Merdiven Şiiri Tahlili, İncelemesi, Özellikleri, Açıklaması – Ahmet Haşim

0

Ahmet Haşim’in dünyaca ünlü Merdiven isimli şiirinin konusu, açıklaması, özellikleri, incelemesi, tahlili. Merdiven şiir tahlili.

merdiven şiiri

Arka resim kaynak: pixabay.com

MERDİVEN

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…

Advertisement

Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta…

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta…

Mefâilün / feilâtün / mefâilün / fa’lün
._._ / .._ _ / ._._ / _ _

Advertisement

Şiirin Açıklaması, İncelemesi

Ahmet Haşim, Merdiven adlı şiirinde, çok sevdiği ve öteki şiirlerinde de sık sık ele aldığı akşamı, güneşin batışını konu olarak seçmiştir. Burada betimlenen manzarada kızıl renk ve onun diğer tonları ağır basmaktadır. Şair, müzik ile resmi birleştirmiştir. Şiirdeki ahenk kulağımıza hoş gelirken, kelimeler de gözümüzün önünde bir tablo canlandırmaktadır.

Şiirde baştan sona ( r) sesinin tekrarı, ahengin meydana gelmesinde etkili olmuştur: Ağır ağır, merdivenlerden, eteklerinde, rengi, bir, yaprak, ağlayarak, perde perde… Uyaklar sağlam ve kusursuzdur. Olmakta, dolmakta, solmakta kelimelerindeki -makta eki hareketin sürekliliğini belirtmektedir.

Şiirde birtakım simgeler ve belirsizlikler vardır: Güneş renkli bir yığın yaprak, kızıl havalar, kanlı bülbüller, tunca benzeyen mermer… Burada Haşim’in gizli bir duyguyu dile getirmeye çalıştığı anlaşılıyor. Bu duygu şiirde açık olarak belirtilmemiştir. Bu, sembolist akımın özelliklerindendir. Ahmet Haşim sembolizmin etkisinde olan bir şairdir.

Ahmet Haşim’in şiirlerinde toplumsal konular yer almaz. O, belli bir düşünceyi değil güzellikleri, güzel duyguları ve özellikle akşam renklerinin insanda uyandırdığı hüznü işlemiştir.

Şiirde Bulunan İmgeler

Şiirin ismi olan “merdiven” kelimesi başlı başına bir imgedir. Kanaatimce hayatı anlatan bu kelime, her gönülde farklı bir anlam kazanabilir. Kimimiz için hayat, kimimiz için başka bir şey olabilir.

Şiirde “kızıl havaları seyret ki akşam olmakta” söyleminin iki defa tekrarı, şiirin akşam – ki bu da başlı başına bir imgedir – üzerine kurulduğunu gösterir. Akşam bir anlamda bize ölümü hatırlatır. Şiir içinde gizli olan hüzün, her geçen saniye ölüme yaklaşmaktan dolayıdır.

Advertisement

Haşim, toplamda on mısra olan şiirinde bize öyle bir tablo çizmiştir ki, bu resim içinde, eksik bir yön bulamazsınız. Şiirin ağır ağır diye başlaması ve kızıl havaları seyret ki akşam olmakta diye bitişi aslında çok anlamlıdır. Güneş nasıl ağır ağır batarsa insanda hayattı gün günyaşar ve zaman geçtikten sonra her şey bir anda olmuş gibi gelir bize. İnsan, bakmakla görmek arasındaki farkı çözerse her şey gözüne bir farklı görünür. Şiirin sonundaki, o lisan-ı hafi (gizli dil) aslında, tabiatın, kuşların, yaprakların ve bu dünyaya ait her şeyin bize söylediği şey, geçen her saniye akşama – ölüme, mutlak sona yaklaştığımız gerçeğidir. Haşim bunu bütün ruhuyla hissetmiştir. İşte o yüzden bu gizli lisan ruha dolmaktadır ve ne yaparsak yapalım akşam olmaktadır.

Şiirde Bulunan Edebi Sanatlar

Haşim, “Merdiven” şiirinde, birçok söz sanatından, anlam olayından ve tamlamadan yararlanmıştır. Güneş rengi bir yığın yaprak, “alev gibi” dal, “kanlı bülbül, kızıl hava” şiirde bulunan tamlamalardan birkaçıdır. Özellikle sıfat tamlamaları içine gizlenen anlam, şiirde mana derinliğine yol açmaktadır. Ayrıca, “alev gibi dallar ve tunca benzeyen mermer bölümlerinde teşbih (benzetme) sanatı kullanılmıştır.

“Merdiven” kelimesi ile açık istiare sanatı yapılmış. Sadece benzetilen (Merdiven) verilerek, benzeyen (hayat yolu) anlatılmaya çalışılmıştır.

“Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?” mısrasında, güneşin batış anındaki olaydan dolayı, suyun yanıyor gibi görünmesi ile mermerlerin üstünü tunca benzeyen bir rengin kaplayışı doğal bir olaydır. Şairin bu durumdan haberi vardır ama bundan habersizmiş gibi duruş ile bilip de bilmezlikten geliş hali tecâhül-i ârif sanatına yol açmıştır.


Leave A Reply