Ü Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

0

Ü Harfiyle Başlayan Deyimlerin anlamları, açıklamaları, Deyimler sözlüğü Ü Harfi. Deyimlerin anlamı. Ü Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

Ü Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

ANLAMINA GÖRE

Ümit – Umut İle İlgili Deyimler ve Anlamları
Üzüm İle İlgili Deyimler ve Anlamları

HARF SIRASINA GÖRE

Üç aşağı beş yukarı: Az bir farkla, az fazla ya da az eksik olmak üzere, yaklaşık olarak.”Üç aşağı beş yukarı anlaşırız, merak etme.”


Ücreti (ücretleri) dondurmak:Ücretlerin yükselmesini önleyici önlem almak

Üç aşağı beş yukarı: Belli bir sayıdan biraz eksik ya da biraz fazla, az bir farkla, yaklaşık olarak; beş aşağı beş yukarı.

Üç buçuk atmak: Çok korkmak, korku içinde olmak, istenmeyen bir durum olacak diye korkup durmak.

Üç buçuk atmak: İstenmeyen bir durum oluşacak’ diye korku içinde kalmak, tedirgin olmak.

Üç gün yatak, dördüncü gün toprak: Aa çekmeden, uzun süre has ta yatmadan ölme dileği.


Üç günlük ömür: Ömrün kısalığını anlatır.

Üç otuzluk: Yaşı hayli ilerlemiş (kimse).

Üçe beşe bakmamak: Alışveriş sırasında alıcı ya da saba malın biraz ucuza ya da pahalıya satılıp alınmasına önem vermemek, çok pazarlık etmemek

Üçe beşe bakmamak: Alışverişte fiyat konusunda küçük farkları önemsememek, almak ya da satmak konusunda cimri davranmamak.”İstediğini üçe beşe bakma, mutlaka al.”

Üçkâğıda gelmek: Dolandırılmak, aldatılmak.

Üçkağıt açmak : Dolandırmak, aldatmak


Ümide düşmek (kapılmak): Bir şeyin gerçekleşeceğine inanmak, umut etmek, umutlanmak; umuda kapılmak.

Ümidini kesmek (ümidi sönmek) : Umudu kalmamak, artık ummaz duruma gelmek; umudunu kesmek.

Ümidini kesmek: Artık ummaz olmak, olacağını beklememek, kavuşamayacağını anlamak.”Ümidimi kestim iyice, kocam artık geri dönmeyecek.”

Ümit (umut) bağlamak (bir şeye) (birine): -1. Onun olacağını um mak -2. İstediği şeyin onun tarafından yapılacağını ummak

Ümit dünyası: Gerçekleşmesi güç olan şeyleri ummanın hoş görülmesi gerektiğini anlatır; umut dünyası.

Ümit kapısı: Umutla bağlanılan durum ya da yer; umut kapısı.

Ümitsizliğe düşmek: Gerçekleşmeyeceğine, olmayacağına inanmak.”Ümitsizliğe düşme bu kadar, belki geri gelir.”


Ün kazanmak: Adı her yerde duyulmak, şöhreti herkesçe bilinir olmak.”O cihana ün salmış bir güreşçidir.”

Ürküntü vermek (birşey birine) : 0 şey onun ürkmesine yol açmak, onu ürkütmek.

Üst baş : Giyimle ilgili eşyalar, giyim kuşam.

Üst baş: Kılık kıyafet, giyim kuşam.”Üstüne başına hiç bakmaz ki o.”

üst perdeden (konuşmak) : Çok yüksek sesi ya da çevresindekileri âdeta küçük görerek (konuşmak).

Üst perdeden konuşmak: 1. Üstünlük taslayarak konuşmak. 2. Çok yüksek sesle konuşmak.”Üst perdeden konuşmaya bayılır.”

Üst üste : -1. Tekrar tekrar, birbiri arkasından: -2. Birbirinin üstüne.


Üste çıkmak : -1. Suçlu olduğu halde kendini suçsuz göstermek -2. Kendisinin suçlu olduğunu söyleyenleri suçlamayı başarmak (Kars. Zeytinyağı gibi üste çıkmak.)

Üste çıkmak: Suçlu olduğu hâlde suçsuz durumda olduğunu söyleyip karşısındakini suçlamak.”Bir an önce bu işten kurtulmak için üste çıkmayı başarmalıyım diye geçirdi içinden.”

Üste vermek: Fazladan ödeme yapmak.”Üste bir milyon verdiler ama bu arabayı değişmedim.”

Üstesinden gelmek : Üzerine aldığı işi başarıyla tamamlamak; uhde sinden gelmek.

Üstesinden gelmek: Becermek, üzerine aldığı işi başarmak, yapmak.”Hiç endişelenme sen, üstesinden gelecektir o işin.”

üstü başı dökülmek : Giysileri çok eski ve biçimsiz, yırtık pırtık olmak

Üstü başı dökülmek: Kılık ve kıyafeti çok eski olmak, perişan durumda bulunmak.

Üstü kapalı {örtülü) konuşmak: Anlatmak istediğini açık seçik söylemeden, dinleyenlerin anlayışına bırakmak.


Üstü kapalı konuşmak: Açık, kesin ifadeler kullanmadan konuşup dinleyenin kavrayışına bırakmak.”Niçin üstü kapalı konuştuğunu bir türlü anlayamıyordu.”

Üstüme iyilik sağlık (üstünüze şifalar): -1. “Allah korusun” anlamında. -2. Çok şaşkınlık verici durumlar karşısında kullanılır. -3. Kötü bir durumdan söz edilirken konuşanın dinleyene söylediği esenleme sö zü.

Üstün bulmak (görmek) (birini, bir şeyi): Onu başkalarından ya da başka şeylerden değer!! bulmak (görmek).

Üstün gelmek (birinden, bir şey der) : Birinden ya da bir şeyden daha başarılı olmak, daha ileri gitmiş olmak; galip gelmek.

Üstünde (üzerinde) kalmak: Bir mal artırma sonucu ya da kimse sahip çıkmadığı için kendisinde kalmak.

Üstünde (üzerinde).durmak: Bir işe ya da kimseye önem vermek, onunla yakından ve sürekli ilgilenmek.

Üstünde durmak: Bir işe önem vermek, o işle yakından ilgilenmek, uğraşmak.”Şu işin üstünde dur biraz, yoksa sonun kötü olacak.”

Üstünde kalmak: Artırma ya da eksiltme sırasında onda kalmak. 2. Suçlanmak.”Onlar kaçıp gittiler, kabahat bizim üstümüzde kaldı.”

Üstünden (şu kadar zaman) geçmek: Aradan (şu kadar) zaman geçmek.”Üstünden şu kadar zaman geçmesine rağmen hâlâ borcunu ödemedi.”

Üstünden (üzerinden) (şu kadar) zaman geçmek : Aradan uzunca bir süre geçmek, artık unutuluyor olmak.

Üstünden (üzerinden) dökülmek :Giysileri üzerine uymamak, bol ve biçimsiz olmak.

Üstünden atmak: Başından savmak, bir şeyi ödev olarak kabul etmemek, başkasını ilgilendirdiğini belirtmek.”Bu iş senin, sakın üstünden atayım deme.”

Üstünden dökülmek: Bir giysi bol ve biçimsiz olmak, yakışmamak.

Üstüne (üzerine) ağırlık gelmek: Durulmak, ağır başlı olmak.’

Üstüne (üzerine) almak (bir şeyi) : -1. Bir işi yapmayı kabul etmek. -2. Onu ödev edinmek. -3. Olumsuz bir sözün ya da kaba bir davranışın kendisi İçin söylenmiş ya da yapılmış olduğunu sanarak bun dan tedirginlik duymak.


Üstüne (üzerine) atmak (suçu birinin): Bir suçu, suçsuz olan bir kişinin işlediğini söylemek, suçu birine yüklemek.

Üstüne (üzerine) basmak: -1. Yerinde bir düşünce ileri sürmek, tahminde bulunmak. -2. İyice belirtmek.

üstüne (üzerine) bir bardak (soğuk) su içmek : Başkasında bulu nan malını, parasını almaktan artık umudunu kesmek, unutmak.

üstüne (üzerine) çekmek: -1. Kapıyı kapatmak. -2, Dikkat, şüphe vb’nin kendisine yönelmesine yol açmak

Üstüne (üzerine) düşmek : -1. Bir çocuğu ya da kimseyi sevme ve ko rumada aşırı davranmak -2. Bir şeyi elde etmek için çok çaba haıca-mak.

Üstüne (üzerine) düşmek: 1. Bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak. 2. (Çocuğu) sevme ya da korumada çok ileri gitmek.”Şu çocuğun üstüne bu kadar düşmeyelim, şımardıkça şımarıyor, neredeyse başımıza çıkacak.”

Üstüne (üzerine) geçirmek (bir şeyi) (birini): -1. Bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak. -2. Evlat edindiği çocuğu nüfusuna yazdır mak

Üstüne (üzerine) gelmek: Bir şeyin ya da sözün yapılması ya da konuşulması sırasında çıkagelmek.

Üstüne (üzerine) gitmek : -1. Karışmak, uğraşmak. -2. Dövmek amacıyla üzerine yürümek.

Üstüne (üzerine) gül koklamamak : O kişiyi (eşini, sevgilisini) çok fazla sevmek, bir başkasını o denli sevmemek.

Üstüne (üzerine) kalmak : Bir işi yüklenmek durumunda kalmak.

Üstüne (üzerine) koymak: Eklemek, katmak.

Üstüne (üzerine) olmamak : -1. Daha üstünü bulunmamak. -2. Hiç ilgilenmemek.

Üstüne (üzerine) oturmak (yatmak) : Aldığı borcu geri vermemek, başkasının malını kendi malı gibi saymak.

Üstüne (üzerine) ölü toprağı serpilmiş gibi: Cansız, tembel, uyuşuk, miskin kimsenin bu durumunu belirtmek için söylenir.


Üstüne (üzerine) titremek : Çok sevdiği şeyi ya da kimseyi Özenle ko rumak, bir kötülük gelmemesi için çok uğraşmak.

Üstüne (üzerine) toz kondurmamak : özellikle sevilen kişinin ya da şeyin bir eksiği ya da kusuru olduğunu kabul etmemek

Üstüne (üzerine) tuz biber ekmek : Bir felaketin acısını arttıran davra nışta bulunmak ya da başka bir kötü olay olmak.

Üstüne (üzerine) tüy dikmek : Kötü bir durumun üzerine daha kötüsü gelmek.

Üstüne (üzerine) varmak: -1. Birinin bir şey yapmasını ısrarla istemek. -2. Ona saldırmak. -3. {Kadın için) Evli bir kadının kocasıyla ev lenmek.

Üstüne (üzerine) vazife olmamak :O iş kendisini uzaktan yakından ilgilendirmemek; o iş onun görevi olmamakvv.

Üstüne (üzerine) yatmak : Aldığı borcu ya da malı, eşyayı geri vermemek.

Üstüne (üzerine) yıkmak (bir şeyi): -1. Bir suçu başkasına yüklemek, -2. Bir işin sorumluluğunu, ağırlığını başkalarına yüklemek.

Üstüne (üzerine) yok ; “Bu kimse ya da şey en i/i niteliklerle bezenmiş, bundan daha iyisi yok, olamaz da.” anlamında.

Üstüne (üzerine) yürümek: Korkutmak, yıldırmak amacıyla saldıracakmış, dövecekmig gibi davranmak

Üstüne (yatmak) oturmak: Hiç hakkı değilken başkasının malını kendine mal etmek.”Vakıf mallarının üstüne oturdu adam, nasıl yaptı, vicdanı nasıl el verdi bilmiyorum.”

Üstüne almak: 1. Alınmak, bir hareketin kendisine karşı yapıldığını sanarak kaygılanmak. 2. Bir görevi üstlendiğini kabul etmek.”Her sözü üstüne alma lütfen!”

Üstüne atmak: Kendi kaptığı bir suçu birine yüklemek.”Camı kendi kırdı ama suçu arkadaşının üstüne attı.”

Üstüne basmak: 1. Yerinde bir fikir beyan etmek. 2. İyice belirtmek.”Üstüne basa basa anlat, baban çok mağdurmuş de!”

Üstüne bir bardak (soğuk) su içmek: O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.”Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!”


Üstüne fenalık gelmek: Aşırı ölçüde sıkılmak, çok bunalmak.

Üstüne geçirmek: 1. Bir malın tapusunu kendi üzerine yazdırmak ya da çıkartmak. 2. Bir çocuğu evlât edinmek, kendi nüfusunu kaydettirmek.”Evi üstüne geçirmiş dedem, doğru mu?”

Üstüne gelmek: Bir şey konuşulurken ya da yapılırken çıkagelmek.

Üstüne gül koklamamak: Sevdiği birinden başkasını sevmemek, başkası ile ilişki kurmamak.

Üstüne titremek: Pek fazla sevgi, özen göstermek; zarar gelmesin diye itinalı davranmak.”Öğrencilerinin üstüne böyle titreyen bir öğretmen daha görmedim.”

Üstüne toz kondurmamak: Bir şeyin kusur, eksiği olduğunu kabul etmemek.”Çocuğunun üstüne hiç toz kondurmuyor.”

Üstüne tuz biber ekmek: Bir üzüntüyü, derdi, kusuru artıracak durum oluşturmak.

Üstüne üstüne (üzerine üzerine) gitmek: -1. Güçlüklerden yıl m ayıp onlarla uğraşmak -2. Didinmek -3. Durmadan bir şeyin ya da kimse nin üstüne yürümek.

Üstüne üstüne gitmek: 1. Bir konuda bir kimseye sürekli baskı yapmak. 2. Güç bir şeyden yılmayıp, sonucu tehlikeli de olsa, çekinmeden o şeyle uğraşmak.”Biliyorum zor ama üstüne üstüne gitmelisin, ancak o zaman başarabilirsin.”

Üstüne varmak: 1. Bir şeyi yapmasını zorlayarak istemek. 2. Bir kadın, evli bir erkekle evlenmek.”Demek tükürdü sana; üstüne varma, zorlama demedim mi sana?”

Üstüne yıkmak: 1. Kendi işlediği bir suçu başkasına yüklemek. 2. Kendisinin de sorumlu olduğu bir işin ağırlığını başkasına yüklemek.”Evin geçim yükünü annenin üstüne yıkmışlar, sorumsuzca yaşıyorlar.”

Üstüne yürümek: Yıldırmak, korkutmak amacıyla saldıracakmış gibi yapmak; ya da saldırmak.”Öfkeyle delikanlının üstüne yürüdü.”

Üstünlük duygusu {kompleksi}: Kendini herkesten üstün ve iyi gör me duygusu.

Üstünüze (üzerinize) afiyet (sağlık): Hastalıktan söz ederken, karşısındakilerin buna tutulmaması dileğiyle söylenen esenleme sözü.

Üvey evlât gibi tutmak (saymak) : Horlamak, haksızlık etmek, iyi davranmamak, küçümsemek.”Dokunma bana, beni hep üvey evlât gibi tuttun, ne zaman yaklaştıysam sana köşe bucak kaçtın benden.”


Üzüm üzüm üzülmek: Haddinden fazla, çok üzülmek.”Anneciği üzüm üzüm üzülüyor ama bir çare bulamıyordu.”

Üzümün çöpü var, armudun sapı var demek : Her şeyde bir eksiklik bulmak, bir şeyi güç beğenir olmak.

DEYİMLER

deyimler-1

Deyimler Sözlüğü
A BCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?