F Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

0

F Harfiyle Başlayan Deyimlerin anlamları, açıklamaları, Deyimler sözlüğü F Harfi. Deyimlerin anlamı. F Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

F Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

ANLAMINA GÖRE – F HARFİ:

Fakirlik / Yoksulluk İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Fal İle İlgili Atasözleri – Deyimler ve Anlamları
Fare İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
Fedakarlık İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Felek İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Fırsat İle İlgili Deyimler ve Anlamları

HARF SIRASINA GÖRE

Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak; tongaya basmak.


Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak.”Beni nasıl faka bastırdılar anlayamadım bir türlü!”

Fal açmak (fala bakmak) : Suya bakarak, kitap, iskambil kâğıdı açarak gelecekten haber vermek.

Falakaya çekmek (yatırmak) (birini):Ayaklarını falakaya bağlayarak tabanlarını kalın bir sopa ile dövmek.

Fareler cirit atmak (oynamak) (bir yerde) : O yerde hiç kimse bulunmamak, o yer bomboş, ıpıssız olmak.

Fareler cirit oynamak: Bir yer ıssız olmak, kimseler bulunmamak.”Koca köyde fareler cirit atıyordu.”


Fark atmak: -1. Fazla sayı yapmak. -2. Benzerlerinden çok farklı olmak, onları geçmek.

Fark etmez: -1. “Hiçbir önemi, etkisi yoktur.” -2. “Hiçbir değişiklik yapmaz.” anlamında.

Fark gözetmek : Ayrım yapmak, birini Ötekinden ayrı, üstün tutmak.

Fark yapmak : Oyunlarda yenmek.

Farkına varmak : -1. Bir şeyin var olduğunu anlamak, sezmek. -2. Aralarında fark bulunduğunu anlamak.

Farkına varmak: Gözüne çarpmak, orada bulunduğunu anlamak, fark etmek.”O kalabalıkta senin farkına varacaklarını sanmıyorum.”


Farkında olmamak (olmak): Ne olup bittiğini anlamamak (anlamak).

Fasit daire : bk. Kısır döngü.

Fasulye gibi kendini nimetten saymak : Kendine aşırı bir değer ver mek.

Fatiha okumak (bir şeye, ruhuna) : O şeyden umudunu kesmek.

Fazia kaçırmak : -1. Her zamankinden fazla yemek, İçmek. -2. Bir şe yi normalinden fazla yapmak.

Fazia olmak : Başkalarını rahatsız edecek davranışlarda bulunmak.

Fazla gelmek : Gereğinden, alışılmıştan fazla olmak.


Felce uğramak : İşlemez, yürümez, çalışmaz duruma gelmek.

Felce uğramak: 1. Bir işin tamamen bozulması, durup ilerleyemez olması. 2. Hastalık sebebiyle organlarının bir kısmı çalışamaz duruma gelmek, kötürüm olmak.”Yaptığımız işin felce uğramasından korkuyorum.”

Feleğin çemberinden geçmek: Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.”O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o.”

Feleğin çemberinden geçmiş : Başından pekçok iyi kötü olay geçmiş olan (kimse). (Kars. Görmüş geçirmiş.)

Feleğin sillesini yemek: Büyük bir yıkıma uğramak.

Feleğini şaşırmak: Ne yapacağını bilemez duruma gelmek.

Felekten bir gün çalmak: Neşeli, eğlenceli bir gün geçirmek.


Fellik fellik (fellek fellek) aramak (birini, bir şeyi): Onu her yerde telaşla, heyecanla aramak.

Fellik fellik aramak: Telâşla, hemen her köşeye bakarak heyecanla aramak.”Bütün her yeri fellik fellik aradım ama bıçağı bulamadım.”

Felsefe yapmak: Bir olayın nedenleri ve sonuçları hakkında değişik görüşler ileri sürmek.

Felsefe yapmak: Olayların sebep ve sonuçları üzerine kendince birtakım soyut düşünceler ileri sürmek.

Fena etmek: Kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor durumda bırakmak, dövmek.”Biraz daha konuşursan seni fena edeceğim.”

Fena olmak : -1. Bozulmak. -2. Çok üzülmek. -3. Hasta gibi olmak.

Fena yapmak (birini) : Onu kötü bir duruma düşürmek.

Fenasına gitmek : Üzülmek, sinirlenmek, üzerinde kötü bir etki bırakmak.


Fenaya çekmek (bir şeyi) : O şeye kötü bir anlam vermek.

Fener alayı: -1. Şenlik gecelerinde bir topluluğun ellerinde fenerler ya da meşalelerle kenti dolaşarak yaptıkları gösteri. -2. Bu gösteriyi ya pan topluluk.

Fener alayı: Bayram gecelerinde kalabalık halk topluluklarının, ellerinde fener veya meşalelerle şehri dolaşarak yaptıkları gösteri.

Feneri nerede söndürdün? : “Nerede kaldın? Çok geciktin” anlamın da şaka yollu söylenir.

Feragat sahibi: Gönlü tok, özveri gösterebilen, fedakârlık yapabilen.

Ferah tutmak (gönlünü, içini, kalbini) : Sevinçli olmak, tasalanmamak, sıkılmamak.

Ferman çıkmak : Yetkili bir kimse tarafından bir işin yapılması konusunda buyruk verilmek.

Ferman dinlememek : Hiçbir kural, yasa, buyruk tanımamak.

Ferman dinlememek: Kural, yasa, söz dinlememek; hiçbir yerden buyruk almamak.”Âşığın gönlü ferman dinlemez oldu.”

Fermanlı deli: Deli olduğu herkesçe bilinen, zır deli.”Halk bu ülkeyi fermanlı delilerin eline bırakmayacaktır.”

Feryadı basmak : Tehlikeli, korku verici bir durumla karşılaşınca bağırıp çağırmaya başlamak.

Fesat karıştırmak (çıkarmak, kaynatmak) : İnsanların arasını bozacak işler yapmak.

Fesat kumkuması: Tamamiyle kötülük düşünen, insanları birbirine düşürecek işler yapan, ortalığı karıştıran.

Fırıldak çevirmek: Düzen kurmak, hileli iş görmek.”Yine ne fırıldak çeviriyorsun sen?”

Fırsat düşkünü: Çıkar sağlamak, kötülük yapmak için fırsat kollayan kimse.”Fırsat düşkünü insanlardan nefret ederim.”


Fırsat düşmek (çıkmak) ; Uygun bir ortam ortaya çıkmak.

Fırsat kollamak : Bir iş için elverişli zaman ve durumu kollamak.

Fırsatı ganimet bilmek: Önüne çıkan fırsatlardan hemen yararlanmak.

Fırsatı kaçırmak: Yarar sağlayacağı uygun durum ve zamanı değerlendirememek.

Fırsatını düşürmek : Uygun, kolay bir yol bulmak.

Fısıltı gazetesi: Toplumu ilgilendiren bir olayın dedikodu biçiminde kulaktan kulağa yayılması.

Fıtık olmak (birine) : Ona çok kızmak, sinir olmak

Fi tarihinde : Çok eski bir zamanda.

Fikir almak (birinden, bir şeyden): -1. Bir konuda yetkili bir kimseden bilgi almak, o kişinin düşüncesini sormak. -2. O konuda bilgi sa hibi olmak.

Fikir almak: Birinin düşüncesinden yararlanmak.”Fikir alınacak insanlar konularında ehil kişiler olmalı.”

Fikir vermek (birine) (bir şey) : -I.Bir konuda yol gösterici nitelikteki düşüncesini bildirmek. -2. İnsanı bir düşünceye, inanca ulaştırmak.

Fikir vermek: 1. Bir konuda düşüncesini bildirmek. 2. Bir konuda yol gösterici bilgi edinmek.”Nasıl yapmalıyım? Bana biraz fikir versenize.”

Fikir yürütmek : Herhangi bir konuda kendi düşüncesini söylemek.

Fikir yürütmek: Bir konu üzerinde kendi düşüncesini söylemek, tahminlerde bulunmak.”Bu konuda fikir yürütmek işime gelmiyor.”

Filan feşmekan (filan falan) : Adının belirtilmesine gerek olmayan kimse ya da şeylerin yerine kullanılır.


Filinta gibi: Genç, ince uzun boylu, çevik, yakışıklı (kimse).

Fincancı katırlarını ürkütmek: Zarar verebilecek bir kimseyi kızdıracak bir davranışta bulunmak.

Fincancı katırlarını ürkütmek: Zararı dokunacak bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.”Kaymakamla konuşurken dikkatli ol, fincancı katırlarını ürkütme sakın!”

Fink atmak : Keyfince, gönlünce gezip dolaşmak.

Fink atmak: Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek, şurada burada oynayıp zıplamak.

Fire vermek : -1. Miktarı azalmak. -2. Kötü durumu görülmek.

Fiskos etmek: Birilerinin bulunduğu bir yerde birkaç kişi gizlice ve alçak sesle konuşmak.”Utanmıyor musunuz bu kadar kişi içinde fiskos etmeye?”

Fit olmak : -1. Birinin bir davranışına denk düşen bir davranışta bulunarak ödeşmek. -2. Razı olmak, uygun bulmak.

Fit sokmak (vermek) : Birini bir başkasına karşı kışkırtmak, aralarını açmak.

Fitil etmek (birini) : Onu çok kızdırmak.

Fitil gibi olmak : Çok sarhoş olmak.

Fitil olmak (birine) : Ona çok kızmak; öfkelenmek.

Fitil olmak: 1. Çok içip sarhoş olmak. 2. Aşırı ölçüde kızmak.”Fitil oluyorum şu adamın hareketlerine!”

Fitil vermek (Birine): Onu kızdırmak, kışkırtmak.

Fitili almak : Birdenbire öfkelenmek.


Fitne fücur: Çok fitneci, kışkırtıcı, arabozucu (kimse).

Fitne sokmak: Asılsız söz ve haberlerle, insanların arasında geçimsiz lik yaratmak.

Fitne sokmak: İnsanları birbirine düşürecek, aralarını bozacak davranışta bulunmak, sözler sarf etmek.

Fiyaka satmak : Gösteriş yapmak; çalım satmak.

Fiyat biçmek: Bir şeyin değerini belirlemek, para karşılığını tespit etmek.”Bu malın fiyatını biçmek o kadar kolay değil.”

Fiyat biçmek: Fiyatını belirlemek; değer biçmek.

Fiyat kırmak : Rekabet vb amaçlarla bir malın fiyatını indirmek.

Fiyat kırmak: Fiyatı birilerinin verdiğinden az vermek, fiyatı düşürmek.”Müteahhitlerden ikisi anlaşarak ihalede fiyat kırma yoluna gittiler.”

Fiyat vermek : Bir malın, hizmetin para olarak karşılığını bildirmek.

Fiyatı (fiyatları) dondurmak : Bir malın, hizmetin fiyatının yükselmesini önleyici önlemler almak.

Fiyatı dondurmak: Fiyatın yükselmesini önlemek, fiyatların olduğu gibi kalmasını sağlamak.”Belediye et fiyatlarını dondurmaya yanaşmıyor.”

Fol yok yumurta yok : “Ortada konuyla ilgili belli bir neden yok.” anlamında.

Fol yok yumurta yok: Ortada (bir konu ile ilgili) hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşmek.”Henüz ortada fol yok yumurta yok, sen adama para ödemeye kalkışıyorsun.”

Fora etmek: Açmak, çözmek.”Bütün yelkenleri fora ettik.”

Formül bulmak: Bir çözüm, işi çözümleyecek çıkar yol bulmak.”Sabahtan beri bir formül bulmaya çalışıyorum, sense yatıyorsun!”


Forsu kalmamak: Sözü geçmez olmak; bir konuda saygınlığı, gücü kalmamak.”Adamları arasında da forsu kalmayacak onun.”

Fos çıkmak: -1. (Birinin) Bir işe yaramadığı anlaşılmak. -2. Bir iş, beklenen sonucu vermemek.

Foyası meydana çıkmak: Bir kimsenin kötü bir yönü bir vesileyle bir süre sonra anlaşılmak.

Foyası meydana çıkmak: Yalanı, dolanı, hilesi, kötü niteliği, kusuru ortaya çıkmak.”Yakında onun da diğerleri gibi foyası meydana çıkacak.”

Frtık etmek (birini) : Onu çok kızdırmak ; sinirlendirmek.

Ftrsat vermek (tanımak) (bir şeye, birine) : Bir işi gerçekleştirmek İçin uygun durum hazırlamak; zaman vermek.

Fukara babası: Yoksulları koruyup gözeten, onlara yardım elini uzatan, elden geldiğince yardım etmeyi seven kimse.

Funda demir etmek: Demir atma komutu vermek.”Körfeze iyice girince kaptan funda demir edin dedi.”

Fütur getirmemek: Bezginlik getirmemek, umutsuzluğa düşmemek.”Sakın fütur getirme, göreceksin başaracağız.”

DEYİMLER

deyimler-1

Deyimler Sözlüğü
A BCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ



Yorum yapılmamış

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?