Nüfus Açısından Toplumsal Yapı

0

Sosyolojide nüfus açısından toplumsal yapının özellikleri nelerdir? Nüfus açısından toplumsal yapı hakkında bilgi.

Advertisement
Nüfus Açısından Toplumsal Yapı

Nüfusu; büyüklüğü, yapısı, dağılımı ve nüfus hareketleri açısından inceleyen bilgi dalı nüfus bilimi (demografi) adını alır. Nüfusun toplumsal yapının bir öğesi olması nedeniyle demografi ve sosyoloji arasında yakın ilişki vardır.

• Nüfusun büyüklüğü (hacmi), ülkede yaşayan insan sayısını gösterir. Nüfusun az ya da çok oluşu toplumları etkilemektedir. Bu etki, gelişmiş ve gelişmemiş toplumlarda farklı olmaktadır. Günümüzün gelişmiş ülkelerinde okuma yazma oranının artması ve doğum kontrolü uygulamasının yaygınlaşması nedeniyle, doğum oranı düşük olmaktadır. İnsanlar çok sayıda çocuk sahibi olmak istememektedirler. Bu durum, örneğin Japonya gibi bazı ülkelerde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde nüfus artışının durmasına hatta düşmesine yol açmıştır. Oysa nüfusun az olması gelişmiş toplumlar için avantajlı bir durum değildir. Çünkü, gelişmiş toplumlarda nüfusun fazla olması toplumun her yönden güçlü ve canlı olmasını sağlamaktadır. Buna göre, nüfus miktarıyla ekonomik yönden uzmanlaşma arasındaki ilişki dikkati çekmektedir. Gelişmiş toplumlarda artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması ve ortalama yaşam seviyesinin artırılması için üretim kapasitesinin, dolayısıyla da verimin artırılması gerekmektedir. Uzmanlaşma ise küçük kapsamlı faaliyetlerde daha iyi iş çıkarılmasına olanak vererek verimin artmasını sağlar. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde nüfusun fazla olması, bu türden bir ekonomik uzmanlaşmaya gerekli ortamı sağlamaktadır. Örneğin, Amerikan endüstrisinde banyo sabunu imal eden bir işletmenin varlığını sürdürebilmesi için, sabunu satın alan müşterilerin yılda altı milyon kez banyo yapmaları gerektiği saptanmıştır. Buradan, yalnızca banyo sabunu endüstrisinin bile oldukça geniş bir nüfus hacmine ihtiyacı olduğu çıkarılabilir. Görülüyor ki bir toplumda nüfus, endüstrileşme üzerinde etkili olmakta, endüstrileşmeyle elde edilen ürünlerin satılabilmesi için de nüfusun fazla olması gerekmektedir.

• Az gelişmiş toplumlarda ise nüfusun fazla olması, beraberinde çeşitli sorunlar getirmektedir. Bu ülkelerde milli gelir fazla olmadığından artan nüfus nedeniyle kişi başına düşen gelir azalmaktadır. Yıllık milli gelirin nüfus sayısına bölünmesi sonucu elde edilen gelir her yıl artmaktaysa o ülkede ekonomik kalkınma var demektir. Ancak millî gelir artarken nüfus da aynı oranda artıyorsa kişi başına düşen gelir yükselmez. Hızlı artan bir nüfus, ekonomik kalkınma açısından büyük bir engeldir. Hızla artan nüfus, ülkenin eğitim, sağlık gibi konularda ekonomik olanaklarının zorlanmasına neden olmakta, yatırım olanaklarını azaltmaktadır. Sonuçta ülkenin ekonomik gelişmesi olanaksız hâle gelmektedir. Bu ülkelerin kalkınabilmeleri için öncelikle nüfus artışını engellemeleri gerekir. Örneğin; Asya, Afrika, Güney Amerika kıtalarındaki ekonomik yönden geri kalmış ülkelerde çocukların genel nüfusa oranı çok yüksektir.

• Nüfusun toprak üzerindeki dağılımı da toplumsal yapıyı etkilemektedir. Kilometre kareye düşen insan sayısı, nüfus yoğunluğu adını alır. Nüfus yoğunluğunun fazla olması toplumsal yaşamın daha canlı olmasına, yeni buluş ve fikirlerin daha hızlı yayılmasına neden olur. Nüfus yoğunluğu az olan yörelerde toplumsal yaşam durgun, toplum yeniliklere daha kapalıdır. Örneğin; İstanbul nüfus yoğunluğu en fazla olan şehirlerden biridir ve toplumsal yaşam bu nedenle çok canlıdır.

Advertisement

• Nüfusun çeşitli özellikleri de toplumsal yapıyı etkiler. Nüfusun cinsiyete, yaşa, çeşitli mesleklere, eğitim düzeylerine göre dağılışı gibi özellikler toplum açısından önem taşır. Örneğin, nüfusunun büyük bölümü çalışma çağında olmayan kimselerden oluşan ülkelerin ekonomik yükü diğer ülkelere göre daha ağırdır. Çünkü bu nüfus, bakılmaya muhtaç nüfustur ve ülke ekonomisine artı yük getirmektedir.

• Nüfusun nitelikli olması da toplumsal yapı üzerinde etkilidir. Okuryazar oranı yüksek, çeşitli konularda uzmanlaşmış, kalifiye bir nüfusa sahip olan toplumların ekonomik olanakları fazla, toplumsal sorun ve bunalımları daha azdır.

• Nüfus artışında göçler de oldukça etkilidir. İç göçler kent nüfusunun artmasına yol açmakta ve beraberinde çeşitli toplumsal sorunlar getirmektedir. Örneğin; ülkemizde İstanbul, Ankara ve izmir kentlerine insan akını olmaktadır. Şehirlerin yapısı bu nüfusu barındırma olanağına sahip olmadığından, gecekondulaşma oranı ve işsiz insan sayısı artmaktadır.

Nüfus, toplumsal yapının temel öğelerinden biridir. Bu nedenle de sosyoloji, toplumsal yapıyı incelerken nüfus olgusunu da ele almak zorundadır.

Advertisement


Leave A Reply