Ş Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

0

Ş Harfiyle Başlayan Deyimlerin anlamları, açıklamaları, Deyimler sözlüğü Ş Harfi. Deyimlerin anlamı. Ş Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

Ş Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

ANLAMINA GÖRE:

Şaka İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Şans İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Şaşırmak İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Şaşkınlık İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Şefkat İle İlgili Atasözleri – Deyimler ve Anlamları
Şeker İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
Şeytan İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
Şifa İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Şimşek İle İlgili Deyimler ve Anlamları

HARF SIRASINA GÖRE

Şad olmak: Sevinmek, mutlu olmak.”Seni gördük, şad olduk.”


Şafak atmak (birinde) : Birden, İçinde bulunduğu durumun güçlüğünü kavrayıp korkmak

Şafak atmak: Aniden önemli bir durumla karşı karşıya kaldığını anlamak, bu sebeple tedirgin olmak.”Onu yanımdan kovunca bende şafak attı.”

Şafak sökmek ; Sabaha karşı, gece karanlığı yok olup ortalık aydınlan maya başlamak

Şafak sökmek: Güneşin doğmaya başlamasıyla gece karınlığının yavaş yavaş kaybolup ortalık aydınlanmaya başlamak.”Şafak sökmeye başlayınca yola çıkmaya karar verdiler.”

Şaha kalkmak : -1. At huysuzları/p azgınlaşınca on ayaklarını yerden keserek arka ayaklar üzerinde kısa bir süre durmak. -2. Özgürlük uğruna ya da haksızlığa karşı yiğitçe başkaldırmak.


Şaha kalkmak: 1. Atın ön ayaklarını yerden kesip arka ayakları üstünde yerde durması. 2. Coşmak, kükremek, baş kaldırmak.”Azgın at şaha kalkarak binicisini sırtından yere attı.”

Şahadet getirmek: “Allah’tan başka tapacak olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve peygamberi olduğuna tanıklık ederim.” anlamındaki “kelime i şahadet” denen Arapça cümleyi söylemek.

Şahken şahbaz olmak: Çirkinliğinden ya da içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak isterken daha kötü duruma düşmek.

Şahsiyata dökmek (bir işi) : Üzerinde durulması gereken asıl konu dan ayrılıp kişilerin olumsuzluklarını sergilemek.

Şaka gibi gelmek: Bir türlü inanamamak.”Bütün olup bitenler şaka gibi geliyordu onlara.”

Şaka götürmemek : -1. Bir şakadan hoşlanmamak. -2. Bir iş savsakla maya, dikkatsizliğe gelmemek.


Şaka götürmemek: 1. Şakadan hoşlanmamak. 2. Bir iş ya da durum dikkatsizliğe, önemsenmemeye gelmemek.”Bu iş şaka götürmez beyler, dikkat edin!”

Şaka iken kaka olmak: Yapılan şaka giderek ciddileşip kına hareketlere dönüşmek

Şaka kaldırmak: Kendisine yapılan şakalara katlanmak, dayanmak.

Şaka kaldırmak: Yapılan şakalara katlanmak.

Şaka maka (derken): “Ciddiye almıyor, ağırlığını duymuyor, gerektiği gibi önemsemiyorduk ama sonunda gerçekten önem vermemiz gerektiği ortaya çıktı” anlamında kullanılır.

Şaka maka derken; Sıkıntı duymadan, farkına varmadan.

Şakası yok (birinin) (bir durumun): -1, Bağışlamaz bir kişiliği olan, hatır gönül dinlemeyen kimse için söylenir. -2. önlem alınmazsa teh likeli olacak bir iş için  davranışı şaka olarak yorumlamak.söylenir. Şakaya almak (bir şeyi) : Gerçek olarak söylenen sözü ya da yapılan


Şakası yok: 1. Tehlikeli. 2. (O) hatır gönül tanımaz, gerekeni yapar, ciddi bakar olaya.”Şakası yok bu adamın, hemen buradan gidelim.”

Şakaya gelmemek: -1. Şakaya katlanamamak. -2. Bir iş dikkat edilmezse tehlikeli, olumsuz sonuç vermek.

Şakaya getirmek: 1. Oldukça önemli, ciddi bir şeyi açıktan söylemeyip şaka yollu söylemek. 2. Önemli bir meseleyi şaka yaparak geçiştirmek.”İşi şakaya getirip unutturmaya kalkma emi!”

Şakaya vurmak: Ciddî bir söz ve davranışı şaka yoluyla geçiştirmek.

Şamar oğlanı: Herkesin hıncını aldığı, dövdüğü, çattığı, söylendiği kimse.”Yeter artık, şamar oğlanı olmaktan kurtar kendini!”

Şamar oğlanı; Bütün can sıkıcı olayların nedeni sayılan, herkesin her fırsatta suçlu görüp azarladığı (kimse).

Şamata koparmak: Gürültü, patırtı yapmak.


Şan vermek : Ün salmak

Şanlı şöhretli: Gösterişli ve etkileyici. Şan olmak : Herkesçe duyulmak.

Şansa kalmak : Bir şeyin gerçekleşmesi için çok az umut olmak. Şans eseri: Şansın yardımıyla.

Şansı açık: Şansı yerinde olan, şanslı; bahtı açık, kısmeti açık, talihi açık.

Şansı dönmek : Şansı iyiyken kötüye ya da kötüyken iyiye gitmek.

Şansı yaver gitmek: Şansı yardım etmek, şanslı olmak.

Şansına küsmek : İşleri ters gittiği için karamsar olmak; bahtına küs mek, talihine küsmek.

Şapa oturmak : Umduğunu bulamayıp güç duruma düşmek


Şapa oturmak: Güç bir duruma düşmek, çıkmaza girmek.”Şimdi şapa oturduk işte, yardım alacak kimse de yok ortalıkta.”

Şapka çıkarmak (bir şeye): O şeyin üstünlüğünü kabul edip saygı duymak.

Şarj etmek : Anlamaya, kavramaya başlamak.

Şart koşmak (bir şey, şeyi) : Onu şart olarak öne sürmek.

Şart koşmak: Bir işin yapılmasını önceden bir şarta bağlamak.”Para almadan, vermeyeceğini şart koş ona.”

Şart olsun: “Şöyle yapmazsam ya da şöyle değilse karım boş düş sün” anlamında da yemin sözü.

Şart şurt tanımamak : Kendini hiçbir şarta bağlı saymamak.

Şeddeli eşek : Çok yeteneksiz ve kaba (kimse).

Şehit düşmek : Savaşta düşman tarafından vurulup ölmek.

Şeref sözü : bk. Namus sözü.

Şeref vermek (birine) (bir yere) : -1. Kendisiyle övünülmeye hak kazandırmak. -2. Bir yere özel bir lütuf olarak gelmek, gitmek

Şeref vermek: Onurlandırmak, yapıp ettikleriyle övünç kaynağı olmak.

Şerefini korumak: Onurunu, kişiliğini gözetmek.

Şeşi beş görmek : Yanlış görmek, görüşünde yanılmak.

Şeşi beş görmek: Yanlış görmek, görüşünde aldanmak.”Şeşi beş gördüm her hâlde.”


Şeyhin kerameti kendinden menkul: Çok büyük işler yaptığını belirtiyor ama bunu doğrulayacak ne kanıt ne de kimse var ortalıkta.

Şeyhin kerameti kendinden menkul: Sözleriyle büyük işler yaptığını anlatarak saygınlık kazanmaya çalışan insanlara İnanıImadığını anla tır.

Şeytan diyor ki!: “İçimden şu kötü işi yap, doğru yoldan ayrıl eğilimi geçip duruyor” anlamında kullanılır.”Şeytan diyor ki git şunu bir güzel döv.”

Şeytan diyor ki: “İçimden şu kötülüğü yapmak geçiyor.” anlamında. ‘Şeytan dürtmek:Durup dururken, birdenbire yersiz ya da kötü bir şey yapmak

Şeytan dürtmek: Durup dururken uygunsuz, kötü bir davranışta bulunmak.”Güzel güzel oynarken arkadaşına vurup kaçtı, şeytan dürttü her hâlde.”

Şeytan görsün yüzünü : “Artık onu sevmiyor ve onunla hiç karşılaşmak istemiyorum.’ anlamında.

Şeytan görsün yüzünü: “Onunla hiç görüşmek, bir arada bulunmak istemiyorum” anlamında kullanılır.

Şeytan kulağına kurşun : “Bu konuda, işte şimdiye değin hiçbir kötülükle karşılaşmadım, umarım şeytan bu durumu bilmez ve işimi bozmaz.* anlamında.

Şeytan kulağına kurşun: İyi bir durumdan, işten gidişten söz ederken “Aman nazar değmesin, Allah kötülerin şerrinden korusun, şeytandan uzak bulundursun.” anlamında kullanılır.

Şeytana külahı (pabucu) ters giydirmek: Çok kurnaz ve becerikli olmak.

Şeytana uymak: Dinin emirleri dışına çıkmak, haram olan işlere bulaşmak, doğru yoldan ayrılmak.”Şeytana uyup da tekrar kumara başlayacak diye korkuyorum.”

Şeytana uymak: Uygunsuz bir iş yapma isteğine kapılmak, kötü bir iş yapmak.

Şeytanın art bacağı: Çok afacan ve yaramaz (çocuk).

Şeytanın ayağını kırmak: 1. Aksiliği, uğursuzluğu yenmek. 2. Herhangi bir sebepten ötürü yapamadığı bir şey yapmak.”Haydi, şu şeytanın bacağını kır da bize gel.”

Şeytanın bacağını (ayağını) kırmak: Uzun süredir isteyip de yapama dığını yapabilmek, dileğini gerçekleştirmek


Şeytanın kıç (art) bacağı (ayağı): Çok yaramaz, zeki, kurnaz (çocuk).

Şeytanın yattığı yeri bilmek: Çok kurnaz ve açıkgöz olmak; bilinmesi, hatırlanması güç şeyleri bilmek; pek çok şeyden haberdar olmak.”O ne tilkidir bilemezsin, şeytanın yattığı yeri bile bilir.”

Şıp diye geçmek: Ansızın, birdenbire geçmek.

Şifayı bulmak (veya kapmak): Hastalanmak.”Burnum akıyor, yine şifayı kapacağız desene.”

Şimdiden tezi yok: Hemen, hiç durmadan, hiç vakit kaybetmeden.”Şimdiden tezi yok, ne yapılacaksa yapılmalıdır.”

Şimşekleri üzerine çekmek: Söz ve davranışlarıyla çevresindekileri kızdırmak; rahatsız etmek; sert eleştirilerine, saldırılarına hedef ve neden olmak.”Boşu boşuna şimşekleri üzerine çektin.”

Şirazesinden çıkmak: Bozulmak, çığırından çıkmak, düzenini yitirmek.

Şom ağızlı: Hemen her olayı kötüye yoran, kötü şeyler olacağını söyleyen, ileri sürdüğü ihtimallerin gerçekleşmesinden korkulan kimse.”Milleti korkutup durma, kapa şu şom ağzını da rahatlayalım.”

Şöyle bir : Üstünde durmaksızın, gelişigüzel, üstünkörü

Şöyle bir: Üstünkörü, gelişigüzel, üzerinde durmayarak.”Şöyle bir baktım vitrindeki elbiselere”

Şöyle böyle: 1. Ne iyi ne kötü, orta derecede. 2. Hemen hemen, aşağı yukarı, yaklaşık olarak.”Şöyle böyle üç yıl oldu onunla görüşemedik.”

Şundan bundan: Belli belirsiz, önemsiz şeyler.”Eh işte, şundan bundan konuşup durduk.”

Şunu bunu bilmemek: İtiraz dinlememek, mazeret kabul etmemek, bahane istememek.”Şunu bunu bilmem, yarın akşam sizi bekliyoruz.”

Şunun şurası: Küçümseme, azımsama, yakın bir yer belirtmek istendiğinde kullanılır.”Şunun şurası on adımlık yer, gelmeyecek misin?”

Şüphe kurdu: Kişinin içini kemiren, onu tedirgin eden kuşku.”Onu arkadaşlarıyla birlikte gönderdim ama yine de içimi bir şüphe kurdu kemirip duruyor.”


DEYİMLER

deyimler-1

Deyimler Sözlüğü
A BCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?