Osmanlı İmparatorluğu Gerileme Dönemi

0
Advertisement

Osmanlı İmparatorluğu Gerileme Dönemi boyunca olan olaylar, tahta çıkan padişahlar, savaşlar ve ayaklanmalar hakkında bilgi

Osmanlı İmparatorluğu Gerileme Dönemi

Osmanlı İmparatorluğu Gerileme Dönemi

Osmanlı İmparatorluğunun gerileme dönemi 1699 tarihli Karlofça Antlaşması ile 1792 yılında Ruslar ile yapılan 1792 Yaş Antlaşması arasında geçen döneme verilen isimdir

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa padişahtan Avusturya’ya savaş açma iznini aldı. Şubat 1683’te Viyana üzerine harekete geçildi, kent kuşatıldı (14 Temmuz 1683). Bu arada Lehistan ve Alman kuvvetleri, Osmanlı Ordusu’na arkadan saldırarak ağır bir yenilgiye uğrattılar (10 Eylül 1683). Bu kötü duruma yol açan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Belgrad’da öldürüldü, yerine Kara İbrahim Paşa sadrazamlığa getirildi. Osmanlı Ordusu’nun geriye çekilişinden yararlanan Avusturya Peşte’yi ele geçirdi (1684), Uyvar Kalesi’ni aldı (1685). 145 yıl Osmanlı yönetiminde kalan kent. Avusturyalıların eline geçti.

Bu başarısızlığın ardından Segedin, Şemontorna ve Peçevi kaleleriyle Erdel’de bulunan kaleler de Avusturya’nın işgaline uğradı. Bu başırsızlıkların ardından istifa eden Sadrazam Sarı Süleyman Paşa’ nın yerine Köprülü’nün bir başka damadı olan Siyavuş Paşa getirildi. Osmanlı Ordusu’nun çekilmesinden yararlanan Avusturya, Esek, Varadin, Sirem ve Zemlin’i de topraklarına kattı (Eylül 1687). Avusturya karşısındaki başarısızlıklara karşın Lehistan ile Kırım kuvvetlerinin de desteğiyle başarılı savaşlar yapıldı, akıncılar Lehistan içlerine kadar girdiler. Venedikliler ise denizden yaptıkları saldırılarla Mora Yarımadasındaki kalelerin çoğunu arka arkaya ele geçirdiler, son olarak da Atina alındı (15 Eylül 1687).

Advertisement

Ağır Viyana yenilgisinin ardından hızla toprak yitirilmesine karşın, IV. Mehmet devlet işleriyle ilgileneceğine uzun av partileri düzenliyor ve başkentten uzak kalıyordu. Bu durum karşısında asker ve ulema, padişahı tahttan indirmeye karar verdiler. Küçük kardeşi II. Süleyman tahta çıkarıldı. IV. Mehmet de sarayda hapsedildi (9 Kasım 1687).

II. Süleyman Dönemi

II. Süleyman (1687-1691) tahta çıktığında İstanbul’da karışıklık sürerken Avusturya ile Venedik Osmanlıların aleyhine toprak kazanmayı sürdürdüler. Avusturyalılar Eğri ve Belgrad’ı ele geçirip (1688) ertesi yıl Niş ve Vidin’i de topraklarına kattı. Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa Niş üzerine yürüdü. Niş savaşmadan teslim oldu (9 Eylül 1690). Bu kez ordu Belgrad üzerine harekete geçti. Sekiz günlük bir kuşatmadan sonra Belgrad da Osmanlıların eline geçti (9 Kasım 1960). Fazil Mustafa Paşa 1691’de yeni bir sefere çıkmadan önce hasta olan II. Süleyman‘ı tahttan indirerek yerine kardeşi II. Ahmet‘i geçirmek için ulema ve askerlerle anlaştıysa da buna gerek kalmadan II. Süleyman öldü (23 Haziran 1691).

II. Ahmet Dönemi

II. Ahmet (1691-1695) tahta çıkar çıkmaz, Fazıl Mustafa Paşa Sofya’dan Belgrad’a hareket etti. îleri yürüyüşünü sürdüren veziriazam, Salankamen’de Avusturya Ordusu ile karşılaştı. Savaşta alnından vurulan Fazıl Mustafa Paşa ölünce Osmanlı Ordusu dağıldı. Yeni atanan sadrazamlar Fazıl Mustafa Paşa kadar başarılı olamadılar. II. Ahmet’in kısa bir saltanattan sonra ölmesi üzerine yerine IV. Mehmet’in en büyük oğlu II.Mustafa (1695-1703) tahta çıktı.

II. Mustafa Dönemi

32 yaşındaki yeni padişah, sefere çıkma kararı aldı. Edirne’den Belgrad’a hareket etti (30 Haziran 1695). Avusturya Ordusu ile yapılan savaştan Osmanlılar galip çıktılar. Ertesi yıl yeniden Avusturya’ya karşı sefere çıkan II. Mustafa, Temeşvar’ı kuşatmakta olan Avusturya Ordusu’nu yenilgiye uğrattı (25 Ağustos 1696). Üçüncü seferinde Tise Irmağı’nın kenarındaki Zenta mevkiinde Avusturya Ordusu’nun ani bir baskınıyla karşı karşıya kalındı. Araç gerecin yanı sıra büyük bir insan kaybı verildi. Zenta yenilgisi, Osmanlı Ordusu’nun uzun yıllar içinde uğradığı en ağır yenilgidir. Avusturya, Venedik, Lehistan ve Rusya ile sürdürülen savaşlarda Osmanlı Devleti sürekli toprak yitirince barış yapılmasının daha kazançlı olacağı düşünülerek temaslara geçildi. Karlofça Kasabası’nda Avusturya, Lehistan ve Venedik ile antlaşma imzalandı (26 Ocak 1699).

Advertisement

Osmanlı tarihinin en ağır barış antlaşması ve büyük toprakların yitirildiği bir antlaşmadır. 1700’de İstanbul’da Rusya ile aynı koşullarda bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşmayla Azak Kalesi ve çevresi Rusya’ya bırakıldı. 16 yıl süren yıpratıcı savaşlardan sonra toprak yitirmenin yanında mali durum da perişandı. Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa, maliyeyi düzeltmek için birtakım önlemler aldı, yeni düzenlemeler getirirken II. Mustafa’nın hocası Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin devlet işine karışması bir ayaklanmanın çıkmasına neden oldu. Olay Padişah II. Mustafa’nın tahttan indirilmesiyle sonuçlandı (22 Ağustos 1703).

III. Ahmet Dönemi

II. Mustafa’nın yerine kardeşi III. Ahmet (1703-1730) tahta çıkarıldı. Döneminde barışçı bir politika izlendi. Osmanlı Ordusu Nisan 1711’de Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa komutasında ilerlemesini sürdürdü. Rus Ordusu Prut Irmağı kenarında kıstırıldı. Çar Petro geriye çekilme kararı aldı. Baltacı Mehmet Paşa, antlaşma yoluna gitmeyi yeğ tuttu. Tarihte Prut Antlaşması (2 Temmuz 1711) olarak geçen bu antlaşmaya göre, Azak Kalesi Osmanlılara verildi, İsveç Kralı XII. Şarl (Demirbaş) ülkesine döndü. Damat Ali Paşa (sonradan Şehit Ali Paşa), Mora’yı yeniden Osmanlı topraklarına katmak için harekete geçti, Mora Yarımadasının tümü ele geçirildi (Eylül 1715). Bu arada Kaptanıderya Canım-hoca Mehmet Paşa Girit’in fethini de tamamladı. Damat Ali Paşa’nın komuta ettiği Osmanlı Ordusu, Varadin’de Avusturya Ordusu ile karşılaştı. Damat Ali Paşa’nın vurularak ölmesi üzerine Osmanlı Ordusu dağıldı (6 Ağustos 1716).

Avusturya Ordusu Temeşvar üzerine yürüdü, 44 gün sonra da ele geçirdi (15 Ekim 1716). Böylece Osmanlıların Macaristan’da kalan son eyalet merkezi de yitirilmiş oldu. Ertesi yıl Belgrad Kalesi teslim oldu (18 Ağustos 1717). Avusturya Ordusu üç koldan Osmanlı topraklarına saldırınca Pasarofça Antlaşması yapıldı (21 Temmuz 1718). Bu antlaşmaya göre, küçük Eflak ve Banat da içinde olmak üzere Temeşvar Eyaleti ile Belgrad ve Semendire Avusturya’ya, Mora Yarımadası Osmanlılarda kalmak üzere Dalmaçya kıyısında bulunan bazı kaleler ve Çuka Adası ise Venediklilere verildi.

Damat İbrahim Paşa

Bu dönemde kültür alanındaki en önemli atılım, matbaanın Osmanlı Devleti’ne girmesi oldu. İlk matbaayı İbrahim Müteferrika İstanbul’da kurdu (Temmuz 1727). Damat İbrahim Paşa’nın 12 yıla (1718-1730) yakın süren sadrazamlığının ilk beş yılı barış içinde geçti. Tiflis (Ekim 1722), Nahcevan ve Revan (28 Eylül 1724), Lori ve Gence (Ağustos 1725) ele geçirildi; Hoy, Çorç, Tasuc, Mered’i (1723) ve Tebriz’i (Temmuz 1725) Osmanlı topraklarına kattı. Bağdat Valisi Eyüplü Hasan Paşa da Kirmanşah’ı aldı (16 Ekim 1723). Maraş Valisi İbrahim Paşa da Nihavnd’i ele geçirdi. Eşref Şah, barış isteğinde bulundu.

Advertisement

Hemedan’da imzalanan antlaşmayla Osmanlılar ele geçirdikleri topraklara sahip olacaklardı (3 Ekim 1727). Ancak kısa sürede toparlanan Eşref Şah, Hemedan ve Tebriz’i yeniden topraklarına kattı. Durumun tersine dönmesi, III. Ahmet ile Damat İbrahim Paşa’nın eğlence alemlerine kin besleyen halkın tepkisine yol açtı. III. Ahmet’in savaşa gitmek istemediğini bildirmesi, ayaklanma belirtilerini ortaya koydu. Patrona Halil adında bir tellağın önderlik ettiği ayaklanmaya İstanbul esnafı da katılınca hareket büyüdü. Padişah, istenen kişileri öldürterek cesetlerini ayaklananlara gönderdi. Ancak bu kez padişahın da istenmediği bildirildi. III. Ahmet canına dokunulmamak koşuluyla tahttan çekildi, I. Mahmut’u tahta çıkardı, kendisi de sarayda kapandı.

I. Mahmut Dönemi

I. Mahmut (1730-1754) ayaklanmayı çıkaranları teker teker ortadan kaldırarak iç güvenliği sağladı. İran üzerine başkomutan atanan Ahmet Paşa önce Kirmanşah’ı (30 Temmuz 1731), ardından Hemedan’ı (18 Eylül 1731) ele geçirdi, Tebriz’e (4 Aralık 1731) girdi. Bu durum karşısında İran Şahı barış istedi. Yapılan antlaşmayla Revan, Gence, Nahcivan, Tiflis, Şirvan, Şamahi, Dağıstan Osmanlılara; Tebriz, Kirmanşah, Hemedan ve Luristan İran’a bırakıldı. Antlaşmanın sonucundan hoşnut kalmayan Şah Tahmasb’ın sadrazamı Nadir Şah, onu tahtan indirerek yerine 8-10 aylık oğlu Abbas’ı geçirdi ve büyük bir orduyla Bağdat’ı kuşattı. Üzerine gönderilen Osmanlı Ordusu Nadir Şah’ı ağır bir yenilgiye uğrattı (20 Temmuz 1733).

Kış mevsiminden yararlanan Nadir Şah, dağınık bulunan Osmanlı ordugâhına saldırdı ve Osmanlıları bozguna uğrattı (Kasım 1733). Ancak I. Mahmut İran Savaşı’ nın şiddetle yürütülmesini istediğinden Köprülüzade Abdullah Paşa’yı başkomutan atayarak büyük bir orduyla İran’a gönderdi. Kuşatma altında olan Gence kurtarıldı, Kars’ta yapılan savaşta Nadir Şah yenilerek çekildi (25 Mayıs 1735). Nadir Şah’ı savaş düzeninde izlemediğinden Osmanlı Ordusu Arpaçayı mevkiinde İranlılar Osmanlıları yendiler, Köprülüzade Abdullah Paşa’yı da öldürdüler (14 Haziran 1735).

Kasr-ı Şirin Antlaşması

İran Ordusu bu durumdan yararlanarak Gence, Tiflis ve Revan’ı ele geçirdi. Osmanlı Devleti bu kez Rusya’nm saldırısıyla karşı karşıya kalınca Nadir Şah’ın barış önerisini kabul etti. Tiflis’te yapılan antlaşmayla IV. Murat döneminde Kasr-ı Şirin Antlaşması ile çizilen sınır esas kabul edildi (24 Eylül 1736). Osmanlı Devleti İran ile uğraştığı bir sırada Ruslar Azak Kalesi’ne saldırdılar. Kale üç ay kadar kendini savunduktan sonra teslim olmak zorunda kaldı (Nisan 1736). Ruslar Kırım içlerine girdiler, yağmaladılar. Osmanlı Ordusu’nun Kırım’a gelmekte olduğunu duyunca çekildiler (Temmuz 1736). 1737 yazında Ruslar Özi Kalisi’ni kuşattılar ve kısa sürede ele geçirdiler (13 Temmuz 1737).

Advertisement

Avusturya Ordusu’nu izleyen Osmanlılar, 1737 ve 1738’de yaptıkları savaşlarda Avusturyalıları yenilgiye uğratınca Avusturya ile birlikte Rusya da barış önerisinde bulundu. Belgrad’da bir antlaşma imzalandı (Eylül 1739). Antlaşmaya göre Belgrad, Ada Kalesi, Sırbistan ve Küçük Eflak Osmanlılara bırakıldı. Bu arada Ruslar, Osmanlıların Avusturya ile uğraşmasından yararlanarak Hotin’i (1 Eylül 1739) ve Yaş’ı ele geçirdilerse de Osmanlıların Avusturya ile barış yapmalarından sonra üzerlerine geleceğini dikkate alarak barış istediler. İstekleri uygun görüldü ve istanbul’da bir antlaşma imzalandı (12 Aralık 1739). Antlaşmaya göre, Azak Kalesi yıkılacak ve çevresi boş arazi olarak bırakılacak, Ruslar Azak ve Karadeniz’ de savaş ve ticaret gemisi yapamayacaklar, ele geçirmiş oldukları Hotin ve Yaş kentlerini geriye vereceklerdi.

Nadir Şah’ın Osmanlı sınırını aştığı haber alınınca savaş ilan edildi (23 Eylül 1743). Nadir Şeh Kerkük’ü ve Musul’u kuşattı. Üzerine büyük bir Osmanlı Ordusu’nun gelmekte olduğunu haber alınca barış isteğinde bulundu. IV. Murat döneminde yapılan antlaşma esas alınarak antlaşma imzalandı (4 Eylül 1746). Avrupa ve Asya’da barış sağlandıktan sonra I. Mahmut ülkede bazı ıslahat hareketlerine girişti, bayındırlık etkinliklerinde bulundu, barış dolu sekiz yıl geçirdikten sonra öldü (13 Aralık 1754), yerine küçük kardeşi III. Osman tahta çıktı.

III. Osman Dönemi

III. Osman (1754-1756) Osmanlı tarihinin en silik padişahlarından biridir. Üç yıllık saltanatı sırasında I. Mahmut’ un bıraktığı barış dönemi sürdü. Yedi sadrazam değiştirdi. Giysi değiştirerek (tebdil-i kıyafet) halkın arasına karışarak onların dertlerini dinlemeyi severdi. Ölümü üzerine III. Ahmet’in oğlu III. Mustafa tahta çıktı.

III. Mustafa Dönemi

III. Mustafa (1756-1774) yenilik yandaşı bir padişahtı. İlk sadrazamı dönemin büyük devlet adamı Koca Ragıp Paşa ile uyum içinde çalıştı. Ragıp Paşa, Avrupa’daki politik akımları izleyerek devleti gereksiz serüvenlere atmadı. Avrupa’nın uyguladığı yöntemlere göre askeri eğitim yapmak ve mali konularda yenilik yapmak gereğine inanan III. Mustafa, Fransa’dan getirtilen Baron de Tot’un yönetiminde topçu ocağında yeni düzenlemeler, tersanede yeni gemiler yapıldı.

Advertisement

Osmanlı Ordusu savaşa hazır olmadığı bir sırada Rusya’ ya savaş açıldı (3 Ekim 1768). İki ordu Hotin önlerinde karşılaştı ve Ruslar yenildiler (1769). 1769 yılı içinde yapılan bir dizi savaştan iki devlet de tam bir sonuç alamadıysa da 1770’te Ruslar arka arkaya Osmanlıları yenilgiye uğrattılar ve birçok yeri ele geçirdiler. Rusların Baltık filosu Akdeniz’e girerek Çeşme önlerinde Osmanlı Donanması’nı yaktı (7 Temmuz 1770). Rus birlikleri bağımsızlık vereceklerini ileriye sürerek Kırım’a girdiler. Rusya’da ayaklanma patlak verince Ruslar Osmanlıların barış önerisini kabul ettiler. Osmanlı tarihinin dönüm noktalarından birini oluşturan bu antlaşma, Silistre’ye dört saat uzaklıktaki Küçük Kaynarca Kasabası’nda imzalandı (17 Temmuz 1774). Bu antlaşmaya göre, Yenikale ve Kerç kaleleriyle Özi ve Aksu ırmakları arasında kalan topraklar Ruslara bırakılırken Bucaş, Akkerman, Kili, İsmail ve Bender kaleleri Osmanlılarda kalıyordu.

Avusturya ile yapılan ayrı bir antlaşmayla da (8 Mayıs 1775) Erdel ve Boğdan’da bulunan Bukovina, Suçeva ve yöresi Avusturya’ya bırakıldı. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın imzalanmasından az önce III. Mustafa ölünce yerine kardeşi I. Abdülhamit tahta çıktı (Ocak 1774).

I. Abdülhamit Dönemi

I. Abdülhamit’in (1774-1789) tahta çıktıktan sonra imzaladığı Küçük Kaynarca Antlaşması’nın hükümlerinden biri Kırım sorunuydu. Sonunda Rusya Kırım’ı topraklarına kattığını duyurdu (9 Temmuz 1783).

Barış yanlısı olan I. Abdülhamit savaşı sürekli erteledi. Ancak 1787’ye gelindiğinde Rusya’ya savaş açmak artık kaçınılmaz oldu (13 Ağustos 1787). Bu arada Avusturya da Osmanlı Devleti’ne savaş açtı (9 Şubat 1788). Osmanlı Ordusu önce Avusturyalıların üzerine yürüdü. Belirgin bir zafer kazanılmadıysa da Avusturya Şebeş’te durduruldu (21 Eylül 1788). Ruslar Doğu Avrupa’da Osmanlıların önemli kalelerinden ikisi olan Özi ile Hotin’i ele geçirdiler. Ozi’nin elden çıkması haberi I. Abdülhamit’e ulaştığında padişahın hastalanmasına ve ölümüne yol açtı (7 Nisan 1789). I. Abdülhamit’in yerine III. Selim (1789-1808) tahta çıktı.

Advertisement
III. Selim

Tahta çıktığında 1789 Fransız Devrimi’nin etkileri tüm Avrupa’da görülmeye başlanmıştı. Yeni padişahın tüm çabalarına karşın cephelerde başarı sağlanamayınca Osmanlı Devleti her iki devlete barış önerisinde bulundu. Fransız Devrimi’ nin getirdiği dalgalanma, Avusturya ile Rusya’yı barış yapmaya itti. Küçük Kaynarca Antlaşması’nın hükümleri temel alınarak Avusturya ile Ziştovi Antlaşması (1791), Rusya ile de Yaş Antlaşması (9 Ocak 1792) imzalandı.


Kuruluş Dönemi Hakkında Bilgi
Yükseliş Dönemi Hakkında Bilgi
Duraklama Dönemi Hakkında Bilgi


Leave A Reply