N Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

0

N Harfiyle Başlayan Deyimlerin anlamları, açıklamaları, Deyimler sözlüğü N Harfi. Deyimlerin anlamı. N Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

N Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

ANLAMLARINA GÖRE DEYİMLER – N HARFİ

Nabız İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Namaz İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
Nankörlük İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
Nefes / Soluk İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Nimet İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Nokta İle İlgili Deyimler ve Anlamları

DEYİMLERİN HİKAYELERİ

Neler Geldi Neler Geçti Felekten, Un Elerken, Deve Geçti Elekten Deyiminin Anlamı ve Hikayesi


HARF SIRASINA GÖRE

Nasrettin Hoca’nın türbesi gibi: Her yanı açık olduğu halde, yalnız bir girişi bulunan yer için söylenir.

Na (nah) kafa: “Akılsız, düşüncesiz, kavrayışsız” anlamında alay yollu söylenir.”Anlaması mümkün değil, na kafa!”

Nabza göre şerbet vermek: Birinin hoşuna gidecek, eğilimlerine cevap verecek biçimde davranmak.”Nabza göre şerbet vermeyi iyi biliyorsun.”

Nabzı durmak: Ölmek.

Nabzına göre şerbet vermek : Birinin hoşuna gidecek, gururunu okşayacak davranışlarda bulunmak.


Nabzını yoklamak : Bir kimsenin eğilimini ve ereğini anlamaya çalışmak.

Nabzını yoklamak: Eğilimini, niyetini, düşüncelerini, arzularını anlamaya çalışmak.”İşçilerin nabzını yoklayın da zam konusunu öyle düşünelim.”

Nafile yere: Boş yere, boşu boşuna; yok yere.

Nağme yapmak : -1, Bildiği bir şeyi bilmez gibi görünmek. -2. Birini güzel sözlerle aldatmaya çalışmak.

Nah kafa : “Akılsız, kafa kafa değil ki.” anlamında birinin aklını hafifse me yollu kullanılır.

Nal deyip mıh dememek: Düşüncesinde direnmek.


Nalıncı keseri gibi kendine yontmak: Hemen her işte kendi çıkarını düşünerek hareket etmek.

Nalıncı keseri gibi kendine yontmak: Yalnız kendi çıkarını gözetmek; kendine yontmak.

Nalları dikmek : (Hayvan ya da değer verilmeyen kişiler için) ölmek.

Nam almak: Tanınmak, ünü her yerde duyulmak.

Nam vermek (salmak): Ün kazanmak, ünü yayılmak.

Namazında niyazında (namazı niyazı yerinde) : Dini görevlerini tam olarak yerine getiren kimse.

Namus belâsı: Namusunu, şerefini, itibarını korumak için katlanılan sıkıntılı durum, kabullenilen zarar ziyan.”Namus belâsına az kaldı canından oluyordu delikanlı.”


Namus belası: Namusunu ya da toplum İçindeki değerini korumak için kişinin kabullendiği zarar, katlandığı sıkıntı.

Namus sözü : Bir şeyi yapacağına dair, şeref ve onur üzerine verilen söz; şeref sözü.

Namusu İki paralık olmak : Çevresinde onuru, saygınlığı kalmamış bir kimse durumuna düşmek.

Namusuna dokunmak: Şeref ve onurunu olumsuz biçimde etkilemek

Namusunu temizlemek : -1. Bir işin içinden saygınlığını yitirmeden çıkmak. -2. Ahlak ve onuruna ters düşen bir durumdan kendini ya da il gili kimseyi öldürerek kurtulmak.

Nane molla : Zayıf, çelimsiz, dayanıksız kimseler için alay yollu söylenir.

Nane molla: 1. Dirençsiz, güçsüz kimse. 2. Çok sık hastalanan, sağlıksız kimse. 3. Üşengeç, bir iş yapmaktan kaçınan.”Ne nane molla bir adamsın, kalk da biraz çalış.”


Nane yemek : Yakışıksız davranışta bulunmak.

Nanik yapmak (birine) : Birini kızdırmak ya da onunla alay etmek için nanik işareti yapmak

Nara atmak (basmak): Yüksek sesle haykırmak, bağırmak.

Nara atmak: Yüksek bir sesle haykırmak, kabadayıca bağırmak.”Birahaneden çıkan sarhoşlar edepsizce nara atmaya başladılar.”

Narına yanmak (bir kimsenin) : Bir kimse yüzünden büyük zarara uğ ramak

Nasıl olsa : Her durumda, ergeç, mutlaka.

Nasır bağlamak (tutmak) : -1. Masır oluşma*.-2, Duygusuzlaşmak duyarlığını yitirmek

Nasibini almak Kısa ve geçid bir süre için hoşa giden bir şeyden yararlanmak, cavk almak. -2. (Olumsuz ar lamda) Söz ko nusu nitelikleri yoksun olmak:.


Nato kafa nato mermer: “Söz anlamaz, söz dinlemez taş gibi kafa” anlamında kullanılır.

Naza çekmek (kendini) : Bir şeyi yapmaya istekli olduğu halde yalvartmak amacıyla kendini isteksiz davranıyor göstermek.

Naza çekmek: Kendini ağır satmak, bir isteği yerine getirmekte yapmacıklı davranışlarla isteksiz gibi davranmak.”Kendini naza çekmeye bayılır bizim kız.”

Nazar değmek (bir şeye, birine) : Uğursuzluk, kötülük gibi olumsuz sonuçlar veren kıskanç bakışlardan ötürü fena bir duruma düşmek; göz değmek.

Nazara gelmek: Kötü ve kıskanç bakımların etkisinde kalmak

Nazarı dikkatini çekmek (celp etmek) : İlgisini, dikkatini çekmek.

Nazarı itibara almak (bir şeyi, birini) : Ona önem ve değer vermek

Nazı geçmek (birine) : Ona isteğini kabul ettirecek, yaptırabilecek kadar yakınlığı bulunmak, hatırı sayılmak

Nazı geçmek: İstediklerini yaptıracak kadar hatırı sayılır olmak.”Babası, kasabada oldukça nazı geçen bir insandı.”

Nazını çekmek: Her isteğini yerine getirmek, onu kırmamaya özen göstermek.

Ne akar ne kokar: Kimseye ne faydası ne de zararı dokunan pısırık, çekingen kimseler için kullanılır.

Ne akla hizmet ediyor? : Bir işi hangi nedenle yaptığı bir türlü anlaşıl mayan insanlar için kullanılır; hangi akla hizmet ediyor?

Ne âlâ memleket: -1. Haksızlıkların hoş görüldüğü ortam. -2. “Ne güzel, diyecek yok.” anlamında alay yollu söylenir.

Ne âlemi var? : bk. Âlemi var mı?

Ne alıp veremiyor? : “İsteği, amacı nedir?” anlamında.


Ne arar : “O kişide istenen, aranan şey bulunamaz.” anlamında; ne gezer.

Ne arıyor? (bir yerde) : “Niçin oraya gitmiş? Orada ne İşi var?” anlamında.

Ne buyrulur: “Buna ne diyorsunuz?” anlamında olumsuzluk bildirir.

Ne çare : “Çaresi yok.” anlamında acizlik anlatır.

Ne çare: Çaresi yok, elden bir şey gelmez.”Ne çare ki onu durdurmamız mümkün değil.”

Ne çıkar: 1. Ne zararı var? 2. Bir sonuç vermez. 3. Ne fayda, ne zarar umulur.”Biraz sert konuşmuşsam, ne çıkar bundan?”

Ne çıkar? : -1. “Ondan yarar da, zarar da gelmez.” -2. “Nasıl yarar umulur?” -3. “Bir sonuç vermez.” anlamlarında.

Ne çiçektir biliriz : bk. Ne mal olduğunu biliriz.

Ne de olsa: ‘Ne denli eksiği, küsuru olursa olsun; böyle olmakla bir likte.” anlamında.

Ne de olsa: Ne denli eksiği, kusuru olursa olsun; böyle olmakla birlikte.

Ne dedim de…: “Yaptığıma pişmanım, ne yaptım ki.” anlamında.

Ne demek? (ne dernek olsun?) : -1. “Bunun anlamı nedir” -2. “Böyle şey olur mu? O nasıl şey öyle?” anlamlarında.

Ne demeye”? : ‘Hangi amaçla, hangi nedenle? Niçin?” anlamında; ne diye.

Ne denir? (ne dersin?) : ‘Bu konuda söylenecek herhangi bir şey kalmadı”.’ anlamında.

Ne dese beğenirsin : Beklenmeyen, umulmayan bir söz söylendiğinde gösterilen tepkiyi anlat r.


Ne dese beğenirsin?: “Nasıl, beklenmeyen bir söz söyledi biliyor musun?” anlamında kullanılır.

Ne dîye? : “Niçin, hangi amaçla?” anlamında, ne demeye.

Ne fayda : Artık geçmişte kalan bir durum karşısında öne sürülenin ya da istenenin geçersizliğini, işe yaramadığını göstermek için kullanılır.

Ne fayda: Artık neye yarar.

Ne güne duruyor?: “Şimdi yapmazsa, ne zaman yapacak” anlamında kullanılır.”Gitsin istesin kızı, daha ne güne duruyor?”

Ne günlere kaldık!: “Eskiden daha iyiydi, zaman değişti, düzen ve usuller başkalaştı, çok kötü günler geçiriyoruz” anlamında kullanılır.

Ne günlere kaldık? : Sürüp giden düzenin bozulması, y«ni yaşama düzenlerinin ortaya çıkması karşısında özellikle olgun kuşağın isyanını gösterir.

Ne haber: -1. “Nasılsın.” -2. “Bildiğin yeni şeyler var mı?” -3. Bir tartış mada haklı 9 kanın söylediği söz.

Ne haddine: *0, bunu yapamaz, haddini bilsin.” anlamında uyarma sözü.

Ne hâli varsa görsün!: Uyarılara, öğütlere kulak asmayan insanlar için “ne yaparsa yapsın, beni ilgilendirmiyor” anlamında kullanılır.

ne hali varsa görsün: Yanlış bir yolda olduğu İddia edilen bir kişinin sÖz dinlenmezliği karşısında artık onun kendi başına bırakıldığını anlatır.

Ne hikmetse : Bilinmeyen bir nedenden ötürü.

Ne idiği belirsiz: Nereden geldiği, ne yaptığı, nelerle uğraştığı belli olmayan.

Ne idiği belirsiz: Ne olduğu, niteliği, soyu sopu, nereli olduğu bilinmeyen.”Ne idiği belirsiz bir yığın insan hükümette yer almış.”

Ne kadar olsa : “Sonuçta ne de olsa.


Ne karen ağrısıysa : Sevilmeyen rahatsızık duyulan bir kimse ya da şey için söylenir.

Ne kokar ne bulaşır: “Ne yararı, ne zararı dokunur.” anlamında; tav şan boku gibi (ne kokar, ne bulaşır).

Ne mal (meta) olduğunu biliriz : “İşe yaramayan, çevresince kötü tanı nan kişi olduğunu biliriz.” anlamında; ne çiçektir biliriz.

Ne mal olduğunu anlamak: Asıl niteliğini, işe yaramaz oluşunu, kötü niyet beslediğini anlamak.”Onun ne mal olduğunu şimdi anlarız.”

Ne mene : Bir şeyin “Ne türlü, nasıl.” olduğunu belirtmek İçin kullanılır.

Ne mene: Ne türlü, nasıl, ne çeşit?

Ne mümkün : “Olanaksız, mümkün değil.” anlamında.

Ne münasebet: -1. “Konuyla hiç ilgisi yok” -2. “öyle şey olmaz.” anlamında çıkışma amacıyla söylenir.

Ne od var ne ocak: Aşırı yoksulluğu, geçim darlığını anlatmak için kullanılır.

Ne olacak : -1. ‘Olmasa da olur, ne önemi var.” -2. Sonradan görmüş, şımarık vb anlamlarda küçümseme düşüncesiyle söylenir.

Ne oldum delisi olmak: Beklemediği bir duruma yükselip şımarmak, ölçüsüz hareketler yapmak.”Dikkat et, ne oldum delisi olan insanlar gibi olma.”

Ne oldum delisi olmak: Birdenbire özellikle maddi zenginliklere kavu şarak şımarmak.

Ne olur (olursunuz): ‘Lütfen, rica ederim, yalvarırım.” anlamında

Ne olur ne olmaz: *Ne olacağı belli değil, her ihtimale karşı” anlamında kullanılır

Ne olur ne olmaz: Her ihtimale karşı, ne olacağı belli değil.”Şemsiyeni al, ne olur ne olmaz, yağmura yakalanabilirsin.”


Ne olur: “Yalvarırım, rica ederim, lütfen” anlamında kullanılır.”Ne olur beni de götürün köye!”

Ne olursa olsun : ‘Sonuç iyi de olsa, kötü de olsa kabulüm” anlamın da.

Ne oluyor? : -1. “Ne gereği /ar.” -2. “O ne karışıyor.” anlamında.

Ne pahasına olursa olsun: Her türlü sıkıntıyı, tehlikeyi, çeşitli kayıptan göze alarak.

Ne pahasına olursa olsun: Her türlü sıkıntı ve tehlikeyi göze alarak, ne kadar büyük fedakârlık isterse istesin.”Ne pahasına olursa olsun ben bu işi bitireceğim.”

Ne selam, ne sabah : Aralarındaki dostluk bozulup ilişki kesilince konuşma, anlaşma bağının kopması durumu. –

Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet: Gözbağanın gerçekte olmayan bir işi olur gibi gösterme tutumu ile yapılan iş.

Ne söylüyorsun? : -1. “Söylediklerine dikkat ediyor musun?” anlamın da uyarı. -2. “Gerçek mi, doğru mu?’ anlamında.

Ne sularda : -1. “Saat kaçta?” -2. “Ne durumda?” anlamında sorulur.

Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü (zekeri) : “Onunla karşılaşmak ya da görüşmek yarar sağlasa bile yine de karşılaşmak, görüşmek iste mem.” anlamında.

Ne şiş yansın ne kebap : “Hiç kimseyi, hiçbir yanı zarara sokmayacak bir çözüm yolu bulunsun.” anlamında.

Ne şiş yansın ne kebap: “İki taraf da korunsun, gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun” anlamında kullanılır.

Ne tadı var ne tuzu : “Beğenip, zevk atıp mutlu olacağımız bir şey, bir durum değil.’ anlamında.

Ne tadı var ne tuzu: Hoşa gidecek, zevk alınacak, beğenilecek bir şey değil.”Ne tadı var ne tuzu yaptığım işin.”

Ne üstüme lazım : bk. Neme lazım.


Ne var ki, (nadir ki, ne. ki, şu kadar }: ‘Fakat, ancak, ama gel gelelim anlamında karşılık içeren cümleleri birbirine bağlar.

Ne var ne yok : Olanların tümü.

Ne var, ne yok? : -1. “Hangi haberler, ne gibi havadisler var? -2. “Nasılsınız?” “İşler nasıl gidiyor?” anlamında.

Ne yalan söyliyeyim : ‘İşin doğrusunu söylemek gerekirse.’ anlamın da.

Ne yapıp yapıp (edip) : Her çareye başvurarak, her yolu deneyerek.

Ne yapmalı ki (ne yaparsın ki) : “Ne çare ki, çaresiz durumda, elden bir şey gelmez” anlamında.

Ne yardan geçer ne serden: İstediği şey fedakârlığı gerektirdiği hâlde, fedakârlığa yanaşmayan ama istediğinden de vazgeçmeyen kimseler için kullanılır.

Ne yârdan geçer, ne serden : “Elde etmek istediği şey için ne feda kârlık yapmak istiyor, ne de istediğinden vazgeçiyor.” anlamında.

Ne yazar: ‘Hiçbir yararı, etkisi olmaz.” anlamında umutsuzluk bildirir.

Ne yer ne yedirir: Kimsenin yararlanmasını istemez, kendi de yararlanmaz.

Ne yüzle : Kırıcı davranışta bulunan bir kimsenin, hiçbir şey olmamış gibi ilişkisini sürdürmek istemesi halinde “Hiç utanıp sıkılmıyor mu yaptıklarından” anlamında söylenir.

Neci oluyor? : “Niçin karışıyor, ona ne?” anlamında.

Nedamet getirmek (duymak) : Pişman olmak, pişmanlık duymak.

Neden sonra: Bir süre geçince, her şey olup bittikten sonra, çok zaman sonra.”Neden sonra babam da geldi.”

Neden sonra: Çok sonra, gereğinden çok- sonra.

Nefes aldırmamak (birine) : bk. Soluk aldırmamak.

Nefes aldırmamak: Dinlenmesine fırsat vermemek, sıkıştırmak, rahat bırakmamak.”Nefes aldırmadı bize, sabaha kadar çalıştırdı.”

Nefes çekmek: -1. Sigara, pipo vb’nin dumanını ciğerlere çekmek. -2. Esrar çekmek.

Nefes etmek : Boş bir inançla hasta olan bir kişiyi iyi etmek amacıyla okuyup üflemek. (Kars. Okuyup üflemek.)

Nefes kesmek : Şaşırtıcı, heyecan verici, çok güzel olmak; soluk kesmek.

Nefes nefese gelmek: Koşarak, sık sık soluyarak, heyecanlı ve yorulmuş bir şekilde (gelmek).”Kapıdan içeri nefes nefese girdi.”

Nefes tüketmek : Bir konu ya da sorun üzerinde çok durmak.

Nefes tüketmek: Bir şeyi anlatmaktan çok yorulmak.”Boşuna nefes tüketiyorsun, baksana anlamıyor.”

Nefesi durmak : -1. Ölmek. -2. Şaşırıp kalmak.

Nefesi kesilmek (daralmak, tutulmak) : -1. Çok çalışmaktan, çok iş yapmaktan dolayı bunalmak. -2..Şaşırıp kalmak.

Nefesi kesilmek (tıkanmak): Güç soluk alacak duruma gelmek veya soluğu büsbütün durmak.”Bir yumrukta nefesini kesti adamın.”

Nefesi keskin : Hastaları okuyup üfleyerek iyileştirdiğine inanılan kimse.

Nefesi kokmak : bk. Açlıktan nefesi kokmak.

Nefesi tükenmek : Artık çalışacak, konuşacak gücü kalmamak.

Nefis mücadelesi: İnsanın kendi nefsinin isteklerini önleme çabası.

Nefsine yedirememek (bir şeyi): İstenmeyen ya da onur kırıcı bir işi kendine uygun görmemek; kendine yedirememek, onuruna yedirememek.

Nefsine yedirememek: Kendine yakıştıramamak, o şeyi yapmayı kendisi için onur kırıcı, ağır bulmak.”İki yüzlülüğü bir türlü nefsine yediremiyordu.”

Nefsini körletmek (kırmak): İsteklerini en az ölçüde karşılamak.

Nefsini körletmek: Birtakım yollarla iştah duygusunu dindirmek.”Nefsini körletmeden iyi bir kul olamazsın.”

Nefsini yenmek (zaptetmek): İsteklerini, tutkularını denetim altına almak.

Nefsini yenmek: Arzularının, ihtiraslarının önüne geçebilmek.

Neme (ne üstüme) tazım (gerek) : -1. “Bu işle ilgilenmek bana düşmez.” -2. ‘Doğrusunu söylemek gerekirse.” anlamlarında kullanılır.

Nerede akşam orada sabah : Sadece yaşamayı, eğlenmeyi, gününü gün etmeyi düşünen insanların tavrını anlatmak için kullanılır.-

Nerede akşam orada sabah: “Gece kalacağı bir yeri yok, neresi rast gelirse orada kalıp yatar” anlamında kullanılır.

Nerede kaldı ki? : Kolay olanı bile yapamazken, güç olanına el atma ya çabalayan insanların davranış biçimini göstermek için kullanılır,

Nerede kaldı? : ‘Ne yararı oldu?” anlamında olumsuzluk bildirir.

Nereden esti? : “Nereden aklına geldi, nasıl oldu da düşündün.” anlamında sitem yollu kullanılır.

Nereden nereye : -1. “Pek akla gelmeyen uzak bir İlişki içerisinde.” -2. “Gerçekleşme olasılığı az bir durum.” anlamlarında.

Nereden nereye: 1. Uzak, dolaylı bir ilişki ile. 2. Şaşılacak şey, olacak gibi değil!”Nereden nereye, kim derdi ki biz karşılaşacağız!”

Nesi var, nesi yok : “Bütün serveti, sahip’olduğu her şey.” anlamında.

Neşesi bozulmak : Rahatı huzuru kalmamak; keyfi bozulmak.

Neşesi kaçmak : Sevimli neşeli durumu yok olmak; keyfi kaçmak.

Neşesini bulmak: Neşelenmek.

Neşter vurmak (bir şeye): Bir sorunu kesin olarak çözmek, sonuç el de etmek amacıyla ele almak.

Nev-i şahsına münhasır: Kendi türünde benzeri olmayan kimse ya da şey için söylenir.

Nevri dönmek: Bir olay ya da durum karşısında çok sinirlenmek.

Nevri dönmek: Çok öfkelenmek, sinirlenip kızmak ve bu sebeple rengi değişmek.”Saygısızca konuşmaya başlayınca nevri döndü, öfkeyle elini kaldırdı.”

Neye uğradığını bilememek : Beklenmedik kötü bir şeyle karşılaşıldığında şaşırıp kalmak.

Neye uğradığını bilememek: Beklenmedik bir durumla karşılaşıp hiçbir şey yapamamak, şaşırıp kalmak.”Ocak birden alev alınca neye uğradığını bilemedi.”

Neyin nesi, kimin fesi: “Kim olduğu, ne tür karakter özellikleri olduğu bilinmiyor.” anlamında. ..

Neyse ne : “Bir yere kadar, bir dereceye kadar.” anlamında.

Nifak sokmak (çıkarmak) : Anlaşmazlık çıkarmak, ara açmak.

Nikâh kıymak : -1. Nikâh memuru, evlenecek olanların nikâh işlemini gerçekleştirmek. -2. Erkek bir kadınla evlilik ilişkisine girmek, onunla evlenmek.

Nikâh tazelemek : Ayrıldığı eşiyle yeniden evlenmek.

Nimeti ayağıyla tepmek: Çok yakınına gelmiş fırsatların, iyi durumla rın değerini bilmemek.

Nimeti bozuk: Kötü ya da islenmeyen bir işi yapacağı sezilen (kimse].

Nispet kabul etmemek : Söz konusu şeyle eşit gibi tutulamamak, aralarında farklar bulunmak.

Nispet vermek (yapmak) (birine) : Birini üzecek, kıskandıracak, kızdıracak davranışta bulunmak

Niyet etmek: Bir şeyi yapmayı zihninde tasarlamak, düşünmek.”Ona hediye almaya niyet etmişti.”

Niyet tutmak: Fala baktırırken nasıl olacağını merak ettiği şeyi ya da durumu kafasından geçirmek, bir dilekte bulunmak

Niyeti bozuk: Kötü bir davranışta bulunması beklenen, kötülük düşündüğü sezilen.”Niyeti bozuk bunların, sakın ilişmeyin.”

Nokta koymak : Sonuçlandırmak, sözü bitirmek.

Noktası noktasına : Tastamam, tıpatıp aynı.

Noktası noktasına: Tastamam, eksiksiz, tamamen, birbiriyle tıpatıp aynı.”Noktası noktasına hatırlıyorum o kavgayı.”

Not almak : öğrencinin basan durumuna uygun not vermek.

Not almak: -1. Bir şey hakkında bir yere not yazmak -2. Bir kimse ya da şeyin nitelikleri hakkında karar verilmek -3. Öğrenci yazılı ve söz lü sınavlarda belirli bir derece almak.

Not düşmek: Bir açıklama eklemek

Not düşmek: Yazılı metnin bulunduğu sayfanın bir köşesine, konuyla ilgili birkaç cümle yazmak.

Not vermek (birine, bir şeye) : -1. Bir şey ya da bir kimse için iyi ya da kötü bir kanıya varmak. -2. Öğrenciye başarısıyla orantılı bir not atmak.

Notunu vermek: Eylemlerine bakarak, olaylar karşısındaki tutumunu inceleyerek bir kişi hakkında yargıya varmak

Notunu vermek: Kıymetini tespit etmek, ne nitelikte bir kişi olduğu konusunda kanıya varmak.”Hâlâ notunu veremedin mi o adamın?”

Nuh der peygamber demez: Son derece inatçıdır, düşüncelerini bir türlü değiştirmez, söylediklerinde ve inançlarında direnir.

Nuh der, peygamber demez: Düşüncelerini, inançlarını hiçbir biçim de değiştirmeyen (kimse).

Nuh Nebi`den kalma: Çok eski modası geçmiş, köhnemiş (eşya, bina).”Nuh Nebi`den kalma bir koltukta oturuyordu.”

Nuh NebPden kalma : Çok eski, değerini yitirmiş modası geçmiş (kişi ya da nesne).

Numara yapmak (çekmek): Yalancıktan tavırlar takınarak, olmamış şeyi olmuş göstererek aldatmaya çalışmak.

Numara yapmak: Bir hareketi yalandan yapmak, bir şeyi gerçekmiş gibi söyleyerek karşısındakini aldatmak.”Ona öyle bir numara yapacağım ki şaşkına dönecek.”

Nur topu: Gürbüz, sağlıklı, çok güzel ve temiz çocuklar için söylenir.

Nutku tutulmak: Gelişen olağandışı olaylar karşısında şaşkınlıktan konuşamamak.

Nutku tutulmak: Korkudan, üzüntüden, heyecandan konuşamaz olmak.”Katili karşısında görünce nutku tutuldu.”

Nutuk atmak (çekmek): Çok uzun, sıkıcı, özden yoksun konuşma yapmak.

Nüfuz ticareti: Bulunulan mevkiin, makamın gücünü, olanaklarını özel çıkarlar uğruna kullanma.

Nüfuzu altında tutmak (bir yeri): Orayı egemenliği artında bulundurmak.

DEYİMLER

deyimler-1

Deyimler Sözlüğü
A BCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?