallık oluşturdular.

Vandallar bir anda Batı Akdeniz’in büyük deniz gücü haline geldiler.

İS 442’de İmparator II. Valentinianus Vandallara bağımsızlık tanımak zorunda kaldı. İS 455’te III. Valentinia-nus’un öldürülmesi üzerine Gaiseric İtalya’ya girdi ve roma’yı yağmaladı acımasız katliamlar yaptı. Bu arada Britanya adalarına giren Anglar ve S aksonlar, İS 440’ta Romalıları adalardan attılar. İS 5. yüzyılın ortalarında barbar kavimlerle Roma bir ara III. Valentinianus’un komutanlarından Aetius’un önderliğinde birleştiler. İS 45l’de Hun hakanı Atilla ile Aetius Fransa’nın Orleans Kenti yakınlarında yaptıkları savaşta barbarlar ve Roma ağır bir yenilgi alınca bu birleşme dağıldı. Roma önlerine gelen Atilla, Papa III. Leo’nun yakarmaları karşısında kente girmedi.

III. Valentinanus’un ölümüyle birlikte Büyük Theodosius’un soyu sona ererken, bir bakıma Batı Roma İmparatorluğu da sonuna yaklaşıyordu. İS 456-472 arasında Roma tahtına bir Germen komutanı olan Ricimer sahip oldu. Ancak imparator olmaktansa, kukla imparatorlarla imparatorluğu yönetmeyi yeğ tuttu. Onun ölümünden sonra Roma tahtı çeşitli komutanlar arasında el değiştirdikten sonra M.S 475’te çocuk yaştaki Romulus Augustus, Roma tahtına çıkarıldı. Babası Orestes oğlu adına 12 ay kadar ülkeyi yönettikten sonra bir başka Germen komutanı olan Odoaker, Romulus Augustus’u İS 476’da tahttan indirdi ve kendisi tahta çıktı. Böylece Batı Roma İmparatorluğu tarihe karıştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Konu Başlıklarımız:




Bir Yorum Yazmak İster misiniz?