L Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

0

L Harfiyle Başlayan Deyimlerin anlamları, açıklamaları, Deyimler sözlüğü L Harfi. Deyimlerin anlamı. L Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

L Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

ANLAMINA GÖRE – L HARFİ:

Laf İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Leylek İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Limon İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Lokma İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları

DEYİMLERİN HİKAYELERİ

Leb Demeden Leblebiyi Anlamak Deyiminin Anlamı ve Hikayesi


HARF SIRASINA GÖRE

Laçka olmak: 1. Herhangi bir iş gevşek ve düzensiz yürütülmek. 2. Mil ya da vida gibi makine bölümleri eskiyip aşınarak işe yaramaz hâle gelmek.”Bu vidalar laçka olmuş, kol tutmuyor.”

Lades tutuşmak: İki kişi tavuğun lades kemiğini birer ucundan tutup kırarak lades oyununa başlamak

Laf (söz) altında kalmamak: Bir münakaşa sırasında söylenen her dokunaklı söze karşılık vermek, söz altında ezilmemek.

Laf (söz) aramızda: “Söyleyeceğim sözleri başka biri duymasın, bilmesin, konuştuklarımız aramızda kalsın” anlamında kullanılır.”Laf aramızda, Ali yine öç alacağım demeye başlamış.”

Laf (söz) taşımak: Aralarını açmak maksadıyla birinin bir kimse hakkında söylediği hoş olmayan sözlerini o kimseye ulaştırmak, söz getirip götürmek.”O laf taşıyıcı adamdan uzak durmalısın.”


Laf (söz) yetiştirmek: Bir söze karşılık vermekte gecikmemek, durmadan konuşmak.

Laf (söz) yok: “Kusursuz, eksiksiz, eleştirilecek bir yanı dahi yok” anlamında kullanılır.”Arkadaşıma laf yok, o mert mi mert biridir.”

Laf açmak : Söz etmek, konuşmak; söz açmak.

Laf altında kalmamak: Kendisine söylenilen alaylı, kına sözlere gere ken karşılığı vermek.

Laf anlamamak : Anlayışsız, dik kafalı, inatçı olmak; söz anlamamak.

Laf aramızda : “Konuşacaklarımız aramızda kalsın.” anlamında.


Laf atmak (birine): -1. Bir erkek tanımadığı bir kadına uygunsuz ya da hoşa gidici sözler söylemek. -2. Ona sözle sataşmak. -3. Çene Çalmak, söyleşmek.

Laf atmak: 1. Dokunaklı sözlerle sataşmak, uzaktan işittirmek. 2. Karşılıklı söyleşmek, konuşmak. 3. Sözle sarkıntılık etmek.”Laf atarak beni tahrik etmeye çalışıyorlardı.”

Laf çıkmak : Asılsız bir haber, söylenti, konuşma konusu haline getiril mek ; söz çıkmak.

Laf dinlemek : bk. Söz dinlemek.

Laf düşmemek (birine): -1. Başkalarının yanında kendisinin söz söy lemesi yakışık atmamak. -2. Konuşma sırası kendine gelmemek; söz düşmemek.

Laf ebesi: Çok konuşan, herkese taf yetiştiren (kimsei,

Laf ebesi: Söyleyecek sözü bol olan, her söze karışan, herkese söz yetiştiren, çok konuşan.”Laf ebeliğini bırak da ne söyleyeceksen söyle!”


Laf etmek : -1. Konuşmak. -2. Dedikodu konusu yapmak.

Laf etmek: 1. Konuşmak. 2. Bir şeyi dedikodu konusu yapmak.”Akşam buluşalım da iki çift laf edelim.”

Laf geçirememek : bk Söz geçirememek.

Laf işitmek : Azarlanmak, paylanmak; söz işitmek.

Laf işitmek: Birisi tarafından paylanmak, azarlanmak,”Çabuk ol, senin yüzünden laf işiteceğiz öğretmenden.”

Laf kaldırmamak: Onuruna dokunan sözlere tepki gösterip karşılık vermeye yeltenmek; söz kaldırmamak.

Laf kıtlığında asmalar budayayım : Boş konuşanlarla alay etmek için kutlanılır.


Laf lafı açmak: Bir sözden (konudan) başka bir söze (konuya) geçmek.

Laf ola (beri gele, torba dola) : Bir sözün saçma, anlamsız olduğunu belirtmek için söylenir.

Laf olmak : Dedikodu yapılmak; söz olmak.

Laf olsun diye : Belirli bir amaç gözetmeden, gelişigüzel.

Laf olsun diye: Rastgele, belli bir amaç gütmeden.”Kızma canım, laf olsun diye söylemiştir o sözleri.”

Laf söyledi balkabağı: “Şu aptalım söylediği lafa bak!” anlamında.

Laf taşımak : Bir kimsenin aleyhinde söylenenleri gidip o kimseye an latmak.

Laf yetiştirmek: Söylenen sözlere anında karşılık vermek; hiçbir sö zün altında kalmamak.


Laf yok : Kusursuz, mükemmel, iyi; söz yok.

Lafa boğmak (birim): Onun konuşmasına, tek bir sözcük bile söylemesine fırsat vermemek.

Lafa boğmak: Birinin söz söylemesine fırsat vermeyip meseleyi gereksiz ve boş sözlerle anlaşılmaz kılmak, gürültüye getirip uzatmak.

Lafa tutmak (birini) : Konuşmayı uzatıp onu işinden alıkoymak.

Lafa tutmak: Birini konuşarak, gereksiz meseleler anlatarak işinden alıkoymak.”Onu biraz lafa tutup oyalamaya başladılar.”

Lafı (sözü) ağzına tıkamak: Birinin sözünü bitirmesine fırsat vermemek, onu susmak zorunda bırakmak, konuşmasını önlemek.”Ağzını açar açmaz lafı ağzına tıkadılar adamcağızın.”

Lafı (sözü) ağzında gevelemek: Söylemek istediğini açık olarak bir türlü söyleyememek, şundan bundan bahsetmek.”Beni görünce şaşırdı, lafı ağzında gevelemeye başladı.”

Lafı (sözü) çevirmek: Konuşmasının sakıncalı bir biçim aldığını fark edince söze başka bir yön vermek, başka konuya geçmek.”Beni görünce birden nasıl da sözü çevirdi.”

Lafı ağzına tıkamak : Bir kimsenin konuşmasını beğenmeyip uygun cevapta susturmak; sözü ağzına tıkamak.

Lafı ağzında gevelemek : Söyleyeceklerini açık bir biçimde dile getirememek; sözü ağzında gevelemek.

Lafı ağzında kalmak: Söyleyeceğini söylemeye zaman bulamamak, konuşmasını bitirememek.

Lafı çevirmek: Sakıncalı olduğunu anlayınca konuşmayı başka bir ko nuya çevirmek; sözü çevirmek.

Lafı değiştirmek : Başka bir konuya geçmek, konuşma konusunu değiştirmek

Lafı mı olur : ‘Ne önemi var?” anlamında; sözü mü olur.

Lafı yabana atmamak: Söylenen sözlere değer vermek; sözü yaba na atmamak.


Lafını (sözünü) bilmek: Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.”O daima lafını bilir bir insan olmuştur.”

Lafını (sözünü) etmek: Bir şey üzerinde konuşmak.”Artık lafını etmeyin şu adamın!”

Lafını balla kestim : Konuşan bir kimseden konuşmasını kesip kendisi ne konuşma fırsatı vermesi için söylenen özür sözü.

Lafını bilmek: Tutarlı, bilinçli olmak; sözünü bilmek.

Lafını etmek : bk. Sözünü etmek.

Lafını kesmek: bk. Sözünü kesmek.

Lafta kalmak : Bir söz yerine getirilmemek, iş bir türlü gerçekleştirmemek; sözde kalmak.

Laftan anlamak: Anlayışlı olmak, söz dinlemek; sözden anlamak.

Lahavle çekmek (okumak) : Öfkeli, sıkıntılı vb. durumu yatıştırmak için “Lahavle” ile başlayan Arapça duayı okumak.

Lâhavle çekmek: Sıkıntıyı, öfkeyi gidermek, sabır telkin etmek için “Lâhavle” ile başlayan duayıokumak. “Lâhavle çekmeden başka bir şey yapamadım.”

Lakap takmak (birine) : Bir kimseye ya da aileye kendi adının dışın da herhangi bir özelliğine uygun bir ad vermek.

Lakayıt kalmak : bk. Kayıtsız kalmak.

Lakırdı etmek: Konuşmak, söyleşmek

Laklak etmek: Şundan dundan söz etmek; havadan sudan konuşmak.

Lamı cimi yok : “Başka çaresi yok, bu ne olursa olsun yapılacak.” anlamında.


Lamı cimi yok: “Hiçbir bahane, itiraz, mazeret, duraksama, karşı gelme yok” anlamında kullanılır.”Lamı cimi yok, bu akşam bize geleceksiniz, tamam mı?”

Lanet okumak (birine) : Bir kimsenin, Tanrfnın merhametinden yok sun kalmasını, Tanrı’nın gazabına uğramasını dilemek.

Lanet olsun : “Allah kahretsin!” anlamında.

Lastikli konuşmak: Her anlamlara gelebilecek biçimde konuşmak.

Lastikli söz: Değişik mânâlara gelen söz.

Leb demeden leblebiyi anlamak: Daha sözün başında ne demek istediğini anlamak, anlayışlı ve kavrayışlı olmak.

Leke sürmek (birine) : Ona suç yüklemek, onu lekelemek. (Kars. Çamur atmak, kara çalmak.)

Leke sürmek: Suç yüklemek, birinin onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak.”Zorla kadıncağıza kara bir leke sürdüler, Allah`tan hiç korkmadılar.”

Lep demeden leblebiyi anlamak : Bir kimse sözünü bitirmeden ne demek istediğini anlayıvermek.

Leş gibi: -1. Çok pis (yer). -2. Rahatsızlık veren, ağır (koku). -3. Yor gun bir biçimde.

Leşini çıkarmak: Çok feci dövmek.”Beş kişiydiler, adamın leşini çıkardılar.”

Leşini çtkarmak: Bir kimseyi kıpırdayamaz duruma gelinceye dek dövmek; pestilini çıkarmak.

Leşini sermek : -1. Ölümle tehdit etmek. -2. Çok dövmek.

Leşini sermek: Öldürmek.”Ben de onun leşini sermezsem…”

Leyleği havada (ayakta) görmek : O yere göç eden leyleği ilk kez havada uçarken gören kişi, o yıl kendisinin de oradan oraya gezece ğine inanmak ya da yıl içinde oradan oraya durmaksızın gezmekte oluşunu, o yıl leyleği itkin havada uçarken gördüğüne bağlamak.


Leyleğin ömrü laklakla geçer: Bir işi tasarlayan fakat gerçekleştire meyen kimse için alay yollu söylenir.

Leyleğin yuvadan attığı yavru: Yakınlarından ilgi görmeyen, çevresinin uzaklaştırdığı kimse.

Lokma ağzında büyümek: Herhangi bir sebepten, acı ya da üzüntüden dolayı lokmasını yutamamak, yiyememek.”Ağzında lokmalar büyümeye başladı, gözleri dolu dolu oldu.”

Lokmasını saymak: Birinin ne kadar yediğine bakmak, çok yiyeceğinden korkmak.

Lök gibi oturmak : Bütün ağırlığıyla bulunduğu yeri kaplarcasına oturmak.

Lök gibi oturmak: Bir yere bütün ağırlığıyla çökmek, oturup kalmak.”Sedire lök gibi oturunca gacur gucur sesler duyuldu.”

Lügat paralamak: Anlaşılmaz, ağdalı bir biçimde konuşmak, yazmak.

Lügat paralamak: Anlaşılmaz, süslü, parlak, ağdalı, konuşma dilinde geçmeyen kelimelerle konuşmak.”Lügat paralamak hoşuna gitmeye başlamıştı.”

Lüpe konmak: Değerli bir şeyi bedavadan, emek sarf etmeden ele geçirmek.

DEYİMLER

deyimler-1

Deyimler Sözlüğü
A BCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ



Yorum yapılmamış

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?